<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982</id><updated>2011-11-27T16:59:54.703-08:00</updated><category term='meditasyon'/><category term='çare'/><category term='şifa'/><category term='bütünsel tıp'/><category term='akapunktur'/><category term='tedaviler'/><category term='tedavi'/><category term='stres'/><category term='enerji'/><category term='tamamlayıcıtıp'/><category term='Multi Skleroz'/><category term='nefesteknikleri'/><category term='nefes teknikleri'/><category term='alternatiftıp'/><category term='nefes'/><category term='bioenerji'/><category term='alternatif'/><category term='ms'/><category term='mshastalığı'/><category term='yaşam'/><category term='hastalık'/><category term='sağlık'/><category term='reiki'/><category term='kronik'/><category term='insan'/><title type='text'>Kendi Kendine Tedavi</title><subtitle type='html'>Bu blog bizlere öğretilmeyen alıştığımız dışarıdan gelen tedavi metodlarının yanında kendi iyileşme potansiyelimizi göstermek amacıyla oluşturulmuştur,biz inansakta inanmasakta bu dünyadaki en gelişmiş teknonojilerden çok daha üstün bir bilgeliğe ve sisteme sahip olan insan bedenin kendisidir.Bu bilinç ve enerji sistemi iyice anlaşılırsa hertürlü hastalığın aynı şekilde kişinin kendi bireysel çalışması ile olumlu sonuçlar alacağı ortaya çıkar.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>52</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-5562877132251681129</id><published>2011-01-12T14:13:00.001-08:00</published><updated>2011-01-12T14:31:22.419-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><title type='text'>Sağlık ve Hastalık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_c_ymIt6ZUzQ/SwwMvys7ltI/AAAAAAAAAJ0/7YrCrO2fw2Q/s1600/Health3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 390px; height: 354px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_c_ymIt6ZUzQ/SwwMvys7ltI/AAAAAAAAAJ0/7YrCrO2fw2Q/s1600/Health3.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel olarak hastalandığımızda, hayata karşı yaklaşımımız, zihinsel ve duygusal dengemiz bundan kaçınılmaz bir şekilde etkilenir ve hayal kırıklığı ya da ümitsizlik hisleri içerisine gireriz. Aynı şekilde kendimizi üzgün, mutsuz ya da kızgın hissettiğimizde genellikle fiziksel olarak da ıstırap çekeriz: Başımız ağrır, midemiz bulanır ya da kaslarımız ağrır. Fakat mutlu ve neşeli olduğumuzda ise bedenimiz canlı, enerjik ve sağlıklıdır. Zihin ve beden arasında direkt bir ilişki vardır. Biri diğeri olmadan etkilenemez, Eylem daima düşünceyi izler ve biz ne düşünüyorsak o oluruz. Bu, hastalandığımızda ya da iyileştiğimizde ne olduğunu daha iyi anlamamız içinönemli bir noktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş insan hastalıklar karşısında şaşkına dönmüş durumdadır. Baş ağrıları, soğuk algınlığı, kabızlık hatta kansere bile o kadar alıştık ki bu türden rahatsızlıkların gerçekten ender olaylar olması gerektiğini unuttuk.Yine hastalık, yaşantımıza o denli derinden kök salmıştır ki, çok hatalı bir şekilde onu normal karşılar durumdayız. Pek çok operasyonlar geçiriyor, büyük miktarlarda ilaç tüketiyoruz, Ve öyle ki sağlık durumumuz sosyal tartışmaların ana konusu haline gelmiştir. Fiziksel sorunlardan, bizimle pek ilgisi yokmuş gibi ve neredeyse bize başkaları tarafından empoze edilmiş şeyler gibi bahsediyoruz. Bedensel güçlüklerimizi istenmeyen bir mal gibi taşıyor, yine de onlardan kurtulmayı istemi­yoruz. Hastalıklarla öylesine içli dışlı olduk ki onlarsız hayat, doktora gitmeden, reçeteyazdırmadan, şikayet edecek bir şeyimiz olmadan yaşamak bizi telaşa düşürüyor. Ulaştığımız noktada içgüdü ve sezgilerimizle olan temasımızı bütünüyle kaybetmiş ve hastalıkların Tanrı'nın buyruğu olduğuna inanacak, kontrolumüzün dışında olduğunu kabul edecek bir duruma gelmiş vaziyetteyiz. Sağlık, yalnızcajiyi bir kadere sahip görürken şanslı birkaç kişinin elindedir. Onlar acı çeken geri kalanlarımız gibi değillerdir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar meselenin üzücülüğü meydandaysa da daha acı gerçek, sağlık ya da hastalıkla davranışlarımız ve hayat tarzımız arasındaki ilişkinin bilinip uygulanmasındaki kavrayış eksikliğinin görülmesidir. Zihin ve bedenin karşılıklı olarak birbirlerini etkilediklerini kabul etmediğimiz için ileriye doğru adım atamıyoruz. Sonuçta biz kendi bedenimiziz. Başka birisinin bedeni değiliz ve kendi bedenimizden ayrı değiliz. Beden vasıtasıyla kendimizi ifade ediyor ve çevremizdeki dünya ile ilişki kuruyoruz. Bedenimiz, bizim ifade aracımız olduğuna göre, neysek onu ifade edecektir. Bedenimiz hastaysa, bir parçamız hasta demektir. Hasta olmak bizden ayrı birşey değildir. Hastalık, varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimizi mikroskobun altına koyamadığımız için onun yerine hücrelerimizi yerleştirdik ve sadece beden üzerindeodaklanarak zihin ve beden arasındaki bütünsel ilişkiyle olan temasımızı yitirdik. Örneğin, iletişim kurma, "içimizi dökme" ihtiyacı ile öksürüğümüz arasında bağlantı kuramıyoruz. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırıyoruz. Gerginlik ve omuzlarımızdaki yük hissini,içimizde uzun süre tuttuğumuz suçlulukla birleştiremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yerine zamanla, omuzlar bükülüyor ve sorunlanmıza geri dönüyoruz. Ve suç aynen kalıyor. Ya dakabızlığı, işleri oluruna bırakmaktaki yetersiz1iğimize veya doğal olmayışımıza bağlayamıyoruz. Bir müshil alıyor ve sabitleşmiş davranış kalıplarımız içinde yaşamaya devam ediyoruz , sonuçta direncimizi kaybedip hasta oluncaya kadar, korku veya endişe bizitüketip, canlıhkve enerjimizi yok ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin ve beden arasindaki ilişki, aslında öylesine bütünleşmiştir ki, psikolojik ya da duygusal  sebepleri bulunamayacak hemen hemen hiçbir hastalık yoktur. Bedenin farklı bölgeleri farklı psikolojik durumları yansıtır ve tüm varlığıınızı kapsayan sürekli bir enformasyon değiş tokuşu vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün hastalıkların zihinden kaynaklandığı konusunda tüm şifa uzmanlan birleşmektedirler. Fakat aynı zamanda zihnin pek çok seviyelerden oluştuğunu da hatırlamak gerekir. Bedenimizde her birinin kendi özel fonksiyonu olan farklı bölgelerden düşünüp hissettiğimiz fikrine dönersek, bunu anlamak kolaylaşır. Düşünce olarak verdiğimiz daima o anda bedenimizde sıktığımız bölgeye geri dönüp yerleşecektir. O an hep bi­zimle yaşar; nitekim biz onu yargılanmızda, korkularımızda, illüzyonlarımızda hapseder ve özgür olamayız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklar günden güne artmaktadır, çünki yaşamımız giderek artan baskılar tarafından eş zamanlı olarak tehdit edilmektedir. Stres hastalığı azdıran en temel faktördür. Asabilik, öfke, endişe, ümitsizlik, korku, şok, hayal kırıklığı, kuruntu, keder, suçluluk, kin, nefret, depresyon, kararsızlık, baskı, yalnızlık, üzüntü, obsesyon, darılma, gürültü vs. gibi haller stres e sebep olur. Stres içsel gerilim oluşuncaya, kaslar sıkışıncaya kadar birikir. Sıkışmış kaslar kan akışını ve sinirlerin fonksiyonunu etkiler. Bunlar da sırayla salgı bezlerini etkilerler. Tüm fiziksel yapımızın düzenli bir biçimde çalışması, dolaşım, sinir ve hormonal sistemlerin işlevlerini uygun şekilde yerine getirmelerine bağlıdır. Bu düzen bozulmaya başladığında, fiziksel rahatsızlıklar baş gösterır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer stresin sebeplerini bulabilir, gevşemeyi geliştirebilir, zihni sakinleştirebilir ve iç huzur duygusunu keşfedebilirsek, o zaman kaslar rahatlatılabilir: Böylece sıkışmış damarlar ve sinirler serbest kalarak yeniden düzenli bir şekilde iş görürler. Salgı bezleri ve organlar öz gıdalarla yeniden beslenir ve sonuçta fiziksel iyileşme başlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal kırıklığı, öfke ya da suçluluk gibi duyguları mikroskobun altına koyamayacağımıza göre, tutucu tıp arızalı organ ve dokuları rahatlatmak ya da yatıştırıcılar ve anti depresanlar vermek suretiyle yardım etmeye çalışmaktadır. Bu aynen, tekrar olmayacağı umuduyla duvardaki bir çatlağı sıvamaya benzer. Sorunun gerçek sebebini halletmez. Sağlığın doğal bir şekilde meydana gelmesi için yapılan daha derin seviyede iyileştirme; stresi, stresin sebeplerini. ve meydana getirmiş olduğu etkileri ortadan kaldırmak demektir. Açıkçası tıp uzmanları ile şifacılar arasında oluşacak yakın irtibat, hepimiz için yararlı olabilir. İnsan yalnızca fizik beden değildir, sadece zihin olmadığı gibi. Varlığının tüm yönleri -zihinsel, duygusal, fiziksel ve spiritüel- bütünün sağlığı ile yakından ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada doğal şifa ile tutucu tıp arasındaki bir başka farkı. işaret etmek enteresan olacaktır: Bir doktor, hastasının rahatsızlığını anlatmasını isteyerek onu dirileyecek ve daha sonra insan bedeni hakkındaki bilgisine dayanarak sorunu teşhis edebilecektir. Oysa bir şifacı, hastalık ya da arızalı bölge hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadan sadece enerjiyi gönderecek ve bedene giren ruhsal enerji doğal bir biçimde zayıı bölgelere ulaşacaktır. Eğer işin içinde teşhis olsaydı, tedavi sorun üzerinde yoğunlaşacak ve sorunun esas sebebine derinlemesine temas edilmeyebilecekti. Semptomları teşhis etmemekle enerjiye, müdahalemiz olmadan çalışması için izin vermiş oluruz. İşleyen sürece güvenip sadece bir aracı rolü oynadığımızı kabulederiz. Böylece kişisel benliğimizi en az derecede işin içine katmakla daha etkili ve kapsamlı bir iyileşme elde ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutucu tıp şüphesiz bize yardım etmekte ve zaman zaman gerekli de olmaktadır. Ancak gerçek sebebi gidermeden, hastalığı sağlığa çevirmek ve daha derin iyileşme mümkün değildir. Bu şekilde enerji ve dürtü sağlandığında beden bütünüyle sağlığını yeniden kazanma yeteneğine sahiptir. Fakat meydana getirdiğimiz ve beslediğimiz mantal ve duygusal haller bu süreci engeller. Kendimizi tekrar bu tür bir tavırlanma ve bu tavrın sağlığımız üzerinde meydana getirdiği etkiler içerisinde buluveririz. Elbette hasta olmayı istemeyiz. O halde kimse bizi hasta edemez; hastalık yalnızca içimizden gelir. Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki bunu maksatlı olarak yapmıyor olabiliriz; fakat her şeye rağmen sebep bizdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamımızdaki dışsal stresleriri fark edilmesi nis­peten kolaydır. Fakat stres yüklü düşünce formlarının fark edilmesi -kökleşmiş davranışlarımızın farkında olmadığımız için- o kadar kolay değildir. Farkında olsaydık, hiç birimiz aslında ıstırap çekmekten hoşlanmadı ğımız için onları sürdürmemiz de mümkün olmazdı. Aslında hastalık, kendimize karşı ne kadar sorumsuz olduğumuzu görmek ve kendimizi koruma ve sevme sorumluluğunu tekrar kazanmak için gerçek bir uyarı veren harika bir fırsattır. "Şifa, Yaradanımızla başlangıçta olduğu gibi bir olmak için 'bütünleşmek' demektir. İncil'deki 'günahlarımızdan kurtulup şifaya kavuşmak' sözüyle anlatılan budur. Günah; gerçekten sadece bir eksikliktir. bilgi eksikliği, uyku hali ve ihmaldir. Bu hayattan ötealeme böyle bir hal içinde geçseydik çok yazık olurdu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gevşeme (yoga ve t'ai chi ch'uan gibi teknikler yoluyla ve meditasyon Doğu'da günlük yaşamın olağan ve bütünleyici bir parçası olarak kabul edilir. Batı'da kolayca vazgeçilmemesine rağmen bu tür uygulamalar "uç" olarak nitelenir. Bizler Batı'da stres ve kanserden tutun, kalp hastalıkları, ülser, depresyon ve zihinsel dengesizliğe kadar varan pek çok hastalıktan mustarip durumdayız. Batı'ya 1960'larda  gelen Doğu tradisyonları bizim için büyük bir lütuf olarak kabul edilmelidir. Gevşemeyi öğrenmezsek yaşadığımız stresler yakın zamanda büyük hasarlara yol açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin, alıcılık ve araştırıcılık haline yükseltilebilirse, o zaman ilerleme kaydedilebilir. Tedaviye gelme eylemi ilk adımdır. Bu, değişimin ortaya çıkması için bir arzunun belirtisidir. Fakat stresin sebepleri çok derin ve bizi çeşitli yönlerden etkiler vaziyette olabilir. Bu yüz den tedavi ile birlikte, bu içsel düşünce formlarının yüzeye çıkartılması ve tanınması için bir danışma gerekebilir. Bu çalışma, çözümsüz kalan sorunlar yüzünden hastalığın tekrarlamasını önler. Diğer yöntemlerle birlikte uygulanan karışık tedaviler (danışmanlık, psikoterapi, akupunktur. osteopati hatta tutucu tıp) fevkalade makbuldür. Amacımız uyum halinin yakalanmasıdır. Araçlar çeşitli olabilir. Hiçbir yol diğerinden daha iyi ya da daha kötü değildir. Hepsi farklıyönlerden iş görür ve birlikte çalışarak bir bütünü oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Beklentiler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi hastalıklarımızı kendimizin yarattığını kabul edebilme yeteneği, bir şifa tedavisinden neler beklediğimizi gösterir. Pek çok kimse bir mucize beklentisiyle gelir ve bir celsede iyileşemeyince hayal kırıklığına uğramış ve incinmiş bir şekilde gider. Bu tür insanlar mucizevi bir tedaviyi bulmak için büyük miktarda para ve zaman harcayıp, kendi içlerine bakmak için hemen hemen hiç zaman harcamayan insanlardır. Böyle bir durumda şifacı ne yaparsa yapsın hiçbir şey olmaz ve hastalık sürer. Alınan herhangi bir tedavi biçimi bize yalnızca yardım edebilir; iyileşme'yi sağlayamaz. Aynı zamanda bizim de sonuca ulaşmak, huzur halinin içimize işlemesineizin vermek, sağlığımız için sorumluluk duymaya açık olmak ve iç huzurumuzu sürdürmeye çalışmak için istekli olmamız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifanın en ilginç yönlerinden biri sorunun içsel sebebinin ne olduğunun çoğunlukla hasta tarafından bilinmeyecek olmasıdır (zaten şuurlu olarak bunu bilmesine gerek yoktur). Sorun görünürde şuursuz, daha derin bir düzeyde çözülür, Hasta belki de kolunda hissettiği bir ağrı sebebiyle tedavi için gelebilir. Uygulanan tedavi yoluyla ağrı hafifler ve sonuçta hasta gerilimden, endişeden ve hastalık korkusundan kurtulduğunu hissederek sakinleşir. Aslında ağrıya sebep olan stres, ağrı çekmekten duyulan stresten kurtulmakla kaybolur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tedavide genellikle sinir sistemini rahatlatan, zihinsel ve duygusal hallerimiz arasında bir dengelenme oluşturan, gevşeme, canhlık ve kanın temizlenmesini sağlayan bir enerjinin içimize aktığını hissederiz. Kaslar, dokular, lifler ve kemikler beslenir ve temizlertir. Bir sonraki celsede enerjinin daha derinlere işleyerek direkt olarak soruna yöneldiği görülür. İlk aşamada sağlanan sakinlik ve huzurla beden, iyileşme sürecini başlatmaya hazır hale gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söylenenler elbette mucizevi iyileşmeleriri olamayacağı anlamına gelmez. (Burada bir celsede aniden iyileşmeyi kastediyoruz.) Bu durum; genellikle hasta ilerlemeye gerçekten hazır olduğunda, içsel stresIerinden kurtulmuş olduğunda ve geriye sadece düzeltilmesi gereken küçük bir fiziksel dengesizlik kaldığında gerçekleşebilir. Böyle bir duruma tanık olmak gerçekten çok güzeldir. Ancak bu çok ender olur ve ne yazık ki şifacının çevresinde (medyanın da körüklemesiyle) kendilerinin de böyle mucizevi bir şekilde iyileşeceğini uman insanlar toplanır. Ve sonuçta hüsrana uğrarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyimler bize, böyle anı iyileşmeler olabilse de şifanın akümülatif bir süreç olduğunu öğretmiştir. Bedendeki rahatsızlık. 'çabucak iyileştirilebilen basit bir baş ağrısı olarak kendisini gösterebilir. Fakat daha sık olarak derinde yatan iç çatışmalar biçiminde ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel iyileşmenin gerçekleşebilmesi için bu çatışmaların dengelenmesi gerekecektir. Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli hasarlara yol açmış ise her zaman tam bir iyileşme sağlanamayabilir. Bununla beraber sağlık durumumuzun temelini davranışlarımız oluşturduğunagöre şifa, psikolojik ve zihinsel hallerimize değerli bir yardım ve enerji sunabilecektir. Davranışlarımızdeğiştiğinde genel bir mutluluk hissi gelişir. Ölüme yakm durumlarda korku yerini huzura bırakabilir. Buna yaşanmış bir olayla örnek ver­mek istiyoruz: Susan isimli bir hasta, kan ve kemik kanserine yakalanmıştı ve er geç ölecekti. Fakat tedavi gördükten sonra kendisinde dikkat çekici değişimler meydana geldi. Acımasız ve kederli kişiliği sevecen ve iyi niyetli bir hale dönüşmüştü. Saçlarının tekrar uzamaya başlaması ve beklenenden dört ay daha fazla yaşaması gibi fiziksel gelişmeler de olmuştu; ancak en büyük ilerleme onun davranışlarındaydı. Neşeli, pozitif bir halde,Tanrı'yla bütünleşme hisleri içerisinde öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar aşırı olmayan olaylarda hastalar, tedavinin fiziksel düzeyden daha süptil düzeylerde etkili olduğunu kabul etmeyebilirler. Fakat solunurnun sakinleştiğini, uykularının düzene girdiğini, günlük beslenmelerinin değiştiğini, eskisi kadar kolay sinirlenmediklerini fark etmezler. Hep, anında oluşan fiziksel gelişmeler bekliyoruz ve böylece diğer değişikliklere tedavinin doğrudan sonuçları kadar önem vermiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sınırlamalara Paydos&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davranış ve beklentilerimize bakarak düşüncenin gücünü görmeye başlayabiliriz. Düşünceler, eylemlerin öncüsüdür. "İsteyin, alacaksınız." Bir tedavi isteği sırasında, içeriye doğru açılır ve hastalığımızın sebeplerinden kurtulmak için niyetimizi belirtiriz. Bu, içsel düzeyde bir şeyler alabileceğimiz bir teslim oluştur. Eğer istekte bulunmazsak, kapalı kalır ve kendi sınırlandırmalarımız tarafından sıkıştırılırız. İstemek, almanın gerçekleşmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir yerde uyumsuzluk hali yaratan bir enerji dengesizliği varsa şifa buna yardımcı olabilir. Aynı şekilde evlilik ya da insanlarla ilişkilerimize ait sorunlar (boşanmalardan kaçınılması, ailelerin yeniden birleşmesi) alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı (hastalarda bir kliniktekine benzer şekilde, bağımlılığın azalması semptomları görülebilir), şizofreni, epilepsi, depresyon, duygusal ya da psikolojik travmalar gibi zihinsel rahatsızlıklar (sinirsel enerjileri dengeleyerek) ya da insana ıstırap veren binlerce fiziksel şikayetten herhangi biri gibi pek çok hastalıklar şifa yoluyla iyileştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser, zihinsel özür, romatizma, mahtipıl sıkleroz vb. gibi onulmaz kabul edilen belirli durumlar vardır. Bu, aslında tutucu tıbbın yetersizliğinden ve o hastalıkları bu şekilde etiketlernesinden dolayıdır. Fakat hayatın olduğu her yerde değişim olabilir. Hiçbir şey mutlak olarak aynı kalamaz. Bedenimizdeki hücreler sürekli ölür ve yenilenir. Böylece dönüşüm için daima fırsat mevcut olur. Bizim kendimize empoze ettiklerimizden başka hiçbir sınırlandırma'yoktur. Eğer iyileşebileceğimize yürekten inanırsak iyilesiriz. Düşünce tavrımız, hücresel yapımızı sandığımızdan çok daha fazla etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık, sıkışmış ya da sarsıntıya uğramış bir enerji halidir; sağlık ise serbest ve sakin bir enerji halini ifade eder. Aradaki fark açıktır ve eğer uygun olduğunu hissedersek hastalanmıza bunu ifade ederek yardımcı olabiliriz. Böylece bize ıstırap verebilecek dertler, pozitif bir ışık altında görülebilir. Artık hastalıklarımıza sabırla tahammül etmek durumunda değiliz. Enerjinin nerede ya da nasıl sıkışmış hale geldiğini gözleyerek, davranışlarımızın altında yatan unsurlan görerek ve daha huzurlu bir zihin hali geliştirerek kendimize yardımcı olmak için bir şeyler yapabiliriz. Neden hasta olduğumu zu bir görmeye başladık mı iyileşme yolu açılacaktır. Hastalık, hangi seviyede ve hangi derecede olursa olsun, olabilecek en olumlu şeydir. Çünki bize gelişim imkanı sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nüksetme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres ya da fiziksel sorunların nedeni çok derinlerde kök salmış sa o zaman tedaviden bir süre sonra -iyileşmiş gibi görünmesi ne rağmen- sorun tekrar ortaya çıkabilir. Bu, davranışlarımız nedeniyledir. Enerji serbest hale gelmiş, iyileşme gerçekleşmiş, fakat stresin tekrarlanması sorunu tekrar yaşatmıştır. Bu, şartları yineleyecek bir korku -onları yeniden yaratacak kadar büyük bir korku- yoluyla ya da o olmadan kayıp hissi duyulacak kadar kökleşmiş şartlar bulunduğunda olabilir. Hasta olma korkusuyla yaşayan ve bu yüzden sık sık hastalanan kişilere pek çok kez rastlamışızdır. Korku daima stres yaratır, stres ise hastalığa öncülük eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar bir tedavi etkili olabilse de, sonuçta sadece bir araçtır. Hasta, iyileşme sürecini kendi kendine meydana getirmek zorundadır. Fiziksel şartların iyileştirilmesi ve kendini iyi hissetmek resmin tümü değildir. Sağlığın normal ve doğal bir hale gelmesi için davranışlarımızı ve yaşam biçimimizi değiştirmek zorundayız. Sağlığın ve canlılığın sürdürulmesi tüm varlığımızla pozitif bir yaklaşım içerisinde olmamıza -lafla değil gerçekten- bağlıdır. Stres, yüzeysel düşüncelerimiz kadar varlığımızın daha derin, daha süptil yönleri tarafından da etkilenir. İçimizin derinliklerinde hala şüphe ve endişe pusuya yatmış beklerken, son derece pozitif davranabilir hatta düşünebiliriz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı durumda olmak, büyük dürüstlük ister. İçsel korkularımızı kabullenmez ve her şey yolundaymış gibi yaparsak bunun acısını çekecek tek kişi biziz. Böyle olması gayet doğaldır, çünki pek azımız kendisini endişeli, suçlu ya da korkmuş bir şekilde göstermek ister. Herkesin bizi güçlü, sevecen ve güvenilir bir insan olarak görmesini ister ve kendimizi böyle inandırırız. Tekrar hastalandığımızda ise bedenimiz bize bu aldatmacayı hatırlatmaktadır. Davranış kalıplarımız, altlarında yatan anlamın ne olduğunu görünceye kadar, yaşamımızda kendilerini sürekli bir biçimde tekrarlayıp dururlar. Pek çoğumuz buna aşinayızdır. Kendimizi, felaketle sonuçlanan bir ilişkiden diğerine koşarken; her yıl düzenli olarak aynı zamanda hasta olurken; sürekli ev taşırken; belirli olayları izleyerek oluşan baş ağrıları içerisinde ya da bizi gerçek anlamda değiştirecek hiçbir şey bulamayacağımız pek çok terapistin kapısını aşmdırırken görebiliriz .. İçsel değişikliğeaçık olmadan göreceğimiz- herhangi bir tür tedavi de (tutucu ya da alternatif) aynı şekilde sonuçlanacaktır. Hiç kimse bizi hasta edemeyeceği gibi kurtaramaz da.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-5562877132251681129?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/5562877132251681129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2011/01/saglk-ve-hastalk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5562877132251681129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5562877132251681129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2011/01/saglk-ve-hastalk.html' title='Sağlık ve Hastalık'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_c_ymIt6ZUzQ/SwwMvys7ltI/AAAAAAAAAJ0/7YrCrO2fw2Q/s72-c/Health3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7863669511235645092</id><published>2010-11-14T00:35:00.000-08:00</published><updated>2010-11-14T00:44:26.054-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Gözler ve kendi kendine iyileştirme Sistemi</title><content type='html'>Leo Angart Danimarkalıdır ve 1970’lerin başından beri Hong Kong’da yaşamaktadır. Çeşitli ülkelerde danışman ve eğitmen olarak Nöro-Lenguistik Programlama, Hipnoz ve Pranik Şifa konularında hizmet sunmaktadır. BBC Channel 4, CNN International, Channel 7 Australia gibi kanallarda çalışmasını aktarmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmek bize doğanın sunduğu en değerli armağandır. ‘Size bir krallık vereceğiz, buna karşılık hangi duyularınızdan vazgeçersiniz’ deseler, herhalde görme en son vazgeçeceğiniz duyunuz olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmek basittir. Gözünüzü açar ve görürsünüz. Ama zamanla işler karışır ve bu değerli armağanı kaybetmeye başlarsınız. Neden bu kadar çok insanda görme bozukluğu var hiç düşündünüz mü? Bu konuda çalışmalar başlayalı 200 seneyi geçti. Uzman kişiler ise, yaş ilerledikçe gözlerin bozulduğunu, gözlük kullanmaktan başka yapacak şey olmadığını ve göz bozukluğu ilerledikçe gözlüğün de uygun aralıklarla değiştirilmesi gerektiğini savunurlar. Karamsar bir tablo ama neyse ki doğru değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzyılın başlarında William H. Bates (1860-1931) isimli New York’lu bir göz doktoru görme alanının sürekli değiştiğini keşfetti ve doğal görme biçimini irdeleyen çalışmalar yaptı. Bu, Bates’in yaşlılık dolayısı ile kendisinde oluşan hipermetrobu (Presbyopia) iyileştirme çabalarının bir ürünüdür. Bates hayatı boyunca çeşitli göz hastalıkları karşısında çok kısa sürede başarıya ulaştı. Örneğin 1903 yılında okul çocuklarının miyop olmasını engelleyen basit bir teknik geliştirdi. 1912’de bu tekniğin New York’daki okullarda yaygınlaşmasıyla miyop çocuk sayısı %6’dan %1’e indi. Ama hala acaba neden bu kadar çok çocuk gözlük kullanıyor? Tıp dünyasında, Dr. Bates’in çalışmalarının hakettiği ilgiyi görmediği kanısındayım. Amerikalı yazar Aldus Huxley, Bates Metodu ile göz bozukluğunu iyileştirdi ve yaşadıklarını 1975’de yayınladığı ‘Görme Sanatı’ isimli kitabında dile getirdi. Mier Schuider isimli doğuştan kör bir genç adam, Bates Metodu ile görmeye başladı. Hayatını Bates Metodunun yayılmasına vakfeden Dr. R.S. Agarval Hindistan’da ‘Mükemmel Görme Alanı Okulu’nu kurdu ve katarakt, hipermetrop, astigmat, miyop... binlerce hastaya şifa dağıttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben 26 sene gözlük kullandım. Daha sonra bazı insanların uzun egzersizler sonucu görmelerini iyileştirdiklerini öğrendim. Batı kültüründe yetişmiş biri olarak çabuk sonuç almak isteyen bir yapım vardı. 1993’de (Richard Bandler ve John Grinder’in yazdığı) ‘Trance-formations, Neuro-Linguistic Programming and the Structure of Hypnosis’ isimli bir kitap elime geçti. Bu kitabın 166. sayfasında hipnozla bir hastayı beş yaşına döndürdükleri ve hipnoz süresince hastanın görme işlevinin mükemmel olduğu yazıyordu. Daha sonra hastayı bu özelliğini koruyarak bugüne getirip hipnozu bitirdiklerinde hasta iyileşmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu o kadar heyecan vericiydi ki ben de hemen bu işi yapabilecek bir hipnozcuya başvurayım dedim ama böyle birini bulamadım ve iyileşmek için başka çareler aramaya başladım. Çeşitli imgeleme (visualization) teknikleri denedim. Bu çabalarımdan ancak %25’lik bir fayda gördüm. İmajinasyon ve imgeleme, William Bates’in 100 yıl önce farkına vardığı gibi gerçekten önemli faktörler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni çok etkileyen bir başka araştırma da MPD (‘multiple personality disorder’ – çok kişiliklilik) üzerine yapılan bir çalışmadır. Şikago’da bir psikiyatrist hipnoz ile MPD hastalarının farklı kişiliklere girmesini sağlayabiliyordu. Bu deneylerde aynı kişinin görme bulgularının o sıradaki kişiliğine göre değiştiği keşfedildi. Daha sonra filmi de çevrilen ‘Three faces of Eve’ isimli romanın kahramanı Chriss Sizemore, o sırada içinde bulunduğu kişiliğe göre astigmat, hipermetrop veya renk körü oluyordu. Bir MPD hastası diabetik bir kişilikte iken insuline gereksinim duyarken, diabetik olmayan bir kişilikte ilaca hiç ihtiyaç göstermiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözün şekli ve tansiyonunda oluşan değişiklikler ölçülebilir. Aynı fiziksel yapının, içinde bulunulan ruhsal duruma göre farklı fiziksel bulgular vermesi, bu tür problemlerin çözümünün de zihinsel olduğunu düşündürüyor. Bu araştırmalar bizi yaş ilerledikçe görme kaybının normal olduğu inancını sorgulamaya itiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980’li yılların başlarında Choa Kok Sui ile tanıştım ve ‘Pranik Şifa’ (Pranic Healing) dünyasına adım attım. Pranik Şifa yöntemi ile gözlerdeki statik (durağan) enerjiyi normal enerjiye çevirebiliyorsunuz. Bir hafta günde 2 saat bu yöntemi denedim. Önceleri gözlüksüz öğle saatlerine kadar idare edebiliyordum. Bir haftanın sonunda ise artık gözlüğe hiç ihtiyaç hissetmiyordum. O gün bugündür de gözlük kullanmıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seminerde siz de doğal görmeyi keşfedeceksiniz. Ben, kimsenin gözlük, lens gibi aygıtlara ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Ayrıca doğal görme yeteneklerinize tekrar kavuşmanın birden fazla yolu var. Önemli olan rahatlamayı öğrenmek ve dünyayı olduğu gibi görmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipnoz, NLP (Nöro-Lenguistik Programlama) ve Pranik Şifa deneyimlerim nedeniyle bu seminer, orijinal Bates Metodunun ötesinde, oldukça zengin bir kapsama sahip. Ben görmenin zihinsel kısmını şu dört elemanın bir dengesi olarak değerlendiriyorum : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İmgeleme : Meditasyon / rahatlama&lt;br /&gt;• İnanç : Hayatınızın bir döneminde görmek istemediğiniz ya da size çok aykırı gelen şeyler görmüş olmak, kısıtlayıcı bazı inançların gelişmesine yol açabilir. NLP bu konuda çok etkin ve hızlı yöntemler sunmaktadır.&lt;br /&gt;• Enerji : Pranik Şifa ile görme sisteminizdeki statik (durağan) enerji kısa sürede size canlılık veren bir enerji biçimine dönüşebilir. William Bates, gözlerin kapatılarak yüzün güneşe çevrilmesini önerir. Ancak günümüzde bu amaçla kullanılabilecek çok çeşitli enerji kaynakları vardır.&lt;br /&gt;• Fiziksel egzersiz : Gözlük taktığınızda göz kaslarınız daha az kullanıldıkları için zayıflar ve Bates egzersizleri gibi egzersizlerle tekrar güçlendirilmeleri gerekir.&lt;br /&gt;Benim görme konusunda oluşturduğum temel varsayımlarım şunlar : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Görmenin % 90’ı zihinseldir. Gözler sadece duyu organlarıdır. Gerçek görme olayı, beynin arka tarafında, iki görüntünün üst üste düşerek üç boyutlu bir görüntü oluşturmasıyla gerçekleşir.&lt;br /&gt;2. Doğal olanı iyi görmektir. Hepimiz mükemmel görme yeteneği ile doğarız. Görme özürlü doğanlar % 1’in altındadır. Kırsal alanlarda ve doğaya daha yakın yaşayan toplumlarda sağlıklı görme oranı çok yüksektir.&lt;br /&gt;3. Görme öğrenilir. Yeni doğan bebekler önceleri dünyayı bulanık görürler. Görme ilk gelişen duyulardan biridir. Göz ameliyatı geçiren yetişkinler de buna benzer bir deneyim yaşarlar.&lt;br /&gt;4. Görme alanımız enerji seviyemizi gösterir. Dr. Bates doğal görüşün sürekli değiştiğini farkeden ilk bilim adamıydı. Artık herkes yorgunluğun görme üzerindeki olumsuz etkisini biliyor.&lt;br /&gt;5. Görme, bizden kaynaklanır ve bize geri döner. İçsel bir duyu olarak, görmenin metafizik yönü görmemizi etkiler. Jacques Lusseyran (fransız yazar, filozof, direnişçi) çocukluğunda bir kaza sonucu gözlerini kaybetti. Gözleri tamamen tahrip olmuşken, kazadan kısa bir süre sonra hala görebildiğini farketti. Lusseyran, bandajlar açıldıktan sonra yaşadıklarını ‘And There Was Light’ (‘Ve Işık Vardı’) isimli otobiyografisinde anlatır.&lt;br /&gt;6. Görme, neyin görülüp neyin görülmemesi gerektiğine ilişkin inançları yansıtır. Neyi görmenin uygun olduğu hakkındaki inançlar değiştiğinde, görme bozukluğu da önemli ölçüde iyileşir. Bunlar çoğunlukla, bir nedenle gelişmiş ve bilinç altına yerleşmiş tepkilerden kaynaklanır. Görsel eğitimin bilinçaltı ile uyumlu ilerlemesi sonucu gözler doğal durumlarına geri dönerler.&lt;br /&gt;7. Egzersizle kaslar yenilenir. Gözlük veya lens kullanılması nedeniyle zayıflayan göz kaslarının egzersizle kendilerini yenilemeleri sağlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri, doğal, berrak görmeye kavuşma yolculuğumuza bekliyorum.&lt;br /&gt;Leo Angart&lt;br /&gt;www.vision-training.com&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Gözler Dış Müdahale Olmadan İyileşebilir mi?" Sorusunun Cevabı &lt;br /&gt;Gözlük ve lensten bağımsız olarak net görmenin bir yolu varmış, hem de ameliyatsız… Fakat ben bunu 15 yıl boyunca gözlük ve lens taktıktan sonra öğrendim. Bunu öğrendiğimde inanılmaz yoğun duygular yaşadım. Önce heyecanlandım, sonra çok ama çok sevindim, sonra da inanmakta güçlük çektim. Bize doktorların anlattıklarıyla tamamen ters bir şeydi bu.. Gözlük takmazsan göz bozukluğunun ilerleyeceği ve gözlüksüz iyileşmenin mümkün olmadığı anlatılmıştı yıllarca. 15 senelik bir göz bozukluğu geçmişimden sonra, kendi kendine iyileşme üzerine yaptığım internet ve kitap araştırmaları beni bu harika habere kavuşturdu. William Bates adında çılgın bir tıp doktoru neredeyse 100 yıl önce, gözlüğün insan gözünü tembelleştirdiğini, göze hiçbir fayda sağlamayacağını, aksine zarar verdiğini fark etmiş. William Bates gözlüklerin sadece takıldığı an net görmeyi sağladığını ve görme kusurlarını tedavi etmediğini her aklı başında insan gibi gözlemlemiş. Kendi gözlerinde de hipermetrop (yakını görememe) olduğu için, kendi gözlerini iyileştirmekten yola çıkarak Bates metodunu bulmuştur. Bu metotla göz kusurları kısa bir zamanda tamamen düzeltilebiliyor. Tuhaftır ki, bulduğum bilgilerin hepsi İngilizceydi. Bu konuda yazılmış birçok kitap ve web sitelerindeki bilgiler olmasına rağmen hiçbir Türk doktoru bu bilgileri insanlarla paylaşmamış. Bu metotla iyileşen binlerce insan var fakat bu metot maalesef, dünyada da fazla bilinmiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;William Bates’in keşfettiği şey; göz bozukluklarının, gözdeki kasılma ve gerilimden kaynaklandığıdır. Çocuklukta veya yetişkinlikte herhangi bir bunalım, sıkıntı, gerginlik durumunda, gözde oluşan bir gerilim gözün normal görüşünün bozulmasına yol açıyor sonra çeşitli nedenlerle o bozukluk devam ediyor. Gözler, harika fakat çok hassas organlar. Bu yüzden herhangi bir olumsuz duygu, göz kusuru oluşmasına neden olabiliyor, fakat işin garip tarafı şu ki, göz kusuru oluşsa bile, tekrar kendi kendine düzelebiliyor. Tabii bundan habersiz olan doktorlar hemen gözlük veriyorlar insanlara. Gözlük ise, bu görme kusurunun sabitlenmesine ve daha da kötüye gitmesine sebep oluyor. Şöyle ki, eğer bana gözlük verilmeseydi de, rahatlama egzersizleri bile önerilseydi, ben uzun yıllar gözlük takmak zorunda kalmayacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün okulda ders sırasında, bir öğrenci ağlamaya başladı. Sonra yanına gittim ne olduğunu sordum. Meğerse tahtayı göremiyormuş, bir anda her şey bulanıklaşmış onun için ağlıyormuş. Hemen yanına oturdum ona gözlerini ve zihnini rahatlatacak bir kaç şey yaptırdım. 5 dakika sonra çocuk net görmeye başladı. Diyorum ki, eğer o çocuk hastaneye götürülseydi, bundan sonra gözlük takan biri olacaktı. Buna benzer sayısız örnek yaşadım küçük çocuklarla ve hepsi çok çabuk iyileşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz ile ilgili daha önceki yazılarımda paylaştıklarımı uygularken gözlüklerinizi veya lenslerinizi çıkarınız. Gözlük ve lensleri çıkarmadan yapılacak çalışmalar olduğunda zaten bunu belirtirim. Belirtmediklerimde ise mutlaka onları bir kenara koyarak uygulamaları yapınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinizle ilgili çalışmalar yaparken, kendinize ait bir oda, evinizin bahçesi, evinizin balkonu, bir park ya da dere kenarı gibi kendinizi rahat hissedeceğiniz ve huzurlu bir şekilde kalabileceğiniz bir mekanda olmanız çalışmalarınızın verimini 4-5 kat arttırır. Hatta çalışmalar sırasında huzurlu ve sakin bir müzik de dinleyebilirsiniz. Bu da sizin daha çok gevşemenizi ve rahatlamanızı sağlayacağından, yine çalışmalarınızın verimi artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca çok önemli bir noktayı daha paylaşmak istiyorum. Eğer göz numaranızın düşmesini veya gözünüzdeki başka bir rahatsızlığın (glokom, retinayla ilgili problemler, katarakt…) iyileşmesini istiyorsanız gözlüklerinizi veya lenslerinizi 1 numara kadar düşük olanlarıyla değiştirmelisiniz. Zaten şöyle mantıklı bir şekilde düşünürseniz, bunun ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız. Hem numaranızı düşürmek isteyip hem de aynı numaralı camları kullanmaya devam ederseniz gözlerinizin iyi gören bir hale gelmesini nasıl bekleyebilirsiniz ki? Beyninize iyi göremiyorum sinyali verip de gözlerinizin iyileşmesini sağlayamazsınız. Ancak düşük numaralı camlarla da görebildiği sinyalini verirseniz beyniniz ve bedeniniz bunu kabul eder ve gözlerinizi bir an önce iyileştirmek üzere harekete geçerler. Zaten 2 hafta içinde emin olun gözleriniz yeni gözlük numaralarına alışacak ve onlarla da iyi görmeye başlayacaksınız. Tabii bu arada göz alıştırmalarını yapmaya da devam edeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir şey daha: gözlüklerinizi sadece net görmediğinizde yapamayacağınız işler için kullanın. Yani bilgisayarda çalışırken, film izlerken, tahtaya bakarken, araba kullanırken gibi… Diğer zamanlarda gözlüklerinizi çıkarın ve çok kısa bir zaman sonra gözlüksüz de yeterince net görmeye başlayacaksınız. Ben gözlüklerimi ilk çıkardığım da her şey sisli ve bulutlarla sarılmış gibiydi ve görüntüler gerçekten berbattı. Çünkü her iki gözümde de 5 numara miyop ve 2 numara astigmat vardı. Yine de sabrettim ve günümün büyük kısmını gözlüksüz geçirmeye devam ettim. Biliyordum ki gözlükler benim koltuk değneklerimdi. Onlara o kadar alışmıştım ve onlarsız görebileceğimi öylesine unutmuştum ki, onları bir dakika bile çıkarmak beni korkutuyordu. Yine de sonunda o koltuk değneklerini attım ve sadece gerçekten onlara ihtiyaç duyduğumda taktım. Sizlerden de yapmanızı istediğim şey bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyin ve kendi gözlerinizle görün. Bu deneyim gerçekten neşe verici bir deneyim olacak sizin için. Güzel gören gözler dileğiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img177.imageshack.us/img177/6561/gnesegsersizi2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 221px;" src="http://img177.imageshack.us/img177/6561/gnesegsersizi2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img686.imageshack.us/img686/5552/gnesegsersizi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 224px;" src="http://img686.imageshack.us/img686/5552/gnesegsersizi.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hidroterapi (Su terapisi) -Ferahlık ve Tazelenme Hissini Gözlerinize Yaşatın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinize ait rahat bir odada veya evinizin bahçesinde yani sakin ve huzurlu bir yerde bu çalışmayı yapmanız gözleriniz için çok verimli ve rahatlatıcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki cam kap alın ve birine sıcak su, diğerine ise soğuk su doldurun. Yalnız sıcak su elinizi içine rahatça sokabileceğiniz kadar sıcak olmalıdır. Gözlerinizi yakacak kadar sıcak olmamalıdır. Soğuk suyu ise musluktan doldurup içine 5-6 tane buz atın. Şimdi de iki tane küçük havlu alın ve birini sıcak su kabına, diğerini de soğuk su kabına daldırıp biraz bekleyin. Yanınıza da çalışmanın sonunda yüzünüzü kurulamak ve yüzünüze hafif hafif masaj yapmak için bir tane de kuru ve temiz havlu alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şimdi sıcak su dolu kaptaki havluyu sıkıp düzleştirin ve iki gözünüzü, elmacık kemiklerinizi ve alnınızı örtecek şekilde yüzünüze koyun. Gözlerin üzerine ellerinizle baskı yapmadan, sadece havluyu yerleştirin. Derin derin nefes alarak ve yavaş yavaş bu nefesi vererek havludan gözlerinize gelen ılıklığı hissedin ve bu ılıklığın keyfini sürün. Yaklaşık 30 saniye havluyu tutun ve sırtınız, boynunuz dümdüz ve dik olacak şekilde oturun. Bu çok ama çok önemlidir. İçinizden gözlerinizin her geçen gün daha parlak gördüğünü ve rahat olduğunu belirten cümleler söylemeniz de gözlerinizi daha fazla rahatlatacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de soğuk su kabının içindeki havluyu alın ve suyunu sıkıp havluyu düzleştirin. Havluyu daha önceki gibi gözlerinizin üzerine yerleştirin. Yaklaşık 30 saniye beklettikten sonra, sıcak su kabındaki havluyu alın ve sıktıktan sonra hiç beklemeden gözlerinizin üzerine yerleştirin. Yaklaşık 30 saniye bekleyin ve soğuk su kabındaki havluya geçin. Bu döngüyü toplam 5 dakika yapın. Her seferinde, gözlerinizdeki serinlik ve sıcaklık sonrasında oluşan rahatlamayı, ferahlamayı hissedin ve tadını çıkartın. Gözlerinizin her an daha iyi gördüğünü ve gittikçe gözlerinizin gevşediğini kendinize hatırlatan cümleler söyleyin.5 dakikalık süre dolduğunda, kuru olan havluyla yüzünüzü kurularken göz çevresine hafif hafif masaj yapın. Gözlerinizi açtığınız zaman, gözlerinizin ve göz çevresinin ne kadar rahatlamış ve özgürleşmiş olduğuna şaşıracaksınız. Şimdi de 10 dakika kadar sessiz bir şekilde oturun ve etrafınızı bebeksi gözlerle seyredin. Bir şey görmeye çabalamadan sadece seyredin. En ufak ayrıntıları bile seyredin ve gözlerinizdeki ferahlığın ve rahatlamanın keyfini sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmanın amacı; gözlerde biriken ve atılmayan zararlı maddelerin ve ölü hücrelerin boşaltım sistemine geçmesini sağlamak ve bu işlemi hızlandırmaktır. Ayrıca göz yuvarlağının dışındaki faydalı maddelerin, vitaminlerin, besin maddelerinin de göz yuvarlağına geçmesini sağlamak ve bu işlemi hızlandırmaktır. Ayrıca bu çalışma sonucunda, göz merceğinin yumuşaması ve böylece göz merceğinin odaklanma mekanizmasının tekrar faaliyete geçmesi sağlanmaktadır. Ayrıca en büyük faydası da gözlerinizdeki gerginlik, stres, gerilim ve kasılmaları yok etmesidir. Gözlerinizden kaynaklanan baş ağrılarınız bir haftalık düzenli uygulamadan sonra, yavaş yavaş kaybolacaktır. Deneyin ve kendiniz görün. Günde en az iki kez bu 5 dakikalık muhteşem ferahlık deneyimini yaşayın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Palming Çalışması -Karanlığın Getirdiği Netlik &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ellerinizi birbirine sürterek iyice ısıtın, parmaklarınıza biraz masaj yapın. Parmaklarınızdaki ve ellerinizdeki gerginliği gevşetin. Biraz da omuzlarınızı, kollarınızı hareket ettirerek bu bölgelerdeki gerilimleri de gevşetin. Boynunuzu ve başınızı da hareket ettirin ve rahatlatın. Şimdi de sırtınızı gevşetecek birkaç hareket yapın ve vücudunuzun kalça yukarısında kalan bölgelerinin iyice gevşediğinden ve rahatladığından emin olduktan sonra rahat ve dik bir biçimde bir koltuğa oturun.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturduğunuz yer karanlık bir yer olursa, bu çalışma çok daha verimli olur. Ellerinizi iyice birbirine sürterek ısınmalarını sağlayın. Önünüze bir masa ve masanın üzerine de yüksek bir minder koyun. Bunun sebebi; kollarınızın yorulmamasını ve ağrımamasını sağlamaktır. Boynunuzu da dik tutacak şekilde, uygun yükseklikte bir minder koyun. Bu minderin üzerine dirseklerinizi koyun. İyice ısınmış olan ellerinizi, avuç içleriniz gözlerinizi karanlıkta bırakacak şekilde gözlerinizin üzerine koyun. Avuç içlerinizi yuvarlak şekle getirdikten sonra gözlerinizin üzerine yerleştirin. Elleriniz göz yuvarlaklarınıza ve yüzünüzdeki kemiklere kesinlikle baskı yapmamalıdır. Tam anlamıyla bir pamuk yığınını gözlerinizin üzerine yerleştirmişsiniz gibi hiçbir baskı olmadan ve tamamen karanlık olacak şekilde ellerinizi yerleştirin ve bu karanlığı mümkün olduğunca uzun bir süre seyredin. İsterseniz yarım saat, isterseniz 1 saat, isterseniz daha da uzun bir süre yapabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece karanlığı seyrederek zihninizi sakinleştirin. Dışarıdaki her şeyin simsiyah olduğunu hayal edin. Evlerin, arabaların, denizlerin, gökyüzünün, kısacası her yerin ve her şeyin simsiyah olduğunu düşünün. Derin derin ve sakin bir biçimde nefes alarak dikkatinizi bedeninizde gezdirin. Bunu ne kadar uzun süre yaparsanız o kadar faydasını görürsünüz. Bitirmek istediğinizde, ellerinizi indirin fakat gözlerinizi açmayın. Bir süre de bu şekilde bekledikten sonra gözlerinizi açın ve aydınlık bir yere geçerek etrafınızı çocuksu gözlerle seyredin ve görüşünüzün ne kadar netleştiğine şaşıracaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Güneşin Gözlerinize Ne Kadar İyi Geldiğini Biliyor Musunuz? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Bu çalışmaya başlamadan önce bir süre mutlaka palming yapılmalıdır. Daha sonra doğrudan güneş ışığı alabileceğiniz bir mekana geçin. Bu mekan, balkon ya da evinizin bahçesi olabilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinizi kapatın ve yüzünüzü güneşe doğru dönün. Dünyanın en faydalı şeylerinden biri olan güneşten faydalanın. Güneş ışınlarının çok dik geldiği 11:00 ile 15:00 arasında bu çalışmayı yapmayın, sadece bu saatlerin dışındaki saatlerde yapın. Şimdi bu durumdayken, yani yüzünüz, teninizi okşayan güneşe dönükken, sağ elinizin avuç içiyle sağ gözünüzü ışık gelmeyecek şekilde kapatın. Başınızı önce yavaş yavaş sağa doğru çevirin, sonra da sola doğru çevirin. Yalnız, çeneniz tam olarak 180 derece omzunuzun üzerine gelecek şekilde başınızı döndürün. Bunu 2-3 dakika yaptıktan sonra sağ elinizi indirip, sol elinizle sol gözünüzü kapatın ve yine aynı başı döndürme hareketini 2-3 dakika yapın. Daha sonra da,iki eliniz aşağıda olacak şekilde, yani ellerinizle herhangi bir gözünüzü kapatmadan da bir kaç dakika başınızı sağa sola çevirme hareketini yapabilirsiniz. Bu arada gözlerimiz hep kapalı duruyor. Bu çalışmaya en azından sabah ve akşam 5'er dakika ayırmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yaparken gözlerimize neler oluyor bir bakalım: Yüzünüz tam güneşe doğru dönükken gözbebeğiniz daralır, yüzünüz güneşten uzaklaştıkça ise gözbebeğiniz genişler. Böylece gözbebeğiniz bir daralır bir genişler. Lensiniz daha esnek ve aktif hale gelmeye başlar. Görüşünüz daha parlak olmaya başlar. Göz yuvarlağınızın büyük bir kısmı uyarılır ve güneşteki yararlı ışınları almış ve gözlerinizi beslemiş olursunuz. Bu çalışmayı 5 dakika yaptıktan sonra, daha az ışık alan bir yere geçin, hatta karanlık bir yer olması daha iyi olur. Hemen palming çalışmasına başlayın. Bitirdikten sonra gözlerinizi sakince açın ve etrafınızı seyredin. Gözlerinizdeki sakinleşmeyi, dinginliği ve canlılığı hissedebilirsiniz. Ne kadar net gördüğünüze şaşıracaksınız. İşte, bu neşeyi tadın ve iyice yudumlayın. Enfes bir şey öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Akupunktur felsefesine göre vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt ancak uyum içinde iki enerji vardır.Bunu gösteren ambleme Taiji(büyük ikilem) denir.Siyah Yin�in beyaz Yang�ı simgeler. Klasik çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde var olan evrensel gücün insanın da içinde olduğuna inanılır. �Chi� adı verilen bu enerji insan vücudunda meridyen denilen kanallarda dolaşır.Bu kanallardaki enerji akımının sekteye uğramasıyla hastalıkların ortaya çıktığına inanılır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek ya da tedavi etmek amaçlanır. &lt;br /&gt;   İnsan vücudunun kendi kendini onarma gücü çok yüksektir. Hipokrat , canlıların kendi kendine iyi olma güçlerinden ve �iç hekim�den bahsederken, Paracelcus,� Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir�demektedir. Vücudumuzda bu gücü (bioregüler güç) harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki bunlara akupunktur noktaları denilmektedir. &lt;br /&gt;   Yaklaşık 2000 akupunktur noktası vücudumuzda bulunur.Bu noktaların birleştirilmesi ile 12 çift 2 adet tek meridyen yanımlanmıştır. Akupunktur noktalarının % 70-80 kadarı tetik noktaları ile aynıdır ve ayrıca bir çoğunun kasların motor noktaları ile aynı olduğu belirlenmiştir. Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır, beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır ve bazı hücresel değişiklikler olur. Dışarıdan ilaç vermeye gerek kalmaz. Burada özellikle önemli bir konu vardır. Bu süreç olması gerektiği düzeyde kalır yani ne daha fazla ne de daha az. Yani hiperfonksiyon veya hipofonksiyon oluşmaz. Çünkü organizmamız normale programlanmıştır.&lt;br /&gt;a&lt;br /&gt; Gözde akupunkturun; inflamatuar göz hastalıklarında, glokom ve oküler hipertansiyonda, kuru gözde, paralitik strabismusda, oküler allerjik hastalıklarda, fasyal paralizde, blefarospazmda, optik atrofide kullanımını araştırmalar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;    Koreli bir fizikçi olan Cho ve arkadaşları göz çevresindeki akupunktur noktalrınıın uyarılması ile single foton emisyonunda dayanan bilgisayarlı tomografi cihazıyla (SPECT) beyinde görme ile ilgili mekezlerde aktivite artışı saptamışlardır.&lt;br /&gt;    Nepp ve arkadaşlarının yaptığı, kurugözde akupunkturun etkinliğini araştıran bir çalışmada,102 kuru gözlü hasta geleksel çin tıbbına (TCM) göre iki gruba ayrılmış, birinci gruba, dış faktörlerin (toksik, allerjik,ilaçların oluşturduğu, oküler yüzey inflamasyonu ve infeksiyonu, kontakt lens kullanınımı)  ön planda olduğu kuru gözlü hastalar, ikinci gruba ise iç faktörlerin ön planda olduğu (hormonal sistem bozukluğu, immun kökenli, psişik, ve vitamin A yetmezliği) kuru gözlü hastalar alınmıştır. Akupunktur hastalara, haftada bir olamk üzere toplam 10 seans ve her bir seans en az 30 dakika olmak üzere uygulanmış, uygulama sonrası Schirmer testlerinde, BUT�larda anlamlı düzelme ve damla damlatma sıklığında anlamlı azalma saptanmıştır. Eksternal ve internal faktörler arasında anlamlı fark izlenmemekle birlikte eksternal faktörlerin ön planda olduğu hasta grubunda kuru göz parametrelerinde daha fazla iyileşme görülmüştür.&lt;br /&gt;   Eksternal faktörlerin olduğu grupda otonom sinir sistemi imbalasının ana faktör olduğu zaten akupunktur uygulamasınında genel olarak otonomik disfonksiyonlarda düzenleyici etkisinin olduğunun bilinmesi niçin bu grupda uygulamanın daha etklili olduğunu açıklamadadır şeklinde yorumlanmıştır. Akupunkturdan en az fayda gören hasta grubuise Sjogren sendromlu hastalar olarak çalışmada izlenmiştir.&lt;br /&gt;   Nepp ve arkdaşlarının yaptığı diğer bir çalışmada oküler ağrı şikayetlerinin konvasiyonel tedaviye yanıt vermeyen, glokomlu, oküler migrenli, kuru gözlü, blefarspazmlı hastalarda akupunkturun etkinliği araştırılmış ve hastaların şikayetlerinde anlamlı düzelmeler saptanmıştır.&lt;br /&gt;   Gronlund ve arkadaşlarının kuru gözlü hastalarda akupunkturun etkinliğini araştıran diğer bir çalışmada, akupunktur uygulanan hastalarda kontrol grubuna göre subjektif bulgularda anlamlı  iyileşme saptanmasına rağmen kuru göz parametrelerinde fark saptanmamaıştır. Yazarlar hastalardaki bu subjektif düzelmeyi, akupunkturun korneal ağrı algılamasını üzerinden yaptığını düşünmüş ayrıca akupunkturun otonomik sinirleri uyararak bunlardan substans P, kalsitonin bağımlı peptit(CGRP), nöroepinefrin, met-ensefalin gibi çeşitli norotransmitterler açığa çıkararak korneal epitel iyileşmesinin hızlandırdığı ve sekretuar bezlerin, özellikle çok güçlü bir vazodilatatör olan kalsitonin bağımlı peptit, nöropetit Y, vazoaktif intestinal peptit(VIP) sayesinde kan akımını ve dolayısı ile  sekresyonunu artırdığını belirtmiştir.&lt;br /&gt;   Chu ve arkadaşlarının normotansif tavşanlarda akupunkturun humor akoz dinamiği üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalarında, iğneler siyatik sinir proksimalinden uygulanmış ve maksimum 9 mmHg olmak üzere anlamlı göz içi basıncıda düşüklük ayrıca eş zamanlı norepinefrin ve dopaminin humor akoz konsantrasyonunda düşüklük saptanmıştır. Ek olarak humor akoz endorfin seviyelerinde 8 kat artış saptamışlardır. 1 saat süren akupunktur uyarısının oluşturduğu göz içi basıncındaki düşüklüğün 9 saat sürdüğü ve işlem öncesi opioid reseptor antagonisti olan naloksanın verilmesinin ve cerrahi sempatektominin basınç düşüklüğünü bloke ettiğini saptamışlardır. Opioidlerin reseptörlerinin özellikle delta ve gamma subtiplerinin akupunkturun göz içi basıncındaki oluşturduğu değişiklikleri modüle ettiğini saptamışlardır. Bununla birlikte Rolston ve arkadaşları köpeklerde deneysel olarak oluşturdukları gözlerde akupunkturla basınç düşüklüğü elde ederken, Dabov ve arkadaşlarının 8 glokom hastasından oluşan çalışmalarında 3 hastada akupunkturla basınç düşüklüğü saptamışlardır. Ayrıca daha geniş hasta gruplarını içeren çalışmalarda ortak olarak saptanan sonuç, hastalarda subjektif olarak santral görmede iyileşme izlenmiş, son olarak akupunkturun glokomlu gözlerde herhangi bir etkisinin olmadığı, makuler patolojinin olmadığı hastalarda mekanizması bilinmemekle birlikte bazı makuler fonksiyonlara etkisinin olduğu yönünde yoğunlaşmıştır.&lt;br /&gt;   Zheng ve arkadaşları akupunkturu retinal arter tıkanıklıklarında kullanmış, 168�i santral retinal arter kıkanıklığı olamak üzere toplam 245 retinal arter tıkanıklığı olgusunda 10 gün süren seanslar sonunda, % 25 sınırlı görsel iyileşme, % 30 iyi görsel iyileşme saptanmış bu grup kliniklerindeki tedavi edilmemiş retrospektif bir hasta grubuyla karşılaştırılmış, çalışma çift-kör olmamasıyla ve tam prospektif formatta uygulanamaması nedeniyle yoğun eleştiriler almıştır.&lt;br /&gt;    Yu ve arkadaşlarının Behçet hastalığındaki akupunkturun etkinliğini araştıran çalışmalarında, hastalar randomize olarak  26�sı akupunkturla tedavi edilen ve 20�si ilaç tedavisine alınan olmak üzere iki gruba ayrılmış, akupunktur grubunda rekürrens açısından anlamlı düşüklük saptanmıştır.&lt;br /&gt;   Sonuç olarak akupunktur felsefesinde, organizma bir bütün olarak ele alınır ve eğer bir hastalık var ise bütünün dengesi bozulmuş olarak kabul edilir. Bir organ çalışmadığında o organla birlikte rahatsızlığa sebep olabilecek psikolojik nedeninde ortadan kaldırılması amaçlanır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bioenerji Tıbbının Akupunktur İle Benzerlikleri &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : yorumla.net - Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur M.Ö. 3000 yıllarında Çin ülkesinin kuzey bölgelerinde ortaya çıkmış bir tıp bilimidir. Akupunktur hakkında yazılmış olan ilk kitap M.Ö. 50 yıllarına aittir. Bu kitapta temel akupunktur terimlerine anatomik ve fizyolojik referanslarla birlikte, akupunkturun klinik uygulamaları anlatılıyordu. &lt;br /&gt;1955 Yılında Shyuken , akupunkturun tedavide etkin bir yöntem olduğu şeklinde düşüncelerini belirterek, bu tedavi metodunun sistematik olarak araştırılmasını ve daha analitik olan Batı tıbbıyla karşılaştırılmasını istedi. Böylece Batı tıbbı ile Doğu tıbbını birleştirecek yeni medikal hareket başlamış oldu. &lt;br /&gt;Akupunktur, son birkaç on yıl içinde birçok ülkede popüler olmuştur. Sadece cerrahi vakalarda analjezik olarak değil, Batı tıbbının yöntemlerine cevap vermeyen birçok hastalığın tedavisinde akupunkturun etkisi kanıtlanmıştır. &lt;br /&gt;Bugün başta Fransa, Avusturya, İngiltere ve Almanya olmak üzere, Batı ülkelerinde akupunktur tıbbı disiplin olarak okutulmaktadır. &lt;br /&gt;Ülkemizde de 29.05.1991 tarihinden itibaren T.C. Sağlık Bakanlığının 181 sayılı kararnamesinin 43. maddesine dayanılarak hazırlanan akupunktur tedavi yönetmeliğince belirlenen kaidelerle akupunktur yasal tedavi olarak uygulanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bioenerji tedavisi, akupunkturun alet kullanılmadan uygulanan şekli gibidir. Akupunktur tedavisi prensiplerini andıran, benzer esaslarla yürütülen bir çalışmadır. Bu benzerlikleri ana başlıklar halinde sıralayalım; &lt;br /&gt;A-) Bioenerji tedavisinde cerrahi müdahale yoktur, akupunktur tedavisinde de cerrahi müdahale yoktur. &lt;br /&gt;B-) Bioenerji tedavisinde herhangi bir ilaç kullanılmaz, akupunktur tedavisinde de hastaya herhangi bir ilaç verilmemektedir. &lt;br /&gt;C-) Bioenerji tedavisinde bioenerjist tedavi ettiği kişiye hiçbir şekilde dokunmadan avuç içlerinden vücuda bioenerji pompalamak yoluyla, bedenin bozulmuş olan sistem ve dengelerinin akordunu sağlayarak iyileşmeyi temin eder. Akupunktur tedavisinde de akupunkturist, kullandığı bir takım metal iğneleri, vücudun gerekli özel noktalarına GEÇİCİ OLARAK usulüne göre batırıp, yeterli bir müddet sonra GERİ ALMAK suretiyle, kişinin bozulmuş olan sistem ve dengelerini akord ederek iyileşmeyi sağlamaktadır. Bu akupunktur iğneleri asla devamlı şekilde ( bir protez gibi) hastanın vücudunda bırakılmamaktadır, yani; bir ilaç gibi vücuda dahil edilmemektedir. &lt;br /&gt;Ne var ki; akupunktur tıbbı uzun zaman içinde kullanışlılık bakımından pek fazla bir gelişme kaydedememiştir. &lt;br /&gt;Görüldüğü gibi her iki tedavi yönteminde de benzer esaslar vardır. Akupunktur tıbbının insanlığa sunduğu muhteşem tedaviye ilaveten, bioenerji tıbbında alet cinsinden sayılan metal iğneler de devre dışı bırakılmıştır, alet kullanılmamaktadır. &lt;br /&gt;Her iki tıp dalı da benzer yollarla insanlara sağlık kazandırmaktadır. Akupunktur tıbbı ve Bioenerji tıbbı muhtelif OTOYOLLAR gibidirler, insanların sağlığa ULAŞIMINI yapmaktadırlar. Bioenerji tıbbı ulaşım konusunda yeni bir yol ortaya koymuştur, ama bu yol uçakların havadaki yolları derecesinde ayrı bir boyuttadır. Bilindiği gibi uçakların da gökyüzünde yolları vardır. Gökyüzündeki bu yollar da otoyollar gibidir, belirli ulaşım ve seyrüsefer prensipleriyle çalışır, kuralsız bir gidiş-geliş yoktur, ama; yeryüzündeki yollar gibi asfalt zemin, köprüler, menfezler, trafik lambaları görülmez ; fakat, çok ciddi trafik esaslarına bağlıdırlar. İşte bioenerji tıbbının akupunktur tıbbına benzerliği bu geniş manada anlaşılmalıdır. &lt;br /&gt;Neden Hasta Oluruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.&lt;br /&gt;Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.&lt;br /&gt;Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel Şifa gücümüz&lt;br /&gt;Kendimizi iyileştirmek için kendi içimizdeki gücü kullanmak gerekiyor. Enerjmizi dengelemek ve hücre titreşim hızımız ayarlamak için kendi içimizde olan gücü harekete geçirmeliyiz .Yani farkındalığımız arttırarak vücudumzla gereken ilişki ve diyaloğu kurmalıyız. Böylece yeni programlarla vücudumuzdaki enerji aksaklıklarını düzeltir ve şifalanırız. Hepimiz kendi kendimizi şifalandırma yeteneğine sahibiz. Sadece bunu kabul edip harekete geçirmemiz yeterli. Farkındalığımızı arttırmak için de kendi içimize dönmeliyiz. Bedeneimizle iletişime kendimizi açmalıyız. Nerde nasıl bir tıkanıklık olduğunu bedenimiz bize kendi söyleyecektir. Sesine kulak verip enerjisel işaretlerini duymamız yeterlidir. Pekcoğumuz bu işaretlerin üzerinde durmuyoruz. Çünkü bedenlerimizle konuşabileceğimizi düşünmüyoruz. Sonunda kendimizi cihazlara emanet ediyoruz ve onların bedenimizin lisanını anlayacağını düşünüyoruz. Oysa hangi cihaz sevgi dili konuşur? Bedenin dili sevgi dilidir. Siz sevgisiniz. Bu yüzden cihazların bedeninizi anlayacğını düşünmeyin kendinizi sevin ve iletişime açık olun. Ancak o zaman bedenimzizin ne demek istediğini net bir şekilde anlarsınız. Cihazlar sadece ilerlemiş rahatsızlıkları tesbit edebilir. Cünkü artık gözle görülebilir hale gelmiştir. Beden, lisanı anlaşılmadığı için sizin beş duyunuza hitap eder şekilde problemini anlatmaya başlamıştır. Ancak bu noktada bedeninizi anlamaya odaklanıyorsunuz. Oysa problem coktan büyümüş vaziyette. Ondan sonra da bu gözle görülür sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyorsunuz. Problemleri oluşturan kaynağı tedavi etmeyi değil. Bedenleriize eziyet ediyorsunuz. Şifa vermek bu değildir. Şifa vermek, sevgi yüklemektir. Sevgi en yüksek frekanstır. Bedene sevgi yüklediğinizde ona sıkıntı yaratan tüm düşük frekansları temizemiş olursunuz. Ve bedeniniz enerji alanını dengeler. Hücreleriniz yapısısnı dengeler. Atomlarınız titreşim hızlarını dengeler. Tüm bunlar dengelenince zaten beden şifalanmış olur.&lt;br /&gt;Bizler tüm bunları gözönünde bulundurarak önce kendimizle bağlantı kurmalı ve bedenimizde oluşan problemleri görmeyi öğrenmeliyiz. Sonra da kendimize sevgi yükleyerek mevcut tüm rahatsızlıklarıortadan kaldırmayı yani enerji alanlarımızı dengelemeyi hedeflemeliyiz. Böylece ruh ve beden dengemiz oluşur. Enerjimiz vücudumuzda dengeli bir biçimde dolaşır. Şifalanmış oluruz.&lt;br /&gt;Bedenimizin lisanı basittir. Hepimiz biraz farkındalıkla bu lisanı öğrenip kullanabiliriz. Problem olan bölgede ki enerji değişimi, değişik titreşimler en belirgin dikkat çekme yöntemidir. Bedeninizdeki herhangi bir organda normalde hissetmeye alışık olduğunuzdan daha yoğun bir titreşim hissederseniz o bölgede enerji dalgalanması vardır. Bunu fark ettiğiniz anda o bölgeye ve tüm vücudunuza yoğun sevgi frekansı gönderdiğinizi düşünürseniz, enerji açısından uygun tedaviye başlamış olursunuz. Bunu titreşimleri normal hissedene kadar sürdürmeniz yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KENDİ KENDİNE ELLE TEDAVİ (REİKİ)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;    Reiki ellerimiz aracılığı ile uyguladığımız bir tekniktir. İki elimiz birlikte kullanılır ve vücudun belirli bölgelerinin üzerine yerleştirilerek her bir pozisyonda 3-5 dakika süreyle durulur. Normal bir Reiki seansı yaklaşık 60 dakika sürer. Ancak çoğu zaman vücudun bütün bölümlerini kapsayan bu uygulama yerine, temel çakraları hedef alan ve yaklaşık 30-40 dakika süren kısaltılmış uygulama yapılır. Asgari sürelere uyulması önem taşımaktadır. Reiki’ye siz ve bedeniniz alıştıktan sonra keşiflere başlayıp, Reiki’nin hislerinizi yönlendirmesiyle sizin için neyin o anda uygun olduğunu bilebileceksiniz. &lt;br /&gt;Temel seans dışında özellikle rahatsızlık hissedilen bir organ mevcutsa, ellerinizi o bölgenin üstüne koyarak ekstra Reiki verebilirsiniz. Bazı önemli hastalıkların ve rahatsızlıkların Reiki ile tedavisinde değişik pozisyonlar, spesifik uygulama tekniği ve farklı uygulama süreleri vardır ve bu konuda özel çalışma, araştırma ve derinleşmeyi gerektirir. Ancak Reiki’de yanlış yapmak ihtimali olmadığından en kötü ihtimalle özel uygulamanız sadece işe yaramayabilir, o kadar. &lt;br /&gt;Reiki uygulaması sırasında ellerinizi yerleştirdiğiniz bölgelerde avuç içlerinizde çeşitli derecelerde ısınma hissedeceksiniz. Bu normaldir. Genellikle bu ısınmanın derecesi ilgili çakranın ihtiyaç duyduğu ve çektiği enerjiyle doğru orantılıdır. Nadir durumlarda hiç ısınma hissedilmemesi, başkasına uyguladığınızda sizin ısınma hissetmeniz ama uyguladığınız kişinin ısınma hissetmemesi veya tam tersi görülebilir. Bütün bu durumlar normaldir ve ısınma olsun ya da olmasın Reiki çalışmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7863669511235645092?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7863669511235645092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2010/11/gozler-ve-kendi-kendine-iyilestirme.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7863669511235645092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7863669511235645092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2010/11/gozler-ve-kendi-kendine-iyilestirme.html' title='Gözler ve kendi kendine iyileştirme Sistemi'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-2696392474621673737</id><published>2010-05-30T14:19:00.000-07:00</published><updated>2010-05-30T14:20:46.768-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Basit enerji uygulama tekniği</title><content type='html'>Bilindiği üzere çok çeşitli enerji teknikleri farklı isimlerde , reiki ,  kundalini , gma , kuantum dokunuşu , yeniden bağlantı şifası  v.s.Elbetteki hepsinin farklı yöntemleri ve etkileri olacaktır.Ama  bunların özünde insanın kendinde varolan az yada çok herkesin içinden  geçen evrensel enerji çeşitli yöntemlerle yükseltilip , hem kendi  kendinize hemde kendinizi bu alanda fiziksel ve zihinsel olarak  geliştirip başkalarına verebilirsiniz.Elbetteki farklı deneyimler ve  enerji sistemleri için çeşitli uyumlamalar almak size kalmış bir  seçim.Bütün bunların yanında benim kendi deneyimlerimden herkeste  varolan içinden geçen enerji akımının birşekilde insanın kendi kendisine  hatırlatarak , kullanabileceğini düşünüyorum.Bununla ilgili&lt;br /&gt;basit  herkesin yapabileceği bir çalışmayı sizle paylaşmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Öncelikle  Evrensel yaşam enerjisi nedir ? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrensel enerjinin bir  parçası olmamız kadar ,bireysel enerji alanımız ve elektrik enerji  sistemimiz vardır. Fiziksel, zihinsel,ruhsal üç enerji alanımızın  bileşkesiyiz.Evrensel enerjiden çekebildiğimiz enerjiyi bu sistem  vasıtası ile kullanabilir hale getiririz.Evrenden aldığımız ve  içselleştirdiğimiz bu enerjiye yaşam enerjisi,canlılık  enerjisi,bioenerji diyoruz.Vucudun dinamiğini sağlayan dirimsel bir  güçtür.Bir makinenın çalışması için, mazotu devreye sokabilmek için  elektirik enerjisinin çalışmayı başlatan ve devamını sağlayan görevi  neyse,yaşam enerjisinin de görevi odur.Vucudumuzda belli bir birim  derecesinde,belli bir hızda,dengede ve akış ritmindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl110  voltla çalışan bir cihaza daha az veya yüksek voltaj verince çalışamaz  ve bozulursa;yaşam enerjimizde belli birim derecesindeki dozla  çalışır.Yaşam enerjimizi kısmen nefesle,besinlerle ve en büyük ve önemli  ölçüde auramızla evrensel enerjiden alırız.Ne zamanki stres, üzüntü ,  öfke , yanlış yaşam v.s sonunda vücudumuzdaki enerji yolları  kapanırsa,kapanan o bölgede hastalıklar oluşur.İşte kişi bioenerji ,  nefes v.s teknikleriyle kendisi yada yardım alarak bu blokaji açarsa  enerji düzgün birşekilde vücuttan akarak bedenin kendi bağışıklık ve  iyileşme sistemi devriye girerek şifayı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyla ilgil  çeşitli kurslar var ama insan isterse kendi kendinede uygulayarak enerji  yollarını açarak hem sağlık kazanıp hem bu konuda uzmanlaşıp enerjisini  yükseltebilir.Önemli olan sabırla çalışıp, bırakmamaktır.&lt;br /&gt;Kişi kendi  bedeninde bulunan enerji yollarını çeşitli tekniklerle açabilr ,  enerjinin doğru ve blokajsız akmasını sağlayabilrse hem sağlık kazanıp  hemde enerjiyi kullanabilir hale gelebilr.Burada önemli olan enerjinin  bize ait değil içimizden geçen evrensel yaşam enerjisi olduğunuzu  bilmemiz gerektiğidir.&lt;br /&gt;Sözü çok uzatmadan basit enerji uygulama  tekniğine geçelim , Uygulama reiki tekniğiyle hemen hemen aynı ancak  uyumlama ,eğitim  v.s olmadanda deneyebilir vücüdunuzda olanları  gözlemleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Basit Enerji Uygulama Tekniği : &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Nasıl  uygulanır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Uygulama tekniği&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle rahat  bir yere sırt üstü uzanın ayaklarınız ve bedeniniz rahat olmalı  kendinizi sıkmamalısınız.&lt;br /&gt;Dilerseniz su ve doğa seslerini içeren  rahatlatıcı müzikler açabilr&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/17xi63" target="_blank"&gt;http://fizy.com/s/17xi63&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/17c70yhttp://fizy.com/s/17c70y" target="_blank"&gt;http://fizy.com/s/17c70yhttp://fizy.com/s/17c70y&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yada  google da &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?q=natura+sound+therapy&amp;amp;ie=utf-8&amp;amp;oe=utf-8&amp;amp;aq=t&amp;amp;rls=org.mozilla:tr:official&amp;amp;client=firefox-a" target="_blank"&gt;natura sound therapy&lt;/a&gt;  aratıp indirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlk  uygulama &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra elinizi karnınızın herhangi bir yerine  ellerinizi birleştirerek koyun.&lt;br /&gt;Karnınız doluyken değil yemek  yedikten 2-3 sonra yapmanızı öneririm.&lt;br /&gt;Burnunuzdan çok yavasca nefes  alıp çok az tuttuktan sonra daha uzun süreli ve yavaşca bırakın.&lt;br /&gt;Kesinlikle  kendinizi zorlamayın.Burada önemli olan vücudu rahatlatmak ve evrenden  enerjiyi nefes yoluyla içe almaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinizi rahat bir şekilde  tutmaya devam edin.&lt;br /&gt;Bu şekilde eli tutmak sıkıcı olabilr ama devam  edin , o sırada isterseniz meditasyon yada imgeleme ,olumlama cümleleri  tekrar edebilirsiniz.&lt;br /&gt;Uygulamayı hergun en az 20-30 dakika kendinizi  sıkmadan devam edin.&lt;br /&gt;Bende enerji yok diyip bırakmayın , eninde  sonunda vücudunuzda karıncalanma , ellerde ısınma olacaktır.&lt;br /&gt;Zamanla  düzenli çalışırsanız , vücudunuzda akışıda hissedebilrsiniz.&lt;br /&gt;Daha  etkili ve bütün vücudun enerji hatlarının açılması için aşağıdaki&lt;br /&gt;sıralamayla  her pozisyonda 5-10 dakika tutabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img571.imageshack.us/img571/3710/enerjipozisyonlari.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.haloulosreiki.com/images/reikphotos2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulaması sırasında ellerinizi yerleştirdiğiniz  bölgelerde avuç içlerinizde çeşitli derecelerde ısınma hissedeceksiniz.  Bu normaldir. Genellikle bu ısınmanın derecesi ilgili çakranın ihtiyaç  duyduğu ve çektiği enerjiyle doğru orantılıdır. Nadir durumlarda hiç  ısınma hissedilmemesi, başkasına uyguladığınızda sizin ısınma  hissetmeniz ama uyguladığınız kişinin ısınma hissetmemesi veya tam tersi  görülebilir. Bütün bu durumlar normaldir ve ısınma olsun ya da olmasın  enerji çalışmaktadır.&lt;br /&gt;Bunların yanında kulaklarınıza belirli  yerlerine bastırıp bekleterek (kulak akapunkturu ) ve ayağınızın altına  masaj yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kulak masajı (akupress tekniği )&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img217.imageshack.us/img217/634/image001bt6.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Kulak ceninin ana rahmindeki duruşunun şematik olarak  aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer  almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi... başınız,boynunuz, beliniz, sırtınız,  bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek  şey kulaklarınıza masaj yapmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulağınızı baş ve işaret  parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak,  dayanabildiğiniz kadar güçlü ve sıkarak masaj yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk anda  bazı noktalar acıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( bunlar bedendeki ağrıyan bölgelerin  kulaktaki refleks noktalarıdır ). kısa bir süre sonra bu ağrılar  kaybolacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olur.  İsterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir  sıcaklıklığın yayıldığını hissedeceksiniz. Bunun ardından ağrılarınızın  azaldığını ve kaybolduğunu da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ilk uygulamalar  sırasinda :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşırı terleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dışkı düzeninin  bozulması, renginin değişmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sık aralıklarla ve bol idrar  yapma, renk değişikliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Geğirme, yellenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öksürme,  balgam çıkarma, tükürük birikmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gerinme, esneme ihtiyacı,  esnemeyle gelen gözyaşı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsini ya da sadece  birkaçını yaşayabileceğimiz gibi, önce de söylediğimiz gibi belki de hiç  biriyle karşılaşmayacağız. Ancak görülmesi normal olan bu etkiler  birkaç gün içinde başlar ve azalarak genelde bir hafta içinde normale  döner. Bu noktada en önemli şey enerjii vermeyi aksatmamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Vücudunuzda  geçmişten gelen sorunlara bağlı olarak tansiyonda değişimler olabilir ,  böyle durumlarda&lt;br /&gt;enerji çalışmayaı bırakıp rahatlamaya çalışın  nefesinizi çok hızlı almayın.Eğer kronik ilerlemiş sorunlarınız varsa&lt;br /&gt;bir  uzman enerjist eşliğinde çalışın , destek alabilirsiniz.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulamaya  başladığınızda belki hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz.Bunun sebebi  yıllarca bedenime iyi bakmadığımız , sinir ,öfke ,stres ,üzüntü gibi  duyguların yanında yanlış beslenme (fazla ve yanlış yemek) dengesiz uyku  ,&lt;br /&gt;hareketsiz yaşam , negatif düşünce v.s ile enerji hatlarımız  kapanabildiği için herhangi birşey hissetmemeniz normaldir.Ancak  yılmadan sabırla çalışırsanız mutlaka vücudunuzda güzel şeyler olur , en  azından daha pozitif düşüneceğinizi , baş ağrılarınızı  geçirebileceğinizi , çok daha sağlıklı olabileceğinizi  söyleyebilirim.Ancak sabırlı olmalı hayatınızı yeniden düzenlemeli  özellikle sinir , stres, üzüntü gibi sürekli hayatınızda negatif bir  durumlar varsa bunları çözmeli yada çözüm yollarını araştırmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Unutmayın  en güçlü tedavi sizin negatif düşünceleriniz yanında hiçbir yarar  sağlayamaz , o yüzdeden mutlaka hayatınızı ve düşüncelerinizi  düzenlemelisiniz.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu dedikten sonrada enerjinin bir plesebo  yani insanın kendi kendini kandırması olmadiğini ve tamamiyle fiziksel  bir durum olduğunu söylemekte yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Çakralarınız açık  olmasi ve enerji seviyenizin yükselmesi için : &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu ,  pozitif düşünün , öfke , kin , nefret v.s negatif  duyguları  hayatınızdan çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bol doğayla içiçe olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa  yasalarına uygun yaşayın , fazla yemek , yanlış beslenme , düzenli uyku  (örneğin hava karardıktan sonra yemek yemek , fazla et türü hayvansal  gıdalarla beslenmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru nefes almayı öğrenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara ,  alkol v.s kullanmamaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif egsersiz ve spor enerjinizi  yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerjinin meridyenlerden düzgün şekilde akması için  dik duruşda çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Negatif enerji alanları , telefon ,  bilgisayar fazla mahruz kalmamaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Enerji seviyenizi  ölçmek için : &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinizi birbirine sürtün yavasca  birbirinden uzaklaştırın ve iki el arasındaki rüzgar gibi titreşimi  hissetin.&lt;br /&gt;Bu algı mesafesi ne kadar uzun yani iki el arasındaki  mesafe genişse enerji seviyenizde o ölçüde yüksektir.&lt;br /&gt;İlk zamanlar  birşeyde hissetmeyebilirsiniz.Bu tamamen sizin yaşamızdaki stres,içinize  attığınız öfke ,sinri,yanlış yaşam koşullarıyla ilgilidir.Ancak  zihinsel ve fiziksel çalışmalarla bu enerji seviyeniz hissedilebilir  ölçüye gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Kuantum Dokunuş Şifa Verme Gücü Richard  Gordon kitabınıda okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Chislane D. Martel'in Ben  enerjiyim kitabı :  &lt;a href="http://www.ruhunyolculugu.com/ben_enerjiyim_chislane_d_martel_e_kitap-t8891.0.html" target="_blank"&gt;http://www.ruhunyolculugu.com/ben_enerjiyim_chislane_d_martel_e_kitap-t8891.0.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla  ilgili detaylı bilgi için : &lt;a href="http://www.ruhunyolculugu.com/kronik_hastaliklarda_calisma_metodu-t4927.0.html" target="_blank"&gt;http://www.ruhunyolculugu.com/kronik_hastaliklarda_calisma_metodu-t4927.0.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-2696392474621673737?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/2696392474621673737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2010/05/basit-enerji-uygulama-teknigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2696392474621673737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2696392474621673737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2010/05/basit-enerji-uygulama-teknigi.html' title='Basit enerji uygulama tekniği'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-3794063178943080609</id><published>2009-03-12T15:39:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T00:28:12.699-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Kronik Hastalıklarda Çalışma Metodu</title><content type='html'>Bazen böyle sitelerde insanların insanların çaresiz olarak bitki gibi şeylerden medet umduğunu görünce , her ne kadar insanların tepkisinden çekinsemde yazma ihtiyacı duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.amtamassage.org/journal/win02/images/polarity_main.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bugune kadar hiçkimse size kendi şifa gücünüzü anlatmamış olabilir,banada anlatmamışlardı 28 yilimi bunu bilmeden geçti,iice kendimi mahvedip bir arayışa girdim,öncelikli olarak ülkemizde alternatif tıp olarak düşünülen şifalı bitkiler(farmakoloji) konusunu araştırdım,ama baktım ki bukonuda pekçok sahtekar insan var ve kronik bir hastalığı yalnızca bitkiyle tedavi edemeyeğimi anladım,çünkü bitkilerde aynı ilaçlar gibi sadece insanın biyolojik yanına hitap etmekte ve yan etkileri olabilmekteydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki insan bedeninin enerjitik yani elektiiksel bir yapısı olduğu ve enerji meridyenleri(Akapunktur noktaları) anladığımda insan bedenine karşı öğrendiğim bütün bakış açısı değişti.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En azından modern tıp nefes tekniklerini bile her hastaya anlatsa ve uygulaması sağlansa ben inanıyorumki pekçok hastalık daha iyi olabilir ve hastalıkların oluşma engellenebilir.Bu konular anlaşıldığında görülürki ne doğru nefes almayı biiyoruzdur nede gerçekten sağlıklı yaşamın ne olduğunu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen ben kendi adıma yillardır hastanelere giderim hiçbir doktorun nefes tekniği gibi basit ama önemli bir uygulamayı anlattığını ne gördüm nede duydum.Bunu bence doktor arkadaşlarda kendileride üzerinde düşünmesi gerekiyor.Böyle olmadıkça sürekli soluğu hastanede alan hastalar ordusu ülkemizde hiçbirzaman eksik olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçekten anlaşılması gereken en önemli şeylerden biridir,bu anlamda bir tıp doktoru mutlaka kişilere hasta olmamayı anlatırken yalnızca beslenme,yürüyüş,ve stresten kaçınmanın yanında doğru nefes almayı öğretmeliler diye düşünüyorum.Elbetteki bu anlatılsada sigara içen ve sağlıklı yaşamdan bir haber olan toplumuzunda her ne kadar söylensede uygulamaya geçmeside kolay gözükmüyor.İşte bu yüzden sadece doktorlara değil hastalara,sağlık bireylere ve bütünsel bir yaklaşım geliştirecek yöneticilere mutlaka ihtiyaç var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="quote"&gt;Quote:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Modern tıp tanı ve tedavi yöntemlerini bilmeyen birisi, tümöre bağlı bir baş ağrısını veya epilepsiyi otlarla tedavi etmeye kalkışabilir.&lt;br /&gt;Çoğu kez en çaresiz hastaların başvurduğu doğal şifa alanında, insanlar maddi ve manevi istismara son derece açık durumdadır. Hiçbir bilimsel temeli olmayan, yüzde yüz iyileşme iddiasıyla astronomik fiyatlara satılan ot karışımları veya sözde şifacılık uygulamaları, çaresiz hastaların o dönemde en çok ihtiyaç duydukları iki olgu olan zaman ve parayı, onlardan acımasızca çalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu bilgiler kapsamında söylenebilecek yegâne şey, hastaların mutlaka, bilimsel ve etik bir tıbbi hizmet sunan, yeterli eğitime sahip uzmanlardan yardım almaları gerektiği olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeni Biyolojik + Enerji + Zihinsel yapısı bütünsel olarak anlaşılmalıdır.Aksi takdirde hücresel bazda çok karmaşık görünen insan bedenini tam olarak anlayıp kronik hastalıklarda çözüm getirmek zor gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu noktada bu dediğim temenniler tam anlamiyla ülkemizde yerleşene kadar , kronik hastaların sadece mucizeler bekleyerek yada yanlış alternatif tedavilerle para ve sağlıklarını riske atacaklarına doğru , ilaçsız ve ücretsiz yapılabilinecek yöntemleri bularak , herzaman aradıkları şeyin dışarda değil içerde olduğunu anlayıp çalışmalarında yarar vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galileo’nun dediği gibi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Gerçekte kimse, kimseye hiçbir şey öğretemez. Siz ona yalnızca içindekileri bulmasında yardımcı olabilirsiniz.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kişisel deneyimlerimde türk toplumunun bu anlatacağım şeyler konusunda sağlığa yararı konusunda ve uygulamada pasif olmalarına rağmen,şifalı bitkiler konusunda hiç anlamadan bilmeden çaresizce uyguladiklarini biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten çaresiz olmanın nedemek olduğunu iyi bilirim,ama insan çareyi birazda kendinde aramalı en azından kendini hasta eden sebebleri anlamak ve hayata yeni bir bakış açısı getirmek zorundadır.Aksi takdirde herşeyi başkalarından bekleyen son ana sağlı için bir şey yapmayan insanlar olmaya malesef devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbetteki benim burada anlatacağım yöntemlerin  pek çoğu bilimsel olarak sağlık üzerinde olumlu etkileri&lt;br /&gt;kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada söylenmesi gereken elbetteki insan bedeninin organik yapisini ve anatomisin tamamiyle anlayan, acil durum ve düzenli ilaç kullanılması gereken hastalıklarda modern tıbbın önemini yadsımadan&lt;br /&gt;doğu tıbbıyla birleşmesini umut ediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine forumunuzda gördüğüm doktor arkadaşlarada saygımı sevgimi belirterek, bu çalışmaların zararsız olmakla beraber,&lt;br /&gt;yine ilk olarak önyargının ortadan kalkması için konuda geçen&lt;br /&gt;yöntemlerin bilimsel niteliğini görmek için aşağıdaki linklere tıklanabilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nefesteknik.azbuz.com/blog/yazi/oku/5000000009892201/HOLOTERAPI-SOLUNUMU-ILE-GELEN-IYILESMELERIN-TARIHI-" class="bb-url" target="_blank"&gt;Holoterapi Solunumunu ile gelen iyileşmenin tarihi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ruhsalsifa.org/yazi_nishino_solunum.htm" class="bb-url" target="_blank"&gt;Sokushin Soluma ve Ki İlişkisi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html" class="bb-url" target="_blank"&gt;Hastanelerde reiki &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.drcakmak.com/guncel.aspx?id=1"&gt;http://www.drcakmak.com/guncel.aspx?id=1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.drcakmak.com/irisdetay.aspx?id=18" class="bb-url" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;Düzenleyici Destekleyici Yaklaşımlar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.energyturkey.org/index.php?Itemid=315&amp;amp;id=98&amp;amp;option=com_content&amp;amp;task=view" class="bb-url" target="_blank"&gt;Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp nedir?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ukdk.org/pdf/kitap/38.pdf" class="bb-url" target="_blank"&gt;Tamamlayıcı tıp ile ilgili doktorların için bir yazı &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://zeynebb.blogspot.com/2007/11/drdan-1-tamamlayc-tp-alternatif-tp-ve.html"&gt;http://zeynebb.blogspot.com/2007/11/drdan-1-tamamlayc-tp-alternatif-tp-ve.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.indigodergisi.com/ferhan131.htm" class="bb-url" target="_blank"&gt;http://Bilimsel araştırmalarla iligli diğer bir ya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özellikle bu söylesiyi okumanızda yarar var &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Holistik Tıp, modern tıbbın alternatifi midir?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.doktorsitesi.com/yazi/2735/Holistik-Tip--modern-tibbin-alternatifi-midir-?a_id=84"&gt;http://www.doktorsitesi.com/yazi/2735/Holistik-Tip--modern-tibbin-alternatifi-midir-?a_id=84&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="quote"&gt;Quote:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl önemli olan insanın sağlığına kavuşturulması değil midir? Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa çözüm sunabilmek, “hekimlik andının” gereğidir. Dolayısı ile alternatif tedavi metodlarıyla insanlara yeni umutlar sunmak gerekmez mi? Modern tıpla uğraşan uzmanlar, alternatif tıpla uğraşan uzmanları bir tehdit unsuru olarak görmek yerine, neden onlarla el ele verip birlikte çalışmasınlar!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Giriş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya gelirsek,zamanla çalıştıkca kendi bedenimi nasıl sinir stres sayesinde tıkayıp kapattığımı ve nasıl kapatıysam onuda çok daha zorda olsa açabileğimi anladım.Bu aynı şekilde pekçok hastalık için aynıydı,çünkü insan bedenindeki enerji yolları bütün organ ve hücrelerden geçmek üzere tasarlanmıştı.Evet buna inanılmasi güç ama bu böyle,zaten insanlar sadece kendilerinin yapabileceklerini bilip inaansa hayatlarında pek çok şey değişecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde yazdıklarımı ve konuyu iyice araştırır ve kendi bedeniniz üzerinde çalışmaya başladığınızda bütün bu bilgilerin doğruluğunu anlayacağınıza eminim.Elbetteki teorik olarak duyduğunuzda bütün bunlar size saçma yada mantıksız gelebilir ama en azindan okumanızda yarar olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaten burda benim amacımda kimseye kesin bir tedavi olarak dayatmak değil insanlara yeni bir alternatif bakış açısı getirmektir.Zaten bütün bunlar bir şifadır şifayıda insan ancak kendisi gerçekten sağlıklı olmayı seçerse yaratabilir&lt;/span&gt;.Aksi takdirde en iyi ilaç,alternatif yöntem işe yaramıyacak yarasa bile zihinsel sebebler düzeltilmediğinden tekrarlayacaktır.Bu yüzden modern tıpdan da mucizevi sonuçlar beklemek , yani kişinin kendi çalışması olmadan sadece bir yerden bir umut beklemek bende doğru değil,mutlaka kişi daha iyi olmak için doğal yan etkisiz yöntemleri öğrenmeli ve geliştirmeldir.Bu çalışmaları yaparken öncelikle insanın hedefi kaybettiği sağlığını korumak ve hastalığın ilerlemesini durdurmak olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elbetteki bütün bunlar modern tıbbın yanında kullanılacak kendi kendinize yapacağınız doğal yöntemler , kesinlikle bitki v.s gibi yan etki yapacak şeyleri bende kesinlikle tavsiye etmem&lt;/span&gt;,öncelikle anlaşılması gereken insan bedenin fiziksel biyolojik ve elektiriksel yapsının tam olarak anlaşılması bunun yanında insan zihni ile bu iki yapının ilişkisinin doğru anlaşılmasıdır.Malesef bugunkü modern tıp biyolojik anlamda oldukça başarılı olmasına rağmen insan bedenine bütünsel olarak bakmadığı için bu tip kronik hastalıklarda çareyi bulamamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yinede son yillarda pek çok modern tıp doktoru hastalıkların zihinsel sebeblerini ve insan bedeninin elektiriksel yapısını anlayarak bütünsel yollar izlemeye başlamışlardır.Akapunktur bile bilimsel olarak kabul görmezken son yillarda hastanelerde kullanilmaya başlamıştır.Zamanla batı tıbbının doğu tıbbıyla bir bütün olarak kulanıldığında pek çok çaresiz hastalığın çözümü bulunacaktır,çünkü insan bedeninin sadece organik olarak düşünüp sadece hücre veya sorunlu bölgeyle uğraşır elektirik sistemini hiçe sayarsak sonuç alamıyız,yeni yeni epilepsi tedavilerinde pil gibi elektiriksel sistemlerde kullanılaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslinda benim anlatacağım pil,radyo frekans gibi yapay maddelere gerek kalmadan kişinin kendi kendisinin potansiyelini kullanarak Nefes , enerji ve meditasyon , nlp gibi zihinsel metodlarla kendi kendini daha iyi hale getirebileceği en azından mevcut ilerleyen hastalığını durdurabileceğidir,elbetteki yillarca unuttuğumuz onu anlamayarak bozduğumuz bedenimizi bir anda düzeltmek kolay olmayabilir,ancak çalışma ve sabırla pek çok güzel şey olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elbetteki bu toplumun alıştığı gibi genel ilaç veya bitki mantığıyla Kesin sizi tedavi eder demek değildir.Anlaşılması gereken şey insan bedeninin bugunkü bütün mevcut tıp teknonojilerinden çok daha gelişmiş zekaya ve iyileşme potansiyeline sahip olduğu ve bir insanın kendini mahvedebiliyorsa düzeltebilme yeteneğin olduğudur&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından hastalığınızı oluşturan temel sebeblerin başında sinir ,stres,bastırılmış öfke ,üzüntü g.b konular olduğu anlaşılır ve bunları yokedecek alternatif bir yol sizlere verebilirsem bende mutlu olurum.Ben bugune kadar kendi sitemde pek çok kişiye anlattım fakat genelde insanlara doktorlar tarafindan bu tip şeyler öğretilmediği ve kişilerde yeterli irade ve çalışma disiplini olmadığı için bu tip şeylere bek bakılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbetteki bu bir seçim meselesi ya kaderim deyip,bir mucize beklersiniz yada en azından kendi bedenizi anlayıp nasıl daha iyi olurum ve mevcut hastalığımı durdurum diye çaba gösterirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbetteki işin çaba kısmıa girdiğiniz zaman sizinde gerçek bir çabanızın olması ve kararlı olmanız gerekebilir,özellikle kronik bir hastalıkta kesin bir sonuç almanız çalışma disiplinizie ve sinir stres gibi negatif şeyleri tamamiyle hayatınızdan çıkarmanıza bağlıdır.Eğer bütün bunlar yapılır ve kişi bu şekilde hayatına yeni bir yol açarsa ben inanıyorum çözülmeyecek hiçbir hastalık yoktur.Tabiki bu bir genelleme ve kesin ifade olmayıp ,bizlere öğretilen dışardan mucize yerine kişininin kendi bireysel çabalarına bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji meridyenleri(akapunktur noktaları) iice anlaşılırsa bir hastalıkta çözümün imkansız olması için kişinin hasta organın veya uzuvunun tamamiyle yokolmasi yada mevctu bağlantının kopmasına bağıdır,yani örnegğin kaza sonucu sinir ağları kopmussa bugunki alternatif veya modern tıpla yapılınamaz denilerbilir,aksi takdirde bağlantı devam ediyor bölgede sorun varsa bence düzelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konunun anlaşılması için aşağıda yazdığım kronik hastalıklarda çalışma metodu konusunu okuyabilrisiniz. ayrıca &lt;a href="http://blogumda/" class="bb-url" target="_blank"&gt;http://kendikendinetedavi.blogspot.com&lt;/a&gt; kendi kendineze yapaileceğiniz bütün nefes,enerji gibi teknikleri bir arada bulabilirsiniz.Bu konuya yakin olarak ms konusunda başarılmış bir öykü Eski ms hastası , izmir ms hastaları derneği başkanı Sema Türkel'in &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC.html"&gt;http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazısınada bakmanızda yarar var,ama ms , başka epilepsi başka demeyin , &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dediğim gibi bu yöntemler alıştığınız ilaç mantığından çok daha farklıdır , en azından bu yazıyı sonuna kadar okumanızda yarar var diye düşünüyorum,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sorunuz olursada sorabilirsiniz,ama lütfen araştırın inceleyin ,hemen herşeyi kesip atmayın,tabiki bütün bunlar kendi seçiminiz ve kesinlikle ilaçlarınızıda bırakmayın....Bütün bu çalışmalar modern tıbbı ,mevcut ilaç ve tedavilerinizi birakmak değildir,bunların yanında kendimizi daha iyi hale getirmek için yapılan bireysel tamamlayıcı yöntemlerdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte önemli olan sizin araştırıp , aramanız eğer böyle olursa bütün dünyanında bu konularda pekçok çalışma yaptığını görürsünüz.Malesef ülkemizde yeterince bilimsel çalışma yok,çünkü sadece hala sadece akla bitkiler geliyor ve pekçok şarlatan yüzünden pek çok doktor direk reddediyor,ama yinede pek çok doktor var.Özellikle akapunktur,refloksoloji,nefes teknikleri bugun pek çok doktorun kabul ettiği bilimsel yöntemler,amerikada reiki gibi yöntemler kullaniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yani sonuç olarak hastalık iyileşmeye giden yoldur,bedenizin verdiği bir sinyal sizin hayatınızda birtakım değişiklikler yapmanız gerektiren işaretlerdir... zaman geçiyor hastalıklarımız da durmadan ilerlemeye devam ediyor İşte seçim , hayat sizin , bir gemi tek bir demire bağlanmaz , umudunuzu kaybetmeyin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendim ilaçsız insan kendi kendisine faydasımı olur ben inanman desenizde okuyun derim, sevgilerle : )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kronik hastalıklarda çalışma metodu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki amacım özellikle böbrek,karaciğer yetmezliği,şeker,ms ,epilepsi gibi kronik hastalıklarla uğraşan kendim gibi insanlara,deneyim ve zorluklarımdan yola çıkarak bir çalışma metodu oluşturmak.&lt;br /&gt;Çünkü kronik bir hastalıkla uğraşmak hemen sonuç almak çok zor,bu yüzden insanlar kısa sürede sonuç bekleyip olmayıncada morallerini bozarak çalışmaktan vazgeçebiliyorlar.Ancak şunu unutmamak gerekirki sinir,stres yanlış yaşam v.s ile yıllarca bozduğumuz bedenimizi kısa bir sürede, mucize gibi düzeltmek kolay değil.İnsanın kendisini mahvetmesi bir an,düzeltmesi çok uzun zaman alabiliyor.Eğer umutda yoksa insanlar hiçbirşey yapmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikli olarak alternatif bakış açısıyla alıntı yaparak,hastalığın ne olduğunu ve nedenlerini anlamamızda fayda var diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neden Hasta Oluruz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="quote"&gt;Quote:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.indigodergisi.com/acmosturkey_18.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.&lt;br /&gt;Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji akışımızı değiştiren, sekteye uğratan, hastalığa sebep olan unsurları incelediğimizde bunların; negatif düşünceler, zihinsel karışıklık, doğru nefes almama, düzensiz beslenme, hareketsizlik olduğunu görüyoruz. Ve böylece hastalığı bizim yarattığımız ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen pozitif tarafından gözden geçirelim. Eğer hastalığı biz yaratıyorsak o zaman tekrar yok edebilir, iyileştirebiliriz.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="quote"&gt;Quote:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinir sistemimiz, doğadaki enerji dengesine uyum gösterecek şekilde programlanmış olduğundan, dengenin bozulmaması için irademizin dışında reaksiyonlar gösterebilmektedir. Ne yazık ki yaşadığımız ortam (hava kirliliği, hormonlu gıdalar, zararlı elektromanyetik dalgalar, ozon tabakasının delinmesi vs.) yaşam tarzımız (aşırı stres, dengesiz beslenme, spor yapamama) ve öfke, korku, üzüntü gibi duyguları içimizde bastırmamız, enerji dengemizi ciddi şekilde bozabilmektedir. Bu aşamada bedenimizin dili olan ağrı, uykusuzluk, çarpıntı, terleme, daralma, sinirlilik, yorgunluk, isteksizlik, iktidarsızlık gibi şikayetler belirmeye başlar. Birçok vak'anın başlangıç döneminde en değerli uzman hekimler tarafından yapılan muayene ve ileri tetkiklere rağmen organik bir sebep teşhis edilemediğinden, tedavi için belirtilere göre (semptomatik) gereksiz ilaçlar önerilmektedir. Oysa meydana gelen semptomların ana nedeni, vücudumuzdaki biyoenerji dengesinin bozulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.timrobins.net/images/pic_about_eft_meridian.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Vücuttaki her organ, esiri alanda kendisine denk gelen enerjetik ritme sahiptir. Çeşitli organ küreleri arasında, sanki bir aktarım işlevi varmış gibi değişik ritimler karşılıklı etkileşmektedir.” Dr. Dora Kunz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca konuyla ilgili olarak bknz. alternatif Sistemlerle Enerji Dengesi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp"&gt;http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Enerji meridyenleri : &lt;a href="http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm"&gt;http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.enerjibedendengesi.com/ya...cut_harita.htm"&gt;http://www.enerjibedendengesi.com/ya...cut_harita.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.enerjibedendengesi.com/acmos_resim/Adam2_1.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;Akupunktur tedavi yöntemi,Yin yang teorisi, beş element teoresi, maksimal zaman teorisinden şekillenmiştir.&lt;br /&gt;Bu teoriye göre; dünya ve kainattaki bütün varliklar, tamamen zıt ama aynı zamanda bir birini tamamlayan kutublardan şekillenmiştir, Bağımsız gibi görülen bu kutublar, qi enerji sayesinde evren hareketin devam etmesini, dengesini ve bütünlüğünü sağlar.&lt;br /&gt;Su, metal, ağaç, ateş, toprak ve qi enerji ile canlılık şekillenir. İnsanlar bu maddeler sayesinde yaşar, hayatını devam ettirir. Bu elementler, belli bir zaman içinde bir birini etki eder, korur, kontrol eder ve yeniler.&lt;br /&gt;İnsanlar, bu evrenin bir parçası olduğundan, organlar, dokular ve en kücük hücreler kadar bu denge üzerine kurulmuştur.&lt;br /&gt;Qi enerji, insanların doğuştan var olan, sonradan gelişen ve insan vücudunda ağ şeklinde yayılmiş meridyen hattında dolaşan , organları ve hücreleri besleyen bir enerjidir.&lt;br /&gt;Organlara,dokulara ve hücrelere yaşam sağlayan qi enerji , meridyen ağı sistemi vasıtasıyla bütün vücuda yayılır ve bu sistemi korur.&lt;br /&gt;İnsan vücudu, yaşamsal qi enerji taşıyan 12 ana meridyen , 2 dal meridyen ve sayısız kılcal meridyenlerden şekillenir. Meridyenler hattındaki ana sistemde, şu ana kadar tesbit edilen 365 adet aku-nokta ve mini sistem(Kulak, Ayak altı)deki aku-nokta olmak üzere toplam 2000 den fazla aku-noktalar mevcut olup, tedavi esnasında ve hastalık teşhisinde kullanılır.&lt;br /&gt;İnsanlar, iç ve diş etkenden dolayı denge bozulduğunda, organlar ve hücrelerin çalışma sisteminde değişiklikler meydana gelir, meridyenler bundan etkilenerek düzensiz çalışmaya başlar, enerji dağılımında dengesizlik ve düzensizlikler meydana gelir, bu kısır döngü, organlar ve hücrelerin sağlıklı çalışmasına engel teşkil eder ve insanları ‘hasta’ eder. " hastalıklarımızın nedeni de bedeni oluşturan organlar arası ahengin bozulması ve enerji akışı bloke olarak engellenmesidir''.&lt;br /&gt;Tedavideki amaç, bloke olan bu meridyeni yeniden açarak sistemin normal çalışmasını sağlamak ve insan sağlığına kısa zamanda kavüşturmaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastalıkları neden yaratıyoruz size göre?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit bir mekanizma ile ortaya çıkıyor. Tüm hastalıklar önce bizim zihnimizde, enerji bedenimizde yani ruhumuzda yaratılır. İddialı görünecek ama aslında çok basit, herkes biraz kalbini açıp, yargıları bir yana bıraksa, bunu kabul eder, işin özü bu. Yaşadığımız her şeyin sorumlusuyuz aslında. Bu kötü bir laf. İnsanlar bununla yüzleşmeyip, kurbanı oynamayı seviyorlar. 'Çok şansızdım böyle bir şey oldu' diyor. Mesela arabada bir sorun var, yağ lambası yanıyor Tamirci iki şey yapar; ya göstergeyi açıp kabloyu keser ya da motoru açıp oraya yağ koyar. Modern tıp cerrahi yöntemlerle ya da semptomları baskılayarak, kabloyu kesen tarafta duruyor. Ağrı kesici aldığınızda ağrıyı baskılamış oluyorsunuz, şifalandırmıyorsunuz. Kabloyu kestiğinizde göstergede ışık yanmıyor ama yüz kilometre gidince kanser oluyor, başlıyorlar tümörleri çekip çıkarmaya, çıkardıktan sonra muhtemelen birkaç sene sonra 'metastaz yaptı' deniyor.&lt;br /&gt;alinti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın sebebinin, psikolojimizin ve çevresel etkenlerin enerji meridyeninde yaratıtığı tıkanıklık olduğunu anladıktan sonra,tedavide yapılan şey ise nefes yada enerji teknikleriyle tıkalı olan enerji bölgesinin açılmasıyla enerji akışının sağlanmasıdır.Böylelikle&lt;br /&gt;bedenin bugun en yüksek tıp teknonojilerin yapamiyacağı,kendi iyileşme mekanizmasının çalışmasına izin vermiş oluruz..Eğer ki hastalık psikolojiden değilde,yani dış etkilerden yanlış ilaç kullanımı ,yanlış yiyecek v.s gibi sebeblerden dahi olsa, enerji ve nefes, meridyenlerdeki enerji akışını normal hale getirip,enerji ve nefesin olağanüstü etkisiyle beden iyileşme sürecine girecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada epilepsi konusunada gelirsek forumuzda baktığımda psikolojik sebebleri olup olmadığı ve bir arkadaş demiş ben kücüktüm ozaman gayet neşeliydim diye , elbetteki zihinsel sebebler illa olacak diye bir sebeb yok ama unutmamak gerekirki üzüntünün yanında stres,gerginlik,sinir,öfke,duygusal yapı,içe atma , bastırma gibi duygularda insan bedenini doğrudan negatif etkiler.Siz yinede kendi hayatınızı bir gözden geçirerek tüm bunların varolup olmadığını varsa çözüm yollarını arayın derim.Yani psikolojik sebeblerden olmasa bile diğer bütün yöntemlerle yine bedeniniz daha iyi hale gelip daha sağlıklı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Unutmamak gereken en önemli şey kronik ilerlemiş bir hastalıkta gerçekten olumlu bir sonuç almak için mutlaka kişinin eski negatif psikolojik yapısından kurtularak kendine yeni bir yol ve bakış açısı getirmesi şarttır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgli olarak burayıda okuyabilirsiniz : &lt;a href="http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp"&gt;http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar genelde alıştıkları ve kendilerine öğretilen şey bir hastalıktan kurtulmak için kolayca daha önceden üretilmiş bir ilac yada bitkiyi içip,kişisel çaba harcamadan düzelmek iyileşmek istiyorlar.Oysaki Kronik bir hastalıkta şifanın tamamiyle olması için kişinin bireysel çabaların gerçekten önemli bir yer tutuyor.Bana göre özellikle modern tıbbın kronik hastalıklarda çareyi bulamasının en önemli sebeblerinden biride budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kronik hastalıklarda çözüm bulunamasının, sebeblerinide kısaca sayarsak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*En önemli sebeb kronik bir hastalığın kişinin kendi kendine uygulayacağı tekniklerle Çözülebileceğine inanmama.Bunu gerçekten vurguluyorum çünkü insanların geçmişte bende dahil şifayı hep dışardan ilaç,bitki gibi birşeyden geleceğine inanması,reiki,nefes gibi&lt;br /&gt;Tekniklerin toplum tarafından bilinmemesi ve öneminin yeterince anlatılamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bazı insanların gerçekten ön yargılı ve kendilerine öğretilen mantığın dışındaki hiçbirşeyi kabul etmemeleri, arayış yada araştırma yapmamaları.Gerçekten çok kişiye anlatmaya çalıştım ama dalga geçenler,inanmayanlar inanmış gözükselerde pek üzerinde durmamışlardır.Ama bazı insanlarda tam tersi hemen denemiş uğraşmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle insanlar el ile insanın kendi kendine şifa verebileceğine kesinlikle inanmak istemiyorlar.Enerjinin gerçekliğine inansalarda kronik bir hastalıkta faydası olacağına inanmiyorlar.Ama hep bir ilacın bulunması bir mucize gelmesi konusunda hemfikirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ayrıca Kolayca sonuç elde etme isteği ,belli bir süre sonuç elde edemiyince zamanla iyileşmeninin olasılığına olan umudun yitirilmesi.Yeterli sabır ve iradenin gösterilememesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hastalığı yaratan zihinsel süreçlerin önünene geçememek,sürekli aynı durumların yaşanması bilinçaltında öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret gibi duyguların çözülememesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sigara,yanlış beslenme,yanlış yaşam gibi hastalıkları oluşturan Çevresel negatiflerin tedavi süreçlerinde ortadan kaldıralamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern tıp konusuna gelirsek, bana göre kronik hastalıklarda çözüm bulamaması konusunda ;&lt;br /&gt;Modern tıbbın biyolojik beden anlayışının dışına çıkamıyışı,bütüncül beden anlayışının enerji meridyenleri ve akışı gibi konular üzerinde yeterince durmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes gibi doğru ve basit tekniklerin yeterince bilinmemesi ve anlatılamaması ,hastalıkları oluştururan zihinsel süreçlerin yokedilmesinde yeterli çalışmanın yapılmaması ve öneminin anlaşılamaması diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleki kendi ülkemizde ben bugüne kadar hiçbir doktordan en azından nefes tekniklerinin öğrenmem gerektiğini duymadım,çünkü onlarada öğretilmediğini ve önemini yeterince bilmiyorlar diye düşünüyorum.Ayrıca Bütün bunlar yeterince bilinse ve uygulansa bu kadar ilaç bağımlığı ve kronik hastalıklara bu kadar sık olmayacaktır.&lt;br /&gt;bknz &lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html"&gt;http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yavaş yavaş,kendi gizli potansiyelimizi bir alıntı yaparak başlıyayım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kişisel Şifa gücümüz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.saltburnwellbeingcentre.co.uk/resources/reiki1.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizi iyileştirmek için kendi içimizdeki gücü kullanmak gerekiyor. Enerjmizi dengelemek ve hücre titreşim hızımız ayarlamak için kendi içimizde olan gücü harekete geçirmeliyiz .Yani farkındalığımız arttırarak vücudumzla gereken ilişki ve diyaloğu kurmalıyız. Böylece yeni programlarla vücudumuzdaki enerji aksaklıklarını düzeltir ve şifalanırız. Hepimiz kendi kendimizi şifalandırma yeteneğine sahibiz. Sadece bunu kabul edip harekete geçirmemiz yeterli. Farkındalığımızı arttırmak için de kendi içimize dönmeliyiz. Bedeneimizle iletişime kendimizi açmalıyız. Nerde nasıl bir tıkanıklık olduğunu bedenimiz bize kendi söyleyecektir. Sesine kulak verip enerjisel işaretlerini duymamız yeterlidir. Pekcoğumuz bu işaretlerin üzerinde durmuyoruz. Çünkü bedenlerimizle konuşabileceğimizi düşünmüyoruz. Sonunda kendimizi cihazlara emanet ediyoruz ve onların bedenimizin lisanını anlayacağını düşünüyoruz. Oysa hangi cihaz sevgi dili konuşur? Bedenin dili sevgi dilidir. Siz sevgisiniz. Bu yüzden cihazların bedeninizi anlayacğını düşünmeyin kendinizi sevin ve iletişime açık olun. Ancak o zaman bedenimzizin ne demek istediğini net bir şekilde anlarsınız. Cihazlar sadece ilerlemiş rahatsızlıkları tesbit edebilir. Cünkü artık gözle görülebilir hale gelmiştir. Beden, lisanı anlaşılmadığı için sizin beş duyunuza hitap eder şekilde problemini anlatmaya başlamıştır. Ancak bu noktada bedeninizi anlamaya odaklanıyorsunuz. Oysa problem coktan büyümüş vaziyette. Ondan sonra da bu gözle görülür sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyorsunuz. Problemleri oluşturan kaynağı tedavi etmeyi değil. Bedenleriize eziyet ediyorsunuz. Şifa vermek bu değildir. Şifa vermek, sevgi yüklemektir. Sevgi en yüksek frekanstır. Bedene sevgi yüklediğinizde ona sıkıntı yaratan tüm düşük frekansları temizemiş olursunuz. Ve bedeniniz enerji alanını dengeler. Hücreleriniz yapısısnı dengeler. Atomlarınız titreşim hızlarını dengeler. Tüm bunlar dengelenince zaten beden şifalanmış olur.&lt;br /&gt;Bizler tüm bunları gözönünde bulundurarak önce kendimizle bağlantı kurmalı ve bedenimizde oluşan problemleri görmeyi öğrenmeliyiz. Sonra da kendimize sevgi yükleyerek mevcut tüm rahatsızlıklarıortadan kaldırmayı yani enerji alanlarımızı dengelemeyi hedeflemeliyiz. Böylece ruh ve beden dengemiz oluşur. Enerjimiz vücudumuzda dengeli bir biçimde dolaşır. Şifalanmış oluruz.&lt;br /&gt;Bedenimizin lisanı basittir. Hepimiz biraz farkındalıkla bu lisanı öğrenip kullanabiliriz. Problem olan bölgede ki enerji değişimi, değişik titreşimler en belirgin dikkat çekme yöntemidir. Bedeninizdeki herhangi bir organda normalde hissetmeye alışık olduğunuzdan daha yoğun bir titreşim hissederseniz o bölgede enerji dalgalanması vardır. Bunu fark ettiğiniz anda o bölgeye ve tüm vücudunuza yoğun sevgi frekansı gönderdiğinizi düşünürseniz, enerji açısından uygun tedaviye başlamış olursunuz. Bunu titreşimleri normal hissedene kadar sürdürmeniz yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili olarak bknz alternatif Sistemle Enerji dengesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdi hepimizn rahatça kendi kendimize yapabileceğimiz,basit ama etkili yöntemleri sıralamak isterim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://4uc.org/secure/422/33623/download/images/icon.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kesiniikle ilk başta hastalığı oluşturan zihinsel sebebi bulmak lazım,yoğun stres ,sinir v.s tekrarlaması için eski bakış açılarını değiştirmek ve sürekli olumlamalar yapmak gerekiyor.Aksi takdirde ne kadar çok çalışsakta , kısa sürede yaşayağımız ağır bir stres tekrar aynı noktaya gelmemizi sağlayabilir.Öyleki insanın kendinisin mahvetmesi bir an, düzeltmesi aylarca sürebilir.Yani diyeceğim en önemli temel şey STRES ve SİNİR’in hayatımızda çıkarılması minumum düzeye indirgenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanları üzen eşya ve hadiseler değil, onlar hakkında sahip olduğu düşüncelerdir.” Epiktetos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuyla ilgili bknz : &lt;a href="http://www.turgayreiki.com/forum/sho...nsel+sebebleri"&gt;http://www.turgayreiki.com/forum/sho...nsel+sebebleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki ve hastalığın anlamı &lt;a href="http://www.turgayreiki.com/forum/sho...3600#post63600"&gt;http://www.turgayreiki.com/forum/sho...3600#post63600&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser ve reiki : &lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar9/kanserreiki.html"&gt;http://www.derki.com/sayfalar9/kanserreiki.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili olarak,nlp,eft gibi tekniklerden yararlanabilirsiniz.Ayrıca Reiki 2 aşamada yapılan bilinçaltı tekniklerinin de büyük faydası olacağını düşünüyorum.Bu noktada geçmişte bastırdığımız öfke duyduğumuz olayların ve insanların bir an önce zihnimizden atılması ve yeni düşünce kalıplarının zihne yerleştirlmesi oldukça önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi deneyimime gelirsem aylarca çalışıp bedenimi iyi bir hale getirip tıkanıkları açmama rağmen,kısa sürede yaşadığım sinir ve stres hali bedenimde çok ağır tıkanmalar yaratmıştır.Özellikle negatif insanlar yaptığım tartışmalar,ilerdeğim yolda moralimi bozmuş sinirlerimi harap ederek bedenimde enerji tıkanmaları yaratmıştı.Bu etki öyle güçlü ki bir anda bedenimi zehirlemiş,kasılmasını sağlayarak enerji yollarını kapatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine şimdi anlıyorum ki bu olayların olmasıda yaşamındaki yaptığım hataları ve bir insanın kendi kendini nasıl mahvedebileceğini görmemi sağlamıştır.Halada o tıkanmaları açmaya çalışıyor,insanlara ve olaylara bakış açımı değiştirmeye çalışıyorum.Yani diyeceğim o ki kronik bir hastalığın şifa sürecindeki,en temel nokta stres ve sinirin kesinlikle bedenden uzaklaştırmasıdır.Bununda çözülmesi için tabiki nefes ve enerji teknikleri bedeni temizleyerek bize çok yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili Osho’nun zihin ve beden ilişkisi kitabınada bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ayrica bknz &lt;a href="http://www.stressandyoga.com/stres1.htm"&gt;http://www.stressandyoga.com/stres1.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nil gün gibi yazarların kitaplarını okuyabilirsiniz., &lt;a href="http://www.kuraldisi.com/enerjinizi_nasi...693_29.htm"&gt;http://www.kuraldisi.com/enerjinizi_nasi...693_29.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KANSERİ BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİREREK YENİYORLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tümüyle iyileşenler de var ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıkları zihinsel gelişim nedeniyle iyileşmiştir. Kanser sonrası, psikolojilerini, bakış açılarını değiştirmeleri nedeniyle iyileşiyorlar. İnsan zihniyle iyileşmeyi dilemez, gücünü kullanmazsa, dünyanın en büyük doktoru ya da şifacısı onu iyileştiremez. 'Hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır.' Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine bilim dünyasını sarsan bir deney yaptı: Buz kristallerinin mikroskop altında fotoğraflarını çekti. 'Seni seviyorum' yazan buz kristali, mükemmel bir kar tanesiyken, 'senden nefret ediyorum' denen su molekülü kahverengimsi bir hal aldı. Mozart dinletti, rock dinletti, Türkiye haritası gösterdi, Amerika haritası gösterdi; suyun her veriye karşı farklı bir tepki verdiğini gördü. Bilim dünyası ayağa kalktı; insan düşünce gücüyle su moleküllerinin yapısını etkileyebiliyorsa, insan vücudunun yüzde 70'i su ise, düşünce gücümüzle vücudumuza hükmedebiliriz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok hayat dolu insanlar da kanser olabiliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimizle verdiğimiz oy bir oydur, bilinçaltımızla verdiğimiz oy 99. Çok hayat dolu gördüğümüz insanların içinde o kadar büyük öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret oluyor ki! Annem de kanser hastasıydı ve 'Sence kanser olmayı seçebilir miyim, saçma konuşuyorsun' dedi. İnsan bilinçli olarak kanser olmayı istemez ama bilinçaltı denilen koca bir dünya var.&lt;br /&gt;alinti bknz aksam gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.healingpalms.co.uk/reiki.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 -&lt;/span&gt; Reiki,bioenerji gibi teknikleri düzenli,aksatmadan uygulayın.bol bol kendi kendine el ile tarama yapilabilirsiniz.Özellikle hastalık iç organlarda ise kalp bölgesinden aşağıya doğru çok yavaşca elinizi tarayın.Bu tıkanıklığın açılmasında gerçekten etkili oluyor.&lt;br /&gt;Ayrıca sorunlu bölgede fazladan durulanabilinir.Özellikle kronik hastalıklarda enerji tıkanıkları yoğun olduğundan el pozisyonlarında daha uzun süre durmakta yarar var.Bunuda alışkanlık haline getirerek televizyon izlerken elinizi herhangi rahat bir pozisyonda rahatca tutabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yine çift el tost pozisyonu şeklinde bir el vücudun önünde diğeri arkada olarak bekletebilirsiniz.Sorunlu bölge&lt;br /&gt;üzerinde daha yoğun bir etki bırakacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alinti:&lt;br /&gt;Tam bir Reiki seansı 60 ila 90 dakika sürer. Tüm bedene ve hasta bölgeye enerji verilir. İlk kez uygulanıyorsa, üç gün üst üste uygulanması iyi olur. Kronik hastalıklar için daha sık ve yoğun Reiki uygulanır. Kaç seansta tam sonuç alınacağı, iyileşme sağlanıp sağlanamayacağı bilinemez, tıpkı tıp garanti vermediği gibi biz de veremeyiz. Bu bizim yönettiğimiz bir süreç değildir, bedenin enerjiye verdiği cevap önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süre 5 dakikadan başlayarak uzayabilir çünkü hastalık kroniktir ve uzun süreli olarak vücudumuzda birikmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten zamanla enerji meridyenlerimizi temizleyerek bedensel farkındalığımız artıkça bedenimiz bize hangi bölgenin ne kadar çok enerjiye ihtiyacı olduğunu kendisi söylecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada kişiler enerjiyi hissetme konusunda kendi farkındalıkları düşük,bedenleri tıkanmaların yoğun olduğundan hissetmeleri uzun zaman alabilir.Örneğin ben 2-3 ay hiçbirşey hissetmemiştim,ancak kararlı olup enerjiyi bir alışkanlık haline getirince sonunda sadece ısı olarak hissetmekle kalmayıp enerji akışını net olarak vücudumda titreşim ve akış olarak hissetmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli olan düzenli ve sürekli yapmaktır , yani birgün yaparım birgün yapmam gibi bir mantıkla ilerlemiş hastalıklarla mücade etmek pek mümkün gözükmüyor,buda öyle çok zorlamadan televizyon izlerken , kitap okurken eli pozisyonlar üzerine koyarak basitçe uygulayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki ile ilgii uygulama ve bilgiler için : &lt;a href="http://www.reikilink.com/reusui.htm"&gt;http://www.reikilink.com/reusui.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulamalarda özellikle kronik hastalıklarda geçici bir süre bedenimzide birikmiş hastalıklar su yüzüne çıkabilir,yine bu noktada kararli olmak morali bozmamak ve çalışmayı sürdürmek önemli.Örneğin kendi yaşadığım tansiyon problemi çalışmaya başladıktan bir süre sonra dahada yükselmeye başladı gerçekten çok zorlandığımı,hatta bu süreçte korktuğumuda söyleyebilirim ama herşeye rağmen iyileşmeye duyduğum inanç sayesinde çalışarak tansiyonu düşürmeyi başarmıştım,bugün modern tıbbın baskılayarak sorunu cözdüğü,tansiyon aslinda cözülebilir,ancak tabiki hastalığın oluşum sürecine göre zaman uzayacaktır.Bu yüzden şuzaman düzelecek diye kesin bir tarih verilemez.Hastalığın tamamiyle ortadan kalkması kısa sürede sürebilecekken,çok uzun zaman alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki eğitim alınarak öğrenilen bir sistemdir ,ancak yinede kendi kendinize enerjiyi aktive etmeyi deneyebirsniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Soru : Ben bu tip şeylere inanmıyorum , Nedir bu enerji , ruhsalmıdır , bilimselmidir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde bu konularda pek çok insan süpheye düşüyor,çünkü ülkemizde ve dünyada bu konuları ruhsal konularla karıştırıp istismar eden malesef pek çok insan var.Ancak insanlığın tarihinden beri uygulanan,geliştirilen biyoenerji ortaçağda unutulmuş 1900 lü yillarda Yeniden rusya , uzakdoğu gibi yerlerde ortaya çıkarak pek çok insan , doktor ve bilim adamı tarafından uygulanmaktadır.Rusyada ve avrupada bilim olarak görülen bioenerji amerikada pek çok hastenede uygulanmaktadır.Mesela Ünlü kalp Cerrahı Dr. Mehmet öz gibi doktorlar uygulamaktadır.bknz &lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html"&gt;http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerjinin bilimsel olduğuyla ilgili internet sayesinde pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz.O kadar çok bilgi varki yani bu kadar insanin hayali birsey üzerine uğraşması mantıklı değil.Ancak toplumuzda modern tıp okadar üstün birşey olarak bilinmektedir ki bazı şeylerin farklı bakış açısıyla görmek insanlar için çok zor olmaktadır.Üfürükcülere,sahtekar bitki uzmanlarına v.s değer verilirken şifanin kendi elinde olduğu insanın aklına gelmemektedir.&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bilimsel bir görüş için &lt;a href="http://www.bioenerji.org/"&gt;http://www.bioenerji.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pozitifbeden.com/tech/bioener...-1499.html"&gt;http://www.pozitifbeden.com/tech/bioener...-1499.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tsev.org.tr/files/downloads/e...enerji.pdf"&gt;http://www.tsev.org.tr/files/downloads/e...enerji.pdf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bioenerji kesinlikle placebo, yani insanin kendi kendini kandırması değildir.Bazıları Ruhsal olduğu söylensede Bilimsel ve ölçülebilen birşeydir.&lt;br /&gt;Ama işin gerçekliğini anlamanız için iki elinizi yavaş yavaş yaklaştırıp çekerek aradaki enerji akışını hissetmeye çalışın.Burada hastalığımızdan dolayi enerji seviyemiz düşük olduğundan hissetmemiz zaman alabilr.Bunun yaninda elinizi bedeninize koyarak hergun bekleyin vucudunuzda olan ısınma v.s şeyleri kendiniz izleyin.Burada kısaca enerji seviyesi konusunada girersek enerji meridyenlerinin akışındaki aksaklıktan dolayi hasta insanlarda doğal olarak enerji seviyesi düşük olacaktır.&lt;br /&gt;Örneğin ben ilk başladığımda iki elimin arasındaki mesafe 1-2 cm kadar dı.zamanla 30 cm -1 m arası oldu , buda öyle hayali birşey değil iki el arasında hissedilebilinen ve enerji ölçen aletler tarafindan veri olarak görünebilen radyo dalgası gibi birşeydir.Buda enerjinin plecebo etkisinin olmadığının kanıtıdır. Konuyla ilgili &lt;a href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=48645"&gt;http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=48645&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji bir madde değil, kendini hareketle gösteren bir kuvvettir. Örneğin, bir kar fırtınasında kar tanecikleri görülebilir ama bir çeşit enerji olan rüzgar görülemez, sadece hissedilir.&lt;br /&gt;Dünyamız katı maddelerden oluşmuş gibi görünmesine rağmen aslında deniz gibi hareket halinde olan akıcı bir enerjiden oluşmuş ve onunla çevrelenmiştir.&lt;br /&gt;Modern bilim, insan organizmasının sadece fiziksel bir yapı olmayıp tüm evrende olduğu gibi normal gözle görülemeyen bir enerji alanına da sahip olduğunu doğrular.&lt;br /&gt;Basit şekliyle evrende canlı ve cansız diye tanımladığımız her oluşum moleküllerden, moleküller atomlardan, atomlar ise atomaltı parçacıklardan oluşmuştur. Canlı ve cansız ayrımı belki de çok şanssız bir tanımlamadır. Tüm madde ve varlıkları oluşturan temel yapıtaşı aynı olduğu ve bu yapıtaşı sürekli bir devinim ve saf bir “enerji” olduğuna göre aslında evrende “cansız” hiçbir şey yoktur. İşte varlıkları özde aynı temele bağlayan ve aynı kaynaktan besleyen bu oluşumun bütününü evrenin yaşam enerjisi olarak tanımlamak mümkündür. Doğal olarak bu enerjinin kaynağı yaradılış noktası olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;Bu demektir ki, biz saf enerjiyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soru :Bu konuda eğitim almalımıyım ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hastalık sebebiyle enerji seviyeniz düşük olabileceğinden bir eğitmen tarafından reiki yada bioenerji eğitimi alabilrsiniz, ülkemizde iyi eğitmenler ,doktorlar mevcut bknz . bkz &lt;a href="http://www.energyturkey.org/"&gt;http://www.energyturkey.org&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.reikimaster-mindu.com/masters.html"&gt;http://www.reikimaster-mindu.com/masters.html&lt;/a&gt; yada siz araştırın derim.Burada önemli olan şey bir kez eğitim aldıktan sonra kendi kendinize yapabilmenizindir,yani akapunktur v.s gibi seans seans para vermenize gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Bu noktada bioenerji ile reiki arasında fark olduğu söyleniyor ,reikide uyumlama yani egitmen tarafından size kısa süre enerji verilerek el verme işlemi mevcut buda 1 günlük kursla oluyor.&lt;br /&gt;Kurs ücretide 100-150 ytl ve hayat boyunca birkere veriliyor.Para durumunuz yoksada yardımcı olunur.Hayatınızı değiştirebilecek güzel bir eğitim için bence hiçde önemi yok : )&lt;br /&gt;Eğitmenler için bknz &lt;a href="http://www.reikimaster-mindu.com/masters.html"&gt;http://www.reikimaster-mindu.com/masters.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;.Ben kendi adıma reiki eğitimide aldım ancak daha öncedeki uygulama ile pek bi fark göremedim.Fakat bioenerji ile reiki arasında fark var diyenler var bu çok önemli olmasada eğitmen eşliğinde bu işlerle uğramanız iyi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kursa gitmeden kendi kendime öğrenebilirmiyim ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimde öğrenmem egitmenin enerjisi yüksek olduğundan sırtımdan belli bir süre enerji vererek , tıkalı olan enerji yolunu açmasıyla oldu.Bu hayali birşey değil belli bir zaman sonra vucuduzda hissetmeye başklıyorsunuz.Kendiside eğitmensiz geliştirenler var.Burda önemli olan kendi enerjinizi değil doğadaki enerjiyi bir kanal gibi vucudunuzun içinden geçerek elinizden akması.Yani siz bir hortum oluyorsunuz kaynak doğa oluyor.Böylelikle kişi sonsuz bir enerji kullandığından sınırsız ve yorulmadan istediği kadar uygulayabiliyor.Enerjide kesinlikle hayali birşey değil rüzgar,su ne kadar gerçekse enerjide gerçektir.Ancak bu gerçekliği bedenimizle algılamamız çalışma gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yine siz kendiniz test edin yani elinizi vücudunuza koyduğunuzda neler oluyor,rahatlıyormusunuz onları takip edin.İnsan bedeni kendi kendini düzeltecek enerji yeteneği ile yaratılmıştır.Burda kişi kendi enerjisini değil doğadaki bütün canlılara olduğu gibi kişinin bedenine doğadan dolar ve ellerden çıkar.Normalde enerji herkeste az yada çok vardır ancak hastalık v.s sebeblerden oldukça düşük olabilir,Bu noktada tıkalı enerji kanalının açılması için sırttan enerji vermek gerekir.Çok basit bir işlemdir &lt;a href="http://www.reikilink.com/reinisiyasyon.htm"&gt;http://www.reikilink.com/reinisiyasyon.htm&lt;/a&gt; konusuna bakabilrsiniz.&lt;br /&gt;Ancak isterseniz eğitim için tek seferlik para verirsiniz.Eğer benim param değerli böyle şeylere paramı verilir derseniz,allta dediğimi uygulayin.Bu birazdaha uzun süren bir işlemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soru 8 : Peki uygulamak denemek istiyorum ne yapmalıyım ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikli olarak sessiz sakin bir odaya geçin , uzanın 3-4 dakika burnunuzdan yavasca nefes alip ağzınızdan yavaşca verin,mümkün olduğunca vücudunuzu gevşetmeye çalışın , daha sonra ellerinizi&lt;br /&gt;Şekildeki gibi tutarak karnınıza yada şekildeki pozisyonlardan birini koyarak en az 5-10 dakika sabit tutun ellerinizi kasmayın rahat olun kafanizda olumsuz düşüncelerden uzak tutun.Zaten zamanla rahatlayacaksınız.Çünkü enerji eft gibi tekniklerle psikolojik rahatsızlarda da işe yaramaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamayı hergün aksatmadan devam edin , en rahat ettiginiz pozisyonu bulun özellikle bir eliniz böbrekte diğer eliniz üste olmak üzere bizim hastalığımızda daha etkili olacaktır,ama enerjinin etkisini hissettikçe tüm pozisyonları yapmanızı öneririm.Eğer birşey hissedemessiniz bile yılmayın benim enerji meridyenleri hastalıktan dolayı kapalı olduğundan egitmenim 2-3 uygulamasına rağmen net birşey hissedemedim ancak azmim sonunda enerji akışını bütün vucudumda öyle hissettimki ben bile inanamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca kendi kendinize Kuantum dokunuşu kitabını okuyarak enerjiyi geliştirebilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kuantum Dokunuş / Şifa Verme Gücü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ilknokta.com/urun/86266/Kuantum-Dokunus--Sifa-Verme-Gucu--Richard-Gordon.html"&gt;http://www.ilknokta.com/urun/86266/Kuantum-Dokunus--Sifa-Verme-Gucu--Richard-Gordon.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru :Uygulama sırasında vücutta neler olur,nasıl uygulayabilirim ?&lt;br /&gt;Karıncalanma,elde ısı , vücutta ısı artışı,gaz , karından sesler olabilir.İlk zamanlar hiçbirşey hissetmeyedebilirsiniz,ancak ben de olmuyor diyip bırakmamanızı tavsiye ederim. belli bir noktadan sonrada sıvı gibi aktığını hissediyorsunuz.Tabiki bu noktaya gelmeniz için hergün 3-4 saat çalışmalı ve söylenilen şeylere dikkat etmeli kendinizi bu işe vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin kullanımı:&lt;br /&gt;Reiki ellerimiz aracılığı ile uyguladığımız bir tekniktir. İki elimiz birlikte kullanılır ve vücudun belirli bölgelerinin üzerine yerleştirilerek her bir pozisyonda 3-5 dakika süreyle durulur. Normal bir Reiki seansı yaklaşık 60 dakika sürer. Ancak çoğu zaman vücudun bütün bölümlerini kapsayan bu uygulama yerine, temel çakraları hedef alan ve yaklaşık 30-40 dakika süren kısaltılmış uygulama yapılır. Asgari sürelere uyulması önem taşımaktadır. Reiki’ye siz ve bedeniniz alıştıktan sonra keşiflere başlayıp, Reiki’nin hislerinizi yönlendirmesiyle sizin için neyin o anda uygun olduğunu bilebileceksiniz.&lt;br /&gt;Temel seans dışında özellikle rahatsızlık hissedilen bir organ mevcutsa, ellerinizi o bölgenin üstüne koyarak ekstra Reiki verebilirsiniz. Bazı önemli hastalıkların ve rahatsızlıkların Reiki ile tedavisinde değişik pozisyonlar, spesifik uygulama tekniği ve farklı uygulama süreleri vardır ve bu konuda özel çalışma, araştırma ve derinleşmeyi gerektirir. Ancak Reiki’de yanlış yapmak ihtimali olmadığından en kötü ihtimalle özel uygulamanız sadece işe yaramayabilir, o kadar.&lt;br /&gt;Reiki uygulaması sırasında ellerinizi yerleştirdiğiniz bölgelerde avuç içlerinizde çeşitli derecelerde ısınma hissedeceksiniz. Bu normaldir. Genellikle bu ısınmanın derecesi ilgili çakranın ihtiyaç duyduğu ve çektiği enerjiyle doğru orantılıdır. Nadir durumlarda hiç ısınma hissedilmemesi, başkasına uyguladığınızda sizin ısınma hissetmeniz ama uyguladığınız kişinin ısınma hissetmemesi veya tam tersi görülebilir. Bütün bu durumlar normaldir ve ısınma olsun ya da olmasın Reiki çalışmaktadır.&lt;br /&gt;Ellerin Duruşu:&lt;br /&gt;Ellerimiz bazı pozisyonlar dışında seans süresince parmaklar bitişik şekilde tutulur. Vücuda bastırılmadan rahatça yerleştirilir. Oturarak veya yatarak kollarımızın ve ellerimizi rahatsız hissetmeyeceğimiz ve yorulmayacağımız bir pozisyon almalıyız.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;DOĞRU EL DURUŞ ŞEKLİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.reikilink.com/images/eldurus.gif" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş parmaklarımızın elimize bitişik tutulması bir süre sonra sıkıntı verebilir. Bu durumda bazı açılmalar ister istemez olabilir. Bunu çok fazla sorun etmeyin. Reiki huzur içindir; Huzursuzluk yaşamanız için değil! Her an sağlanamayacak ideal koşullar olmasa bile Reiki işini bilir ve mükemmelen yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uygulama pozisyonları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.reikilink.com/images/repoz1.gif" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu süreçte arınma sürecine gelirsek :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ilk arınma döneminde bedenimizin dışa açılan her gözeneğinden sürekli bir toksin atışı gerçekleşir:&lt;br /&gt;- Aşırı terleme&lt;br /&gt;- Dışkı düzeninin bozulması, renginin değişmesi&lt;br /&gt;- Sık aralıklarla ve bol idrar yapma, renk değişikliği&lt;br /&gt;- Geğirme, yellenme&lt;br /&gt;- Öksürme, balgam çıkarma, tükürük birikmesi&lt;br /&gt;- Gerinme, esneme ihtiyacı, esnemeyle gelen gözyaşı...&lt;br /&gt;Bunların hepsini ya da sadece birkaçını yaşayabileceğimiz gibi, önce de söylediğimiz gibi belki de hiç biriyle karşılaşmayacağız. Ancak görülmesi normal olan bu etkiler birkaç gün içinde başlar ve azalarak genelde bir hafta içinde normale döner. Bu noktada en önemli şey Reiki vermeyi aksatmamaktır.&lt;br /&gt;Dikkat edilecek noktalar:&lt;br /&gt;İnisiyasyondan birkaç gün öncesinden başlayarak, tüm 21 günlük arınma süresi boyunca alkol alınmaması, aşırı yağlı, baharatlı yemeklerden ve kırmızı etten kaçınılması, çay, kahve, şeker, sigara tüketiminde mümkün olduğunca azaltmaya gidilmesi, aşırı stres ortamından mümkün olduğunca uzak durulması Reiki'nin çok çabuk etkisini göstermesi açısından gereklidir. Reiki uygulamasını gerek kendimize gerekse başkasına yapacağımız zaman kendimizin ve uygulayacağımız kişinin son 24 saat içinde alkol almamış olmasına dikkat etmeliyiz. Alkol enerji kanallarını olumsuz etkiler, Reiki’yi işlevsiz bırakır.&lt;br /&gt;Arınma süresi sonrası normal yaşantımızda, sıraladığımız bu zararlı unsurların olumsuz etkileri de aşırıya kaçılmadığı sürece bir ölçüde Reiki sayesinde kontrol altında tutulabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Reiki uygulamasında dikkat edilecek bazı başlıklar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Kalp hastalarında ellerinizi direkt kalp üzerine koymayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Şeker hastalarında insülin seviyesini bilerek çalışın, eğer hypoglisemi (şeker değerinde normal değerlerin altına düşme) söz konusu ise Reiki vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca enerjiyi uygularken bedenizide sorunlu bölgeye doğru sipiral şeklinde enerjiyi döndürebilirsiniz.Bunuda vucudunuzdaki&lt;br /&gt;ayak parmaklari gibi bölümleri dokunmadan hissetmeye çalışın.Zamanla kendi kendine vücudunuzda enerjiyi gezdirmeyi geliştrebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.aktuelpsikoloji.com/images/haber/1040.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.ctp.bilkent.edu.tr/%7Eayfer/yoga/solunu7.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-&lt;/span&gt; Nefes teknigiyle öncelikli olarak nefesi diyaframa indirip aşagıdan nefes almaktır,ayrıca doğru nefesi alışkanlık haline getirmek lazım.Gerçekten tıkali bölgelerin açılmasında enerji ile beraber çok güçlü bir etki oluyor.Konuyla ilgili olarak buraya bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uzmantv.com/konu/dogru-nefes-almayi-ogrenin"&gt;http://www.uzmantv.com/konu/dogru-nefes-almayi-ogrenin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Amaç nefesin akciğerlerden diyafram nefesiyel alt bölgeye ve bütün organlara doğru gitmesini sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.stressandyoga.com/Yogaistatistik.htm"&gt;http://www.stressandyoga.com/Yogaistatistik.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca konu ile ilgili olarak nefes düzenininiz düzeltilmesi ve doğru uygulamaları öğrenmek için transformal nefes gibi eğitimlere katılabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- &lt;/span&gt;Bol bol doğaya çıkın güneşli rüzgarli havalarda ormana yada deniz kenarina gidebilrsiniz,büyük gövdeli ağaclarin (çınar, meşe v.s çevresinde oturun ellerinizi birbirine sürtün ve dua edergibi açın ve bol bol derin nefes alın.Güneşin bedeninze değmesine izin verin.Denize girme imkanınz varsa, denize girin bu özellikle üzerinizdeki negatif enerjinin atılmasına yarıyacak bedenin rahatlamasını sağlıyacaktır.&lt;br /&gt;Ayrıca vücudun iyileşme potansiyelin çalışmasını sağlayan enerji meridyenlerinin açık olmasıdır,buda demek oluyorki enerji bedeninizi nefes ve enerji ile nekadar iyi temizlerseniz doğayla enerji bağlantınız o kadar iyi olur ve bedenin mükemmel çalışan potansiyeli ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bknz.Doğadan ve ağaçlardan enerji alımı&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?t=5252"&gt;http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?t=5252&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;Doğal enerjiler, beden tarafından kolayca özümsenir ve dönüştürülür. Bireyi sağlığına kavuşturma açısından bilinen bir yöntem, onu hava değişimi için deniz kenarına yollamaktır. Deniz ortamı, yaşamın dört temel elementine sahiptir. Güneşten ateş, deniz rüzgârlarından hava, denizin kendisinden su ve kuşkusuz toprak. Bireyin bedeni bu temel elementleri almaya ve şifa veren enerjilerle tüm fiziksel enerji sistemini güçlendirmeye uygundur. Bu dört element ile iletişim, bireyin dengesini yeniden kazanmasını sağlar.&lt;br /&gt;Doğa ile birlikte olmak auralanmızı arındırır ve dengeler. Bir ağacı kucaklamanın sağlık açısından iyi bir alışkanlık olduğunda büyük bir gerçeklik payı vardır. Ağaçlar dinamik enerji alanlarına sahiptirler ve insanların enerji alanları ile dinamik etkileşimde bulunurlar. Her ağacın, her insan gibi kendine özgü frekansı vardır. Bu nedenle değişik ağaçlar, değişik etkiler için kucaklanabilirler. Bir söğüt ağacının altında 5-10 dakika oturmak baş ağrılarına iyi gelecektir. Çam ağaçları, insan enerjisini temizleyici bir etkileşim yaratırlar. İnsan enerji alanlarından negatif duygulan, özellikle suçluluk duygularını emer ve dengelerler. (Çam ağacı bu işlemden zarar görmez, negatif enerjileri alırken, bunları âdeta gübre diye kullanır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.bildirgec.org/imaj/webci/image002-2.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5&lt;/span&gt;.El ile Kulak bölgesine parmak ile el akapunkturu yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;Aslında reiki 2.pozisyonda bu etki mümkün ama yine farklı bir etkisi oluyor.Deneyerek uygulayın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SJ8jVh3i1vI/AAAAAAAACiU/PWwDTE5WaVI/s400/Refleksoloji+-ayak_harita.gif" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;Refleksoloji olarak geçen bu uygulamalarda şu şekilde:&lt;br /&gt;Kulaktaki her bölge vücuttaki eş organa denk gelmektedir.İğnesiz de olsa parmakla kulağa bastırmak gerçekten etki ediyor.Sizde deneyebilirsiniz.Konuyla ilgili bknz &lt;a href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=79228"&gt;http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=79228&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupressur, Akupunktur tedavisinde uygulanan diğer bir metodudur ve&lt;br /&gt;noktalara parmak veya buna benzer herhangi bir şekildeki tazyikle yapılan mesajdır.&lt;br /&gt;Vücudunuz ağrıdığında tek yapacağınız şey, kulaklarınıza masaj yapmaktır.&lt;br /&gt;Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak,&lt;br /&gt;masaj yapın. İlk anda bazı noktalar acıyacaktır ( bunlar bedendeki&lt;br /&gt;ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır),&lt;br /&gt;ama kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır.&lt;br /&gt;2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olacaktır,&lt;br /&gt;isterseniz bu süreyi uzatabilirsiniz de.&lt;br /&gt;Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir sıcaklığın yayıldığını ve ağrılarınızın azaldığını hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;Hiç bir yan etkisi olmayan bu uygulamayı her zaman her yerde kendinize ve ağrısı olan yakınlarınıza uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Önemli olan kulağın her noktasına dokunmanızdır. Kulağınız size hemen yanıt verecektir. Zira kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img2.blogcu.com/images/k/a/r/kartanemm/su.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6&lt;/span&gt;-Bedenin iyileşmesine izin vermek için özellikle yediğiniz yiyeceklere dikkat edin ilgili organı zarar verecek yanlış beslenme,alışkanlıklarından vazgeçin.Özellikle gerektiği kadar yiyip sisteminizi zorlamayın ve bol bol su ve yeterli meyve ve sebze yiyin.Kola,asitli içecekler yapay gıdalarlardan kaçının.Hem iyileşmek isteyip hem sigara içmek yada mideyi tıka basa doldurarak yanlış beslenmek mantık dışıdır.Ayrıca hastalığınızın türüne göre ilgili organı yoracak yiyecek ve sıvı tüketiminden kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.ecczane.com/images/news/211.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7&lt;/span&gt;.Doğru ve derin düzenli bir uyku düzenini hayatınıza geçirin.Çünkü uyku sırasında vücut kendi kendini yenilemekte ve pek çok pozitif değişim olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günde ne kadar uyku gerekli?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bünyeye göre değişir. Ortalama olarak beş ve sekiz saat arasında bir zaman söz konusu. Kişi sabah kalktığında kendini kaç saatlik uykuyla zinde hissediyorsa, onun için ideal olan süre o kadardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kesik kesik yada uyumama sorunlarınız varsa enerji ve nefes uygulamalı ile zamanla bununda düzeleceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgi ayrıca bknz&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09...DD6E3B3CC.html"&gt;http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09...DD6E3B3CC.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.topnews.in/health/files/listening-music1.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8.&lt;/span&gt;Müzik : ) Doğa sesleri ve şifa için hazırlanmış müzikleri özellikle tavsiye ederim,doğayada bakarsanız herşeyin insanın iyileşmesi ve iyi hissetmesi için tasarlanmış olduğunu görebiliriz,bu yüzdendir ki yine bir enerji olan müzik bedenimiz üzerinde pozitif etkileri gözardı edilmemelidir.Konuyla ilgili olarak geleneksel türk şifa müzikleri sitesine bakabilirsiniz. &lt;a href="http://www.tumata.com/muzikletedavi.html"&gt;http://www.tumata.com/muzikletedavi.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Reiki ve meditasyon müziklerinide ve Nature Sound Therapy &lt;a href="http://www.download.com/Natura-Sound...html?tag=mncol"&gt;http://www.download.com/Natura-Sound...html?tag=mncol&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ayrica konuyla ilgili bknz : adli programı tavsiye ederim. &lt;a href="http://www.indigodergisi.com/muziklesifa_02.htm"&gt;http://www.indigodergisi.com/muziklesifa_02.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.rhondasreiki.com/images/reiki_self_promo_sm.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9.&lt;/span&gt;Mutlaka zihninizi dinlendirmek için meditasyon tekniklerini öğrenin,bu ileriki hayatınızın daha huzrulu geçmesi ve sağlıklı olmanız için gerçekten yararlı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img1.blogcu.com/images/i/z/m/izmirliahmetkaya/gassho.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;MEDİTASYONA BAŞLARKEN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman yapılması gerektiği değil , sürekli yapılması önemlidir&lt;br /&gt;Soluk alıp vermeyi iyi öğrenin&lt;br /&gt;Meditasyon öncesi ılık bir duş alın&lt;br /&gt;Duruşları doğru yapın,(Yatay ve dikey meditasyon )&lt;br /&gt;Meditasyon ve ses ( yağmur, fırtına, dalga gibi doğal sesler meditasyonun kalitesini arttırır.)&lt;br /&gt;Mantra ( meditasyon halinde kişinin tekrarladığı bir kelimedir.)&lt;br /&gt;Meditasyona en uygun başlama yaşı 12 dir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Hangi hallerde meditasyon yapılmaz ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kişi kendine muktedir olduğu sürece hastalıkta ve sağlıkta meditasyon yapılabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRME MEDİTASYONU&lt;br /&gt;Özellikle bir hastalığın ilk belirtilerini hissettiğinizde yapılırsa etkili olur, ama eğer onu sık aralıklarla ve yoğun bir odaklanmayla yaparsanız ilerlemiş hastalıklarda da işe yarar. O ayrıca enerji alanınızı karıştıran herhangi bir olumsuzluk formunu da etkisiz kılabilir.İşte bu meditasyon :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Birkaç dakika boş kaldığınızda, ve özellikle gece uykuya dalmadan önce son şey , ve sabah yataktan kalkmadan önce ilk şey olarak, bedeninizi bilinçle doldurun. Sırt üstü uzanın , gözlerinizi kapayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Önce dikkatinizi bedeninizin değişik bölümlerinde , ellerinizde, ayaklarınızda,kollarınızda, karnınızda vs. odaklayın. Yaşam enerjisini bu bölümlerin içinde mümkün olduğunca yoğun bir biçimde hissedin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Her bölüm üzerinde en az 15 saniye kadar odaklanın.. Sonra dikkatinizi bedeninizde , ayaklardan başa ,baştan ayaklara birkaç kez dalga gibi dolaştırın. Bunun sadece 1 dakika alması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Bundan sonra , içsel bedeninizi bir bütün olarak , tek bir enerji alanı olarak hissedin. Birkaç dakika kadar bu hissi sürdürün. Bu zaman esnasında yoğun bir biçimde mevcut olun,bedeninizin her hücresinde mevcut olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Eğer zihin ara sıra dikkatinizi bedenden çekmeyi başarır ve siz kendinizi bir düşüncede kaybederseniz aldırmayın. Bunun olduğunu fark eder etmez, dikkatinizi yine içsel bedene yöneltin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10-&lt;/span&gt;''Egzersiz: Günlük kısa yürüyüşler bile enerji artırıcı özelliğe sahiptir. Bedensel hareket, kendi enerjisini üretir. Yorgunluktan bitap düştüğünüz, canınızın kıpırdamak bile istemediği bir günde, kendinizi zorlayıp 15-20 dakika bile yürüdüğünüzde ya da hafif bir egzersiz yaptığınızda canlandığınızı hissedeceksiniz. Deneyin, görün. Egzersiz fiziksel ve zihinsel sağlık için, sağlıklı beslenmek kadar önemli.&lt;br /&gt;Yoga, Pilates, Qigong, Tai Chi gibi günlük sakin egzersizler de enerji artırıcıdır.''Alinti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde eğer vücut pozisyonunda yanlış bir duruş var, düzgün enerji akışının kazanılması için doğru duruşun kazanılması gerekiyor,konuyla ilgili olarak&lt;br /&gt;Bknz: Aleksander Tekniği :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.minidev.com/atip/tip_alew.asp"&gt;http://www.minidev.com/atip/tip_alew.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.dogruyasam.com/wp-content/uploads/2008/08/yaratici-imgeleme1.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11.&lt;/span&gt;Hergün kendinize olumlama yapın,hastalığın düzeleceğini imgeleyin iyileşmeye kalbinizle inanın,icinizden hergun iyi olacağınızı tekrarlayın,unutmayın insanin kendi potansiyeli yanında hastalıklar çok basit kalabilir.&lt;br /&gt;Bknz : &lt;a href="http://www.hipnoterapi.com/yimgelem.htm"&gt;http://www.hipnoterapi.com/yimgelem.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ayrica bknz Relaksoloji&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.egemeta.com/Trk/Books/iig.asp"&gt;http://www.egemeta.com/Trk/Books/iig.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hücrelerinizin içindeki trilyonlarca protein reseptörlerinin gerçekte algı filtreleri olarak hizmet ettikleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Düşünceleriniz, imgelemeleriniz ve tutkularınız doğal olarak DNA yı ve hücresel davranışı değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal Yaşam Kuralları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu takip eden yedi yıl, Kyoto kentinin varoşlarındaki bir şifahanede, hastaları iyileştirmek için çalışır. Amacı, tedavi ettiği dilencileri tekrar topluma kazandırıp, çalışmalarını sağlamaktır. Fakat bir süre sonra tedavi ettiği dilencilerin tekrar şifahaneye geri döndüğünü fark eder. Usui sarsılmıştır, kendi kendine bu kişilerin neden yeniden buraya döndüğünü sorar. Ve Usui, fiziksel bedenin hastalık belirtilerini iyileştirdiğini, fakat yeni bir yaşam tarzı aktaramadığını fark eder. Bu durum onu Ruhsal Yaşam Kuralları'nı oluşturmaya yöneltir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bugün özgür ve mutlu ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bugün sevin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bugün korunmaktasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuurlu olarak anı yaşa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bereketleri müteşekkirlikle kabul et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aileni, öğretmenlerini ve büyüklerini say.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeğini dürüstçe kazan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarını kendin gibi sev.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey için müteşekkir ol ve tüm canlılara karşı sevgi dolu davran.&lt;br /&gt;&lt;div class="uieforum_postsubject"&gt;Kronik Hastalıklarda Çalışma metodu&lt;/div&gt;&lt;div class="uieforum_postcontent"&gt;Unutmayalım ki başımıza ne gelirse gelsin bu hayatta herzaman daha da kötü durumda olan insanlar olacaktır,herşeye rağmen sağlığımız bozulsada şükretmek ve bütün bunların hayat yolculuğumuzun bir parçası olduğunu ,kendimizi suçlamak yerine yaşamı olduğu gibi kabul etmek , öfke duyguduğumuz insanları olayları affetmeli içimizde biriken negatif düşünceleri bedenimizden attığımız gibi,zihnimizdede atmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu anlatıklarım, gözünüze çok zor gibi görünsede aslında uygulamaya geçirilip alışkanlık haline getirildiğinde yemek içmek nefes almak gibi bir hal alır.Zaten kronik bir hastalıkla başa çıkmakta bu şekilde olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle arınma sürecinde bedende birikmiş olan tıkanıklar sizi biraz zorlayabileceğinden ailenizden birilerininde Reiki eğitimi alarak size destek olmasında yarar olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;Belli bir sürede enerji seviyesi çok düşük olacağından enerji desteği bir uygulayıcı tarafından alınabilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım kronik hastalıklarla uğraşan benim gibi insanlara güzel birşeyler verebilmişimdir.Sizlerde deneyimlerinizi paylaşırsanız bu yolda yürüyen insanlara yardımınız olur diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;Konuyla ilgili sizde ekleyeceğiniz birşeyler varsa mutlaka ekleyin elbette yeni teknikler yeni düşüncelerle zenginleştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bütün bu dediklerim ve sizin kendi bulduğunuz olumlu yöntemler kararlı ve düzenli bir şekilde bütüncül olarak uygulanırsa,bence hiçbir kronik ağır hastalık bunun yanında çok uzun süre bedende kalamayacaktır : )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak kronik bir hastalığı vücudumuzdan tamamiyle atmak zor ve imkansız gözüksede olsada hayatımızda yapacağımız bazı değişikliklerle güzel sonuçlar alacağımıza inaniyorum.Elbetteki bu hemen olamaz yıllarca unutmuş olduğum bedenimizi bir anda mucizeyle tamamen düzeltmek biraz hayalidir,şifanın gelmesi bu yüzden çok uzun zamanda sürebilir,işte kişi bu noktada sabırlı ve hergün hic usanmadan düzenli olarak çalıştığında mutlaka güzel sonuçlar alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Kronik bir hastalık olan ms konusunda,çaresiz denilen hastalığı yenmiş birisi tarafından güzel ve anlamlı bir röpartajın oldugu linke bakabilirsiniz. &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09...DD6E3B3CC.html"&gt;http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09...DD6E3B3CC.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.workshop3d.com/stargate/design/leonardo.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı:&lt;br /&gt;Beden gözle görünen ruhtur ve ruh gözle görünen bedendir. Beden ve ruh hiç ayrılmaz, birbirinin parçasıdır, bir bütünün parçalarıdır. Bedeni kabullenmelisin, bedeni sevmelisin, bedene saygı duymalısın, bedene minnettar kalmalısın…&lt;br /&gt;Beden var olan en karmaşık mekanizmadır – tam anlamıyla bir şaheser! alinti OSHO – Beden ile zihni dengelemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/populer/spatium/evren.5.jpg" class="bb-image" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainatin küçük bir hali olan insan bedeninde,hertürlü iyileşme mekanizması mevcuttur.Amaç doğadan kopardığımız bedeni yeniden doğaya açmaktır.Şifa bizdedir,evrendedir : )&lt;br /&gt;Herşey içimizdedir başka yerde aramayalım,gülmeyi ve şükretmeyide unutmayalım,ve umudumuzu kaybetmeden sabırla çalışalım,koptuğumuz doğaya ve doğamıza dönelim,derim : ) Sevgilerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yardimci linkler :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kendikendinetedavi.blogspot.com/"&gt;http://kendikendinetedavi.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html"&gt;http://www.derki.com/sayfalar4/reiki.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://zsg.gen.tr/yazilar/dr_zhi.htm"&gt;http://zsg.gen.tr/yazilar/dr_zhi.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp"&gt;http://www.minidev.com/atip/tip_ased.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.reikiturkey.org/"&gt;http://www.reikiturkey.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.eftturkey.com/"&gt;www.eftturkey.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.drakupunktur.com/"&gt;www.drakupunktur.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.reikilink.com/reiki.htm"&gt;http://www.reikilink.com/reiki.htm&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.bioenerji.org/"&gt;http://www.bioenerji.org&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.reikiturk.com/"&gt;http://www.reikiturk.com&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.reikilight.net/"&gt;http://www.reikilight.net&lt;/a&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Reiki"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Reiki&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt;&lt;!-- google_ad_client = "pub-6069460450880177"; /* 728x15, oluşturulma 01.02.2009 */ google_ad_slot = "4550266933"; google_ad_width = 728; google_ad_height = 15; //--&gt;&lt;br /&gt;&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-3794063178943080609?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/3794063178943080609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/kronik-hastalklarda-calsma-metodu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3794063178943080609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3794063178943080609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/kronik-hastalklarda-calsma-metodu.html' title='Kronik Hastalıklarda Çalışma Metodu'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SJ8jVh3i1vI/AAAAAAAACiU/PWwDTE5WaVI/s72-c/Refleksoloji+-ayak_harita.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-653555036872113031</id><published>2009-03-12T15:29:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:38:03.601-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Aura ve  Özellikleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://users.belgacom.net/horoscope/energie/imagesChakras/aura.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 389px;" src="http://users.belgacom.net/horoscope/energie/imagesChakras/aura.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedenini çin tıbbını anlamak için auranın ne olduğunu anlamakta yarar var :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aura&lt;/b&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Teozofi" title="Teozofi"&gt;Teozofi&lt;/a&gt;’de kullanılan bir terim olup, canlıların bedenlerinden yayıldığı varsayılan ışınımla oluşan ve gitgide yayılan tesir kuşakları tarzında kendini gösteren elektromanyetik alana verilen addır. Auro okumak ise auro' hissedebilmektir. &lt;p&gt;Metapsişikçilerin "eflüv" adını verdikleri partiküllerin ışınımıyla (&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyasyon" title="Radyasyon" class="mw-redirect"&gt;radyasyon&lt;/a&gt;) oluşan bu alan, Teozoflara ve &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kirlian_Foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1" title="Kirlian Fotoğrafçılığı"&gt;Kirlian Fotoğrafçılığı&lt;/a&gt; üzerinde çalışan araştırmacılara göre, yaşam enerjisi olarak adlandırılan bir tür enerjinin organizmalardan insan gözünün göremediği bir frekans düzeyinde titreşen ışınlar tarzında yayılmasıyla oluşur. Aura, eflüv ve &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Psi%C5%9Fik" title="Psişik"&gt;psişik&lt;/a&gt; radyasyon terimlerinin sık sık karıştırıldığı görülür. Bu üç terim arasındaki ilişki şöyle açıklanır:&lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bedenden yayılan ışınıma ve bu ışınımın yayılma olayına radyasyon (psişik radyasyon) adı verilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bu ışınlara ve ışınları oluşturan partiküllere eflüv adı verilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bu yayılma olayının meydana geldiği medyumlarca görülebilen güç ve etki alanına ise aura adı verilir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;p&gt;Renkli haleler ve ışımalar tarzında kendini gösteren auranın esas olarak üç kısımdan oluştuğu kabul edilir:&lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;Yapışık aura: Vücudu bir zarf gibi saran 0.5 cm. kalınlığında, koyu bir bölgedir. Süptil bedenin süptil ikiz denilen kısmıdır. Auranın Kirlian fotoğrafçılık tekniğiyle çekilebilen kısmıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İç aura: Yapışık aurayı çevreleyen bölgedir. Kişilere göre 3 ile 8 cm. arasında değişen kalınlıktaki bir bölgedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dış aura: Yüksekliği İnsan bedeninin iki misli genişliği İnsan bedeninin dört misli olup Oval, yumurta biçimindedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tam dış aura: Bedenden yayılan ışınım alanının tümü; sınırsız kabul edilir.Aura görebilme yeteneğine sahip olduğu ileri sürülen medyumlar, aura renklerinin kişilerin ruhsal tekamül durumlarına, karakterlerine ve heyecan hallerine bağlı olarak değişiklik gösterdiklerini belirtirler.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Auranız hakkındaki farkındalığınızın ve onu kavramanızın gelişmesi, auranızın temel özelliklerini anlamaktan geçer.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;h1 class="yazi_baslik"&gt;1. Her aura kendine özgü bir titreşime sahiptir.&lt;/h1&gt;&lt;br /&gt;Her enerji alanı kendine özgüdür. Hiçbirisi diğerine tümüyle benzemez. Benzerlikler olabilir. Auralar sese, ışığa ve elektromanyetik alanlara sahip olabilirler fakat bunların gücü ve yoğunluğu bireyden bireye değişir. Her birey kendine özgün frekansa sahiptir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Auranızın titreşimi, diğerlerininkine yakınsa, doğal bir uyum vardır. Siz, bu bireylerle daha iyi anlaşırsınız. Genellikle bu tür bir iletişim; geçmiş yaşam bağlantılarının bir işaretidir. Bazı durumlarda böyledir, fakat muhtemelen geçmiş yaşam bağlantılarından daha çok fiziksel, duygusal, mantal ve/veya spiritüel düzeyde aurik desen benzerliğini vurgular.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Öte yandan, sizin auranızdan çok farklı frekansa sahip auralan olanlar vardır ki, bu durum, o kişiden anında hoşnutsuzluk, rahatsızlık, sıkıntı vb. duyma ile sonuçlanabilir. Çoğu zaman bu yansıtılan ve alınan ilk süptil izlenimler, diğer kişi ile auramzın titreşim uyumunu gösterir. Bu durum, her zaman diğer kişide yanlış bir şey olduğunu göstermez; daha çok bu noktada iki enerji alanının aynı titreşimde olmadığını gösterir. Her iki birey arasında başlangıçta uyumsuzluk olarak başlayan şey, uzun zamanlar boyunca birarada bulunduklarında bir uyum hâlinde gelişebilir. Bu durum, genellikle "zıtlar birbirini çeker" kavramına örnek teşkil eden bireyler söz konusu olunca geçerlidir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;      &lt;h1 class="yazi_baslik"&gt;2. Auranız, diğerlerinin aurik alanlarıyla etkileşimde olacaktır.&lt;/h1&gt;      &lt;br /&gt;Aurarun güçlü elektromanyetik özelliklerinden dolayı sürekli olarak enerji verir ve alırsınız. Bir başka insanla her karşılaştığınızda bir enerji alışverişi oluşur. Siz onlara elektriksel etki verebilirsiniz, onlardan da manyetik etki alabilirsiniz. Ne kadar çok insanla ilişkide bulunursanız, o kadar çok enerji alışverişi oluşur.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bu alışverişin farkında olmadığınız takdirde, gün boyunca birçok enerji atığı biriktirebilirsiniz. Farkında değilseniz, akşama doğru kendinizi tükenmiş hissedebilirsiniz, hatta kafanızın içinde yabancı fikirlere, düşüncelere ve hislere sahip olabilirsiniz. Hepimizin bir parça çıldırdığımızı düşündüğümüz günler olmuştur. Bunların sizinle hiçbir ilişkisi olmayabilir, daha çok günboyu karşılaştığınız insanlardan aldığınız enerji ile ilgili olabilir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Hepimizin bir iki enerji tüketici tanıdığı olmuştur. Onlarla yüz yüze ya da telefonda konuşmak sizi yorgun düşürebilir. Kişi sizden ayrıldığında ya da telefonu kapattığında, sanki midenize yumruk yemiş gibi olursunuz. Bu tür bir alışveriş sağlıksızdır. Deneyimlediğiniz, auranızdan enerji sömürülmesidir. Son bölümdeki alıştırmalar, her gün auranızı dengelemenize, onu canlı tutarak, bu tür tek taraflı iletişimi engellemenize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;     &lt;h1 class="yazi_baslik"&gt;3. İnsanın enerji alanı hayvan, bitki, mineral ve diğerlerinin enerji alanları ile de etkileşebilir.&lt;/h1&gt;      &lt;br /&gt;Bütün maddeler canlı ya da cansız, atomik yapılarından dolayı enerji alanlarına sahiptirler. Canlı olanları daha güçlü ve daha kolay saptanabilir fakat her ikisi de kendi bireysel enerji alanınızı güçlendirmekte kullanılabilir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Doğa ile birlikte olmak auralanmızı arındırır ve dengeler. Bir ağacı kucaklamanın sağlık açısından iyi bir alışkanlık olduğunda büyük bir gerçeklik payı vardır. Ağaçlar dinamik enerji alanlarına sahiptirler ve insanların enerji alanları ile dinamik etkileşimde bulunurlar. Her ağacın, her insan gibi kendine özgü frekansı vardır. Bu nedenle değişik ağaçlar, değişik etkiler için kucaklanabilirler. Bir söğüt ağacının altında 5-10 dakika oturmak baş ağrılarına iyi gelecektir. Çam ağaçları, insan enerjisini temizleyici bir etkileşim yaratırlar. İnsan enerji alanlarından negatif duygulan, özellikle suçluluk duygularını emer ve dengelerler. (Çam ağacı bu işlemden zarar görmez, negatif enerjileri alırken, bunları âdeta gübre diye kullanır.)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;80'lerde kristaller ve taşlar yeniden popüler olmuşlardır. Bunun sebebi elektromanyetik özellikleridir. Değişik kristaller ve taşların yaydığı enerji, insan enerji alanı tarafından kolayca emilebilir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Hayvanların da sizi etkileyen auraları vardır. Evcil hayvanların yaşlılar ve hastalar üzerindeki etkileri açısından, ABD'nin değişik yörelerinde araştırmalar yapılmıştır. Hayvanları okşamanın tansiyonu düşürdüğü görülmüştür. Aurarun dengelenmesine ve fiziksel, duygusal, mantal ve ruhsal enerjilerin dengeli hâle gelmesine yardım eder.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;     &lt;h1 class="yazi_baslik"&gt;4. İletişim ne kadar uzun süreli ve samimi olursa, enerji alışverişi o kadar büyük olur.&lt;/h1&gt;      &lt;br /&gt;Aurarruz, iletişimde bulunduğumuzun üzerinde izini bırakacaktır. Bu; başka bir kişi, çevrenin bir bölümü ya da bir obje olabilir. İletişim ne kadar yoğun olura, iz o kadar güçlü olacaktır. Objeleri ve mekânları manyetize etmenize neden olan, auranızın elektromanyetik özelliğidir. Eğer her zaman belirli bir sandalyeye oturuyorsanız, oraya enerji izlerinizi bırakırsınız. O sandalye, sizin sandalyeniz olur. Eğer kendi odanızda büyüdüyseniz, odanızın ebeveyninizin ya da kardeşlerinizin odalarından başka bir duyguya sahip olduğunu bilirsiniz.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Auranız, çevrenizi sizinki ile uyumda olan bir desen ile doldurur. Birçok kişi, kendi yataklarından başka bir yatakta uyuyamazlar. Yabancı yataklar, onlara rahatlık sağlayan enerji modelleri taşımazlar. Yeni yataklara, giysilere, yeni bir eve ahşana dek geçen zaman, auranızın çevreyi ya da objeyi kendi enerji frekansınıza uyumlama ve manyetize etmesi için gereken zamandır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bir çocuğun battaniyesi ya da en sevdiği oyuncağı, çocuğun aura enerjisi ile manyetize olacaktır. Oyuncak ya da battaniye enerjiyi emer. Battaniyeyi ya da oyuncağı kucaklayarak, çocuk kendi temel enerji modeli ile iletişim kurar, dengelenir. Çocukların yorucu bir günün sonunda oyuncaklarını veya battaniyelerini kucaklayarak sakinleşmeleri bu nedenledir. Çocuklar oyuncağa ya da battaniyeye yüklenen enerji rezervlerini kullanırlar. Çocuklar, oyuncaktan ya da battaniyeleri yıkandığı zaman üzülürler, çünki yıkanan oyuncağa ya da battaniyeye depoladıkları enerjinin temizlendiğini algılarlar.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Meditasyon ve dua battaniyelerinde ve şallarında da aynı ilke geçerlidir. Onlar meditasyonun ve duanın belli bir frekanstaki enerjisi ile doludurlar. Bu nedenle, her kullanılışlarında, daha çok enerji yüklenirler ve onlan kullanan birey için meditatif durumda olmak ve bu durumda kalmak daha kolaylaşır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Belirli enerji modellerine ne kadar çok maruz kalırsanız, onlardan daha çok etkilenirsiniz ve onlar da sizden daha çok etkilenirler. Eğer bir diğerinin enerji alanı daha güçlü ise, kolaylıkla sizi kendi frekansına çekebilir ya da tersi olabilir. Bu nedenle "yaşıt grubu baskısı" denilen şey güçlü bir etkidir. Bütün grubun enerjisi bireyinkinden daha güçlüdür. Grupla birey arasındaki iletişim ne kadar çok olursa, bireyin aurası grubunki ile daha çok uyum içine girecek ve ortak özellikler yansıtacaktır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Cinsel eylem gibi yakın ilişkiler, bireylerin aura enerjilerini çok karmaşık hâle gelene dek birbirine dolayabilir. Cinsel eylem, kişiler arasında güçlü ve samimî bir aura enerjisi alışverişi yaratır. Bu tür enerji birleşimleri ve atıkları, eylem sürecinden daha uzun süren zamanlar boyunca etkisini sürdürür.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bu süreç, kolayca ve çabukça temizlenemez ve dengelenemez. Kendinizi nasıl inandırırsanız inandırın, "bir kerelik seks" diye bir şey yoktur. Dolayısıyla rastgele cinsel ilişkide bulunan biri, bir sonraki ilişki öncesinde enerji bağlantılarını koparmadıysa ve arınmadıysa, çok süptil düzeylerde birçok kişinin enerjileriyle dolaşık hâle gelecektir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Başka birisiyle ilişki ne kadar uzun ve samimî olursa aurik alanlarının etkileşimi daha güçlü ve süptil olacaktır. Ebeveynler (özellikle anneler) yaşamları boyunca aura enerjilerinin hiç değilse bir kısmını çocukları ile paylaşırlar. Güçlü birlikteliklerde bu enerji paylaşımları dinamiktir. Ölümlerden sonraki yasın bir bölümü, yitirilen bireyin enerjisinin, paylaştığı kişilerden ayrılması ile ilgilidir. İlişki ne kadar yakın ve samimî olursa, bu ayrılma o kadar uzun bir süreç alabilir. Çok yakın ilişkilerin bulunmadığı ailelerde bile, yitirilen kişinin enerjisi fizik hayatta kalanlardan çekilirken büyük bir boşluk duygusu olarak hissedilecektir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;      &lt;h1 class="yazi_baslik"&gt; 5. Aura ve auradaki değişiklikler, bireyin fiziksel, duygusal, mantal ve ruhsal özelliklerini yansıtır. &lt;/h1&gt;&lt;br /&gt;Renkler ve renklerin parlaklığı, auranın büyüklüğü ve biçimi bireyin iyi durumda olduğu ve sağlıklı olduğu konusunda bilgi verir. Aurayı görmek işin kolay yanıdır. Gördüklerinizi yorumlamak, yani aurayı okumak ise daha zordur.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Genel olarak, zayıf bir aurik alan sizi dışsal etkilere daha açık hâle getirir Bu hastalıklardan tutun da duygusal/mantal dengesizliklere açık olmaya kadar değişebilir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;İyi bir örnek, büyük ofis ortamıdır. Dinlenmişseniz, ofis içindeki gürültüler -daktilo ve diğer ofis araçlarının gürültüsü sizi rahatsız etmez. Onları kolayca tolere edebilirsiniz. Günün yorgunluğu çöktükçe enerjiniz azalır ve auranızın titreşimleri düşer. Bu durumda çevredeki gürültülerden daha kolay etkilenir hâle gelirsiniz. Gürültüler sizi rahatsız eder. Aurik alanınıza nüfuz ederler, dengesizlik ve rahatsızlık yaratırlar. Bunun ne kadar farkında olursanız, auranızı dengede tutmak ve korumak o kadar kolaylaşır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Her güçlü bir duygusal tepki verdiğinizde, buna bağlı olarak auranızda bir değişim olur. Bu değişim auranızın rengini, biçimini ya da diğer özelliklerini etkileyebilir. İçinde bulunduğunuz etkinlikler auranızda yansımalar bulur.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Renkler ve yoğunlukları gün boyunca dramatik biçimde değişebilir. Her şey yaşamınızın nasıl gittiğine ve ne olduğuna bağlıdır. Çoğunlukla bir ya da iki renk titreşimi daha uzun süre kalabilir. Bunlar, içinde bulunduğunuz aktivitelerin bir tür haritasını yansıtabilirler. Bu renkler, bir aydan bir yıla kadar olan dönemleri yansıtabilirler. Rengin miktarı, bu çizgiler boyunca bir barometre etkisi yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Ted ANDREWS" class="link_3" href="http://www.icselguc.com/biyografi/ted-andrews.asp?yazar=Ted-ANDREWS"&gt;Ted ANDREWS - Aura - yayınevi:Meta&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-653555036872113031?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/653555036872113031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/aura-ve-ozellikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/653555036872113031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/653555036872113031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/aura-ve-ozellikleri.html' title='Aura ve  Özellikleri'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7637567692653502575</id><published>2009-03-12T15:26:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:30:39.257-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Bioenerji nedir ? bioenerjiyi herkes yapabilir mi?</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;h2&gt;Bioenerji Nedir?&lt;/h2&gt; &lt;img src="http://www.bioenerji.info/img/bioenerji.jpg" class="left" alt="Bioenerji Nedir?" /&gt; &lt;p&gt;Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrendeki herşeyde olduğu gibi bizimde bir manyetik alanımız vardır. Biz ona AURA diyoruz. Auramız bireysel enerjimizin evrene açılan yanıdır. Değişik katmanlardan oluşmuştur. Kadim bilgilerden, bu günkü bilimin ışığında yeniden değerlendirmelerimizle bunun 8-9 katman kadar olduğu bilgilerine ulaştık. herbiri özgün renk ve yoğunluğa, akışa sahip olan aura katmanlarının, bizim enerji kalitemize ve onu kullanabilme yeteneğimize göre(bilinçli veya bilinçsiz) bütün evreni kaplayacak bir enerjidir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Peki bioenerjiyi herkes yapabilir mi? Ya da bionerji herkeste var mıdır? &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_6914"&gt; Bana görede herkeste bu mevcut enerji var ancak hastalandigimiz yüzünden enerji seviyemiz çok düsük oluyor ben aylar önce ilk basladigimda egitmenimde bendeki durumun cok kötü oldugunu söylemisti zamanla calistikca elimdeki hic hissetmedigim enerjide net bir sekilde hissedilebilir oldu baskalarina yaptigimda ısı ,vucutta hareket hatta ses olarak hissedilebilinir oldu bu somut olayları görünce kişi ister inansın yada inanmasın bioenerjinin gerçekliği konusunda şüphe kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde kendi kendinize enerjiyi aktive etmek isterseniz iki elinizi sürtün daha sonra iki elinizi yavas yavas birbirne yaklastirip cekin bu 3-4 santimle baslayip zamanla daha gelistirilebilirsiniz.Ayrıca &lt;a href="http://www.reikilink.com/images/repoz1.gif" target="_blank"&gt;reiki pozisyonlarinda&lt;/a&gt; elinizi vucudunuza koyup 10 dakika bekleyebirsiniz.Sadece elinizi koyun zaten sizde azda olsa enerji elllerinizde olabilr konstre olmadan sadece kafanizi bosaltmaya calisabirsiniz.Enerjiyi hissetmeye calsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bolda nefes egsersizi yapin ,konuyu bilen bir kişiden ögrenmek için reiki egitimyle baslamanizi öneririm ,bu önerilerde özellikle organ bekleyen insanlara en azindan mevcut durumu korumak bağışıklık sistemini güclendirmek için öneririm diğer gelismeler tamamen size kalmistir. ayrica &lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=852" target="_blank"&gt;böbrek eneri uygulamalar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ve tamamlayıcı tıp bölümünü okuyun diyerekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Yegane Mutlu'nun bioenerji konusu hakkinda yazisini eklemek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bionerji herkeste az veya çok vardır. Ancak, bionerji verecek olan insanın bu enerjisinin, vereceği insandan çok daha fazla olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-Bionerji azaldığı zaman ne gibi arazlar ortaya çıkıyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Herşeyden önce vücut direnci zayıflar ve bağışıklık sistemi bozulur. Bu durumda klasik tıp, genelde organik bir bozukluk bulamaz ve yapılan tahliller ve röntgenler de temiz çıktığı için, doktorlar tarafından olay, psiko-somatik yani "sinirsel" diye tanımlanır. İşte bu durumda, devreye bioenerji girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;- Bioenerjide yaş sınırı var mı? Örneğin çocuklara yapılabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Böyle bir sınır yok. İhtiyacı olan herkese ister 7 yaşında olsun, ister 70&lt;br /&gt;kanserli olmamak kaydıyla herkese yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çin tıbbına göre vücut enrjisinin bozulmasında başlıca etkenler aşırı sıcak ya da aşırı soğuk hava, mikroplar, stres, aşırı heyecandır. Uzun süren stresler enerji dengesini bozduğu gibi, moral bozukluğu, sinirlilik hali ve ağrılar ortaya çıkıyor. Eğer arabanız derin bir çukura düşerse, boynunuzda meydana gelen ani bir hareket ile akım yolu kapanıyor. Bir de tek taraflı ağır kaldırmak iyi değildir. Çocukların sürekli taşıdığı ağır çantalar gibi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-Siz aslında dahiliye uzmanısınız. Bu konuda hiç çalışmalar yaptınız mı?Bu&lt;br /&gt;daldan ayrılmanızı aileniz nasıl karşıladı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- 3 yıl kadar iç hastalıkları uzmanı olarak çalışmama rağmen sonra ilaçla tedaviyi bir kenara iterek alternatif tıba döndüm. Ailem klasik tıp doktoru oldukları için bu tedaviye pek sıcak bakmasalar da, engel olamadılar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[b]- Hangi hastalıklar için geçerli, kist kanser ya da felç için konuşabilir miyiz?Tedavi ne kadar sürer ve yılda kaç kez gerekiyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-En çok faydalı olduğu hastalıklara gelince; bunlar boyun, sırt, baş ve bel ağrılarıdır. Psikolojik olarak da; yorgunluk- bitkinlik, depresyon, uyku bozuklukları, sinirlilik hali ve aşırı strestir.Genelde tedaviler 3-5 seanstır. Her yıl 3 seans almakta yarar vardır. Ancak şunu belirteyim ki; ben enerji yükleyerek sizin vücut direncinizi arttırıyorum. Yani bağışıklık sisteminizi güçlendiriyorum. Dengeyi ise; yine siz sağlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca burada bioenerji ile birlikte akupunktur da uyguluyorum. Çünkü, yalnızca bionerji ihtiyacı olan insan sayısı fazla değildir. Bioenerji ile enerji kanallarını açarız. Sonra kronikleşmiş ağrıların tedavileri için bunun yanı sıra akupunktur iğneleri kullanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Yegane Mutlu, hümanist olduğu kadar, insanlara kendini adamış bir kadın. Tek dileği Türkiye'deki klasik batı tıbbının yanı sıra, doğal tıbbın da gelişmesi ve bir "Alternatif Tıp" merkezinin oluşması. Asla klasik tıbba karşı değil. Sonuçta o da bir doktor. "Kim başarılı olursa, o tedavi etsin"diyor. Ama yeter ki tedavi etsin. Para düşünmeden, sahtekarlığa kaçmadan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Mutlu "Kanserli vakaları" hücrelerde kontrolsüz büyüme olduğu gerekçesiyle almıyor. "Çünkü, size enerji yüklüyorum. Bioenerji de bir stimülasyon. Denetim altına almazsanız, ur elbette daha büyüyecektir" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında sinir kesikse yani felç durumu varsa ve bir de artroz gibi yerleşmiş ağrılar ve deformasyon varsa almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak biz; "Stresle enerjimizi tüketiyor ve aldığımızdan fazlasını kaybediyoruz. Yine de aklımızda olsun. Ani bir stres, ya da ani bir büyük üzüntüyü geçiştirsek bile… Farkında olmadan bizden çok, ama çok şey götürüyor… Bu nedenle bioenerjiye ihtiyacımız olabilir. Tabii inanıyorsak. Aksi takdirde doktoru yormanın da bir anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Yegane Mutlu&lt;br /&gt;&lt;a href="http://207.158.225.96/best/saglik/alternatif_tib.htm" target="_blank"&gt;http://207.158.225.96/best/saglik/alternatif_tib.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Biyoenerji Hakkında Sorular &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_7101"&gt; İnsanlığın varoluşundan beri mevcut olan zaman zaman eski uygarlıklarda keşfedilen daha sonra orta çağda kaybolan ve günümüz dünyasında yeniden keşfedilen bioenerji&lt;br /&gt;Gercekten bioenerji dediğimiz herkesin ellerinin altında akan bir güzel.fakat stresten negatif düşüncelerden , yani enerji meridyenlerinde tıkanikllardan dolayı cok düsük seviyede olduğundan ilk zamanlar hissedemeyebirsiniz.&lt;br /&gt;Düşük frekansta olan enerjinizi kısa zamanda yükselterek akışı sıcaklık ve hissedilebilir ölçüye getirebirsiniz.Bunlar öyle çok üst düzeyde ruhsal gelişmeye gereksinim duymadan sabır çalışma ve sevgiyle kısa sürede ilerleyebirsiniz.&lt;br /&gt;Bir baska forumdan konuyla iligli bir yazi veriyorum ayrica orada denildigi gibi sadece elinizi vucudunuza koymaniz yeterli ama daha sonrasinda sabir ve calisma gerektiriyor&lt;br /&gt;Çalışmada ilk basta iki elinizi birbirne sürtüp birbirine yaklastirip cekin daha aradaki enerjiyi hissetmeye calisin bol nefes egsersizleri ve kafanizi bosaltmaya calisabilrsiniz ama enerjiye cok ta zorlayarak konstre olmanıza gerek yok zaten elleriniz zamanla siz başka sey düsünseniz bile ısınabilr.Pozisyonlarda &lt;a href="http://www.reikilink.com/images/repoz1.gif" target="_blank"&gt;bunlar &lt;/a&gt;Tabiki böyle olabilecekken yine bir reiki eğitmeniyle başlamanız tavsiye edilir.Egitmenden enerji daha yüksek frekansta olduğu için sizdeki tıkali yerleri acarak elinizden kolayca enerji akışının akmasına yardimci olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uzmantv.com/konu/biyoenerji-tedavisi" target="_blank"&gt;http://www.uzmantv.com/konu/biyoenerji-tedavisi&lt;/a&gt; izleyebirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; SORULAN PEK ÇOK SORU VAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-BİOENERJİ KİŞİ DE DOĞUŞTAN MIDIR?&lt;br /&gt;2-BİOENERJİ AKTARIRSAM NEGETİF ENERJİ KAPARMIYIM?&lt;br /&gt;3-NEREDE VE KİMDEN SAĞLAM BİR ŞEKİLDE BİOENERJİ EĞİTİMİ ALABİLİRİM?&lt;br /&gt;4-BU KONUDA RUSYAYAMI,HİNDİSTANA MI YOKSA FİLİPİNLERE Mİ GİTMELİYİM?&lt;br /&gt;5-YOKSA TÜRKİYEDE BU KONUYA VAKIF OLUP DA EĞİTİMİNİ VERENLER VAR MI?&lt;br /&gt;6-BENİM ELLERİM BAZEN ISINIYOR,YANIYOR,BAZENDE ELEKTİRİK ÇARPAR GİBİ OLUYOR,BUNLAR BİOENERJİ OLDUĞUNA MI DELALET?&lt;br /&gt;7-BİOENERJİ EĞİTİMİNİ ALIR ALMAZ TEDAVİ YAPABİLİRMİYİM?&lt;br /&gt;8-ÜLKEMİZDE PEK ÇOK ÖZELLİKLE ORTA ASYADAN GELME ŞARLATANLARDAN NASIL KORUNABİLİRİM?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bio enerji çok basit yaplılan bir işlemdir...Adı üstünmde Bio Biyolojimiz enerjide enerji yani vucudumuzdaki enerjinin aktivasyonunu saglamak.... şiimdi sorularını yanıtlıyalım .....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Evet Bio enerji kişde doguştan vardır herkes bio enerji uygulayabilir egitim almadan dahi uygular yeterki vucudundki enerjiyi aktive etmeyi bilsin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Hayır Negatif almssın yeterki enerjiyi veririken negatif olma....karşdaki kişye enerji aktarırıken bu çok önemli tamamen niyetle ilgilidir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3..Bence egitim almsanda olur,bir sürü paralar harcayarak aldıgın egitimi eğer bir şifacı olacaksan bu işi para ile yapacaksan tekniklerini ögrenebilirsin, yoksa elleirni harekete geçir ve çakralarını aktieve et yeter. kendine şifa verebilirsin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4...Yapma arkadaşım ya yunusun bir sözünü hatırlatayım size Ne ararsan kendinde ara mekke de haccda degil. bunun için bilmem ne yabancı ülkelere gitmeye gerek varmı internetten oku çakraları reiki nasıl aktarımı nasıl olur. kendinde yapabilirsin yeterki fiziki bednini tanı bilinç altını harekete geçir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5...Elini uzatsan egitmen var türkiyede yeterki gönül dostu pozitif bir egitmen bu sitede bile bu konuda egitim veren arkadaşlarımız var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6...Evet evet evet bu bio enerji işte bak ne güzel o ısınan güzel ellerinizi koyun agrıyan yerinize......tamamdır işlem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7...Bence Türkiyede yaplıan seminerler bir günde ögrenebilirsin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8...İç sesine sor bence iç sesin seni dogru yere götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler ben almıyayım çünkü buarada o kadar güzel ögerendimki bu işi gözümle bile şifa veriyorum....yani basit diyorum sadece niyet yeterli bu işi 6 yıldır profosyenelce yapıyorum egitimim buradan aldım ve okudum çok okudum kendimi yetişdirdim. hala amatör ruhla çalışıyorum. Güzel türkiyemin o kadar güzel egitmenleri varki bilseniz.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alintidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilğili başka sorunuz varsa banada sorabirsiniz : )&lt;br /&gt;bioenerji konusunda  Bioenerjist Murat soyerin yazilarini okumanizi tavsiye ederim &lt;a href="http://www.bioenerji.org/murat_soyer.htm" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org/murat_soyer.htm&lt;/a&gt; en azindan işin bilimsel olduğunu görüp önyargılarınızı bir yana birakabilmenizi sağlar : )     &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7637567692653502575?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7637567692653502575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerji-nedir-bioenerjiyi-herkes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7637567692653502575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7637567692653502575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerji-nedir-bioenerjiyi-herkes.html' title='Bioenerji nedir ? bioenerjiyi herkes yapabilir mi?'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-8973517689833856364</id><published>2009-03-12T15:25:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:26:27.915-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>İÇİNİZDEKİ UYUYUNAN GÜZELİ UYANDIRIN-</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İÇİNİZDEKİ UYUYUNAN GÜZELİ UYANDIRIN- NTV-MSNBC-4 Şubat 2003&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal ilaçlara ve doğal iyileştirme yöntemlerine dayanan tıbbın kökeni insanlığın ilk dönemlerine, milat öncesi dönemlere kadar uzanmakta. Hatta denebilir ki, ilaçların laboratuarlarda sentetik olarak yapılamadığı, tıbbın teknolojiyle işbirliği içinde olmadığı zamanlarda zaten böyle bir tıp mevcuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davud İbrahimoğlu; İstanbul’da yaşayan Azerbaycan doğumlu bir bioenerji uzmanı. Hastalarını iyileştirmek için alternatif tıp uygulamalarını kullanan uzman doktor psikoloji ve aile sosyolojisi eğitimini İran-Tebriz ve İstanbul Üniversitelerinde tamamlamış. Bioenerji ve hipnoz eğitimini ise Hindistan ve Azerbaycan’da görmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda ‘Akademik Aile Psikolojik Danışma Merkezi’nin kurucusu ve sorumlusu olan psikolog doktor ve pozitif düşünce uzmanı İbrahimoğlu, burada alternatif tıp uygulamaları olan pozitif psikoterapi, cinsel terapi, hipnoterapi, imajinasyon, aromaterapi, bioenerji ve masaj tedavisi hizmetleri veriyor. İbrahimoğlu’nun şu an yayıma hazırladığı ‘Şifanın Dinamik Kanunları’ kitabından önce Ege-Meta yayınlarından çıkmış ‘Eski Çin Bilgeliği’ isimli bir kitabı da bulunuyor. Bioenerji ve Manyetoloji Bilimleri Tanıtma ve Yayma Derneği (BİMAD) kurucu üyesi ve başkanı da olan İbrahimoğlu’ya, sıkça tartışılan alternatif tıbbı ve bu kapsamda yer alan uzmanlık dalı bioenerji uygulamaları hakkında sorular sorduk.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Tedavide kullandığınız tıbba, ‘Alternatif Tıp’ demek ne derece doğru?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Biz artık alternatif kelimesini kullanmıyoruz. Bu ikinci bir yol anlamına gelir halbuki ikinci değildir. Biz şu anda buna; tamamlayıcı tıp, İngilizcesiyle ‘complementary medicine’ veyahut da destekleyici tıp diyoruz. Bunun manası şudur. Hasta kişi tedavi için bir yol seçiyor ve onu izliyor. Biz bu noktada ona, ‘o yolu bırak’ demiyoruz. O yolu tamamlayabilecek başka bir yol daha olduğunu işaret ediyoruz. Hastaya ‘bak bu yol da var’ diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;O halde neden yaygın olarak alternatif tıp ibaresi kullanımda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce bazı hastalıklar karşısında klasik tıp tümüyle çaresiz kalıyordu ve iyileştirme için alternatifler aranıyordu. Bu arayış sırasında doğal tevadilere yönelme oldu. Bu alternatif kullanımı da öylece kaldı. Oysa artık başlı başına tamamlayıcı konumda. Bir örnek vermek gerekirse; Amerika’da bir cerrah bir kalp ameliyatı yapıyorsa, kendisi tamamiyle klasik tıp uygulamalarından yararlanıyor. Ama 12 kişilik ekibi içerisinde renk terapisi, masaj terapisi, aroma terapisi uygulayanlar var. Bu kişiler yapılan işi tamamlıyor, destekliyor. Burada buna alternatif demek manasız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bioenerji nedir, hastalıkların tedavisinde etki alanı nedir, nasıl uygulanır? &lt;/span&gt;Hastalıklara göre bir iyileşme zamanı takvimi verebiliyor mu?&lt;br /&gt;Enerji, hareketin görünmeyen şeklidir. ‘Bio’ hayat demektir. Bioenerji de hayat enerjisi anlamına gelir. Genel olarak, bütün canlıların içinde var sayılan iyileştirici bir güçtür. Çünkü bu pozitif halde gelir. Ben bu tedavi yöntemini hafif psikolojik rahatsızlıklarda uyguluyorum ve olumlu sonuçlar da alıyorum. İyileşme ise, hastadan hastaya, hastalıktan hastalığa, inançtan inanca farklılık gösteriyor. Tedavilerde yalnızca bioenerjiyi ele almayıp öteki tamamlayıcı tıp öğelerinden de faydalanıyoruz. Örneğin şifalı bitkiler, masaj uygulamaları, imajinasyon. Bu geniş yelpazede, kısa zamanda cevap alınıyor. Uygulama ise, başa, omuza ya da sırta dokunarak yapılabiliyor. Bazen ayaktan, bazen uzaktan enerji veriyoruz. Özetle farklı enerji mekanizmaları en uygun yükleme şekli saptandıktan sonra hastaya uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedensel rahatsızlıkların yanı sıra ruhsal şikayetlere de çözüm sunuyor mu tamamlayıcı tıp kapsamındaki bioenerji tedavisi?&lt;br /&gt;Kesinlikle. Psikolojik rahatsızlıklarda daha etkili bir yöntem. Çünkü amaç zaten; kişinin içindeki şifa sitemini, enerji gücünü açığa çıkartmak. Biz kimseye hazır balık vermiyoruz. Balık tutmayı öğretiyoruz. Herkesin içindeki şifa gücü ‘uyuyan güzeli' uyandırıyoruz. Böylelikle hasta artık kendi kendine şifa verebilir hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de, tamamlayıcı tıp alanında resmi bir eğitim enstitüsü ya da tıp fakültelerinde temsilci bir kürsü var mı?&lt;br /&gt;Hayır yok şu anda. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde iki sene önce bir akupunktur araştırma birimi kuruldu. Yeditepe Üniversitende ise hipnozla diş tedavisi uygulayan hipnodonti bölümü açıldı. Ayrıca biz BİMAD(Bioenerji ve Manyetoloji Bilimleri Tanıtma ve Yayma Derneği)’ın tüzüğü gereğince, açık bir ifadeyle YÖK’ün de izni de olursa bir enstitü kurmayı planlıyoruz. 2004’ün ilk ayları içinde İstanbul’da 1. Uluslararası Tamamlayıcı Tıp Kongresi düzenleyeceğiz. Burada önemli olan zeminin hazırlanması. Bizim amacımız bu olayları üniversite çevrelerinde yaygınlaştırmak. Bu tamamen gerçekleşirse Sağlık Bakanlığı da gerekli bütün onayları verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alintidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-8973517689833856364?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/8973517689833856364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/icinizdeki-uyuyunan-guzeli-uyandirin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8973517689833856364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8973517689833856364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/icinizdeki-uyuyunan-guzeli-uyandirin.html' title='İÇİNİZDEKİ UYUYUNAN GÜZELİ UYANDIRIN-'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7369415476887141838</id><published>2009-03-12T15:23:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:25:12.292-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Hastalığın kaynağı, anlamı ve katkısı</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Hastalığın kaynağı, anlamı ve katkısı &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9642"&gt; Güngeçmiyor ki ortaya bir kronik hastası çıkmasın  ve önlenemez bir şekilde bebeklerden yaşlılara artıp duruyor.peki ya neden son yillarda büyük artış başladı 40.000 den fazla olan bu sayi neden oluyor.Tabiki stres ve üzüntü en önemli şey fakat dış etkenler o kadar artti ve doğal olmayan etkiler çoğaldiki ,stres ve üzüntüyle enerji dengesi zayiflayan bedenlerimiz hergeçen gün hasta oluyor.İşte bu konuyla ilgili bir yazı buldum gerçekten önemli ,Çözüm ise biran önce kişisel şifa gücümüzü keşfederek,ellerimizi bedenlerimize koyarak nefes tekniklerini öğrenmenin yanında, bizleri hasta eden faktörleri bulmalı ve onlara engel olmalı,unuttuğumuz doğal yaşama geri dönmeliyiz derim : )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastalığın kaynağı, anlamı ve katkısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizin ve çocuklarınızın sağlığını ve geleceğini korumak için ilk önce ve en acil olarak yapmanız gereken tüm tuvalet ve kozmetik malzemelerinizi kimyasallardan arındırmak, yiyeceklerinizi kimyasallar koruyuculardan temizlemek olacaktır. Sağlığınızı korumak kavramı bireysel organlar bazında değil bütünsel vücut ve ruh sağlığı olarak ele alınmalıdır. Vücudunuzun herhangi bir yerindeki ağrı ya da şikayetiniz sadece o bölgedeki tek bir problemden kaynaklanmaz. Bu tür hastalık belirtileri tüm vücudunuzun sağlık dengesindeki&lt;br /&gt;bozulmaların bir sinyalidir. Ciddi ve ölümcül hastalıklar, örneğin kanser, kalp hastalıkları, romatizma benzeri hastalıkların önüne bu şekilde geçilebilir ve etkileri kolaylıkla azaltılabilir. Unutmayın ki vücudunuz belli bir yere kadar içinde biriken kimyasallarla baş edebilir, bunlara karşı koruma mekanizmasını kullanabilir. Ama 10-20-30 yıl boyunca biriken bu kozmetik ve gıda artıkları ve kimyasallar bir yerden sonra vücudunuzun direncini kırar, vücudunuz&lt;br /&gt;bunlarla baş edemez hale gelir ve bundan sonra çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıklar tek bir sebepten dolayı oluşmaz. Yıllarca biriken binlerce kimyasal maddenin kokteyl etkisiyle oluşturduğu ve doktorlar da dahil kimsenin sonucunu bilmediği belirtilere sebep olur. 40 yıl önce büyükanne ve babalarımızın hayatındaki kimyasalların sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadardı. Eski toprak deyimi ve onların tükenmez enerji ve dirençleri bundan kaynaklanıyor olsa gerek. Son 40 yıl içinde inanılmaz teknoloji gelişimi sayesinde 80,000 'in üzerinde yeni kimyasal madde ile vücudumuzun ve hayatımızın tanıştığını biliyor muydunuz? Kullandığımız kozmetikler; gıdalardaki koruyucu, raf ömrünü uzatıcı, doğal olmayan maddeler; hava kirliliği, egzos dumanları, elektronik&lt;br /&gt;aletlerin yaydığı radyasyon, ofis ortamlarındaki kirli hava....vücudunuz tüm bu etkenlere karşı ne kadar ayakta kalabilir sanıyorsunuz? Daha 30'lu yaşlarda vücudunuzun verdiği basit&lt;br /&gt;sinyaller, daha sonraki yıllarda birden bire ortaya çıkan kanser,kist, tümörler uzaydan mı geldi? Yoksa tüm bunların Allah tarafından verildiğini ve kaderinize küsmekten başka çareniz olmadığını mı düşünüyorsunuz? Yıllarını eğitime, öğrenmeye ve insanlığa yardıma&lt;br /&gt;adamış doktorların çabalarına saygı duymamak imkansız. Ama unutmayın ki, doktorlar ve ilaçlar hastalandıktan sonra sizi tedavi etmek amacını taşır. Asıl amacımız sağlıklı kalmak ve böylelikle herhangi bir ilaca ya da tedaviye ihtiyaç duymamak olmalıdır. Dikkate almanız&lt;br /&gt;gereken şu; ilaçlar da birer kimyasal bileşim, çoğu ilaç doğal değildir, eski Mısır yöntemlerini uygulamıyorsanız hiçbiri ağaçta tarlada yetişmez. İlaçların amacı şikayetlerinizi hafifletmek ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlamaktır. Ama mucize ilaç diye birşey yoktur. Eğer sizi tamamen iyileştirecek, tüm şikayetlerinizi hastalıklarınızı temelli olarak ortadan kaldıracak bu mucize ilaç bulunsaydı, bugün milyarlarca dolar büyüklüğündeki dev ilaç firmalarının hepsi batardı. Eğer siz hasta olmazsanız, bu ilaç şirketleri nasıl ayakta kalır sanıyorsunuz? Peki gerçekten amaçları bu mucize ilacı bulmak mı sizce? Mucize ilaç bir gün bulunacak mı?&lt;br /&gt;Bir hastalığı veya şikayeti kimyasal bileşimlerle ya da toksik maddelerle tedavi etmeyi ummak hayalperestlik olur. Bu maddeler şikayetlerinizi dindirir ancak çoğu tedavi etmez. Üstüne üstlük vücudunuzdaki kimyasal artıkları daha da artırarak, direncini&lt;br /&gt;zayıflatır, bağışıklık sisteminizi köreltir ve vücudunuzun doğal savunma mekanizmasının çalımasını engelleyerek hastalıklarla savaşma yeteneğimizi öldürür. AIDS hastalığını ele alın. Çoğu AIDS hastaları bu hastalığın kendisinden değil, hastalığın şikayetlerini azaltmak&lt;br /&gt;için kullanılan inanılmaz miktardaki haplar yüzünden ölmekteler. Tabii ki ilaç kullanmayan da sonuçta bu hastalıktan ölüyor. Ama çaresi olmayan bir hastalığı "tedavi etmek" bahanesiyle yüzlerce değişik ilaç kullandırıp milyarlarca dolar kazanan ilaç firmalarını&lt;br /&gt;düşünün! Peki ne yapmalı? Kullandığınız her ilaç sizi bir başka ilaca yönelmeye itecektir. Hastalığınız gerçek anlamda hiç iyileşmeyecek ve her geçen gün şikayetleriniz artacak ya da vücudunuzun farklı bir yerinden hastalık sinyalleri alacaksınız. Doğada yaşayan hayvanlar&lt;br /&gt;niçin hastalanmıyor ve ilaç kullanmıyor; neden evde beslediğiniz hayvanlar hastalanıyor ve veterinere ihtiyaç duyuyor? Doğa hepimize mikroplarla, hastalıklarla savaşma gücünü verdi. Bu gücü kimyasallarla, toksinlerle zayıflatıp yoketmediğiniz sürece hastalıklara karşı mücadele edebilir; hastalıksız, dirençli, sağlıklı, ilaçsız, kimyasalsız bir yaşam sürdürebilirsiniz. Tabii ki bir kez hastalığın kucağına düştüyseniz, teknoloji ve tıp emrinize&lt;br /&gt;amade ve iyileşmek için bunları kullanmalısınız. Hastalıklar hep varolagelmiştir ve adı, çeşidi değişerek ve gelişerek varolmaya devam edecektir. Ancak bizim hedefimiz hastalanmamak, hastalıkları doğal yollarla engellemek ve bu sayede direnç mekanizmamızı ayakta tutmak&lt;br /&gt;olmalı. Vücudunuza bir şans verin. Onu ilk anda ilaçlara boğmak ve uyuşturmak yerine, kendi haline birakın, sağlıklı yemek yiyin ve gerekli vitaminleri ve besinleri doğal yollardan alarak vücudunuzun doğal direncine yardımcı olun. İnsan vücunun ne kadar güçlü, ne kadar dayanıklı olduğuna inanamayacaksınız. İlaçlar olmasa bunca hastalık neyle tedavi olur diyeceksiniz. Eğer tüm hayatımız ve sağlığımız ilaçlara bağlı olsaydı, ilaçlar icat edilmeden milyonlarca yıl önce yeryüzünde hayat çoktan bitmiş olurdu. Kalp hastalıkları, kanser daha&lt;br /&gt;20. yüzyılın başında son derece nadir hastalıklardı! Son yüzyılda inanılmaz bir hızla gelişen ilaç ve kozmetik endüstrisi ve gıdalarda kullanılan koruyucu maddeler beraberinde yüzyılın hastalıklarını da getirdi. Aritmik kalp atışları, kronik yorgunluk, yüksek tansiyon, damar tıkanıklıkları, nefes darlığı, kas, sırt ve bel ağrıları, hafıza zayıflığı, stresle ilgili tedirginlik ve mutsuzluk, depresyon, ani sinirlilik, enerji eksikliği, her türlü kist, tümör ve kanser hastalıkları....&lt;br /&gt;İşte uzun ve sağlıklı bir yaşam için yapmanız gerekenler:&lt;br /&gt;Bu önerileri uygulayın, hem ömrünüz uzasın hem de gıda, kozmetik ve ilaç masrafınız azalsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Gıdalarınızı arındırın! Vücudumuza giren kimyasal maddelerin büyük bir kısmı gıdalar yoluyla alınıyor. Katıklı, koruyuculu, sentetik maddeli, boyalı, yapay gıdaları evinize&lt;br /&gt;sokmayın, çocuklarınıza yedirmeyin. Kimyasal tarım ilaçlarıyla sıvanmış gıdaları minimuma indirin ve mümkün olduğunca organik yani hormonsuz, kimyasal tarım ilaçları kullanılmadan yetiştirilmiş sebze ve meyveleri tercih edin. Bu ürünlerin fiyatları bir maktar fazla olabilir ama ilaç masrafınızdan artacak parayı unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Kozmetikleri kaldırın, doğal ürünler kullanın! Etiketinde doğal yazan her ürüne inanmayın, elinizi attığınız her ürünün arkasını çevirip etiketini okuyun. Doğal ürün demek doğada ağaçta tarlada yetişen ürün demektir ve bunların isimleri açıktıri herkesçe bilinir. Eğer okuduğunuz etiketteki hiçbir kelimeyi anlamıyorsanız, bu ürün muhtemelen bir kimyasal kokteylden başka birşey değildir! Kansere&lt;br /&gt;yolaçtığı kanıtlanmış belli başlı birkaç maddeyi içeren ürünlerden kaçının; örneğin Sodium Laurel Sulfate, Propyl Paraben, Dimethicone....bu zararlı maddelerin tam listesi bir sonraki&lt;br /&gt;sayfamızda. Aşağıdaki linke tıklayın. Kozmetiklerdeki bu kimyasallar cildiniz üzerinden vüzudunuza girer ve orada birbiri üstüne yığılarak bekler. Ta ki vücudunuz bunlarla ne yapacağını bilemeyip, ciddi bir hastalık şeklinde üstünden atmaya kalkana kadar. Ortalama bir kişi ömrü boyunca toplam 200 kg'ın üzerinde kimyasal toksini kozmetikler yoluyla alır ve bunlar yıllar sonra kanser hastalıklarına yolaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Taze, işlenmemiş, katıksız, uzun süre depolanmamış, dondurulmamış, içine bin türlü koruyucu madde eklenmemiş, mümkün&lt;br /&gt;olduğunca "tarladan, ağaçtan" geldikten sonra üzerinde fazla işlem yapılmamış yiyecekleri yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Herhangi bir gıdayı yemeden, kozmetik ürünü kullanmadan, ilacı kullanmadan önce üzerindeki etiketi okumayı ihmal etmeyin. Bu etiketlerde her ne kadar kulağa yabancı bir&lt;br /&gt;sürü teknik, kimyasal terim kullanılsa da, mutlaka kaçınmanız gereken 5-10 maddeyi aklınızda tuttuktan sonra bu etiketleri kolaylıkla anlamaya başlayacaksınız. Bu etiketler kanunlar gereği üretici firmalar tarafından doğru ve eksiksiz olarak tüketiciye bilgi vermek&lt;br /&gt;amacıyla hazırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Tarih öncesi atalarımızın beslenmesini uygulayın! Binlerce yıl önce bisküviler, çikolatalar, hazır mikrodalga yemekleri, kızartmalar, ekmek, peynir, yağsız yoğurt,&lt;br /&gt;şekersiz tatlandırıcı vb hiçbiri yoktu. İnsanlar doğada buldukları yiyecekleri aynen işlemeden tüketiyorlardı. Hiçbirinde kalp, damar, kanser hastalıkları ve diğer şikayetler yoktu. Sağlıklı beslenme için altın kuralınız şu olsun: Mümkün olduğunca doğadaki haline en yakın halindeki gıdaları tüketin. Bir elma, bir muz, bir demet salata, haşlanmış pirinç, fırında pişirilmiş bir patates, ağır ateşte pişirilmiş bir parça et veya balık, bir bardak süt, bunları yiyerek&lt;br /&gt;asla kalp hastalığı ya da kanser hastası olamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Güneşten korunun! Ama tamamen yoğun sentetik kimyasal maddelerle donanmış güneş kremleriyle değil. Güneşten korunmak için tonlarca güneş kremi sürüp güneş altında oturmak yerine bu kremleri kullanmayın ve güneşten fiziksel olarak kaçının. Gereksiz yere güneş koruma faktörlü bakım kremleri kullanmayın. Kışın bütün gün ofis içinde oturuyorsanız, güneş koruma faktörü kullanmanıza gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Satın aldığınız her ürünün etiketini mutlaka okuyun! Bir süre sonra bu yabancı maddeleri anlamaya hatırlamaya başlayacak ve son derece seçici hale geleceksiniz. Hangi maddenin sizin için zararlı hangisinin yararlı oldupunu kendinizin ve ailenizin sağlığını korumak&lt;br /&gt;için öğrenin. Bu site bu amaçla var. Bu temel prensiplere uyduğunuzda, eğer makul miktarlarda yemek yiyorsanız, kısa bir süre kilo vermeye başlayacaksınız ve vücudunuz doğal dengesine derhal kavuşacak ve çoğu sağlık şikayetlerinizin de azaldığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;Bu bir mucize değil, vücudunuz içindeki toksinlerden arındığı için, bize doğuştan verilen savunma ve kendi kendini tedavi etme gücüne yeniden erişecektir. Ürün etiketlerinde hangi maddelere dikkat etmeliyim? Yapay tatlandırıcılar Gıda üreticilerinin arkasına saklandığı en önemli hiledir. Kullandıkları çoğu kimyasal maddeyi tek tek listelemek yerine, yapay tatlandırıcı deyip geçerler. Bu yaptıkları yasal olarak uygundur fakat tüketici bilgilendirmesi açısından tamamen yetersizdir. Çünkü yapay tatlandırıcı olarak gruplanabilecek yüzlerce&lt;br /&gt;sentetik kimyasal madde vardır ve etikette bu ibareyi gördüğünüzde tam olarak kaç değişik madde ve ne miktarda kullanılmış göremezsiniz. "E" rakamlı koruyucular, raf ömrü uzatıcı maddeler Yukarıda bahsettiğimiz yapay tatlandırıcıların hepsi bir çeşit sentetik yani insan yapımı kimyasal maddedir. Bu kimyasal maddelerin çoğunun kimya sektöründe bir sembolü, ya da bir "E" numarası vardır. Elinize aldığınız gıdanın etiketinde E rakamları varsa, bunlardan mutlaka kaçının. Bu E maddeleri tamamen yapaydır, ürünlerin raf ömrünü uzatmayı sağlar, içlerinde doğal ürün fazla olmadığı için tatlarını yapay bir şekilde zenginleştirir. Siz "doğala özdeş" çilek aromalı dondurma yediğinizi zannederken aslında çilek tadı veren sentetik kimyasal bir laboratuvar ürününden başka birşey yiyor olmaszınız. Gerçek bir çileğin sağladığı vitamin ve lifleri de almadığınız gibi, vücudunuzu gereksiz yere kimyasal bir maddeyle doldurmuş olursunuz. Bu yapay maddeler ve gıdalarda kullanılan&lt;br /&gt;sentetik kimyasallar tamamen yasaldır, çünkü bunların kullanımına izin veren devlet kurumları, bu maddelerin sağlık üzerindeki etkisini "tek başına" inceler. Yani bir "E" maddesinin insan sağlığınıa tek başına ve tek kullanımda bir zararı olmayabilir. Ama&lt;br /&gt;bir gün içinde bilmeden aldığınız yüzlerce değişik kimyasal maddenin üstüste yıllar boyunca kullanımının yarattığı "kokteyl etkisini" bugün hiçbir devlet kurumu bilmez ve bunu araştırmaya gücü, parası ve zamanı yetmez. Renklendiriciler Burada fazla söze gerek var mı?&lt;br /&gt;Renklendiricinin adı bile kulağı rahatsız ediyor. İçinde doğal ürünler olmayan bir gıda ya da kozmetiğe kimyasal boyalarla renk katılması ne derece sağlıklı olabilir sizce? İşlenmiş Karbohidratlar Doğadaki karbonhidrat kaynağı gıdalar basit ve işlenmemiştir.&lt;br /&gt;Örneğin, patates, kuru fasulye, mercimek hepsi zengin karbonhidrat içerir ve sağlığa son derece faydalıdır. Bol lif içerdikleri için sindirimi uzun sürer, sizi daha uzun süre tok tutar ve kalorileri daha uzun süre boyunca yakılır. İşlenmiş karbonhidrata örnek ise her türlü şekerli, tuzlu, beyaz unlu gıdalardır. Patates cipsi, kekler, bisküviler, işlenmiş karbohidrat gıdalarıdır. Bunların sağlığa herhangi bir pozitif katkısı yoktur. Sizi kısa bir süre tok tutmaktan başka bir işlevi olmadığı gibi, kan şekerinizin ani yükselmesine ve ardından ani düşmesine sebep olur. Bu yüzden de kısa bir süre sonra kendinizi öncekinden daha aç hissedersiniz. İşlenmemiş doğal ürünlere göre lif, vitamin, beslenme değeri bakımından size hiçbir yarar sağlamaz. Kalorileri çok yüksektir, içindeki yüksek yağ, şeker ve tuz sebebiyle hızla kilo alırsınız ve uzun vadede kalp ve damar hastalıklarına kadar gidebilir. Sebze bazlı işlenmiş yağlar Hidrojene sebze yağları olarak da adlandırılan bu yağlar, tüketiciyi en çok yanıltan maddelerden biridir. Herhangi bir kimyasal, tıbbi vb eğitiminiz yoksa, bizim gibi sıradan bir tüketici olarak sebze bazlı olduğu için bu yağların hayvansal yağlardan daha az zararlı olduğu&lt;br /&gt;yanılgısına kolaylıkla düşebilirsiniz. Saf zeytinyağı haricindeki hemen tüm diğer sebze yağları, sebzelerin yüksek oranda ısıtılması ve işlenmesi sayesinde elde edilir. Bu işlenme süreci içinde yağın moleküler yapısı değişir ve doğal halinden bambaşka bir forma ulaşır.&lt;br /&gt;Yeni haliyle vücudunuz bu yağı tamamen sentetik bir kimyasal madde olarak algılar ve yoğun bir şekilde işlemeye uğraşır. Bu süreç içinde siz her türlü şişkinlik, hazımsızlık, rehavet şikayetlerini çekersiniz ve sonunda damarlarınızda birikerek çeşitli hastalıklara neden olur. Bu yağların üretimi son derece ucuz olduğu için gıda firmalarınca yaygın olarak kullanılır. Herhangi bir marketin hazır gıdalar ve bisküvi-çikolata reyonunda gördüğünüz ürünlerin %99'u bu tür yağları içerir. Toksik kozmetikler İddia ederiz ki bugün girdiğiniz herhangi bir markette elinize alacağınız şampuanların hepsi ama hepsi şu maddeyi içerir: Sodyum Laurel Sulfat. Bu maddeden uzak durun! Kozmetik sektöründe kullanılan diğer kimyasal maddelerin&lt;br /&gt;aksine, bu maddenin uzun süre kullanımının kansere yolaçtığı Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu FDA tarafından kanıtlandı ve açıklandı! Tabii ki bir kez kullanmakla bir şikayetiniz olmayacaktır. Ama düşünün ki 30 yıl boyunca bu maddeyi hergün kullanıyorsunuz, bunun haricinde yüzlerce başka madde vücudunuza hergün giriyor, üstüne üstlük sağlıksız bir beslenme rejimi izliyorsunuz. Birgün vücudunuzun bir yerinde kansere yolaçabilecek Radyasyon yayan elektronik aletler Cep telefonu, mikrodalga fırınlardan yayılan yüksek oranda radyasyon. Kanser hastalıklarına sebep olan ve kaçınılması gereken belli başlı&lt;br /&gt;risk faktörleri&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;YEDİĞİMİZ GIDALAR: &lt;/span&gt;Yapay tatlandırıcılar, kalorisiz şekerler, klorinli su, pişmiş kırmızı etteki heterocyclic amine.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KALITSAL FAKTÖRLER: &lt;/span&gt;Yakın ailede kanser hastalığı geçirmiş kişiler.&lt;br /&gt;HORMONLAR: Doğum kontrol hapları, menopoz hormon hapları, hormonal hareketi artırıcı ilaçlar.&lt;br /&gt;RADYASYON: Mikrodalga fırın, cep telefonları, cep telefonu anten kuleleri, X-ray gibi röntgen film çekimi, radyoaktif ürünler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SİGARA:&lt;/span&gt; Akciğer kanserinin birincil sebebi. Fazla söze gerek var mı? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇALIŞMA ORTAMI VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ:&lt;/span&gt; Asbestli ürünler, pasif sigara dumanı, kirli klimalar sayeisnde dolaşan mikroplar&lt;br /&gt;AŞIRI KİLOLAR: Aşırı kilo.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KOZMETİK ÜRÜNLER: &lt;/span&gt;Anti perspirant deodorantlar, tamamen sentetik şampuanlar, kremler, florinli diş macunları, STRES: Aşırı stres vücudun gıdalardan gerekli vitamin ve mineralleri alma gücünü azaltır, bağışıklık sisteminizi güçsüzleştirir. Sizi virüslere ve&lt;br /&gt;mikroplara karşı savunmasız hale getirir. Vücudunuz böyle zayıf bir sisteme bol yapay gıdalar ve toksinli kozmetikler de alıyorsa, hastalanmamayı beklemek mucize olur. Kullandığınız ürünlerde bu maddeler varsa, bunları hemen evinizden, kullanımınızdan çıkarın! Bu saydığımız kimyasal maddeler depolarda variller içinde saklanırken, üzerlerinde kuru kafa işaretleri ve tehlike uyarıları bulunur. Bütün varili işçemeyecek olsanız bile, büyük miktarlarda öldürü olabilecek bu maddeleri neden küçük miktarlarda da olsa kullanıyorsunuz? Bu maddelerinin çoğunun üzerinde ciltle direkt temastan kaçınınız ibaresi bulunur. Daha ne bekliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alinti : &lt;a href="http://www.sifaenerjisi.com/portal/index.php?option=com_content&amp;amp;view=article&amp;amp;id=50&amp;amp;Itemid=63&amp;amp;lang=tr" target="_blank"&gt;http://www.sifaenerjisi.com/portal/index...63〈=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/reiki%281%29.jpg" alt="[Resim: reiki(1).jpg]" border="0" /&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7369415476887141838?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7369415476887141838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hastalgn-kaynag-anlam-ve-katks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7369415476887141838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7369415476887141838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hastalgn-kaynag-anlam-ve-katks.html' title='Hastalığın kaynağı, anlamı ve katkısı'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-6796097893078230680</id><published>2009-03-12T15:17:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:19:23.297-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Bütünsel Şifa ?</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size: medium;"&gt;&lt;img src="http://www.derki.com/images/birinci/sifa2.jpg" alt="[Resim: sifa2.jpg]" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Bütünsel Şifa ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Çeşitli konuşmalarda, hatta saygın dergi ve gazetelerde yayınlanan makalelerde bile modern tıbbın dışında kalan her türlü şifa verici çalışmaya “Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp” adı veriliyor ne yazık ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce literatüre bu şekilde geçmiş olan tanımı hiçbir koşulda onaylamadığımı belirtmek isterim. Bana sorarsanız “Tababet İlmi” denilen şey tektir ve onun alternatifi olmaz. Söz konusu olan sağlıktır ve bu konu hiç de şakaya gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki “alternatif” sözcüğünü anladığım biçimde açmakta yarar görüyorum. “Konvensiyonel” ya da “Modern” Tıp dediğimiz şey, insanlığın ulaştığı yüksek teknolojinin de yardımıyla, her şeyden önce gelmesi gereken sağlık konusunda araştırmalar yapmakta ve özellikle teşhis ve ameliyatlar konusunda akla hayale gelmeyecek noktalara ulaşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa, önemle üzerinde durulması ve olanaklar el veriyorsa çözüm üretilmesi gereken nokta, insanlara (hayvan ve bitkiler de buna dahil çoğu zaman) bir yandan sağlık kazandırırken, diğer yandan başka hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilen ve kimyasal yollarla elde edilen ilaçların kullanılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim anladığım biçimiyle, “alternatif” sözcüğü, bu kimyasal ilaçların yerine kullanılmaları önerilen bitkiler ve doğal minerallere gönderme yapmak adına kullanılıyor. Zaten işin özüne indiğinizde, bu kimyasal ilaçların da aslında bitkilerin, doğal minerallerin ya da başkaca doğal yardımcıların etkin maddelerinin ayrıştırılıp güçlendirilmesi yoluyla elde edildiğini görürüsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöntem, “filanca bitkide bulunan falanca aktif maddenin kimyasal yollarla ayrıştırılması, bilmem hangi maddeyle güçlendirilmesi ve daha aktif hale getirilmesi” biçiminde özetlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimyasal yollarla elde edilen ve belki bazı sentetik maddelerle güçlendirilen bu ilaçlar, ne yazık ki -çoğu zaman- doğal yapımızla uyum sağlamamaktadırlar. Hemen her ilacın prospektüsünde “dikkat .......... yan etkileri olabilir” ya da “beklenmeyen bir etki görüldüğünde lütfen doktorunuza danışınız” uyarıları olmasının asıl nedeni budur bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Modern Tıp” diye adlandırılan yöntem, “öncelikle semptomların giderilmesi” ve bu semptomların giderilmesinin “gerçek sağaltma” olarak kabul edilmesi temeline oturtulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık “Alternatif Tıp” dendiğinde akla, çeşitli bitki ve minerallerin dışında, “Akupunktur, Biyo-Enerji, Refleksoloji, Şiatsu” gibi fiziksel bedeni kullanarak, oradan enerji bedene ulaşmayı amaçlayan, kendi söylemlerine göre, “daha derin” çalışan sistemler anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster konvensiyonel, ister alternatif olsun, bu yöntemlerin her hangi biriyle insanlar gerçekten sağaltılabilseydi, geriye dönen hastalıklardan söz etmemiz gerekmezdi. Oysa, “alerjiler, bronşit, kolit, kabız” gibi fiziksel ve daha da öenmlisi başta “depresyon” olmak üzere ruhsal ve zihinsel pek çok hastalığın kronikleştiğini, geçici bir iyileşme döneminden kısa bir zaman sonra, neredeyse ilk fırsatta yeniden geriye döndüğünü gözlemlemekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern Tıbbın eksik kalan ayağını, yukarıda saydığım yöntemlerle tamamlamak da görüldüğü gibi çok da kalıcı sonuçlar getirmiyor. İşte bu yüzden “alternatif” sözcüğünü hiçbir biçimde onaylamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tüm çalışmalarımı “bütünsel şifa” adını verdiğim bir yönteme göre uygulamaya çalışıyorum. Benim bakış açıma göre, insanlar ruh/fizik/zihin üçlüsünün tümünden oluşan ve ancak hepsi gerektiği ölçüde birbiriyle ilişki içinde olabildiğinde “bütün” olabilen bir varlıktır. Bu bağlamda “tamamlayıcı” terimi büyük önem kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bakış açıma göre, fizik beden, yukarıda sözünü ettiğim “bütün” insanın, düşük titreşimi nedeniyle çıplak gözle görülebilecek ölçüde maddeleşmiş ve daha yüksek titreşimli olan diğer bölümlerine (ruh ve zihin) aynalık eden bir parçasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bu bakış açıma göre, “hastalık” sonradan ortaya çıkan ve bizi rahatsız etmesi gereken bir durum değildir. Hastalık bir biliş halidir. Ancak çoğu kez bu biliş halimizin farkında bile olmayız. Hastalanmak adını verdiğimiz olay, zihnimizin derinlerinde var olan çeşitli biliş hallerinin farkına varabilmemiz için madde dünyasına yansıyan bir durumla yüzleşmekten başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olduğumuz pek çok ağrı ve sızının hiçbir fiziksel sebebi bulunamadığında, hekimler bu durumun psiko-somatik olduğunu söylerler. Örneğin bacağı gerçekten ağrıyan kişi, hekimin bu teşhisinden hiç hoşlanmaz, başka ve başka ve daha başka hekimlere yapılan ziyaretler sonunda, ağrılarda hiçbir iyileşme sağlamadığında ise, bir psikologa danışmayı -çaresiz- kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada kişi “nasıl oluyor da, psikolojik bir yaklaşım, fiziksel bedenimizde, net bir biçimde hissettiğimiz bir ağrıyı gerçekten yok ediyor” diye sormadan edemiyor. Aslında yanıt gayet basit ve belki de sadece bu denli basit olması nedeniyle bir türlü göremiyoruz J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle çocukluk yıllarındaki çarpık algılamamız sonucu zihnimizin alt katmanlarına yerleşmiş bir düşünce kalıbı, benzer bir olayla her karşılaştığımızda, bakış açımızın ilk günündeki gibi tepki vermemize sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojideki Bilişsel Terapi Yöntemi’nde, algılamada bozukluk yaratan bu tür düşünce kalıplarına “zihinsel temel şemalar” adı verilmektedir. Örnek olarak kişi kendisinin “yetersiz” olduğuna inanmışsa, hiç durmaksızın kendisini “yetersiz” bulacağı deneyimlerin içinde bulur. Bunun rastlantısal olduğunu düşünüp, her seferinde kendisini “yetersiz” olduğuna biraz daha inandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu zihinsel kalıplar “kendi düşüncelerimizle ürettiğimiz sanal varlıklar gibidirler” diyebiliriz. Evet! Onlar sanaldır ve sadece zihnimizde vardırlar. Bununla birlikte, tıpkı tüm diğer varlıklar gibi “var olmayı sürdürme” güdüsüne sahiptirler adeta. Kişi onların farkında olmaz ve zihninizden çıkarıp atmak için her hangi bir çaba göstermezse, sonsuza dek orada kalırlar. Aslında orada yaşamakla kalmaz, sadece düşüncelerle beslenebildikleri için, zayıflamaya başladıkları andan itibaren, yeniden beslenmeyi sağlamak istercesine, kişinin önüne kendisini “yetersiz” hissedeceği ve sonunda farkında bile olmadan “evet işte yine yetersiz kalacağım bir durumla karşılaştım, ben zaten yetersiz olduğumu biliyordum” diyeceği bir deneyim çıkarır. Sonuçta temel şema yine beslenmiş ve güçlenmiştir. Bu tür temel şemaların altında ikincil getiriler de olduğundan (bu şemalar) kendilerini çok iyi gizleyebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincil getirilerin tükendiği ya da bu deneyimden ruhunuzun elde edebileceği bilgiler sona erdiğinde, fiziksel bedeniniz, artık gereksinme duymadığınız bu şemanın farkına varmanızı sağlayacak biçimde dışarı yansıtır. Örneğin “hayat tarafından desteklenmediğinize, maddi olarak yetersiz olduğunuza inandığınızı” geri bildirmek adına “bel ağrıları” ortaya çıkmaya başlar. Elbette bu ağrıların ortaya çıkması için bir tetikleyici gereklidir. En basitinden eğilir yerdeki ağır valizi kaldırmaya yeltenirsiniz ve tık... beliniz takılıp kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin alışkın olduğunuz bakış açısına göre, beliniz ağır bir yükü yanlış biçimde kaldırmaya çabaladığınız için yerinden oynamıştır. Hekime danışırsınız, size ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar sunar, masaj, fizik tedavi önerir ve yatıp dinlenmenizi salık verir. Bir süre sonra bel ağrınız geçer ve siz olağan yaşamınıza geri döner, durumu da unutursunuz. Bedeniniz bir zaman için sizi rahat bırakırsa da, kısa bir dinlenme arasından sonra yeni bir tetikleyici ile yine beliniz ağrımaya başlar. Sonunda bel ağrınız kronikleştiğinde, size ameliyat olmanız önerilir. Sizin en yakın dostunuz ve öğretmeniniz olan bedeninizi dinlememenin bedelini ödemektesinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada hekimlerin ya da enerji ile çalışan dostların yaptıkları şeyi kötülüyormuşum gibi bir anlam çıkmasın lütfen. Siz kendinize yardım etmek istemezseniz, onlar da size kendi bildikleri yolla yardım edecekler elbette. Onların görevi “teşhis” koyup, sahip oldukları bilgileri kullanarak en kestirme ve kalıcı çözümü size sunmaktır.&lt;br /&gt;[Resim: Adam2_1.jpg]&lt;br /&gt;Bir başka deyişle, hekimler fizik bedeni kontrol altına alıp tedavi edilmesini sağlıyorlar. Biz, enerji beden dengeleme uzmanları ise, insan bedeni içinde bulunan enerji alanlarını dengeleyip, bedenin iyileştirme gücünün açığa çıkmasına, böylece hekimin uyguladığı tedavinin daha hızlı gerçekleşmesine ve kalıcı olmasına yardımcı oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki paragraftan anlayabileceğiniz gibi, bana göre, ben ve meslektaşlarım, hiç kimseyi tedavi etmiyoruz. Ancak enerjileri dengeleyerek bedenin “kendini iyileştirme” gücünün açığa çıkmasına yardımcı oluyoruz. Bu da, hekimin uyguladığı tedavi yönteminin kısa zamanda ve kalıcı sonuç vermesini sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütünsellik Felsefesi açısından, “hastalık bir biliş halidir” demiştim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişiyi mükemmel sağlığına kavuşturabilmek, ne “alternatif” adı verilen yöntemlerle ve ne de sadece semptomları ortadan kaldırmakla gerçekleşir. Bir kişiyi gerçekten sağlığına kavuşturmak, ancak o biliş halinin farkına varmasını sağlayarak başlar. Bundan sonraki adımda kişinin o bilinç halinin yarattığı enerjisel dengesizliği ortadan kaldırmak gerekir. Sonuncu adım ise bir hekimin önerdiği reçeteyi kullanarak fiziksel bedende bulunan semptomları yok etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani ilk işiniz kişiyi kendi iç dünyasıyla tanışmaya ikna etmek olmakıdır. Sonrasında ister Akupunktur, ister Biyo-Enerji/Reiki, ister Homeopati ya da her hangi başka bir enerji beden dengeleme yöntemine göre çalışmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hekimlerin yaptıklarını yadsımak yerine kabul etmeniz olmazsa olmaz koşuldur. “Hasta” adını verdiğiniz insan yukarıdaki işlemlerle birlikte hekimden de yardım aldığında, tüm enerji alanları dengeye gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle, kişinin bilincindeki ve buna başlı olarak çalışan ruhundaki (sübtil enerji alanlarındaki) değişiklik, hekimlerin yaptığı sağaltma işlemini tamamen kalıcı kılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihinsel şemalardan birinden tamamen kurtulduğunuzda, onun fiziksel bedendeki yansımasından da kurtulursunuz. Ancak hemen arkasından, yeni bir şemanın etkileriyle karşılaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş OL’sun....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZSG&lt;br /&gt;alinti : http://www.zsg.gen.tr/butunsel.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.enerjibedendengesi.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-6796097893078230680?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/6796097893078230680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/butunsel-sifa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/6796097893078230680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/6796097893078230680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/butunsel-sifa.html' title='Bütünsel Şifa ?'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7722651779789139317</id><published>2009-03-12T15:14:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:15:52.429-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Doğru Nefes Almayı Öğrenin Uzman tv video</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Doğru Nefes Almayı Öğrenin Uzman tv video &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_6725"&gt;      Gerçekten cok güzel bir video sağlıgınız için önemli mutlaka izleyin : )&lt;br /&gt;Doğru Nefes Almayı Öğrenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uzmantv.com/dogru-nefes-alip-vermenin-puf-noktalari-nelerdir" target="_blank"&gt;http://www.uzmantv.com/dogru-nefes-alip-...i-nelerdir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uzmantv.com/dogru-nefes-alip-vermenin-puf-noktalari-nelerdir" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://img99.imageshack.us/img99/6729/uzmantvnefesxa6.jpg" alt="[Resim: uzmantvnefesxa6.jpg]" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7722651779789139317?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7722651779789139317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/dogru-nefes-almay-ogrenin-uzman-tv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7722651779789139317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7722651779789139317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/dogru-nefes-almay-ogrenin-uzman-tv.html' title='Doğru Nefes Almayı Öğrenin Uzman tv video'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-3593513339370925845</id><published>2009-03-12T15:13:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:22:23.150-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Bir çiçeğin dikenine takılırız da...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/120/294781724_22fad3a26b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 358px; height: 500px;" src="http://farm1.static.flickr.com/120/294781724_22fad3a26b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Bir çiçeğin dikenine takılırız da...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" id="formatbar_Buttons"&gt;&lt;span class="on" style="display: block;" id="formatbar_Add_Image" title="Resim Ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="addImage();" onmousedown="CheckFormatting(event);;ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Resim Ekle" class="gl_photo" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_10116"&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir çiçeğin dikenine takılırız da....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tamamen sağlıklı durumda iken iyi olmanın neşenin coşkunun bilincinde olmak ve daha da önemlisi keyfini sürmek gerekiyor. Doğa bizim için bunu geliştirmek zorunda değil. Kişi bunu kendi geliştirmeli ve bu bilinci yaratmalı.&lt;br /&gt;Acıya odaklı beyinlerimiz, bir çiçeğin dikenine takılı kalır da, açan çiçekleri görmez bile. Doğrudur...... beynimiz doğru yapıyor..... doğamız gereği canımızı yakan acının farkına vararak acıdan uzaklaşmamızı sağlıyor.&lt;br /&gt;Boğaz çakran kapalı dedi ...&lt;br /&gt;2002 yılında enselendiğim acıdan kaçmayı beceremedim. Çok kısa bir sürede dibe vurdum. Birkaç sayfalık kan tahlili ve çekilen MR neticesinde elde edilen sonuçlarda doktorum oturduğu yerden kalkıp bana "aramıza hoş geldin" dedi. Eğer gecikseydim..... Başladım uğraşmaya. İlaçlar, doktorlar tam bir kabus dönemi. Bedenimde birbirini tetikleyen tersine bir gidişat oluştu. Ne olacak benim halim dediğim bir dönemde tesadüfen karşılaştığım biri bana "boğaz çakran kapalı" dedi. Çakra da ne ola ki üstüne üstlük kapalı, benim neyim kapalıymış araştırması sonucunda REİKİ ile tanıştım. Muhteşem bir dünyanın kapısı aralandı. Reiki'yi öğrendikçe ve uyguladıkça bedenimi fark etme kendiliğinden gelişti. Aslında varoluşta en basit ve en kolay olan sadece kendin olmak. Hiçbir çaba gerektirmiyor. Varsın ve buradasın, sadece kendine bir hatırlatma bu. Derhal kendimi yolun kenarına attım, soluklandım, yoluma sakince huzur dolu devam ettim ve ediyorum.&lt;br /&gt;O yıllarda çok fazla paniklediğimden zihnim beni kafatasımın içinde tuzağa düşürmüş, kalbimin sesini saklamıştı benden. Zihnimin yarattığı illüzyonlardan kurtulup kalbimin gücüne odaklandım. Enerji kaybına sebep olan kalıplarımı Reiki enerjisinin yardımıyla bir bir salıverdim. Bedenim en yüksek seviye sevgi ve şifa enerjileri ile titreşmeye başladı.&lt;br /&gt;Sağlığım mı çoktan düzeldi....&lt;br /&gt;Reiki evrende var olan birçok şifa enerjisinden sadece bir tanesi. Reiki'yi öğrenmek ve uygulamakla kalmayıp hocalığını da aldım. Diğer enerji sistemlerinden bazılarını da öğrenip hocalığını aldım. Şimdilerde bu sistemleri öğrenmek isteyen kişilere mutlulukla öğretiyorum. Ve çok büyük keyif alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zihnin illüzyonları ve niyet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya öğrenmeye ve deneyimlerimizi oluşturmaya geldik. Bilinçli bir şekilde yaratma ve düşüncelerimizle mucizeler arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışıyoruz. Bir yerden başlayarak ustalaşma çabası içindeyiz. Hepimizde var olan sahip olduğumuz enerjimiz ile veya uyumlama yolu ile (Reiki vb..) hangi enerjileri alırsak alalım niyet ile, imaj ile, sevgi ile oluşturduğumuz duygularımızın tezahürünü kalbimizde yaşadığımızdır.&lt;br /&gt;Zihnimiz doğası gereği hem iyiyi hem kötüyü yaratır, barış diye tutturmuşken savaşı da yaratır. Zihin düşünceleri kullanarak yaratır, mantığı kullanarak takip eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleşmesini isteğimiz konu için temel adım zihnin yarattığı karanlığı kalpte aydınlatma niyetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçsel niyetimizi kalpten oluşturduğumuzda neyi tasarlıyorsak onu yaratırız.&lt;br /&gt;Niyet çok ama çok önemlidir. Yarattığımız gerçeği bir durumdan diğer bir duruma geçmesi ile kendi mucizemizi yaratabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Şifa dediğimiz süreç..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şifaya ihtiyaç duyduğumuz bir konuyu veya hastalığı düşündüğümüzde dikkatimiz buraya odaklanır. Zihin konunun veya hastalığın düzeleceği, iyileşeceği imajına sıkıca tutunduğunda devreye duygusal beden girer ve şifayı hisseder. Zihin iyileşeceğini bildiğinde, duygusal beden bunu hissettiğinde denklemi fiziksel beden tamamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetlersek, odaklanıyoruz, niyet ediyoruz, zihinsel-duygusal-fiziksel sonuçlarını yaşıyor ve yaşatıyoruz.&lt;br /&gt;Reiki nedir dediğimizde, kökleri çok eskilere dayanan bir şifa tekniğidir. Evrensel Yaşam Gücü anlamına gelen Japonca bir sözcüktür. “Rei” ve “Ki” olarak iki kelimeden oluşur.&lt;br /&gt;Rei: Evrensel, Ki:Yaşam Enerjisi’dir. Reiki enerjisi doğru ve etkili bir biçimde akarak, fiziksel-duygusal-zihinsel-ruhsal iyileşmeyi ve gelişmeyi sağlar. Bir Reiki Master tarafından uyumlama yoluyla kişi bu enerjiyi kullanabilir. 3 aşamalıdır. 1. aşamada fiziksel bedende çalışılır, 2. aşamada duygusal-zihinsel şifa esas alınır, uzaktan şifa çalışması öğrenilir, 3. aşama öğretmenliğe giden yoldur, ruhsal çalışmaların sürdüğü bir düzeydir.&lt;br /&gt;Asla tıbbın yerine geçmez, tıbbın yanında yer alır, iyileşme sürecini hızlandırır.&lt;br /&gt;Reiki ne değildir dersek; dini bir öğreti değildir, tarikat değildir, inanç sistemi değildir, masaj değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenimiz, fizik ve enerji beden olmak üzere iki bölümden oluşur ve uyum içinde olmaları gereklidir. Fizik bedeni çevreleyen enerji alanının adı “Aura” dır.&lt;br /&gt;Fizik beden ve enerji beden alışveriş halindedir.&lt;br /&gt;Çakralar yaşam enerjisini alır, dönüştürür ve dağıtır. Çevreye enerji verir. Çakra Sanskrit dilinde “tekerlek” “ateş çemberi” anlamındadır.&lt;br /&gt;Yaşam enerjisi bedenimizden, çakralar ve meridyenler kanallları ile akar. Meridyenler “Kİ” enerjisinin yani yaşam enerjisinin bedendeki geçiş yollarıdır.&lt;br /&gt;6 tane ana meridyen vardır. Bedenin sağ ve solunda simetrik olduğundan 12 tanedir.&lt;br /&gt;6 tane de ikincil meridyen vardır, bunlar da bedenin sağ ve solunda simetriktir ve 12 tanedir.&lt;br /&gt;Toplam 24 tane olup birbirine bağlı sistem ile çalışırlar. Birinin bitişi diğerinin başlangıcı olur. İsimlerini de geçtikleri organlardan alırlar. Mide, karaciğer, akciğer, dalak... gibi.&lt;br /&gt;Zihnin ürettiği olumsuz duygular yaşam enerjisinin kesintiye uğramasına sebep olur. Meridyen kanallarımızda blokajlar oluşur. Reiki enerjisi basınçlı su etkisiyle bu tıkanıklığı açar ve yaşam enerjisinin bedende rahatça akmasın sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle....&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mehtaptolu.blogcu.com/" target="_blank"&gt;http://mehtaptolu.blogcu.com&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-3593513339370925845?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/3593513339370925845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bir-cicegin-dikenine-taklrz-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3593513339370925845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3593513339370925845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bir-cicegin-dikenine-taklrz-da.html' title='Bir çiçeğin dikenine takılırız da...'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/120/294781724_22fad3a26b_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7323701789521368270</id><published>2009-03-12T15:11:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:12:31.786-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Sağlığı yaratmada Düşüncenin Önemi</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Sağlığı yaratmada Düşüncenin Önemi &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_10096"&gt; Son yillar içinde kendi adıma farkettiğim ve üzerinde uğraştığım en önemli şey sinir sisteminin insanın sağlığını ne derecede ciddi sağlık sorunları açtığı ve kendi kendimi nasil mahvettğimdi,gerçekten sağlıklı olmak istiyorsan öncelikle düşünce modellerimizi değiştirmeli neden sinirlenip strese girdiğimizi mutlaka anlamaliyiz,eğer bunu bugün yapmaz ertelersek ileride dahada ciddi problemler karşımıza gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili güzel bir yazı buyrun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı yaratmada Düşüncenin Önemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde sağlığı yaratmada olumlu düşüncenin önemi üzerinde sıkça durulmaya başlanmıştır. Her geçen gün bu konuda ya yeni bir kitap yada makale yayınlanmaktadır. Düşünce dediğimiz bu güç nasıl oluyor da sağlığımızı bozuyor veya yaratıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığı kitaplarla ve verdiği konferanslarla dünyada alternatif tıp alanında çığır açan Dr. Deepak Chopra, “Sağlığı Yaratma” adlı kitabında bu konuda şöyle diyor. “Araştırmalara göre mutlu insanlar daha sağlıklıdırlar. Öyle görünüyor ki, olumlu düşünceler taşımak demek olan mutluluk, beyinde biyokimyasal değişiklikler yapmakta ve bu değişiklikler de vücut fizyolojisi üzerinde son derece yararlı etkiler göstermektedir. Öte yandan, üzücü ya da bunaltıcı düşünceler de beyin kimyasında değişiklikler yapmakta ama bu değişikliklerin fizyoloji üzerinde zararlı etkileri olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünceler, mesaj-göndericiler denilen beyin kimyasalları aracılığıyla çalışırlar. Beyin dokusunda bunların en azından otuz türü olduğu saptanmıştır. İnsanın içinde bulunduğu ruh durumuna göre bu mesaj-göndericilerin birbirlerine göre oranları değişir. Düşünceler bilincimizin denetimi altında olduğuna göre, istediğimiz düşünceyi bilinçli olarak seçebiliriz, düşüncelerimizi kontrol edebiliriz. Aynı zamanda düşünmek, beyin kimyasını çalıştırmak demektir. Kimya, beynin farklı yerlerindeki hormonların salgılanmasını etkiler. Örneğin, hipotalamus ve hipofiz. Sonra da bu hormonlar vücuttaki organlara mesaj taşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha belirgin birkaç örnek verelim. Önce olumsuz düşünceleri ele alalım. Kızgınlık, düşmanca düşünceler insanda hemen kalp atışlarını hızlandırır, kan basıncını arttırır ve yüzü kızartır. Kaygılı düşünceler de aynı şeyleri yapar ve bunların yanısıra el titremesi, soğuk ter ve mide düğümlenmeside görülür. Görülüyor ki, değişik düşünceler kendilerini fiziksel olarak ortaya koyabilmek için gerekli olan kimyasal değişiklikleri beyinde yaratırlar. Düşünce bozuklukları ve beyin kimyası bozuklukları arasında bir ilişki vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde, mutluluk, sevgi, barış, huzur, şefkat, dostluk, iyilik, cömertlik, yakınlık, içtenlik düşünceleri de merkezi sinir sisteminde mesaj taşıyıcılar ve hormonların akması yoluyla fizyolojide kendilerine karşılık olacak bir durum yaratırlar. Olumlu düşüncelerin fizyolojide yarattığı derin değişimler insanı sağlığa götürür, çünkü mesaj-taşıyıcıların aracılık ettiği bu düşüncelerin bedende uyarıcı bir etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızgınlık, sevgisizlik, düşmanlık, gücenme, çelişki ve hüzün gibi duygular vücudun bağışıklık sistemini zayıf düşürür. Bunun tersi olan olumlu duygular ise vücudun direncini arttırır. Kısaca hastalıkların ortaya çıkmasına neden olan yalnızca düşüncelerdir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi konuya bir başka açıdan yaklaşalım. Akupunktur, T’ai Chi, Chi Gong, Yoga gibi alternatif terapiler, insan bedenini tamamen çevreleyen bir elektromanyetik alandan bahsederler. Buna “Aura” veya “enerji beden” denir. Ayrıca bu enerji bedende “Chakra” adı verilen yedi adette enerji merkezi bulunur. Bütün bu terapiler temelde hastalığı şöyle tarif eder. Hastalık, herhangi bir düzeyde bloke edilmiş, akışı engellenmiş bir enerjinin yansımasıdır. Varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Aura ve Chakra’lardaki enerji akışında meydana gelen bu dengesizlikler, fizik bedende hastalıkların oluşmasına sebep olur. Bütün dengesizliklerin nedeni ise, insanın içinde bulunduğu ruhsal durum’dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerimiz, duygularımız, birer enerjidir. Olumlu düşünceler auramızı güçlendirir, enerjimizi arttırır ve sağlık içinde olmamızı sağlar. Olumsuz düşünce ve duygular ise, enerjimizi azaltır hastalığa davetiye çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sağlıklı olmak istiyorsak, enerji tüketen duygu ve düşüncelerimizi, enerji üreten duygular haline çevirmeliyiz. Onun için “düşünce ve duygularımızı her zaman kontrol etmeyi” öğrenmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erol Yurderi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;“Sağlığı Yaratma&lt;br /&gt;”Dr. Deepak Chopra&lt;br /&gt;İnkılâp Kitabevi     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7323701789521368270?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7323701789521368270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/saglg-yaratmada-dusuncenin-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7323701789521368270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7323701789521368270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/saglg-yaratmada-dusuncenin-onemi.html' title='Sağlığı yaratmada Düşüncenin Önemi'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-8168079572032255716</id><published>2009-03-12T15:10:00.002-07:00</published><updated>2009-03-12T15:11:43.823-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>El ve ayak masajıyla tüm organlara yayılan şifa: Refleksoloji</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;El ve ayak masajıyla tüm organlara yayılan şifa: Refleksoloji &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_10115"&gt; Siz yapın yapmayın yada hiç inanmayın ama bütün dünya ve yavaş yavaş doktorlarda direk insanlara ilaç yazmak yerine daha doğal kendilerininde yapabilecekleri yöntemleri anlatiyor ve uyguluyorlar bunlardan en basit ve etkili uygulamalarından olan refleksoloji ile ilgili güzel bir yazı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hızlı yaşam ve modern teknolojiyle birlikte, çevre sorunları, elektronik&lt;br /&gt;kirlilik, parasal problemler ve küresel sorunlar vücudumuza ve ruhumuza dengesizlik getiriyor, sinir sistemimizi yoruyor, direncimizi azaltıyor. Bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların kaynağını oluşturuyor. Terapi niteliğinde bir masaj tarzı olan refleksoloji, vücutta tıkanmış olan enerji kanallarını açarak stresin etkilerini hafifletiyor, derin bir rahatlama getirerek sinir sisteminin normal çalışabilmesini sağlıyor ve böylelikle rahatlayan bir vücut kendi kendini iyileştirebiliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;STRES, günlük hayatımızın önlenemez bir parçası. Bir dereceye kadar yaşam için gerekli de. İnsan vücudu kısa vadeli stresi yaşayabilecek şekilde düşünülmüş. Fakat hızlı yaşamın ve modern teknolojinin (trafik, televizyon, gürültü, iş baskısı, aile problemleri, savaşlar, açlık, hastalıklar, çevre sorunları, elektronik kirlilik, parasal problemler, küresel sorunlar) vücudumuza ve ruhumuza dengesizlik getirdiği de bir gerçek. Uzun süre stres yaşayan bir vücutta sinir sistemi yoruluyor, vücudun direnci azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stresin uzun vadeli semptomları yorgunluk, anksiyete ve depresyon olabiliyor. Stres herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Kimisi yüksek tansiyon, kimisi mide problemleri ya da baş ağrılarından şikayetçi. Refleksoloji, stresin etkilerini hafifletip derin bir rahatlama getirerek sinir sisteminin normal çalışabilmesini sağlıyor. Rahatlamış bir vücut kendi kendini iyileştirebiliyor. Özellikle yüksek tansiyon ve anksieteye, refleksoloji şifa getirebiliyor. Bunun yanı sıra, refleksoloji kan dolaşımı ve hormonal problemlere iyi geldiği gibi ağrı hafifletici niteliğe de sahip. Kanser, multiple-sclerosis ya da AIDS gibi hastalıkları iyileştiremese de, fakat ağrıyı hafifleterek hastanın rahatlamasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refleksoloji, terapi niteliğinde bir masaj tarzı. Ellerimiz, ayaklarımız ve kulaklarımız vücudumuzun bir çeşit haritasını taşıyor. Başka bir deyişle her organın el, ayak ve kulaklarda "reflect" ettiği yani yansıdığı bir yer var. Refleksoloji bu noktaları masajla harekete geçirerek, vücuttaki tıkalı enerji kanallarını açıyor, kişiye rahatlık getiriyor ve hastalıklara karşı vücudun bağışıklık sistemininin korunmasında yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuttaki her organın el, ayak ve kulaklarda belirli bir noktayla ilişkilendirilmesiyle ilgili bilgiler çok eskilere dayanıyor. MÖ 5000 yıl önce Çinliler, akupunktur noktalarının tedavideki önemini keşfetmişler, MÖ 2500 yıllarında da vücudu uzunlamasına geçen meridyenlere yani enerji akımının geçtiği dilimlere bölmüşler. Ancak refleksolojiye ait en eski bilgilere MÖ 2500-2300 yıllarında Mısır’da rastlanıyor. Bir Mısırlı doktorun mezarından çıkan piktograf, el ve ayak masajının o dönemlerde tedavi olarak uygulandığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harry Bond Bressler’in Zone Therapy adlı kitabında bazı Orta Avrupa ülkelerinde bir çeşit refleksoloji tedavisinin 14. yüzyılda uygulandığı belirtiliyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında ise Amerika’da Dr. Fitzgerald "Zone Therapy"nin kurucusu olarak ortaya çıkıyor. Vermont Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Fitzgerald, parmaklardaki bazı noktalara bastırmayla el, kol, omuz, çene, burun ve kulaklar üzerinde "anestezik" yani uyuşturucu bir etki elde edilebileceğini görüyor. Ve buradan yola çıkarak "Zone Therapy"yi ortaya atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fitzgerald, vücudu baştan başlayıp ayaklara inen, ayakların altından vücudun arkasına geçip başta biten eşit genişlikte 10 dilime bölmüş. Örneğin vücudun sağ tarafındaki ikinci dilimde yer alan bir ağrı, sağ ayakta ikinci dilimde hassas bir bölge oluşturuyor. Bu terapiye göre ağrının tedavisi ayaktaki ilişkilendirilmiş noktadan mümkün olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eunice Ingham (1879-1974), vücudumuzdaki organların ayaklara yansıdığı noktalarda yaptığı çalışmalarıyla tanınıyor. Modern refleksolojinin anası olarak kabul edilen Ingham "Zone Therapy"nin yardımıyla ayaklarda bütün vücudun haritasını çıkararak refleksolojiye büyük katkıda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Holistik (bütüncül) düşüncede, insan vücudu sürekli değişen, dinamik enerji sistemi olarak kabul ediliyor. Çinlilerin "Ch’i", Hintlilerin "Prana", Tibetlilerin "Lung-gom", Japonların "Sakia-tundra" ve Batılıların "hayat enerjisi" diye adlandırdıkları bu enerji, Doğu geleneklerine göre, her şeyi yaratan kuvvetin bir parçası ve diğer dolaşım yolları gibi kendine has yolları, kanalları (buna meridyen de diyebiliriz) olup, kesin bir akış yönüyle vücuttaki her yaşayan hücreye varabilecek bir niteliğe sahip. Uzakdoğu kültürüne göre bu enerjinin elektrik, manyetik, kızılötesi ve enfrasonik özellikleri bulunuyor. Çinlilerde ve Ayurvedik tıpta, düzgün akan, vücuda dengeli dağılan enerji, sağlığın temelini oluşturur. İşte Meridyen Terapisi bu düşünceyi temel alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir vücutta yaşam enerjisi rahatça dolaşabiliyor. Ama stres, hastalıklar, travmalar, bu enerjinin dengesizce akmasına neden oluyor. Dolayısıyla enerji bazı organlarda gereğinden fazla oluyor, bazılarınaysa gerektiği kadar ulaşamıyor. Refleksoloji terapisinde organların ilişkilendirildiği noktalara yapılan masajla bu meridyenlerde bloke olan enerji açılıyor ve vücutta dengeli bir şekilde akmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refleksoloji, her yaştaki ve cinsteki insana ya da bebeklere uygun. Ancak tromboz ve diyabet durumlarında refleksoloji uygulanamıyor. Hamileliğin ilk üç ayında da dikkatli ve daha yavaş olmak üzere uygulanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrica bakiniz &lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2284" target="_blank"&gt;Refloksoloji video anlatım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2247" target="_blank"&gt;refleksoloji nedir ?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.refleksoloji.org/" target="_blank"&gt;http://www.refleksoloji.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.anahathayoga.com/images/ayak_harita.gif" alt="[Resim: ayak_harita.gif]" border="0" /&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-8168079572032255716?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/8168079572032255716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/el-ve-ayak-masajyla-tum-organlara_12.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8168079572032255716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8168079572032255716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/el-ve-ayak-masajyla-tum-organlara_12.html' title='El ve ayak masajıyla tüm organlara yayılan şifa: Refleksoloji'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-3083051020301818115</id><published>2009-03-12T15:10:00.001-07:00</published><updated>2009-03-12T15:10:55.025-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Reiki, NLP, Pozitif enerjinin faydaları ve Modern Tıp</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Reiki, NLP, Pozitif enerjinin faydaları ve Modern Tıp &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_10099"&gt;      &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tıp ve Pozitif Enerji&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalarımdan yoğun olarak bana gelen Reiki,NLP,Pozitif enerji vs eğitimi aldıklarını duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat uyguladıkları ve bunun sonucunda bazı yanlış inanışlara sahip olduklarını gözlemlemekteyim. Kimisi bu tip eğitimler aldıkları için kendi başına ilaçları yarıda kesiyor veya ben reiki’yim diyerek tedavisini aksatıyor.. Bu tip tedavilerin hiçbir zaman asıl tedavinin yerini almayacağı inancımla birlikte, doğru kullanıldığı taktirde hastanın ruhsal durumuna faydalı olduğunu, yine doğru kullanıldığı taktirde iyileşme sürecini hızlandırdığını kabul ediyor ve tavsiye ediyorum. Sizlerin yanlış bilgiler içinde olmamanız için bu işin uzmanı olan bir arkadaşımdan almış olduğum bilgileri paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Reiki tam olarak nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki kısaca Evrensel Yaşam Enerjisidir.&lt;br /&gt;Tüm dünyada şu an 2 milyondan fazla kişi tarafından kullanılan,kendini tanıma ve arınma yöntemi sağlayan reiki, kişinin, bilincini, hayata bakışını değiştirerek dengede kalmasını sağlar. Pozitif düşünceyi geliştirir, ruh, beden ve zihni dengeye sokar, konsantrasyon gücünü arttırır, strese çok iyi gelir, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, korku, endişe, kızgınlık, öfke ve nefret, uykusuzluk vs..duyguları iyileştirir. İş,sosyal hayat,ilişkiler ve kendimiz ile ilgili yaşadığımız problemlerimizi çözmeye yardımcıdır. Reiki ile uğraşanlar fizik bedenimiz etrafında onu kuşatan bir enerji bedenimiz olduğunu,birlikte hareket ettiğini ve bunun üzerinde 7 adet çakra adını verdiğimiz enerji merkezi olduğunu bilir. Doğduğumuz an temiz ve açık olan bu çakralar, dünyada yaşarken korkularımız,endişelerimiz,öfke ve kızgınlıklarımız,hırslarımız ve egomuzla kirlenip kapanırlar. Kapalı olan bu enerji merkezleri evrende varolan bu kozmik enerjiyi bedenimize aktaramaz. Enerji bedenindeki bu çakra sisteminin bulunduğu yerler fizik bedenindeki endokrin sistemlerinin bulunduğu yerlerdir. Bu enerji dengesizliği reiki ile çözüldüğünde, olumlu düşünceler içinde yaşamaya başladığımızda fizik bedendeki sorunda değişmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve bunun gibi çok önemli faydaları vardır ama en önemlisi kişinin bunu gerçekten bir inançla isteyerek ve doğru bir şekilde,istikrarla uygulaması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Reiki alternatif bir tedavimidir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki, tamamlayıcı destek tedavidir.Modern tıp yöntemleri yerine kullanılamaz.Ancak yan yana kullanıldığı taktirde hastanın bedensel, zihinsel ve ruhsal sorunların çözülmesine, kişinin huzurlu,uyum ve denge içinde,enerjisini arttırarak yaşamasına, hastalığın iyileşme süresinin hızlanmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki ile birlikte kişinin olumlu düşünce içinde yaşamayı öğrenmesi,meditasyon,Nlp (beyin programlama dili)uygulaması vs.. hasta olan kişinin iyice hastalık girdabına girmesine engel olur.Yaşama sevincini arttırır.Bu tip sistemler doğru öğretilmeli, doğru bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tedaviye geçince ilaç tedavisini bırakmak mı gerekir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak buna doktor karar verebilir. Reiki olan veya reiki enerjisi alan birisi hemen ben ilaçları bırakıyorum diye kendi başına hareket etmemeli,hastanın doktoru tarafından uygun görüldüğü zaman ilaçlar bırakılmalıdır yada ilaç tedavisine devam edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaların kendi olumsuz düşünceler içinde yarattıkları en büyük sorunlardan birkaçı ,ilaç alırsam bağımlı olurmuyum(özellikle anti depresan ilaçlar vs..),ben hiç iyi olamayacakmıyım,hep hasta olarak mı yaşayacağım,acaba dahamı kötü olucam vs..,ve en önemliside hasta bir iki gün kendini iyi hissederse doktora danışmadan ilaçları yarıda kesiyor bu şekilde hastalığın iyileşme süreci uzuyor,hatta sil baştan tedaviye yeniden başlanılıyor,yada hasta doktor değiştiriyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdışında çok yoğun olarak yapılan çalışma reiki veya diğer enerji çalışmalarının doktorla birlikte yürütülmesi,kişinin bedensel,zihinsel ve duygusal durumu hakkında beraber hareket etmeleri yönündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alternatif tedavi altında yapılan çalışmalar ilkel bir doğu tıbbımıdır?Bilimin ve tıbbın geri olduğu ülkelerde mi kullanılır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim de artık insan organizmasının sadece moleküllerden oluşan bir fiziksel yapıya sahip olmadığını tüm evrende olduğu gibi bir enerji alanına sahip olduğunu, reikinin hastalıklar ve insanların iyileşme süreçlerinde ne kadar etkili olduğunu kabul ediyor ve artık dünyada hastalarına reiki yapan hastaneler var ve tamamlayıcı tıp adı altında yer veriyorlar, aşağıda bunlardan bazıları yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yale University Hospital,University of Michigan Hospital,Throat Hospital in New York,Memorial Sloane Kettering Hospital,South Pointe Hospital,Imperial Point Medical Center,Ayrshire Central Teaching Hospital,Kirklandside Hospital,Ailsa Hospital,Croy Day Hospital,St. John's Hospital,Elliot Regional Cancer Center,Portsmouth Regional Hospital in Portsmouth,California Pacific Medical Center,Kent County Hospital, R.I,Brookhaven Hospital,Meriter Hospital in Madison,Baptist Hospital in Nashville,Hartford Hospital,The Charlotte Hungerford Hospital,Thompson Hospital,Columbia Presbyterian Hospital,Beth Israel Hospital,Kesler Institute,California Pacific Medical Center,Portsmouth Regional Hospital,Marin General Hospital,Lynden Hill Clinic,Veterans Hospitals.California Pacific Medical Center&lt;br /&gt;Türkiye’ de ise benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, Dr.Mehmet Öz,Dr, Ender Saraç,Prof.Dr.Cengiz Canpolat,Prof.Dr.Erkan Topuz vs..hastalarına tavsiye ediyor ve kendileride kullanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Son söz olarak;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Burada kişi kendine şunu sormalı,yaşamına devamlı şikayet ederek, hasta, mutsuz ve olumsuz düşünceler içindemi devam etmek istiyor yoksa yaşamında varolan tüm pozitif enerjiye sahip çıkıp ve bunu tam anlamıyla kullanarak,olumlu düşünceler içinde mutlu ve neşe dolu sağlıklı bir hayat mı yaşamak istiyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu lütfen aklınızdan çıkarmayın,hepinizin içinde sağlıklı,mutlu,sevgi dolu olmanızı sağlayacak yada hasta,depresif,mutsuz olmanıza neden olacak bir güç var. Tercihinizi yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sizin inançlarınız ve düşünceleriniz sizi hayatta mutlu edecek ve yaşam kalitenizi arttıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki, meditasyon ,NLP vs gibi sistemler, herkesin kolaylıkla öğrenebileceği özel bir yetenek gerektirmeyen çalışmalardır.Bu işe inanmak, sahip çıkmak ve işinin ehli olan insanlar tarafından öğrenilmesi gerekmektedir. Hasta olan kişi için mutlaka doktor ile birlikte hareket ederek tamamlayıcı bir tedavi şeklinde kullanılması önerilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Serdar Dağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nörolog     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-3083051020301818115?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/3083051020301818115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/reiki-nlp-pozitif-enerjinin-faydalar-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3083051020301818115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3083051020301818115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/reiki-nlp-pozitif-enerjinin-faydalar-ve.html' title='Reiki, NLP, Pozitif enerjinin faydaları ve Modern Tıp'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-4628409714037287230</id><published>2009-03-12T15:08:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:09:47.869-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Hastalıkların Zihinsel Nedenleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://kendikendinetedavi.blogspot.com/search/label/akapunktur" rel="tag"&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Hastalıkların Zihinsel Nedenleri &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;/a&gt;&lt;div class="post_body" id="pid_3411"&gt; Arkadaslar daha öncede bahsetmistik bilindigi gibi hastaliklarin cogu dış etkilerden degilde içimizden geliyor.yani en azindan zihinsel sebebelrden vucudumuz zayif kalinca hastalaniyoruz,yasadigimiz travmalar stresler iste .aslinda hastalandiktan sonra anlasakta deymecegini genede iste olacaksa oluyor önemli olan sorunları farkedip üzerine gitmek ve olumlu düsünceyle daha ii olmak. bu konuyla iligli&lt;br /&gt;Louise L. Hay' in " Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri " adlı kitabından &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adetle İlgili Rahatsızlıklar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadınlığı reddetme. Suçluluk, korku. Üreme organlarının günahkar ya da kirli olduklarına inanma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Bir kadın olarak tüm gücümü kabul ediyorum, tüm bedensel süreçlerimi normal ve doğal olarak kabul ediyorum. Kendimi seviyor ve onaylıyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adet Görememe:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın olmayı istememe. Kendinden hoşlanmama. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Kendimden hoşnutum, kadınlık bana sevinç veriyor. Ben her zaman mükemmel biçimde akan hayatın güzel ifadesiyim.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adet Öncesi Sendromu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Karışıklığın hakim olmasına izin vermek. Gücünü dış etkilere teslim etmek. Kadınlık süreçlerini reddetmek...Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Şimdi zihnimin ve hayatımın sorumluluğunu üstleniyorum. ben güçlü ve dinamik bir kadınım. bedenimin her parçası kusursuz çalışıyor. Kendimi seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Agız İltihapları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Suclama. Onama Cümlesi: Kendimi Sevgiyle besliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ağrılı Adet Görme:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendine kızma. Kendi bedeninden ya da kadınlıktan nefret etme.&lt;br /&gt; Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Bedenimi seviyorum. Kendimi seviyorum. Tüm devrelerimi seviyorum. Her şey yolunda.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alerjiler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kime karşı alerjiniz var ? Kendi gücünü yadsıma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Dünya güvenli ve dostça bir yer. Ben emin ellerdeyim. Hayatla barış halindeyim.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alzheimer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı olduğu gibi kabul etmeyi, onunla ilişki kurmayı reddetme. Umutsuzluk ve çaresizlik, acizlik. Öfke. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayatta deneyimleyebileceğim yeni ve daha iyi bir yol daima vardır. Geçmişi bağışlıyor ve geride bırakıyorum. Sevinç ve hazza doğru ilerliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alkolizm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Anlamsızlık duygusu. yararsızlık, suçluluk, yetersizlik hissetme. kendini reddetme.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi: Ben şimdi' de (anı) yaşıyorum. Her an yenidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anjin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ihtıyaclarını talep edemeyecegini düsünme. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Ihtiyaclarımın karsılanmalı benim dogustan hak ettigim bir sey. Isteklerimi sevgiyle ve rahatca talep ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Arpacık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaşama Öfkeli gözlerle bakma. Birisine kızgınlık duyma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Herkesi ve her şeyi neşe ve sevgiyle görmeyi seçiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Artrit (Eklemiltihabı)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Elestiri ve kızgınlık bu hastalıga yol açar. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Gecmisi sevgiyle bırakıyorum Onlarda bende artık özgürüz. Huzur içindeyim. Kendimi seviyor, onaylıyorum. Ben Sevgiyim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ayak Tırnağının Batması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İleri doğru yönelmeye, ilerlemeye hakkı olup olmadığı konusunda endişe ve suçluluk duyma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayatta gideceğim yönü seçmek ve o yönde ilerlemek benim Tanrısal hakkımdır. Güvenlik içindeyim, özgürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bağımlılıklar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendinden kaçış. Korku. Kendini nasıl sevebileceğini bilememe. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Ne kadar harika olduğumu şimdi keşfediyorum. Kendimi sevmeyi ve kendimden zevk almayı seçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bellek Yitimi - Unutkanlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Korku. Hayattan kaçış. Kendine sahip çıkmama. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Zeka ve cesarete sahibim, değerliyim. Yaşamak tehlikesiz bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böbrek Taşları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Halledilmemiş, çözülmemiş öfke yumruları. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Tüm geçmiş sorunları kolaylıkla çözüyor ve ortadan kaldırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Baş Dönmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kararsız, dağınık düşünme. Dikkatle bakıp görmeyi reddetme. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Tam anlamıyla merkezdeyim ve huzur içindeyim. Yaşamak ve neşeli olmak iyi ve güvenli (tehlikesiz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Boyun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Olaylara esnek ve sevecen yaklaşım boyundaki sıkıntıyı giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Burun akması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardım isteme, icsel feryat, aglama. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Beni mutlu kılan, yollarla kendimi seviyor ve rahatlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Candida&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendini çok dağılmış hissetme. Bir hayli düş kırıklığı ve öfke. İlişkilerde çok şey talep etme ve karşındakine güvenmeme. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Olabileceğimin en iyisi olmak için kendime söz veriyorum ve hayatta en iyisine layığım. Kendimi ve diğerlerini seviyor, takdir ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Depresyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sahip olma hakkına sahip olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlık. Umutsuzluk.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Artık diğer insanların korkularının ve sınırlamalarının ötesine geçiyorum. Kendi hayatımı yaratıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Disk Kayması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hayat tarfından hiç deseklenmediğini hissetmek (sanmak). Kararsızlık.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayat tüm düşüncelerimi destekler; bu yüzden kendimi seviyor ve onaylıyorum. Her şey yolunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dişeti Sorunları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Verdiği kararları sürdürememe. Kararsızlık. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Ben kararlı bir insanım. Verdiğim kararları sürdürüp tamamlıyor ve kendimi sevgiyle destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diz rahatsızlıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Diz gurur, kibir ve egoyu temsil eder. Diz rahatsızlıklarının mental nedeni; inatçı ego ve gurur. Eğilmezlik, esnek olamama.Korku. Teslim olmama. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Ben esnek ve akıcıyım. Kolaylıkla eğiliyor ve akıyorum. Her şey yolunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Egzama&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soluk kesici kin. Zihinsel patlamalar. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Uyum ve barış, sevgi ve mutluluk beni kuşatıyor ve içimi kaplıyor. Emin ellerde güvenlik içindeyim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Mültipl Skleroz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Beyin ve Omurilik dokularının sertleşmesi)&lt;br /&gt;Zihinsel katılık, katı yüreklilik, demir irade, eğilmezlik. Korku. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Sevecen, sevinçli düşünceler seçerek sevecen, mutlu bir dünya yaratıyorum. Emin ellerde ve özgürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Felç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Korku. Dehşet. Bir durumdan ya da kişiden kaçış. Direnme. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Tüm hayatla birim. Her durum için tam anlamıyla yeterliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fıtık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kopmuş, uyumu bozulmuş ilişkiler. Gerilme, zora gelme, sorumluluklar, yanlış yaratıcı ifade. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Zihnim hafif ve uyumlu. Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendim olmakta özgürüm.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fistül&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Korku. Serbest bırakma, koyuverme sürecinde bir tıkanma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Güvenlik içindeyim. Yaşam sürecine bütünüyle güveniyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gastrit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Süregelen belirsizlik. Kötü beklentiler. Kaygılanma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Emin ellerdeyim.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gaz sancıları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sıkı tutma. Korku. Sindirilmemiş fikirler. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Gevşiyor ve hayatın içimden rahatça akmasına izin veriyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Guatr&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Acı çektirildiği, cezalandırıldığı için nefret duyma. Kendini kurban olarak görme. Kendisini hayatta engellenmiş hissteme. Olumla Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayatımın hakimi, yöneticisi benim. Kendim olmakta özgürüm.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hepatit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Değişikliğe direnme. Korku, öfke, nefret. karaciğer öfke ve gazabın yeridir.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Zihnim arınmış ve özgür. Geçmişi bırakıyor ve yeniye doğru ilerliyorum. Her şey yolunda.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hipoglisemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Kandaki normal şeker oranının azalması)&lt;br /&gt;Hayatın sorumlulukları, yükleri yüzünden bunalma. "Hayatın ne anlamı var ?" tipi duygu ve düşüncelerin egemen oluşu. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Şimdi hayatımı aydınlık kolay ve neşe dolu kılmayı seçiyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hodking Hastalığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;( Lenf Bezi Kanseri)&lt;br /&gt;Yeterince iyi olamama konusunda çok büyük bir korku ve kendini suçlama. insanın -kanın kendini besleyecek özü kalmayıncaya dek- çılgınca sürdürdüğü kendini kanıtlama yarışı içinde yaşam sevincini unutması.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Kendim olmaktan çok mutluyum. Olduğum halimle yeterince iyiyim. Kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum. Sevinç veriyor ve alıyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İdrar Yolu İltihabı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Öfkeli duygular. Kızgın olma. Suçlama. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayatımda sadece sevindirici deneyimler yaratıyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Nüzul)&lt;br /&gt;Vazgeçme. Direnme. Değişmektense ölmeyi yeğleme. Hayatı reddetme.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayat değişimdir ve ben yeniye kolayca uyabilirim. Hayatı, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kabul ediyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İntihar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hayatı sadece siyah-beyaz olarak görme. Başka bir çıkış yolu görmeyi reddetme.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Ben olanaklar bütünlüğü içinde yaşıyorum. Her zaman başka bir yol vardır. Emin ellerdeyim.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kanser&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Derin bir biçimde incinme, yaralanma. Uzun, zamandır süren kızgınlık. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren derin bir sır ya da üzntü. Nefretleri taşıma.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Tüm geçmişi sevgiyle bağışlıyor ve serbest bırakıyorum. Dünyamı sevinçle doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyor ve onaylıyorum.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaşıntı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendi doğasına zıt düşen arzular duyması. Doyumsuzluk. Vicdan azabı. Kaçmak ya da kurtulmak için için kaşınma.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Şimdi ve burada huzur içindeyim. Tüm ihtiyaç ve arzularımın yerine getirileceğini bilerek benim için hayırlı olanı kabul ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kemik (Osteoporoz)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Zihinsel baskılar ve gerginlik. Desteksiz kalma. Olumlama Cümlesi:&lt;br /&gt;Hayati bütünüyle icime cekiyorum. Kendimi destekliyorum, gevsiyorum. Hayatın akisina güveniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kolestrol&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk kanallarını tıkama&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi: Hayatı seviyorum. Mutluluk kararlarım sonuna kadar açık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Menopoz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaslanma korkusu. Kendini iy ive hata hissetme.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi: Tüm yas dönemi degisiklikleri sirasında dengeli ve huzurluyum. Bedenimi seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sırt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Haytın destegini temsil eder. Duygusal destekten yoksunluk. Sevilmedigini temsil hissetme. Olumla Cümlesi: Kendimi seviyor, onaylıyorum. Hayat beni destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yüksek tansiyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uzun süren cözülmemis duygusal sorun.&lt;br /&gt;Olumlama Cümlesi: Gecmisimi bırakıyorum. Huzur icindeyim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;alinti : Louise L. Hay' in " Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri " adlı kitabında&lt;/span&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-4628409714037287230?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/4628409714037287230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hastalklarn-zihinsel-nedenleri_12.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/4628409714037287230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/4628409714037287230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hastalklarn-zihinsel-nedenleri_12.html' title='Hastalıkların Zihinsel Nedenleri'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7099793031375696534</id><published>2009-03-12T15:01:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:08:46.658-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Önce zihin sonra da beden hastalanır</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ee0000;"&gt;HER İNSAN ŞİFACIDIR!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;img src="http://www.anneoluncaanladim.com/img/sifa2307.jpg" align="right" /&gt;1.5 yıldır panik atak, depresyon, kanser, felçli hastalara enerji terapisi uygulayan, Çapa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon mezunu Metin Hara modern tıbbı reddetmiyor ama enerji tedavisi yapıyor. Reklamlardan da tanıdığımız genç şifacı, enerji terapisini anlattı.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İstanbul Kalamış'ta yapılan Natürel Festivali'nde sunum yaparken tanıdım onu. Enerjisi neredeyse Fenerbahçe'ye yayılan bu sıra dışı genç, Çapa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü mezunuydu ama enerji tedavisi yapıyordu. Kızıl saçları, dövmeleri, içten konuşması ve kahkahasıyla oradaki grubu avucunun içine aldı. Meditasyon seansında cep telefonlarımızı kapamamız gerektiğini, yüksek enerji yüzünden bozulabileceğini söyledi. Kapatmayan iki kişinin cep telefonu gerçekten de bir süre çalışmadı. Yüksek voltlu enerji balonu gibi duran, sempatik, kendi deyişiyle 'şeytan tüylü' çocukla sizleri de tanıştırmak istedim. 'Musevi bir aileden gelen, Müslüman bir ülkede yaşayan, Mısır usulü tespih çeken, Kabala teknikleri kullanırken tasavvuf müziği dinleyen' liseyi, Üsküdar Amerikan Koleji'nde bitirmiş Metin Hara, 1982 doğumlu. Yüzünü aslında televizyondan da tanıyoruz; 21 reklam filminde oynamış, bir de dizi filmi var 'Aşk Her Yerde'. 1.5 yıldır çeşitli şifa enerjileri kullanarak, kendisine başvuranların tedavisine yardımcı oluyor. Bilgi Paylaşım Derneği ve Rönesans'ta seminerler veren genç fizyoterapistle hastalıklara bakışını ve şifa enerjilerini konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- İsteyerek mi girdiniz Fizik Tedavi bölümüne?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lise sonda, babam önemli bir kaza geçirdi. Babam trafik kazası geçirmişti; 'uyanmaz, uyansa da yürümez' dediler. Belden aşağı 40 küsur kırığı vardı, bir mucize yarattı. Önce uyanmasını bekledik ancak 9 ay sonra yürüdü. Hayatıma yön veren bu travma oldu. Aslında çok güzel bir ders var, neyin iyi neyin kötü olduğuna dair; şimdi bana da aileme de sorsanız 'o kaza iyi bir deneyim miydi' diye, 'evet' deriz. Bu olay üzerine insanlara yardım etmeye karar verdim. Zaten o sırada, amatörce şifa çalışmaları uyguluyordum, en azından ağrılarımı geçirebiliyor, hastalıklarımı iyileştirebiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ÖNCE ZİHİN SONRA BEDEN HASTALANIR!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Siz onun iyileşmesine katkıda bulundunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Babamın durumu akuttu, hastanede tedavi gördü ama ben de katkıda bulundum. Akut durumda şifa çalışması yapmak zordur. Şifa bedene değil ruha hitap ediyor. Bitkinin köküne yaptığınız müdahalelerde yaprakta hemen sonucu göremezsiniz. Modern tıbbı dışlamıyorum. Önemli olan, insanın makine olmadığını hatırlamasıdır tıbbın. Operasyonları kadavra keser gibi yapanlar var; o operasyon yaptığın, insan, iyisiyle kötüsüyle, anılarıyla. Bunu hatırlayıp tedaviye alınırsa çok daha başarılı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Hem fizik tedavi uzmanısınız hem de şifa teknikleriyle uğraşıyorsunuz, hangisi ağır basacak?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Büyük ihtimalle fizik tedavi yapmayacağım. Şu ana kadar 24 kurs verdim, hepsi de çok iyi geçti. Sadece fizik tedavi yapmak birçok sorunu göz ardı etmek olur. Bunu birçok başka teknikle birleştirebilirsek, kusursuz ve bütüncül bir tedavi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Şifa nedir, nasıl bir şifa uyguluyorsunuz? Nasıl başladınız?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;15 yaşında, bir arkadaşım sayesinde vücut enerjisiyle tanıştım. Yavaş yavaş ağrılarımı geçirdiğimi fark ettim. Zamanla eğitimlerini aldım, önce Reiki, sonra birçok şifa tekniği öğrendim, buna Eric Pearl'ün 'reconnection healing'i yani 'tekrar bağlantı şifası' da dahil. Enerjiyi hisseder hale geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Aileniz nasıl karşıladı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Annem kendi Reiki hocası kanserden ölünce küstü bunlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Bunu nasıl açıklıyorsunuz, Reiki hocası kanserden ölüyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şifayı iyileşmeyle eşdeğer olarak tanımlıyoruz ama insan her şeyiyle, bilinçaltıyla ölmek istiyorsa ona şifa verseniz de ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Şifa yüzünden mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Mesela birinin bileği burkuldu, herkes şifa verilince ağrıları geçecek, bileğindeki şiş inecek diye düşünür. Şifa büyü değildir. Büyü var olanı başka şeye çevirir. Şifa, bir insan bir şeyi neden yarattıysa onu görmesini sağlar ve o hastalığın seyrini kısaltır. Bir insanın bileği burkulduysa şifa verirsen o gece davul gibi şişer ve arkasından iner. Yoğun bakımdaki hocalarım biliyorlar bu özelliğimi. Bazıları saygı duyar, bazıları hoş karşılar, bazıları da hoşlanmaz. Bir gün bir hocam 'şu hastaya şifa ver' dedi, hasta iyileşti. Yoğun bakım hastaları bunlar. Bir başka hastaya daha verdim, o da iyileşti, bir başkası vefat etti. 'Oğlum şifa verdin, adam öldü' dedi. Ben de 'şifasının ölüm olmadığını nereden biliyorsunuz?' dedim. Bu ince bir çizgidir, şifa iyileşmeyi çoğu zaman içerir ama zorla hayatta bırakamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Hastalıkları neden yaratıyoruz size göre?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Basit bir mekanizma ile ortaya çıkıyor. Tüm hastalıklar önce bizim zihnimizde, enerji bedenimizde yani ruhumuzda yaratılır. İddialı görünecek ama aslında çok basit, herkes biraz kalbini açıp, yargıları bir yana bıraksa, bunu kabul eder, işin özü bu. Yaşadığımız her şeyin sorumlusuyuz aslında. Bu kötü bir laf. İnsanlar bununla yüzleşmeyip, kurbanı oynamayı seviyorlar. 'Çok şansızdım böyle bir şey oldu' diyor. Mesela arabada bir sorun var, yağ lambası yanıyor Tamirci iki şey yapar; ya göstergeyi açıp kabloyu keser ya da motoru açıp oraya yağ koyar. Modern tıp cerrahi yöntemlerle ya da semptomları baskılayarak, kabloyu kesen tarafta duruyor. Ağrı kesici aldığınızda ağrıyı baskılamış oluyorsunuz, şifalandırmıyorsunuz. Kabloyu kestiğinizde göstergede ışık yanmıyor ama yüz kilometre gidince kanser oluyor, başlıyorlar tümörleri çekip çıkarmaya, çıkardıktan sonra muhtemelen birkaç sene sonra 'metastaz yaptı' deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;KANSERİ BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİREREK YENİYORLAR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Tümüyle iyileşenler de var ama…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaptıkları zihinsel gelişim nedeniyle iyileşmiştir. Kanser sonrası, psikolojilerini, bakış açılarını değiştirmeleri nedeniyle iyileşiyorlar. İnsan zihniyle iyileşmeyi dilemez, gücünü kullanmazsa, dünyanın en büyük doktoru ya da şifacısı onu iyileştiremez. 'Hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır.' Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine bilim dünyasını sarsan bir deney yaptı: Buz kristallerinin mikroskop altında fotoğraflarını çekti. 'Seni seviyorum' yazan buz kristali, mükemmel bir kar tanesiyken, 'senden nefret ediyorum' denen su molekülü kahverengimsi bir hal aldı. Mozart dinletti, rock dinletti, Türkiye haritası gösterdi, Amerika haritası gösterdi; suyun her veriye karşı farklı bir tepki verdiğini gördü. Bilim dünyası ayağa kalktı; insan düşünce gücüyle su moleküllerinin yapısını etkileyebiliyorsa, insan vücudunun yüzde 70'i su ise, düşünce gücümüzle vücudumuza hükmedebiliriz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Çok hayat dolu insanlar da kanser olabiliyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Zihnimizle verdiğimiz oy bir oydur, bilinçaltımızla verdiğimiz oy 99. Çok hayat dolu gördüğümüz insanların içinde o kadar büyük öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret oluyor ki! Annem de kanser hastasıydı ve 'Sence kanser olmayı seçebilir miyim, saçma konuşuyorsun' dedi. İnsan bilinçli olarak kanser olmayı istemez ama bilinçaltı denilen koca bir dünya var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Herkesin kendine şifa verebileceğini söylüyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendine şifa yapmıştır ama farkında değildir. Bir yerinizi burktunuz, orada iç kanama olur, ilk 48 saatte sıcak dokundurulmaz. Ama sıcacık ellerimizi dizimizi burktuğumuzda, dişimiz ağrıdığında o noktaya koyarız, içgüdüsel olarak şifa veririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Hangi teknikleri kullanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Reiki, Yaşam Küresi, Tekrar Bağlantı Şifası, Rashiba ve Altın Üçgen... Bazıları eski bazıları çok yeni enerji. Her teknik bir noktadan sonra kendisini tekrarlıyor. Bazı teknikler, bazı durumlara daha uygun. Mesela tümörü 'tekrar bağlantı şifası'yla geçirmek daha zor iken, 'altın üçgen'le daha lokal bir yere bombardıman yapmak daha pratik. İkisi de sevginin bir başka frekansı. İnsanlar egosantrik olabiliyorlar; 'reiki master'ım' diyor mesela, çok önemli değil, diploma ile ilgili değil, yapabildiğin ve yaşayabildiğin şeyle ilgili. Bugün Anadolu'da bir çiftçi kendiyle benden daha barışıksa ve hayatı daha iyi özümsemişse, benden iyi şifacıdır. Çok reiki master'ı gördüm kendilerine bile şifa veremiyor ama hiçbir enerji tekniği bilmeyen insanların gülümsemesi bile insanı iyileştirebiliyor. Tüm şifa teknikleri aslında zihinle anlaşılacak şeyler içermiyor, kalple okumanız gerekiyor. Kalple okuduğunuz zaman ulaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr bgcolor="#fcf8c7"&gt; &lt;td&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;BİR KAHKAHADA GİZLİDİR ŞİFA&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;TIp camiasında ilk başta deli diyorlardı. Eski enerjiciler biraz farklıydı. 'Ellerimdeki sıcaklığı hissediyor musun'dan öteye geçmedi bir çoğu. Benimle karşılaşanlar beni de öyle sandılar, 'et yiyor musun, alkol alıyor musun' diye soruyorlar. Et de yiyorum, alkol de alıyorum, 10 gün meditasyon yapmadığım da oluyor. Tütsüler yakıp, Hint elbiseleri giyip, 10 saat om'lamalar yok bende. Bir kahkahada gizlidir şifa. İsmi lazım değil bir hastanede, Türkiye'nin en ünlü cerrahlarından biri, bir hastaya yaptığım şifadan etkilenip beni davet etti. Yoğun bakıma girdim, bir hasta vardı, doktorlardan biri beni hiç sevmedi. Fizik tedavi öğrencisi olarak gitsem suratıma bakılmayacaktı ama bir şifacı olarak girdim, şifa verdim 'sol beyin lobunda bir şey var mı?' dedim. Beni sevmeyen doktor 'Bulgularımızda öyle bir şey yok, olsa makineler haber verir' dedi. 'Peki' dedim. Bir hafta sonra bir haber geldi, hastanın sol beyin lobuna bir pıhtı yerleşmiş ve felç geçirdi, ondan sonra da vefat etti. Çünkü enerji bedeninde var olan hastalıklar bir süre sonra fiziksel bedene sirayet ediyor.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr bgcolor="#d6fcd2"&gt; &lt;td&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İNANMAK HER ŞEYDİR!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İkinci sınıfta nöroloji stajı yapıyordum. Hocam beni çok seviyor ama bu konulara inanmıyordu. Ağır bir hasta geldi, felçli. 'Satılmış amca nasılsın' dedim, 'İyiyim' dedi, o zaman 'benim hastam' dedim. Her gün çalıştırdım. İlk haftanın sonunda cihazlarla yürüdü ama yürürken ayaklarını dışarıya fazla atıyordu, 'ben bu adamın ayağını düz atmasını sağlarım' dedim. 'Metin, yeterince uğraştın, bırak' dediler. O gece 'Satılmış amca ayağını içeri çekeceksin' dedim, 'Çekemiyorum' dedi, 'Çekeceksin' dedim, yine çalıştırdım, ayağı düzeldi. En son eli kaldı. 'Hocam 4 günüm kaldı, eli niye açılmıyor' dedim. 'O hastalarda el pek açılmaz' dedi. Hocam 'ama inanıyor' dedim, 'Metin'cim inanmak her zaman yetmez' dedi. O zaman gözlerim doldu, 'inanmak her şeydir' dedim. O hırsla Satılmış amcayı uyandırdım, evden bir minik top getirdim, eline koydum, 'sık bu topu' dedim, 'Sıkamıyorum Metin'cim' dedi, 'sıkacaksın' dedim. 'Uyumadan önce o topu zihninde sıktığını düşün, gözünde canlandır, o sinirlere kasları uyarmaları için elektriği gönder, sen bu vücudun patronuysan, onlar seni dinleyecek' dedim. Satılmış amca 3 gün sonunda topu sıkmaya başladı. Taksiye değneğiyle yürüdü.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;AYCAN SAROĞLU/Akşam &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7099793031375696534?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7099793031375696534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/once-zihin-sonra-da-beden-hastalanr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7099793031375696534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7099793031375696534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/once-zihin-sonra-da-beden-hastalanr.html' title='Önce zihin sonra da beden hastalanır'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-2609522517158098945</id><published>2009-03-12T15:00:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:01:31.553-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>NEFES TEKNİKLERİNİN ÖNEMİ</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;NEFES TEKNİKLERİNİN ÖNEMİ &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9323"&gt; İyi bir nefes; Ağır, derin ve sessiz olandır. Nefeste ölçü, denge ve uyum çok önemlidir. Bu ölçü kalp atışının hızıdır. Eğer insanlar hakkında bilgiye sahip olmak istiyorsak nasıl nefes aldıklarına bakmamız yeterli olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı olan ve kontrolü elinde bulunduran kişinin aldığı nefes ağır tempoludur. Sinirli ve kontrolsüz kişinin aldığı nefes hızlı ve yüzeyseldir. Huzursuz ve endişeli olanların nefesi, yavaşlayan ve hızlanan düzensizlikte, hırs lı kişilerin nefesiyse kısa, sert ve dengesizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal ve sıradan nefes alan kişilerin akciğerlerinde ki havanın değişim oranı akciğer kapasitesi nin 1/ 10 dur. Diyafram solunumu yapan bir kişinin kazanımı 3/10 oranındadır. Nefes uzmanı olan bir kişinin kazancı 1/2 dir. Yani ciğerlerindeki havanın yarısını soluyarak değiştirebilme imkanını yakalar. Bu da yüksek oranda oksijeni kendiliğinden ve daimi olarak vücuduna kazandırması anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes almak doğal ve otomatik bir olgudur. Farkın da olmasak da nefes alırız. Her aldığımız nefe sin yeterlilik oluşturmadığını, zaman içinde orjinden uzaklaşmış olabileceğimizi, doğumdan hemen sonra mükemmel çalışan diyafram adalemizi, yaşam için de hatalı seçim ve farklı yaşam tarzları yüzünden bozulması sebebiyle yeniden yapılanma gerekliliğini ifade etmiştik. Alışkanlıklar nedeniyle zaman içinde ve farkında olmadan doğru nefes almak unutulmuş olabilir. Bu durumda doğru nefes alınmasının bir gereklilik olduğunu bilmeliyiz. Doğru nefes almayı engelle yen duruşlar ve alışkanlık haline getirdiğimiz kısa nefesler, akciğerin yüksek kapasiteyle çalışmasını önleyebilir. Ayrıca yaşadığımız sosyal olaylarda sağlığımız ve solunum sistemimiz için olumsuzluk oluşturabilirler..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Nefes almak özellikle; Vücudumuza ve organlarımıza yaşamlarını sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları oksijeni sağlaması, Vücuttan atılması gereken atık ve tok sinlerin dışarı taşınması açısından çok önemlidir.. Oksijen vücudun ana ihtiyacıdır: iç organların, bezlerin, sinir sis temi ve beynin çalışması için ger eklidir. Bilindiği gibi vücudumuza besin almadan birkaç hafta, su almadan birkaç gün yaşanabilir ama oksijen almadan birkaç dakikadan fazla yaşanamaz. Beynin diğer organlara oranla daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Yeterli oksijen alınamadığında zihinsel bulanıklık, negatif düşünce, depresyon ve ardından işitme ve görme bozuklukları başlayabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmanın en belirgin sebebi hücrelerin yeterli ve düzenli nefes alamamaları ve oksijenle bulu şamamalarıdır. Yetersiz oksijen alımı beyine yeterli miktarda oksijen gitmeme sebebiyle negatif ve depresif etki yapar. Akut bir dolaşım bozukluğunun kalbe giden oksijeni durdurması kalp krizine, beyne giden oksije ni durdurması beyin kanaması ve harabiyetine yol açabilir. Yetersiz oksijen almanın yaratabileceği rahatsızlık ve hastalıkların listesi uzundur. Sonuç olarak oksijen kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için çok önemli ve gereklidir Düzgün ve yeterli nefes alamayanlar sürekli kendilerini yorgun hissederler, sinirli ve verimsiz ol urlar. Uyku düzenlerinde sorun yaşarlar.Bu nedenle güne kötü başlar ve devam ederler.Aynı döngüde kalmaları sonucu bağışık lık sistemleri de zayıflar ve sorunlar artarak devam eder. Doğru nefes almak tüm bu yetersiz solunum sorunlarını ortadan kaldırabileceği ve dolayısıyla ha yat kalitesiyle paralel olarak başarıyı da artıracağı için önemlidir. Canlı ve genç kalmanın en önemli şartı temiz kan dolaşımıdır Bunu elde etmenin sırrı da doğru nefes alabilmemizde saklıdır. Doğru nef es alarak vücudun tüm organlarının iyi beslenmesini sağlayabilir, hücrelerin verimliliklerini artırarak daha sağlıklı bir görünüme sahip olabilirsiniz. Kısaca doğru nefes almak yaşlanma sürecinizi yavaşla tarak iyi bir cilde sahip olmanızı, güzel görünmenizi sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes alırken hava, özel bir kuvvet uygulamadan, abartısız bir şekilde sessizce burundan alınır. Kısaca solunum kendiliğinden yapılmalıdır. Çoğumuz içimize çektiği miz havanın hangi yolu katede rek nereye, nasıl ulaştığı konusunda bilgi sahibi değilizdir. Ortalama bir yetişkin dinlenirken dakikada on altı kez nefes alıp verir. İçimize çektiğimiz hava yaklaşık olarak % 79 nitrojen % 20 -21 oksijen, 0.04% karbon dioksit ve az miktarda diğer gazlar ve su buharıdır. Dışarı ya verilen nefeste ise % 79 nitrojen, % 16 oksijen, % 4 karbon dioksit ve az miktarda diğer gazlarla su buharı bulunur. Ani nefes alıp verirken yaşanan en önemli değişim % 4 oksijen oranıyla % 4 karbondioksit arasındadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alinti*/ /* Mustafa Kartal  &lt;a href="http://www.nefesteknik.azbuz.com/blog/yazi/oku/5000000000010730/NEFES-TEKNIKLERININ-ONEMI" target="_blank"&gt;http://www.nefesteknik.azbuz.com/blog/ya...ININ-ONEMI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrica bknz : &lt;a href="http://www.uzmantv.com/dogru-nefes-alip-vermenin-puf-noktalari-nelerdir" target="_blank"&gt;http://www.uzmantv.com/dogru-nefes-alip-...i-nelerdir&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-2609522517158098945?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/2609522517158098945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/nefes-tekniklerinin-onemi_12.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2609522517158098945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2609522517158098945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/nefes-tekniklerinin-onemi_12.html' title='NEFES TEKNİKLERİNİN ÖNEMİ'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-1978318599232648341</id><published>2009-03-12T14:58:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:00:32.566-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Yavaşlayın</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;YAVAŞLAYIN : ) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9863"&gt;      &lt;img src="http://wwwdelivery.superstock.com/WI/223/1558/PreviewComp/SuperStock_1558-011249.jpg" alt="[Resim: SuperStock_1558-011249.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam nefesi tekniği sizi; Hızlı, yetersiz ve üst solunum yapmaya mecbur eden nefes alma modeli yerine, diyafram kazanımıyla gerçekleşen tam kapasiteli, yavaş ve az sayıda alınan nefes modeline geçirerek, uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayatı oluşturmanızı amaçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.drmueller-healthpsychology.com/i/No_Stress_No_Problem.JPG" alt="[Resim: No_Stress_No_Problem.JPG]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun,  sağlıklı ve mutlu bir  yaşam için&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün meditasyon, yoga ve diğer farkındalık çalışmalarının amacı; kişiyi, nerede final yapacağı belli olmayan freni patlamış kamyon gidişinden çıkarmaktır. Ego dediğimiz bizi hayatta tutmaya endeksli İç programımızın at gözlükleri takarak çılgınca yarışmamıza ve tüketmemize yol açan kontrolsuz gidişini engellemenin tek bir yolu var. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların belirttiği gibi kalbimizin 7 milyar atış sayısı kadar ömrü var. Heyecan, korku ve endişeyle geçen yaşamınızda, kalbimizin; hangi performansta, hangi şiddette ve hangi hızda attığı düşünün. Buna bağlı olarak damar basıncının ( tansiyon) hangi basınçla iş gördüğünü ve buna bağlı beyin kılcal damarlarının zarar görme olasılığın ne kadar yüksek olduğunu bir düşünün. Kalbinizi hangi hızda attıracağınız ve yaşamınızı ne kadar kısaltacağınız tamaman sizinle ilgili. Kalp ve damar basıncını ve hızını düşük tutmak için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüklendiğiniz stres nedeniyle hızlanan metabolizmanızı ve buna bağlı hızlanan hücresel aktivitas yonunuzu düşünün. Bütün organlarınızın artırdığı çalışma temposu yüzünden, hızlanan hücresel çoğalmayı ve buna engel olmayı başarmakta zorlanan bağışıklık sisteminizi düşünün. Bu gidişin önlenemez sonucu olan kansere dur demek için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst solunum yaparak hızlanan ve gereğinden fazla oksijen artırımı oluşturarak vücut üzerindeki hipoksi dengesini bozan ve sonuç olarak ortaya vücudun erken yaşlanmasına ve çökmesine sebebiyet verecek tek kalmış oksijen molekülleri olan serbest radikalleri açığa çıkarmamak için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlanan düşüncenizin dur durak bilmeyen önlenemez çalışması sonucunda dinlenme anında genel vucut potansiyelinin 1/5 oranında enerjiyi gereksiz, anlamsız ve başıboş düşünmenin karşılığı olarak harcadığımızı biliyor ve buna dur demek istiyorsanız, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kalktığınızda hangisinden başlayacağını bilemediğiniz ve asla yetişemeyeceğinizi bildiğiniz iş yoğunluğu ile kitlenmiş, her şeyden kaçar hale gelmiş ve ipin ucunu kaçırmışsanız &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bulunduğunuz kaygı, korku ve kontrolsüzlük ortamının etkisiyle, Ego programımızın madde şehvetinden ve toplum psikolojisinin rekabetçi anlayışının yarattığı tüketim empozesinin yönlendirmesi altında kalarak ihtiyaç dışı alışverişlerinizde abartmaya, ödeyemeyeceğiniz faturalara ve kredi kartlarına imza atmaya başladıysanız &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerin ayları, ayların yılları kovaladığı inanılmaz hızlanan hayatın koşturduğu, ne olduğu bilinmez anlamsız, programsız ve amaçsız gidişin sürüklediği, artık hiçbir şeyden tad almaz, doymaz ve mutlu olmaz manidepresif ve histerik durumlardan çıkmak için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yükselen eogonuzun hep daha fazlasını işaret ederek sizi sonu gelmez yarışın içine çektiğinin, her istediğini yapmanıza, her işaret ettiğinin arkasından koşmanıza ve onlara sahip olmanıza rağmen asla mutlu olamadığınızın farkına vardıysanız, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta trioid, hipofiz ve böbrek üstü bezleri, hormonsal salgılamalarını artırarak sizi heyecan ve gerilim arayışına sokuyorlar ve bunun sonucunda başınıza binbir zorluk ve bela getiriyorlarsa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAVAŞLAYIN.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaşlamanız gerektiğinin farkına vardığınız halde ne düşünce de, ne duyguda ne fizik beden üzerinde yavaşlayamadığınızın farkına varıyorsanız, yapmanız gereken tek bir şey var. Yavaş tempoda alacağınız, bir süre bekleyeceğiniz ve yavaşça vereceğiniz, hatta verdikten sonra bir süre bekleyeceğiniz nefes alışverişleri ile yaşamınızı, yani duygu, düşünce ve bedensel aktivitasyonlarınızı yavaşlatabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için yapmanız gereken şey öncelikle diyafram nefesini öğrenmeli, ciğerlerinizin tamamı ile nefes almayı denemelisiniz. Bu olduğunda dakikada dinlenme anında 12- 20 arasında olan sığ, yetersiz ve hızlı nefes alışverişlerinizi Tam kapasiteli diyafram nefeslerine çevirebilir ve dakikada 6 nefes alımına ve belki daha az sayıda solunuma düşebilirsiniz. Bu olabildiğinde kalp ve damar basıncı ve hızı, bütün hormonsal salgılamalarınız, hücresel aktivitasyonunuz, Kontrolsüz hücre artışınız ( kanser ) azalacaktır. Gelişi güzel ve sizin elinizde olmayan düşüncenize nihayet sahip çıkabilecek, doymak bilmez hırs ve rekabetçi sempatik algılamalarınızın önüne geçebilecek, başınıza kendi ellerinizle hazırladığınız zorluklardan biraz uzaklaşabilecek, belki hayatınızda ilk defa diyafram nefesi sayesinde derin bir OHHHH çekecek ve gerçek huzuru tadacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sayıda alacağınız tam kapasiteli diyafram nefesleri ile yeni bir hayata başlamanız, YAVAŞLAMANIZ ve bunu sürdürmeyi başarabilmeniz dileklerimle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;img src="http://drpaulose.files.wordpress.com/2008/04/yoga.jpg" alt="[Resim: yoga.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa kartal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kartal (Mustafa Kartal) tarafından gönderilen tüm yazılar&lt;br /&gt;&lt;a href="http://nefesteknik.azbuz.com/" target="_blank"&gt;http://nefesteknik.azbuz.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2156" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ayrica bknz biofeedback &lt;a href="http://www.drcakmak.com/detay.aspx?id=2" target="_blank"&gt;http://www.drcakmak.com/detay.aspx?id=2&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-1978318599232648341?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/1978318599232648341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/yavaslayn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/1978318599232648341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/1978318599232648341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/yavaslayn.html' title='Yavaşlayın'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-2544494242471143898</id><published>2009-03-12T14:57:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:58:53.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Şifa ve Doğal İyileştirme Sanatları</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9984"&gt;      &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  ŞİFA VE DOĞAL İYİLEŞTİRME SANATLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı şifa tekniklerini etkin bir şekilde uygulayarak binlerce insanın şifa bulmasını sağlayan doğal iyileştirme sanatları, insanın kendi sağlığının sorumluluğunu kendisinin üstlenmesi gerektiğini önemle vurgular. İnsanın kendi sağlığının sorumluluğunu üstlenmesi için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bireyin yalnızca bilinç düzeyinde değil bilinçaltı düzeyde de iyileşmeyi istemesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bireyin yaşadığı problemden kurtulması ve kalıcı bir iyileşme için kendiyle, bu yaşamında edindiği olumsuz anılarıyla, uzak veya yakın geçmişinden transfer etmiş olduğu anılarıyla - acılarıyla yüzleşmeyi göze alması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de iyileşmeyi isteyen bireyin, ikinci maddede bahsettiğimiz süreci yaşayabilmesi için çoğu zaman kendisine rehberlik veya eşlik edecek bir danışmana ihtiyacı vardır. Danışman niteliğindeki kişi bir şifacı olabileceği gibi, alanında yetkinleşmiş kişilerden donanımlı bir eğitim almış danışmanlar, terapistler, hekimler de olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir beden ancak sağlıklı bir zihinsel, duygusal ve ruhsal durumla oluşturulabilir. Sağlıklı bir zihinsel, duygusal ve ruhsal durumda enerji alanı da sağlıklıdır. Enerji alanı sağlıklı olan bireyin fizik bedeni de mükemmel bir şekilde çalışır. Bu ilkeyi kavramış şifacılardan biri olan ve “uyuyan kahin” adıyla bilinen Edgar Cayce’nin şifa okumalarının ” ruhu iyileştirmeden bedeni iyileştirmek kötü olacaktır” diye başlaması boşuna değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal iyileştirme sanatı olan çeşitli teknikler nasıl iyileşme sağlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal iyileştirme sanatı denilen teknikler; daha derin düzeyde ruhun ataletini kırarak onu devinime, değişime zorlar ve zihni özgürleştirir. Zihinsel farkındalığı takılıp kaldığı anıdan, acıdan yenileştirici, güçlendirici farkındalıklara yönlendirir. Olaylara başka açılardan bakmayı ve zihinsel yaratıcılığı devreye sokar. Hiçbir anı ve acının sonsuza kadar zihin alanında tutulmasına gerek olmadığını kavratır. O acının, o travmanın bireye ne kazandırdığı fark ettirilir. Değişim ve gelişim ruhsal büyüme için kaçınılmazdır. Her ruh eninde sonunda bu değişimleri bizzat kendi irade ve isteğiyle yaşaması gerekliliğini bilir. Ona bu gereklilik hatırlatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal iyileştirme sanatı denilen teknikler bireyin enerji alanında bulunan ve enkarnasyondan enkarnasyona (doğumdan doğuma) taşınan enerji bloklarını da dağıtıp enerjilerin serbestçe akmasını sağlar. Bireyin bilinç alanında, titreşimsel seviyede değişime ve daha süptil enerjilerle güçlenmeye neden olur. Ruhun potansiyel güçlerinin fizik üzerindeki etkinliğini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal iyileştirme sanatı olan tekniklere; enerji şifacılığı, psikosentez, telkin, imgeleme, psikanaliz, NLP, EFT, meridyen terapileri, beden terapisi, regresyon terapisi örnek verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok hastalık batı tıbbının geliştirdiği teknik ve ilaçlarla iyileşirken, bazı hastalıklar, ağrılar, problemler batı tıbbının olanaklarıyla iyileşmemektedir. Ruhu kabul etmeyen batı tıbbı, doğal olarak ruhsal tedavi yöntemleri diyebileceğimiz doğal iyileştirme sanatlarını da uzun bir süre kullanmamıştır. Ancak son yıllarda bazı hekimlerin, psikologların, psikiyatrist ve terapistlerin yukarıda saydığımız teknikleri uygulayarak elde ettikleri başarılar bu alanlardaki çalışmaları giderek daha yaygın kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı yeniden kazanmak, çoğu vakada, bireyin bilinç dışında yatan ve hastalığa neden olan sebeplerin bilince çıkarılması ve zihindeki değişimlerin fizikteki yansımalarına dayanır. Terapiste veya şifacıya düşen ise, bilince çıkarma ve zihinsel değişimleri sağlama sürecini destekleyen bir yardımcı, bir eşlikçi olarak hareket etmektir. Hasta ve terapistin aynı amaç için çalışıyor olması iyileşme sürecini hızlandırır. Sağlığın gerçek anahtarı, arzu ya da ihtiyaçla sınırlanmış bir zihin değil, huzurlu ve farkında olan bir zihin halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal iyileştirme sanatlarında bedendeki rahatsızlıklar belirtiler olarak değil bir süreç olarak görülür ve bütüncül bir yaklaşımla, rahatsızlığa yani sonuca değil sürece yayılmış bulunan sebeplere ulaşılır. Bu sebepler ister psikolojik ister zihinsel olsun, ister mikrobik isterse dengesiz bir yaşamın getirisi olsun, isterse geçmiş hayatlardan bu hayata aktarılmış karmik izler olsun insan enerji alanında etkiler bırakır. Enerji alanında iz bırakan tüm etkiler bireyin enerji bedeninin olağan titreşim hızını düşürür. Enerji alanını daraltır. Şakra ve meridyenlerde tıkanıklıklara, bozunmalara, yırtılmalara vs. neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebepler yerlerinde durdukları sürece yalnızca sonuca yani hastalığa odaklı yapılan tedavi ve terapi süreçlerinde kalıcı olması istenilen iyileşme elde edilmeyebilir. Örneğin çocukluğunda bir yetişkinin şiddetine maruz kalan bireyin zihin alanında, o anda hissettiği her tür duygu (korku, öfke, çaresizlik, sıkışmışlık, yetersizlik vs.) kayıtlıdır. Yaşadığı şiddetin duygusuyla beraber, fotoğrafları, vizyonları da kayıtlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birey bilinç dışında tuttuğu bu travmanın varlığını, duygu şiddetini günlük bilincinde hiç anımsamıyor olabilir. Ancak bilinç dışındaki bu kayıtlar içten içe bireyin enerji sistemine zarar vermeyi sürdürür. Ne zaman bu travmayı çağrıştıran bir duruma tanıklık etse veya yaşasa bilinç dışındaki etkiler enerji sistemini yıpratmayı hızlandırır. Enerji sisteminin bir katmanındaki bozulma, enerji alanının diğer katmanlarına ve en sonunda fizik bedene hastalık şeklinde yansır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanılan her çağın özgün koşulları olmuştur. Günümüzün de özgün koşullarını hep birlikte yaşamaktayız. Beş-on yıl önce adını bile duymadığımızı çeşitli teknikler ülkemizde de bilinir ve uygulanır olmuştur. Bu sevindirici gelişmeleri takip etmek, alanında yetkinleşmiş kişilerin eğitimlerine katılmak, danışmanlık almak gibi imkanlar içerisindeyiz. “Ben bu enkarnasyonumu, bu çağın bana sunduğu olanaklarla ruhsal gelişimim için maksimum faydayla geçirmek istiyorum” diyenlerin hizmetinde olabilecek doğal iyileştirme sanatları ülkemizde de başarıyla uygulanır olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ekollerden, hangi terapi tekniklerinden, ya da hangi şifa tekniklerinden destek alabileceğimizi araştırmak, bilgi edinmek, alanlarında uzmanlaşmış danışmanları arayıp bulmak da kendi sağlığımızın sorumluluğunu üstlenip üstlenmememize bağlıdır.&lt;br /&gt;alinti : Fadime Emir&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ruhsalsifa.org/yazi_dogal_iyilesme.htm" target="_blank"&gt;http://www.ruhsalsifa.org/yazi_dogal_iyilesme.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ayrica konuyla ilgili bakiniz :&lt;br /&gt;akapunktur teorisi: &lt;a href="http://www.drtulinmolu.com/content/view/22/1/" target="_blank"&gt;http://www.drtulinmolu.com/content/view/22/1/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bioenerji : &lt;a href="http://www.bioenerji.org/" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dogaltipmerkezi.com/akupunktur/meridyen-nedir.html" target="_blank"&gt;http://dogaltipmerkezi.com/akupunktur/me...nedir.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.enerjibedendengesi.com/yazilar/meridyenler.htm" target="_blank"&gt;http://www.enerjibedendengesi.com/yazila...yenler.htm&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-2544494242471143898?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/2544494242471143898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/sifa-ve-dogal-iyilestirme-sanatlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2544494242471143898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2544494242471143898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/sifa-ve-dogal-iyilestirme-sanatlar.html' title='Şifa ve Doğal İyileştirme Sanatları'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-69351789371965023</id><published>2009-03-12T14:55:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:57:02.508-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Bioenerji Tıbbının Akupunktur İle Benzerlikleri</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Bioenerji Tıbbının Akupunktur İle Benzerlikleri &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_8656"&gt;      &lt;img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/bioenerjitibbininaku.jpg" alt="[Resim: bioenerjitibbininaku.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur M.Ö. 3000 yıllarında Çin ülkesinin kuzey bölgelerinde ortaya çıkmış bir tıp bilimidir. Akupunktur hakkında yazılmış olan ilk kitap M.Ö. 50 yıllarına aittir. Bu kitapta temel akupunktur terimlerine anatomik ve fizyolojik referanslarla birlikte, akupunkturun klinik uygulamaları anlatılıyordu.&lt;br /&gt;1955 Yılında Shyuken , akupunkturun tedavide etkin bir yöntem olduğu şeklinde düşüncelerini belirterek, bu tedavi metodunun sistematik olarak araştırılmasını ve daha analitik olan Batı tıbbıyla karşılaştırılmasını istedi. Böylece Batı tıbbı ile Doğu tıbbını birleştirecek yeni medikal hareket başlamış oldu.&lt;br /&gt;Akupunktur, son birkaç on yıl içinde birçok ülkede popüler olmuştur. Sadece cerrahi vakalarda analjezik olarak değil, Batı tıbbının yöntemlerine cevap vermeyen birçok hastalığın tedavisinde akupunkturun etkisi kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;Bugün başta Fransa, Avusturya, İngiltere ve Almanya olmak üzere, Batı ülkelerinde akupunktur tıbbı disiplin olarak okutulmaktadır.&lt;br /&gt;Ülkemizde de 29.05.1991 tarihinden itibaren T.C. Sağlık Bakanlığının 181 sayılı kararnamesinin 43. maddesine dayanılarak hazırlanan akupunktur tedavi yönetmeliğince belirlenen kaidelerle akupunktur yasal tedavi olarak uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bioenerji tedavisi, akupunkturun alet kullanılmadan uygulanan şekli gibidir. Akupunktur tedavisi prensiplerini andıran, benzer esaslarla yürütülen bir çalışmadır. Bu benzerlikleri ana başlıklar halinde sıralayalım;&lt;br /&gt;A-) Bioenerji tedavisinde cerrahi müdahale yoktur, akupunktur tedavisinde de cerrahi müdahale yoktur.&lt;br /&gt;B-) Bioenerji tedavisinde herhangi bir ilaç kullanılmaz, akupunktur tedavisinde de hastaya herhangi bir ilaç verilmemektedir.&lt;br /&gt;C-) Bioenerji tedavisinde bioenerjist tedavi ettiği kişiye hiçbir şekilde dokunmadan avuç içlerinden vücuda bioenerji pompalamak yoluyla, bedenin bozulmuş olan sistem ve dengelerinin akordunu sağlayarak iyileşmeyi temin eder. Akupunktur tedavisinde de akupunkturist, kullandığı bir takım metal iğneleri, vücudun gerekli özel noktalarına GEÇİCİ OLARAK usulüne göre batırıp, yeterli bir müddet sonra GERİ ALMAK suretiyle, kişinin bozulmuş olan sistem ve dengelerini akord ederek iyileşmeyi sağlamaktadır. Bu akupunktur iğneleri asla devamlı şekilde ( bir protez gibi) hastanın vücudunda bırakılmamaktadır, yani; bir ilaç gibi vücuda dahil edilmemektedir.&lt;br /&gt;Ne var ki; akupunktur tıbbı uzun zaman içinde kullanışlılık bakımından pek fazla bir gelişme kaydedememiştir.&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi her iki tedavi yönteminde de benzer esaslar vardır. Akupunktur tıbbının insanlığa sunduğu muhteşem tedaviye ilaveten, bioenerji tıbbında alet cinsinden sayılan metal iğneler de devre dışı bırakılmıştır, alet kullanılmamaktadır.&lt;br /&gt;Her iki tıp dalı da benzer yollarla insanlara sağlık kazandırmaktadır. Akupunktur tıbbı ve Bioenerji tıbbı muhtelif OTOYOLLAR gibidirler, insanların sağlığa ULAŞIMINI yapmaktadırlar. Bioenerji tıbbı ulaşım konusunda yeni bir yol ortaya koymuştur, ama bu yol uçakların havadaki yolları derecesinde ayrı bir boyuttadır. Bilindiği gibi uçakların da gökyüzünde yolları vardır. Gökyüzündeki bu yollar da otoyollar gibidir, belirli ulaşım ve seyrüsefer prensipleriyle çalışır, kuralsız bir gidiş-geliş yoktur, ama; yeryüzündeki yollar gibi asfalt zemin, köprüler, menfezler, trafik lambaları görülmez ; fakat, çok ciddi trafik esaslarına bağlıdırlar. İşte bioenerji tıbbının akupunktur tıbbına benzerliği bu geniş manada anlaşılmalıdır.&lt;br /&gt;alinti : &lt;a href="http://www.bioenerji.org/akupunktur.html" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org/akupunktur.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;detayli bilgi icin &lt;a href="http://www.bioenerji.org/" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için &lt;a href="http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/dogu-tbbnda-enerji-meridyenleri.html"&gt;Enerji meridyenleri&lt;/a&gt; konusunu okuyunuz.&lt;br /&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-69351789371965023?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/69351789371965023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerji-tbbnn-akupunktur-ile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/69351789371965023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/69351789371965023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerji-tbbnn-akupunktur-ile.html' title='Bioenerji Tıbbının Akupunktur İle Benzerlikleri'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-3349466393613662817</id><published>2009-03-12T14:54:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:55:20.841-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Evrensel Yaşam Enerjisi</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Evrensel Yaşam Enerjisi &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9943"&gt;      &lt;img src="http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/populer/spatium/evren.5.jpg" alt="[Resim: evren.5.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimiz kendi gücümüzü ve doğamızı anlama sorumluluğunu almak zorundayız. Çin klasiği Saikontan, insanları evrenin kendilerine verdiği sonsuz gücü unutarak kapılarda dilencilik yapan zavallılara benzetir. İnsan kendi içinde zaten mevcut olan gücünü unutmuş ve başkalarından yardım dilenmektedir.&lt;br /&gt;Elbette çağlar boyunca bazı büyük inisiyeler, kendilerine sunulan bu sonsuz gücü görmezden gelmemişlerdir. Buda, Krişna, Yunus, Mevlana ve adını bildiğimiz bilmediğimiz niceleri, kendi gerçek doğalarını ve güçlerini tanımak için zihin ve bedenlerini bütünleştirmeyi başarmışlardır. Bunun yanısıra kendini ve içindeki gücü unutan, egosuna yenik düşen ortalama insanlar, bu tür kişilerin kendilerininkinden farklı bir dünyada yaşadıklarını düşünürler. Bu tür kişilere büyülü bir değneğin dokunduğunu düşünür ve bir ermişin, yüksek bir varlığın gücünün kendileri için ulaşılmaz olduğu yanılgısına düşerler. Bunları mucize olarak nitelendirirler oysa mucize bizdedir, içimizdedir ama bunu hep unuturuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zihin ve bedeni bütünleştirmek zor bir yol gibi görünse de aslında bir o kadar kolaydır. Çünkü anahtarlar aslında yanıbaşımızda yani içimizde...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam içinde yemek, içmek, barınmak, giyinmek, hava almak gibi ihtiyaçlarımızın yanısıra bir de evrensel yaşam enerjisine ihtiyacımız vardır yani Kİ enerjisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adam denize doğru yürür, eğilir ve eline bir avuç su alır. “Bu benim suyum” der. Geçici olarak su onundur ama sonuçta su denize aittir. Ellerini açıp suyu kuma dökse, su kumda emilse ya da buharlaşsa da, bulutlara karışacak ve sonra su yine ait olduğu yere geri dönecektir yani denize. Bu hikayenin tersine, yaşam gücünün alınışı kendiliğinden ve süreklidir. Kişisel Ki’miz, evrensel Ki’den ayrılamaz bir parçadır ve aralarında sürekli bir alışveriş vardır, bu yaşamın temelidir. Bu akış güçlü ise ve engellenmezse sağlıklı oluruz. Akış geçici olarak durduğunda bilinçsiz hale geliriz. Akış tamamen durduğunda ise ölürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir örnek olarak bir arabanın aküsü verilebilir. Araba sık çalıştırıldığında, akü dolu kalır yani gün içinde tükettiğimiz Ki temelde evrensel Ki’yle tazelenir. Fakat arabayı uzun süre çalıştırmadan bir köşede bırakmak, Ki’yi güçlendirmememizle aynı sonucu doğurur, ölü bir akü. Elbette ki, akü dönem dönem doldurulmalıdır. Bu bizim kişisel Ki’miz için de geçerlidir. Ki’nin tam yenilenmesi, derin bir uyku sırasında olur, çoğu insanın gerçekten rahatlayıp gevşeyebildiği tek zamandır bu. Bu tür rahatlama anlarında, evrensel Ki beyin tarafından alınır ve beynin bu elektrik dalgalarını sürekli olarak yayması düzenli hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlu ve bölünmemiş beş-altı saatlik uyku yeterli olurken, huzursuz dokuz-on saatlik uykunun bize yeterli gelmemesinin sebebi budur. Uyku, yaşamın temel bir gereğidir. Güçlü bir Ki’si olan kişi, on-yirmi gün yiyeceksiz yaşayabilir ama uykusuz geçen beş gün onu öldürmeye yeter. Bunun Japonca’daki karşılığı “kishi” dir yani Ki yetersizliğinden kaynaklanan ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.yüzyılın ikinci yarısında, uyku hapları çok rağbet görmeye başlamıştır. Bu haplar, beyni uyuşturma özelliği taşımaktadır. Bu ölüm benzeri uykuda, evrensel Ki, kişisel Ki’mizi tazeleyemez ve uyku hapı alışkanlığı olumsuz sonuçlara yol açar. Enerji yetersizliği, depresyon ve sonunda sağlığın bozulması... Bu sorunlar, bedenin yorgunluğu yüzünden değildir, hap almış bir beden zaten genellikle paçavra gibidir. Bunlar taze Ki eksikliğinin işaretidir. Ki’nizi genişletirken, bedeninize yeni Ki akar. Ki’nizi ne kadar genişletirseniz, hızlı dolum etkisi ortaya çıkar ve geceleri çok az uykuyla, fiziksel ve zihinsel gücünüzü kolaylıkla tazeleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;EVRENİN Kİ’Sİ NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzüne bakın, güneş parlıyor. Böyle parlamaya, yanmaya başlamadan önce ne durumdaydı? Doğmadan önce neredeydiniz? Annenizin karnında bir cenin. Ondan önce elbette annenizin yumurtasıyla babanızın sperminin bir birleşimi. Ama ya ondan da önce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer evrendeki her şeyi böyle sorgularsak, asla bitmeyen bir sorgulama döngüsüne girersek, nerdeyse hiç olduğu halde varolmaya devam eden bir şeyle karşılaşırız. Diğer bütün canlılar ya da nesneler gibi insan da, nerdeyse hiçlikten ve evreni oluşturan bölünmez özden ortaya çıkmıştır. Bu Ki’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlak evren özünde tektir. İki zıt gücün ortaya çıkışıyla, göreceli dünya doğmuştur. Bizler, onun ardında yatan mutlak dünyayı unutarak, çevremizde görüp duyduğumuz göreceli dünyayı gerçek zannederiz. Ki’nin mutlak evrendeki miktarı sınırsızdır ve hiç durmadan akar. Budacılıkta şöyle denir: “O hiç doğmamıştır ve yok edilemez. O bozulmamış değildir, kusursuz da değildir. O hiç artmaz ve hiç eksilmez.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde zihin ve beden bir bütündür. Aralarında herhangi bir sınır yoktur. Zihin arıtılmış beden, beden ise arıtılmamış zihindir. Ki, evrenin temel birimidir. Sonsuz sayıdaki ufak parçanın, sonsuz bir birleşimidir. Her şey sonuçta Ki’den üretilir. Göreceli dünyanın kavram ve prensiplerine bağımlı olan bugünün insanı tökezlemektedir. Tek umudu, bu göreceli dünyanın ardındaki mutlak dünya kavramını, Ki prensibini anlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki zıt gücün etkileşimi, içinde yaşadığımız göreceli dünyayı yaratmıştır. Bu iki güç doğuda yin ve yang, batıda ise pozitif ve negatif olarak adlandırılır. Hiçbir şey yoktan varolamayacağına göre, elektriğin de jeneratörler tarafından üretildiğini söylemek yanlış olur. Bu güç, daima evreni sarar durumdadır. Bir güç kaynağıyla beş duyumuzla algılayabileceğimiz bir biçime girdiğinde biz ona elektrik deriz. Aslında elektrik hep vardı ama biz beş duyumuzla algılayamıyorduk. İşte bu yüzden beş duyumuzla algılayamadıklarımız reddetmek, yok saymak büyük bir yanılgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrik, eksi ve artı kutuplarla ifade edilir. Kişisel Ki’de böyledir. Evrensel Ki ise bir bütündür, karşıtlık yoktur. Ancak insan beyni tarafından üretilen Ki, eksi ya da artı özellik taşımaktadır. Duvarın ışık yansıyan tarafı aydınlıktır ve görünür haldedir, diğer tarafı ise karanlıktır ve görünmez haldedir. Görünmez halde diye duvarın yarısını, geri kalan kısmını gözardı edemeyiz. İki taraf birleştiğinde gerçek duvar oluşmaktadır. Hangi tarafın gerçek olduğunu tartışmanın bir anlamı yoktur. Önemli olan iki tarafın birleştiğinde tek bir duvar oluşturmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı’nın sevgi ile eşanlamlı olduğunu söylemek doğrudur. Aynı zamanda evrenin acımasız olduğunu söylemek de doğrudur. Her şey sizin görüşünüze bağlıdır. Eğer mutlu, güçlü ve sağlıklı bir yaşam yaşamak istiyorsanız, aydınlık tarafa bakmalısınız. Eğer kasvet ve ızdırap sizi çekiyorsa karanlık tarafa bakın. Güneye gitmek istiyorsak güneye doğru yürümeliyiz. Kuzeye yürürsek, oraya asla varamayız. Yaşamımızı ağlayarak ya da gülerek geçirebiliriz bu bize bağlıdır. Eğer olayların olumlu tarafına bakmak istersek, evrenin yolunun sevginin yolu olduğuna inanmamız gerekir. Olumlu düşünce Ki’mizi güçlendirir. Güçlü bir yaşam istiyorsak, önce zihnimizle bedenimizi bütünleştirmeyi öğrenmek zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çoğumuz, herhangi bir konuyu fazla irdelemeden buzdağının sadece okyanus üzerinde yüzen bir buz kütlesi olduğunu zannederler. Göremedikleri için, yüzeyin altında yatan %85’lik kısmı unuturlar. Aynı şekilde bir çoğumuz, bir insanın gücünü sadece fiziksel gücüyle ölçerler. Göremedikleri için, zihnin muhteşem gücünü unuturlar. Ama aynı buzdağının görünen ve görünmeyen kısımlardan oluşması gibi, insanın gerçek gücü de hem zihninden hem de bedeninden gelir. Ancak zihin ve bedenimizi bütünleştirdiğimizde gerçek gücümüzü, Ki gücünü kullanabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, evi yanan ihtiyar ve çelimsiz bir kadın ev yanarken ailenin tüm servetinin saklı olduğu ağır sandığı alır ve dışarı çıkarır. Yangın söndükten sonra, sandığı tekrar yerine götürmeye çalışır ama yerinden kımıldatamaz bile. Çünkü yangın sırasında kadın zihin ve bedenin gerçek gücünü kullanabileceği şekilde bütünleştirmeyi becermiştir. Ancak acil durum geçtikten sonra, zihin ve beden arasındaki bütünlük bozulmuş, yaşlılığın güçsüzlüğü geri gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duruma, cephede en kirli suları içmesine rağmen şiddetli hastalıklara bağışıklı gösteren askerleri de örnek verebiliriz. Bitiş çizgisine yaklaşan maraton koşucuları, zihin ve bedenin bütünleşmesini deneyimlerler çünkü Ki’lerini genişletmektedirler. Ancak yarış bittikten sonra zihin ve beden öylesine ayrılır ki, çoğunlukla ayakta bile duramazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnin şekli ya da sınırı yoktur. Beden ise somut ve sınırlıdır. Bu kadar farklı görünen şeyleri günlük yaşam içinde bütünleştirmek imkansız gibi görülebilir. Her alanda bizi bu hedeften uzaklaştıracak korku ve sorunlar ortaya çıkar. Hatta insan, “Buda ya da İsa bunu yapmış olabilirler ama ben yapamam” der. İmkansız görünmesinin nedeni, insanların zihin ve bedeni birbirinden tamamen farklı şeyler olarak düşünmesinden kaynaklanır. Oysa, ikisi de evrensel Ki’den ortaya çıkmaktadırlar ve sonuçta birdirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ZİHNİ SAKİNLEŞTİRMEK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin sürekli olarak elektro-manyetik titreşimler verir bunlara genellikle beyin dalgaları denir. Bu dalgalar beyin canlı olduğu sürece devam eder. Zihnimizin hareketli olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, sakinleştirmek için ne kadar uğraşsak da, beyin dalgalarımız asla düzenli olmaz. Beyne kendini sakinleştirmesi için verilen emir de kendi dalgalarını yaratır. Tamamen sakin ve dingin olduğumuzu düşünürsek, bu düşünceler de dalgalar yaratır. Düşüncelerle beyin dalgalarımızı rahatsız ettiğimiz sürece, ne zihin ve bedenimizi bütünleştirebilir, ne de evrensel Ki’yle bütünleştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle zihnimizin doğal durumunun sükunet ve dinginlik olduğunu anlamalıyız. Bir dalgayı düşünelim. Yarısını dinginleştirip, bunu sürekli yapmaya devam edersek, dalga da bunu yaptığımız sürece dingin olacaktır. Yine de, asla sıfır dinginlik sağlanamayacaktır. Evrensel Ki, sonsuzlukta yatar, sıfıra tamamlanmakta değil. Eğer dalganın yolculuğunu sıfırda noktalarsak, dinamik hareketini kaybeder, sıfır olur. Bu ölüm dinginliğidir. Canlı dinginlik ise, sonsuz devinimdir ve sonsuz güç içerir. Ölüm dinginliği tamamen hareketsizdir ve hiçbir gücü yoktur. Bunlar birbirinden tamamen farklıdır. Zihnimizi sonsuz küçülmeye giden yolda tutmalıyız. Bu dinginliktir, zihin ve beden bütünleşmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki Enerjisi – Koichi Tohei&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuyla ilgili ayrıca bakınız : &lt;a href="http://www.reikilink.com/" target="_blank"&gt;http://www.reikilink.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.psikoenerji.com/bioenerji.html" target="_blank"&gt;http://www.psikoenerji.com/bioenerji.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bioenerji.org/" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.energyturkey.org/" target="_blank"&gt;http://www.energyturkey.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pozitifbeden.com/tech/bioenerji_nedir?-1498.html" target="_blank"&gt;http://www.pozitifbeden.com/tech/bioener...-1498.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://i29.photobucket.com/albums/c256/Funkylemz/human-space-universe-cosmos.jpg" alt="[Resim: human-space-universe-cosmos.jpg]" border="0" /&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-3349466393613662817?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/3349466393613662817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/evrensel-yasam-enerjisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3349466393613662817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3349466393613662817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/evrensel-yasam-enerjisi.html' title='Evrensel Yaşam Enerjisi'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-3259883957938508125</id><published>2009-03-12T14:53:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:54:10.351-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>NEDEN TAMAMLAYICI TIP?</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;NEDEN TAMAMLAYICI TIP? &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9915"&gt;      NEDEN TAMAMLAYICI TIP?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.amtamassage.org/journal/win02/images/polarity_main.jpg" alt="[Resim: polarity_main.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamlayıcı Tıp (Complementer medicine); modern tıp yöntemleri ile birlikte insanların iyileştirilmesi ve sağlıklarının korunması için yapılan tedavi yöntemlerinin bütünüdür. Bilimle iç içedir. Avrupa, uzak doğu ve Asya'da bir çok üniversitede aktif olarak okutulmaktadır. Bu nedenle modern tıp yöntemleri ile birlikte uygulanmaktadır. Hatta bazı durumlarda ilaçların yetersiz kaldığı vakalarda rahatlıkla devreye girmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Yüzyıl gelişen teknoloji ile birlikte, tıbbın insana bir makine gibi yaklaştığı ve neresi ağrıyorsa orasının tedavi edilmesi gerektiğini savunan bir dönem olmuştur. Daha sonra devreye giren ilaç piyasası ile bu yaklaşımı kuvvetlendirmiştir. Bu arada bedenin sahip olduğu normal denge durumu unutulmuş hastalıkların hep dış kaynaklı olduğu ve dıştan çözümlenebileceği fikri giderek yaygınlaşmıştır. Bunun sonucunda da ne yazık ki bazı hastalıklarda sadece şikayetler geriletilebilmiş tam şifa sağlanamaz hale gelinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamlayıcı Tıbbın en önemli özelliği insan bedenine bir bütün olarak bakmasıdır. Vücutta hastalanan bir hücre dahi olsa tüm bedeni etkileyebilir (boyun fıtığının bel fıtığını tetiklemesi gibi). Amacı sadece hastalıkları geçirmek değil aynı zamanda kişinin hastalanmasını da önlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer insan bedeninin tüm sistemleri uyum içinde çalışıyorsa tam anlamıyla sağlıklı olmaktan söz edilebilir. Sistem, herhangi bir aşamasında bozulursa (hücre düzeyinde olsa bile) bu tüm vücudu etkiyecek ve dengeyi bozacaktır. İşte var olması gereken bu denge durumuna homeostasis denmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar modern tıp ve tamamlayıcı tıp birlikte çalışan ve destekleyici sistemler olsa da ilaçların fazla kullanımı insan bedenindeki dengeyi bozmuştur. Günümüzde ilaç tedavisi bir yandan hastalıkları tedavi etmek amacıyla verilirken diğer yandan yan etkileri nedeniyle sistemi daha da bozar hale gelmiştir. Bu ilaçların vücuttan atılması ise başlı başına bir sorun olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm bu nedenlerden dolayı; modern tıp yöntemlerinin eşliğinde tamamlayıcı tıp yöntemlerinin uygulanması; hem ilaç kullanımının azaltılması hem de iç dengenin sağlanarak tam şifa verilmesi yönünden oldukça etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamlayıcı Tıp yaklaşımında amaç vücudun içi dinamiklerini harekete geçirerek, gerekli iç dengeyi kurmak ve kişileri sağlığına kavuşturmaktır.&lt;br /&gt;alinti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.drdidemgulmez.com/default.asp?pid=3&amp;amp;lng=1" target="_blank"&gt;http://www.drdidemgulmez.com/default.asp?pid=3&amp;amp;lng=1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçsız tıbba alternatif tıp demek doğru bir yaklaşım değildir. Hele ki bu ilim dünya üzerinde 5000 seneden beridir uygulanıyor ise...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada hastalığın, ilaçla veya akupunktur yolu ile karşılaştırılması gündeme geliyor. Her insan ilaç kullanamaz; böbrek hastaları, karaciğer hastaları, alerjisi olanlar v.b. ilaç kullanması sakıncalı hasta grubuna girer.Bu insanlar ilaçsız tedaviye muhtaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tedavisinde amaç, o hastalığı ortadan kaldırmak olmalıdır. Akupunktur, masaj ve diğer doğal tedavi yöntemleri, vücuda kendi ilaçlarını ürettirir. Yani vücudun kendi doktorunu uyarırlar. İnsan vücudu mükemmel bir organizmadır. Dışarıdan verilen bu ilaçlar fazlası ile insan vücudunda mevcuttur. Önemli olan, bu ilaç üretim merkezlerini harekete geçirmek için beyne gereken emri vermektir. Akupunktur ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin felsefesi de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur ve doğal tedavi yöntemleri bu yüzden alternatif tıp olarak değil, yetkili tıp doktorlarının uyguladıkları bilimsel tedavi metodları olarak kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.drakupunktur.com/neden_alternatif_tip.asp?m=1" target="_blank"&gt;http://www.drakupunktur.com/neden_altern...ip.asp?m=1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuttaki hücrelerin hepsi bizim “matriks” dediğimiz hücreler arası boşlukta birbirleri ile iletişim halindedirler. Bu durum sinir hücreleri tarafından gelen uyarıların düzgün biçimde gerekli yerlere iletilmesinde büyük rol oynar. Eğer hücrelerde bir dengesizlik veya bozukluk oluşur ise (ameliyat sonrası, her türlü kesik ve yara, düzgün çalışmayan organlar gibi) sinir ağından gelen iletim düzgün olarak iletilemez. Ve akışta bir blokaj olur. Bu durum devamlı yanlış sinyal üreten bir radyo istasyonu gibidir. Bozuk hücrelerden çıkan bozuk uyarılar vücudun dengesini bozarak bir çok rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olur. O nedenle hasarlı bölgelere lokal anestezik madde uygulanması ve iletimin düzeltilmesi regülasyon terapisinin en önemli ayaklarında bir tanesidir.&lt;br /&gt;ayrica bknz enerji meridyenleri&lt;br /&gt; &lt;img src="http://www.enerjibedendengesi.com/acmos_resim/Adam2_1.jpg" alt="[Resim: Adam2_1.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji Meridyenleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudundaki tüm yaşamsal aktivitenin üstünde olan ve tüm vücudu içine alan üst düzey bir kontrol mekanizmasının olduğunu biliyoruz. Vücut üzerinde en üst düzeyde yapılan bu iletişim vücudu saran enerji meridyenlerini kullanır. Varsayım olarak bu bilgi çok ince elektromanyetik titreşimlerle taşınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu saran ve enerji meridyenlerinde dolaşan bu elektromanyetik bilginin bozulması sistemin tıkandığı ve hastalıkların başladığı ilk basamaktır. Biorezonansla yapılan işlem enerji meridyenlerindeki anormal elektromanyetik aktivitenin ortadan kaldırılmasıdır .&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm" target="_blank"&gt;http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.enerjibedendengesi.com/yazilar/meridyenler.htm" target="_blank"&gt;http://www.enerjibedendengesi.com/yazila...yenler.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.acupuncturenys.com/images/acupressurebody.gif" alt="[Resim: acupressurebody.gif]" border="0" /&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-3259883957938508125?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/3259883957938508125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/neden-tamamlayici-tip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3259883957938508125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/3259883957938508125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/neden-tamamlayici-tip.html' title='NEDEN TAMAMLAYICI TIP?'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-5913358314671099047</id><published>2009-03-12T14:52:00.001-07:00</published><updated>2009-03-12T14:52:58.737-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Biyoenerji hakkında açıklamalar</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Biyoenerji hakkında açıklamalar &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9686"&gt; İnsanda yaratılıştan pek çok sır gizli iken,aslinda en basit ve elinin altında ulaşabileceği bioenerji,malesefki ya inanılmaz yada inanılsada, yarar sağlayacağına insanlar inanmak istemez...&lt;br /&gt;Oysaki mükemmel birşekilde çalışan insan bedeni hastalık durumunda , yine kendi bioenerjisiyle,iyileşme potansiyiyelini çalıştırabilir.&lt;br /&gt;Ancak bütün bunlara rağmen insandaki mantık ve yanlış inanışlardan bundan birhaber olarak yaşar gider.İşte bu konunun gerçekliğini anlatmak için yine bioenerjiyle ilgili yazıları eklemeye devam ediyorum buyrun : )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Biyoenerji Nedir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoenerjinin kelime anlami; dogal olan enerjidir. Bilim; insan organizmasinin yalnizca moleküllerden ibaret fiziksel bir yapiya sahip olmadigini dogrulamaktadir. Tüm kainatta oldugu gibi insan vücudu da , bir enerji alanina sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut içerisinde, devamli bir titresim ve düsük voltajli elektromanyetik akim vardir. Bu elektromanyetik akim; fiziksel bedenle sinirli degildir. Böylece, bir bedenden digerine akis yapilabilir. Bu elektromanyetik akim; yani Biyoenerji akisi sadece insanla da sinirli degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saglikli bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; o bölge negatif enerji üretmeye baslar. Daha dogrusu; beyin ile o bölgenin iletisimi kopmus demektir. Bu nedenle; bedenimizin tümünü ayakta tutan beyinin düsünce ve yapilandirma bölümü ile aradaki bagi kopartmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim biyoenerji dedigimiz; Sanskrit dilinde kelime anlami yasam gücü demek olan Prana, iyi saglik durumunu muhafaza eden ve bedeni canli ve diri tutan yasamsal enerjidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar; bu esrarengiz enerjiye KI, Çinliler CHI, Yunanlilar PREVMA, Polonyalilar MANA, Ibraniler RUAH derler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim, Seçkin bilim adamlari tarafindan yönetilen bilimsel deneylere dayanarak, biyoenerjinin varligini ve fiziksel bedenin iyi ve saglikli olusuyla ilgisini anlasilir sekilde ispatlar. 1982'de, Paris Üniversitesi Uygulamali Fizik ve Teorik Optik Enstitüsünde, fizikçi Alain Aspect bilim tarihindeki muhtemelen en mükemmel kesfi yapti. O ve ekibi, içinde yasadigimiz dünyanin mekansiz ve ayrilamaz oldugunu kanitladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baska bir deyisle, onu algiladigimiz sekliyle uzay mevcut degildir. O sadece duyularimizin bir illüzyonudur. Hepimiz tek bir dev enerji okyanusunun parçasiyiz ve gerçekten hiçbir sey sizi baska herhangi bir seyden ayirmaz. Gördügünüz ayrilik sahip oldugunuz bes duyunun neden oldugu bir illüzyondur. Tüm 'uzay' enerji ile doludur, sizi ve baska her seyi yapan ayni enerjidir. Sizin görme, isitme, dokunma, tat ve koku duyulariniz evrende mevcut olan bir çok diger farkli tipte ve frekanstaki formlari fark etmekte yetersizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein ve onu takip eden diger kuantum bilimcileri ortaya attiklari teorilerinde bahsettikleri savlarini ispatladiklari pek çok deneyin sonunda insan bedeni dahil tüm fiziksel maddenin uzay ve zamana bagli olmayan enerji paketlerinden yapildigini kanitlamislardir. Bu Evrensel Enerji Alaninin sinirlari yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Degerli Rus bilim adami Semiyon Kirlian kendi buldugu ultura hassas bir kamera yöntemi ile fotografladigi insanlarin, hayvanlarin ve bitkilerin fiziksel bedenlerinin etrafindaki renkli isik enerji alanini göstermistir. Vücudumuzu bir ipek böcegi kozasi gibi saran bu enerji alanina Aura denmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alani görüntüleyen teknige de Kirlian Fotografçiligi adi verilmektedir. Enerji alani (Aura) görülebilir fiziksel bedene nüfuz ederek, cilt yüzeyinden yaklasik 8 yada 10 cm yayilir. Kirlian fotografçiligindaki deneyler, daha hastalik fiziksel bedende tezahür etmeden önce, bedenin enerji alaninda (Aura’da) olusan hastalikli enerjileri de ortaya çikartmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Biyoenerji nasil çalisir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuz en genel islevi ile bir transformatör olarak çalismaktadir&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkli köklere yada frekanslara sahip hava, su, günes isini ,yiyecek ,su gibi maddesel; duygu, düsünce gibi süptil kaynaklari transformasyona ugratarak ihtiyacimiz olan yasam enerjisine dönüstüren enerji merkezlerimizi Chakra diye tanimlamaktayiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chakralar, ihtiyacimiz olan yasam enerjisinin üretilmesinde, bizi kusatan enerji okyanusu ile düzgün bir biçimde iletisimde kalmamizda birinci derecede etkilidirler. Vücuttaki hormon üretimini saglayan endokrin bezlerini de yönetmekte olan Chakralar, ait olduklari bölgedeki organlarin görevlerini tam ve saglikli yürütmelerinden sorumludurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzdaki daha fizik bedene intikal etmeden önce enerji bedenlerinde ortaya çikan bu negatif enerjiler önce aurayi zayiflatmakta, delmekte, yirtmakta daha sonrada vücudun enerji kapilari olarak adlandirdigimiz merkezleri (chakralar) tikayarak enerjinin düzgün dolasimina engellemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chakra’larin tikanmasi yada düzensiz çalismasi sonucu kontrol ettikleri bölgelerdeki bezler çalismalarini yavaslatmakta yada tamamen durdurmaktadirlar. Devaminda da sistemin balansi bozulmakta denge kaybi süreci yasanmaktadir.Bu süreci sagligin bozulmasi takip etmekte, bölgede olusan negatif enerjiler daha sonra o bölgede fiziksel, yada ruhsal saglik problemleri olarak ortaya çikmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Biyorenerji niçin bütün hastaliklara iyi gelir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim ayrica zihnin sinirlari olmadigini kanitlamistir.Bir kisinin düsünceleri ve hisleri, yasama enerjisini çok büyük ölçüde etkilemektedir. Buda fiziksel yada psikolojik bütün saglik problemlerinin %90 ‘inin zihinsel nedenlere dayanmasini net bir sekilde izah eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye kalan %10 da ise genetik (karmik) ve çevresel faktörler söz konusudur. Iste bu yüzden holistik (bütüncül) bir evren modeli ile desteklenen biyoenerji Terapisi, holistik (bütüncüldür) ve sifa süreci boyunca bütün vücudu ele alir. Bu yönüyle çok olaganüstü bir terapi metodudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoenerji seanslarinda daima bütün vücut ile çalisilmakla birlikte, sikayet konusu bölge için biraz daha fazla zaman ayrilir. Netice olarak, Biyoenerji Terapisi, yani Sifa vücutta olusmus veya olusmakta olan bütün rahatsizliklari (sistem bozukluklarini) ortadan kaldirir, kisiyi sagligina kavusturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kisaca, Sifa’nin çalisma alani, asla yasanan rahatsizlik yada semptomlarin ortaya çiktigi bölge ile sinirli degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sifa (Biyoenerji Tedavisi), tüm vücudun balans ayarinin yapilmasi islemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Biyoenerji Terapisi ile sagligin korunmasi nasil saglanir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoenerji terapileri ile var olan fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal problemleri çözmenin disinda, gerçeklestirilen sifa uygulamalari ile olasi problemlerden korunma, terapiden daha önemli ve önde kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusursuz saglik, hasta olmama durumu degildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olmasak bile sinirlenmemize sebep olan her hangi bir sey ; kan basincimizi yükseltir, trombositlerimizi yapiskan hale getirir, kardiyo - vasküler hastaliklara ve kansere yakalanma ihtimalimizi artirir. Herhangi bir konuda endise hissediyor ve stres altinda isek vücudumuz adrenalin ve kortizon salgilar. Sakinlestigimizde ise yada sakinken valyum salgilamaya baslariz. Egleniyorsak bazi baska hormonlar salgilariz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani vücudumuz sürekli hislerimizi molekülere çevirir. Düsüncelerimiz ve hislerimiz biyolojimizi etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arzu edilen, insanlarin hiç hasta olmamalaridir. Hastalik, negatif enerji frekanslarinin vücutta birikim yaparak, zayif bulduklari bir bölgede anarsik eyleme baslamalari, o organ veya sistemde hakimiyet kurmalari ve böylece sistem bozukluguna yol açmalarina denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açidan negatif enerji birikimlerinin kisileri hastalik haline düsürecek seviyeye yükselmesine firsat verilmemelidir. Evrensel yasalar açisindan, herhangi bir hastaligi olmayan, kendini saglikli kabul eden bilinçli kisilerin periyodik olarak bir seans pozitif enerji almasi tavsiye edilir. Böylece vücutta birikmis olan negatif enerji tahliye edilir, vücudun balans ve akordu düzeltilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koruyucu seanslar kisinin seçimine göre haftada ,ayda, üç ayda, ya da en geç alti ayda bir kere uygulanir. Aynen bilinçli bir kisinin en geç alti ayda bir kere dis hekimine basvurarak agiz ve dis sagligi açisindan kontrole gitmesi, dislerini kaybetmeden bakim ve onarimlarini yaptirmasi gerektigi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koruyucu biyoenerji seanslarina son derece önem verilmelidir. Zira çevre kirliligi unsurlarinin tesirinden insanlarin kaçabilmelerine imkan yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoenerji terapisi nasil uygulanir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kisinin biyoenerji terapisi alabilmesi için bir tek seye ihtiyaç vardir: O da kisinin, Biyoenerjistin yardimini içten ve açik sekilde kabul etmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terapiye katilan insan isin içine kendi düsünce, aliskanlik ve kabullerini kattigi zaman bilinçalti kaliplari Biyoenerjist’in çalismalarina zorluk çikartmaktadir. Bu yüzden sifayi isteyen açisindan; güçlü iyilesme istegi, teslimiyet, olaganüstü çaba ve sürece katilim gerektirmektedir. Aksi halde kendisine yardim edilmesine müsaade etmeyen bir kisiye kimse ulasamaz. Bu bakimdan biyoenerji terapisi bir ekip çalismasi olarak algilanmalidir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terapi, ihtiyaca göre degisen sayida yapilan seanslar seklinde yürütülür. Bir seans yaklasik olarak 35 - 60 dakikadir. Uygun bir çalisma ortaminda, biyoenerji yatagi üzerine sirt üstü yatirilan sifa almakta olan kisinin vücudunun seçilmis merkezleri üzerine, biyoenerjist avuç içlerinden kisinin vücuduna pozitif enerjiyi pompalar. Bu suretle sistemin balansini bozucu eylem yapmakta olan negatif enerji blokajlari bulunduklari bölgeden kazinir, dagitilir ve vücuttan disari atilmalari saglanir. Böylece vücut, tabii ve saglikli sistemini yeniden kurar. Bu isleme, vücudun balans ayarinin yapilmasi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terapi esnasinda biyoenerjist bireye, sifanin sürekliligi için zihinsel bedeninin ihtiyacina uygun düsünce modellerini sunar. Tamamen olumlu olan ve sonuç alinmasinda vazgeçilmez bir agirlik tasiyan bu düsünce modellerine bireyin yüksek bir bilinçle uyum göstermesi, sifaya kavusmasi yolunda mutlaka yerine getirmesi gereken ödevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin en popüler konusu bio-enerji ve şakralar. Birçok insan bu konuyu takip ediyor ve karşılaştıkları sorunlar üzerine bio-enerji uzmanlarına başvuruyor. Bu sebep ile öncelikle Bio Enerjinin, yaşadığımız sıkıntılarda ya da zorluklarda bize nasıl yardımcı olacağını paylaşalım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bio-enerjinin kelime anlamı doğal olan enerjidir. 20. yy. başında Rus bilim adamları tarafından ortaya atılmış ancak Marksizim Leninizme aykırı olduğu için yasaklanmıştır. Vücut da mevcut olan titreşim ve düşük voltajlı elektromanyetik akım fiziksel beden ile sınırlanmamıştır, bir bedenden diğerine akış yapılabilir. Elektronik akım vücudun sağ tarafında toplanmıştır. Bio enerji akışı insan ile sınırlı değildir tüm maddeye akar, bitkilerin ise insanlarınkine zıt bir kutbu vardır. Onlar ile aramızda hür bir kanal açılır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları insan vücudunda "Qİ" denilen bir enerjinin olduğunu, bel kemiğinde yedi noktada oluşan bu enerjinin sinir merkezine bağlandığını keşfetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bio-enerji içimizde uyuyan güzelliktir. Birçok anlam ve isim ile karşımıza çıkabilir. Evrensel enerji, yaşam enerjisi, çi, ki prana kozmik enerji ancak hepside aynı şeyi anlatmaktadır. Tüm canlılarda bio-enerji mevcuttur. Kozmik enerji tepeden girer ve şakralar vasıtası ile bedenin çeşitli bölgelerine dağılır. Fazlası el ve ayak uçlarından çıkar. Şakraların kapalı olması halinde enerji dağılamadığı için o bölge beslenemez ve hastalık kaçınılmaz olur. Sağlıklı bir vücutta negatif enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem var ise o bölge negatif üretmeye başlar. Daha doğrusu beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuştur. Demek ki bedenimizin tümünü ayakta tutan; beynin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak lazım. Vücudumuz da bulunan elektrik akımı beden etrafında bir alan oluşturuyor buna (aura) deniyor. Aura eksi ve artı elektriklerden oluşuyor. Bu iki akımın dengede olması vücut sağlığı için şart. Denge sağlanamadığı zaman sağlık sorunları kaçınılmazdır. Enerjisi güçlü olan bir kişinin zayıf durumdakine bunu aktarmasına bio-enerji denir. Bunu ancak bio-enerji uzmanı yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NELER SÖYLEMİŞLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;İbni Sina&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Orta çağın en ünlü hekimi. İnsanların diğeri üzerinde getirdiği iyi veya kötü TESİR'lerin varlığını kabul etmek ile kalmaz, insanın uzak mesafelerden ETKİ edebileceğine inanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlyada Homer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İnsan ellerinin ŞİFA verici olduğunu, sadece bu YÖNTEM ile iyileştirmelerinin mümkün oldunu söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İtalyan Flozof Pomponace&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İyileştirici ve güçlü YETENEKLERE sahip insanlar vardır. Bu yeteneklerle istek gücü ile dışarı çıkar, onu alan bedenlerde ETKİLER oluştururlar. AFSUN'ların etkisini kabul eder, DOĞAL etkenler der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uan Helmot&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Belçikalı kimyager ve hekim.(1577-1644). Manyetize edilmiş cümlelerin ETKİ’sine inanır, GÜÇ yükleyip iyileştirici ETKİLER meydana getirebilir. İnsanda öyle bir ENERJİ varki, kendi dışında bir ETKİ oluşturabilir. Modern deneycilerden, uzaktan ŞİFA’nın olabileceğini kabul edenler çoktur. Olayın gerçek oluşunu daha öncelerden söylerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Deleuze (Jean Philippe Françolis 1753-1835)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İnsan beden ve ruhtan oluşmuştur. İnsanlara karşı, iradeci yolu ile ETKİ etme MELEKESİNE sahiptir. Bu MELEKEYE MANYETİZM adı verilir. MANYETİZM doğa güçlerini kullanmak düzenlemek işidir.TABİATIN gidişi yabancı ETKENLERLE rahatsız edildikçe MANYETİZÖRE onu yeniden kurmak güç gelir. TANRININ insana verdiği çok güzel ve kıymetli bir YETENEK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alintidir.&lt;br /&gt;ayrica bknz &lt;a href="http://www.tamtip.com/kategori.php?iid=4" target="_blank"&gt;http://www.tamtip.com/kategori.php?iid=4&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tsev.org.tr/files/downloads/egitim/davutibrahimoglu_bioenerji.pdf" target="_blank"&gt;http://www.tsev.org.tr/files/downloads/e...enerji.pdf&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-5913358314671099047?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/5913358314671099047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/biyoenerji-hakknda-acklamalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5913358314671099047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5913358314671099047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/biyoenerji-hakknda-acklamalar.html' title='Biyoenerji hakkında açıklamalar'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-5924776345575290959</id><published>2009-03-12T14:50:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:51:54.905-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Hipertansiyon hastalara akupunkturun etkisi</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Hipertansiyon hastalara akupunkturun etkisi &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9672"&gt; Modern tıp hipertansiyon konusunda çok çeşitli ilaçlar ile mücadele etsede mantığı sorunu tamamen çözmek değil sorunu baskılayıp ömür boyu ilaçla yaşamayı,yani sorun alta kalarak sürekli baskılayıp tansiyon normal seviye cekilmektedir.Oysa tansiyonun çok çeşitli sebeblerini bütüncül alternatif bir yolla çözüm sağlanabilinir,aslinda tedavi oldukça basit bir mantıkladır : yaşam boyunca dış etkenler , sinir , stress v.s ile tıkanan enerji meridyenleri&lt;br /&gt;akapunktur ve enerji yontemleri ile vucuda zarar vermeden açılarak akış sağlanmakta dolayısıyla sorun tamamen ortadan kalkmaktadır,kalbi kan pompası olarak düşünün ve pompanin bagli olduğu kanallarda kapanmalar var ve ister istemez pompa hızı bozulacaktır.kapali yerler acildiginda ise yavas yavas kan akısıda ister istemez normale dönecektir.&lt;br /&gt; insan inanmak istemesede akapunkturun aynı etkisini ignesiz olarak insan kendi kendine yapabilir&lt;br /&gt;Ben kendi vucudumda bunu gördüm ancak ilerlemiş durumlarda uzun süre sabırla calismak nefes teknikleri ve sinir stresten uzak durmak gerekiyor.&lt;br /&gt;bknz : &lt;a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=1731" target="_blank"&gt;http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthr...p?tid=1731&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm" target="_blank"&gt;http://www.indigodergisi.com/burcin_21.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.insanoglu.org/wp-content/uploads/akupunktur.jpg" alt="[Resim: akupunktur.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlaç alan Hipertansiyonlu hastalara akupunkturun etkisi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İşte alternatif tedavi metodlarından Akapunktur ve hipertansiyon ilişkisini anlatan bilimsel bir çalışma :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Akupunktur Polikliniğine 2002-2004 yılları arasında baş ağrısı, bel ağrısı gibi sebeplerle müracaat eden hastaların arasından 10?u erkek ve 25?i kadın olmak üzere 35 hipertansiyon hastası tespit edildi. Erkek hastaların yaş aralığı(15-59)yıl arasındayken kadın hastaların yaş aralığı (43-80 ) yıldı. Hastaların en yenisi iki, en eskisi ise 20 yıldır antihipertansif ilaç alıyordu. Hastaların tansiyon düşürme amacıyla aldıkları ilaç çeşidi bir ile üç arasında değişiyordu. Hastalar tansiyon için en az altı aydır antihipertansif ilaç almalarına rağmen tansiyonları kontrol altına alınabilmiş değildi.&lt;br /&gt;Akupunktur uygulaması: Hastalar, hikayeleri alınmak, nabız muayeneleri yapılmak, palpasyonla hassas noktaları tespit edilmek ve sarkaçla aktif noktaları bulunmak suretiyle akupunktura göre teşhis aldılar. Hastaların çoğunda Zang (böbrek, karaciğer, kalp, dalak)organlarına ait enerji eksiklikleri vardı. Hastaların 10?una ?Kidney Yang Eksikliği, 5?ine ise Dalak Yin eksikliği teşhisi konuldu.Geriye kalan her hastaların teşhisi özeldi ve bir grup altında toplanma imkanı yoktu. Tedavi için en az beş fazla sekiz nokta kullanıldı. Hastaların 24 ?ünde Yintan noktası, 23?ünde Kid-3(Taixi), 18?inde Liv-3(Taichong), 13?ünde&lt;br /&gt;Sp-9(Yinlingquan),13?ünde LI-4( Hegu),11?inde H-7( Shenmen), 11?inde St-36(Zusanli), 9?unda Sp- 6(Sanyinjiao), 9?unda Kid-7(Fulio) noktaları kullanıldı. Noktalara çeşitli boylarda bir defa kullanımlık vücut akupunkturu iğneleri uygulandı( St-36,Sp-9?lara 4x .30 mm?lik, diğer noktalara ise 2x0.25 mm?lik ). İğnelerle beraber hastalar 20 dakika yattıktan sonra iğneler çıkarıldı ve hastaların otomatik bir cihazla dirsek seviyesinden tansiyonları ölçüldü. Tansiyonları hep aynı sağlık elemanı ölçtü. Hastalara en az bir kür(bir gün ara ile 10 kez), üç kür arasında tedavi uygulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstatistiki bulgular&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hastaların sistolik ve diyastolik tansiyon değerlerinin istatiksel değerlendirilmeleri, SPPS programı kullanılarak ?Paired t- testi? seçilerek yapıldı. Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası sistolik tansiyonları sıra ile 16.2571+/ 2.0450), 12.794+/ 1.9175 olarak ölçüldü. Tedavi öncesi ve sonrası sistolik kan basıncı değerleri arasındaki fark oldukça anlamlıydı(P(0.001). Aynı hasta grubunun tedavi öncesi ve sonrası diyastolik kan basıncı değerleri ise sırasıyla 9.30+/ 1.9182 ve 8.16+/0.7878 ?di. İki grubun diyastolik kan basıncı değerleri arasında oldukça anlamlı bir fark vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç&lt;br /&gt;Bu sonuçlara göre akupunkturun hipertansif ilaçların etkilerini artırarak tansiyon kontrolünde kullanılabileceğini göstermektedir. Akupunktur?un antihipertansif ilaçların etkinliklerini artırdığı, sinerjistik bir etki oluşturduğu söylenilebilir.Tedavi boyunca bazı hastaların ilaç dozları azaltılırken,.birkaç hastanın da artık tansiyon ilacı almalarına lüzum kalmadığı da gözlenmiştir. .Bu gözlemle de akupunkturun bazı hastalarda tek başına yeteri kadar antihipertansif bir etkiye sahip olduğu sonucu çıkarılabilir.Literatürde akupunktur tedavisinde akupunkturun hem etkin hem de etkin olmadığına dair çalışmalar vardır.(1, 2).Akupunkturn vazodilatör etkili bir lokal mediyatör olan nitrik oksit miktarını artırmış olması antihipertansif etkiyi açıklamada bir yol olabilir(3). Akupunkturun iki etkisi bir araya getirilerek akupunkturun hem tamamlayıcı hem de kendi başına etkin bir antihipertansif tedavi metodu olduğu söylenebilir gibi gözükmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*  İstanbul Akupunktur Kongresi'nde sunulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cemalcevik.org/Default.php?Action=1&amp;amp;OID=16&amp;amp;Language=TR" target="_blank"&gt;http://www.cemalcevik.org/Default.php?Ac...anguage=TR&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-5924776345575290959?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/5924776345575290959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hipertansiyon-hastalara-akupunkturun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5924776345575290959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/5924776345575290959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/hipertansiyon-hastalara-akupunkturun.html' title='Hipertansiyon hastalara akupunkturun etkisi'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-8151322265403361261</id><published>2009-03-12T14:47:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:50:35.332-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>PANIK ATAK ICIN NEFES EGZERSIZI</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;PANIK ATAK ICIN NEFES EGZERSIZI &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;       Öncelikle kısaca panik atak neydi hızlı bir hatırlatma yapayım. Panik atak, ani olarak, beklenmedik bir anda ortaya çıkan ve rahatsız edici semptomlarla kendisini gösteren bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neydi bu semptomlar…?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Çarpıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Göğüs ağrısı veya göğüste sıkıntı hissi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Nefes darlığı, boğulacakmış gibi olma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Aşırı terleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Titreme, sarsılma, silkelenme duygusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bulantı, karın ağrısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Ani üşüme, ani ürperme, ateş basması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş veya bayılacakmış gibi olma duygusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Gerçekdışılık duyguları… yani yaşadıkları gerçek mi değil mi gibi çelişkiler yaşama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Benliğe yabancılaşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama düzeyde var olduğu düşünülen bu dürtülerin tamamı görülebilir… Görülmeyebilir de… Dışardan bakıldığında “Aman canım… o kadar da abartılacak bir şey değilmiş!” dedirtebiliyor ama siz gelin de bunları çekene sorun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatılmaz yaşanır bir durumdur… genellikle bayanlarda rastlıyoruz. Günlük hayatın sıkıntı ve zorlukları içinde bayanların bu tür rahatsızlıklar yaşaması da normaldir sanırım. Rahatsızlığın başlama yaşı her ne kadar değişken olsa da ergenlik döneminde başladığı veya otuzlu yaşlarda bile ilk başlangıç yaşandığı bilinen bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipik bir panik atak dakikalarla sınırlıdır sevgili okuyucular. Çoğunlukla 5-10 dakika, nadiren de 20-30 dakika, çok ender olarak da bir saat sürebilir. Adı üzerine ataktır ve gelir… sizi üzer, korkutur, boğar, rahatsız eder… ve hiçbir şey yokmuş gibi çekip gider.Panik atağı sırasında en yoğun yaşanan duygu “nefes darlığı ve boğulacakmış gibi olma” hissi sevgili okurlar. En fazla yakınılan mesele bu. Boğulacakmış gibi olan kişiler, aşırı soluk alıp vermeye başlarlar. Bu durum, panik atağın bireyler tarafından daha yoğun düzeyde yaşanmasına yol açar. Oysa soluk alıp verme, yani solunum sistemi, istemli olarak kontrol edilebilecek bir işlevdir ve bunun yapılabilmesi halinde panik atağını kontrol altına almak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki aşırı soluk alıp vermeyi nasıl kontrol altına alacaksınız…?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır.Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz sırasıyla ne yapmanız gerektiğini söyleyeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. 10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama 4-5 dakika sürecek bu minik “Nefes yavaşlatma tekniği” ile, panik atağını kendinizden uzaklaştırma şansınız olacak.&lt;br /&gt;Bireysel destek çalışmalarında danışanlarımıza öğrettiğimiz bu tekniği sizlerle de paylaşmış oldum. Bununla birlikte daha pek çok uygulama var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eninde sonunda yapmanız gereken şey, atak gelmeye başladığında, artan kalp ritminizi normale çevirmekten geçiyor. Ritmi normale çevirip, delirmeyeceğinizi, çıldırmayacağınızı, aklınızı kaybetmeyeceğinizi, kontrolün elinizden çıkmayacağını, bunun kısa sürecek bir korku nöbeti olduğunu, birkaç dakika sonra tamamen ortadan kalkacağını düşünmeyi ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca eft , nlp gibi yöntemleri araştırarak korkunuzu kökünden çözülmesini bir an önce sağlayın yani korkunuzla yüzleşerek sorunu kucaklamanızda onu kabul edip bilinçaltınızda yok etmenizde yarar var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-8151322265403361261?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/8151322265403361261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/panik-atak-icin-nefes-egzersizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8151322265403361261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8151322265403361261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/panik-atak-icin-nefes-egzersizi.html' title='PANIK ATAK ICIN NEFES EGZERSIZI'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-505813148158378238</id><published>2009-03-12T14:45:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:47:27.443-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Tamamlayıcı tıp ve Tansiyon</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Tamamlayıcı tıp ve Tansiyon &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_9903"&gt; Herzaman söylüyorum tansiyon aslinda tamamiye cözülebilecek birşey ancak tabiki ilerlemiş yıllarca birikmiş sorunları cözmek bir anda olmuyor,bunun icinde en iyi alternatif yöntemler nefes ve enerji tabiki akapunkturda var zaten kanitlanmis bir yöntem ancak kendi kendimize yapabileceğimiz enerji ve nefes ücretsiz ve sınırsız olmasi nedeniyle tercih edilmektedir.Konuyla ilgili bir doktorun sitesinden bilimsel bir alıntı yapmak isterim buyrun :&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.drcakmak.com/userfiles/Image/iStock_000005704002XSmall.jpg" alt="[Resim: iStock_000005704002XSmall.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Düzenleyici Dengeleyici Destekleyici Yaklaşımlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyon'un bedenimize verdiği zararı basitçe anlamak için spor salonuna kaslarımızı geliştirmek için gittiğimizi düşünelim. Düzenli olarak ağırlık kaldırma egzersizleri kol kaslarımızın büyümesine yol açacaktır. İşte kan damarlarının etrafında bulunan kas tabakaları da yüksek tansiyonla adeta ağırlık kaldırıyormuşçasına çalışırlar ve büyürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.drcakmak.com/userfiles/Image/iStock_000005870151XSmall.jpg" alt="[Resim: iStock_000005870151XSmall.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyona bağlı damar duvarındaki bu kas büyümeleri damarın içindeki boşlukları daraltır ve organlara,dokulara giden kan akımı azalır ve dokuların ihtiyacını karşılayamayacak dereceye varabilir. Bu doku kalp ise tehlikenin boyutu ölümcül olabilir. Üreme organları ise iktidarsızlıkla sonuçlanabilir. Bir diğer ve önemli tehlike ise hipertansiyona bağlı damar duvarının elastikiyeti de azalır. İçine hava üfleyince giderek şişen bir balonu göz önüne getirelim. Bu balon sağlıklı bir damarı temsil etsin. Eğer balon esneyip büyüyemez ise patlayacaktır. İşte elastikiyetini kaybeden damarlar da yüksek basınç altında çatlamaya mahkumdurlar. Çatlayan damarlar beyin dokusunda ise bu dokunun görevini kalıcı olarak yitirmesine de sebep olabilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyinde yüksek basınca dayanamayan kol, bacak bölgesini yöneten hücreler bölgesini besleyen elastikiyetini kaybetmiş bir damarın çatlaması kalıcı felçlere sebebiyet verebilmekte iken, hafıza bölgesi hipokampus bölgesindeki kanamalar geriye ve ileriye dönük hafıza problemleri yaratabilmektedir. Bununla birlikte çatlayan damarlar göz beyazı sklera'da, görmenin algılandığı göz dibinde(retina) veya beyinde görme ile ilgili hücreler çevresinde oluşarak görme problemleri de oluşturabilmektedir. Bu sebeplerden dolayı kan basıncının yükselmeden sürekli belli sınırlar çerçevesinde tutulması hayati önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;img src="http://www.pilatescyc.com/Reiki.jpg" alt="[Resim: Reiki.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamlayıcı tıp yaklaşımları beslenme, biofeedback ve akupunktur uygulamalarını içermektedir. Beslenme içerik ve zamanlama yönünden düzenlenerek metabolik etkilere yardımcı olmaktadır. 'Lifestyle Management ' yada yaşam şekli değişikliği uygulamaları da tamamlayıcı tıp uygulamalarının hipertansiyon yönünden olmazsa olmazıdır. Damar elastikiyetinin korunmasının hayati önem taşıdığı hipertansiyon şikayetlerinde düzenli yürüme egzersizleri damar elastikiyetini korumakla kalmaz, hipertansiyon'da daralan kan damarlarını tıkayabilecek kötü kan yağlarını da azalttığı bilgisi de bir çok bilimsel çalışmanın ortak sonucudur. Biofeedback uygulamalarının temelinde ise kan damarları etrafını ağ gibi saran ve stres sırasında damarları sıkarak kan basıncını artıran istemsiz sinir sistemini kontrol altına almak gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img523.imageshack.us/img523/4524/happygirljumping1rc1.jpg" alt="[Resim: happygirljumping1rc1.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme desteği, body-clock adı verilen vücut saati uygulamaları hipertansiyon'da önem taşımaktadır. İdrar söktürerek veya kanı sulandırarak etki eden bitkisel destekler de mevcuttur. bununla birlikte bu bitkisel destekler ölümcül sonuçlar da doğurabilmektedir. Kanı sulandıran bir bitkisel destek alan bir hipertansiyon hastası, ani kan basıncı yükselmesi yaşadığında beyinde çatlayan bir kılcal damarın pıhtılaşması çok daha zor olmakta ve beyinde hasar gören alan da daha geniş olmaktadır. Bunun gibi ölümcül sonuçlardan kaçınılması açısından bitkisel destekler bilinçli ve eğitimli doktorların gözetiminde kullanılmalıdır. Dünyada bu gibi ölümcül sonuçların önüne geçilmesi amacıyla benim de eğitim aldığım Stanford Üniversitesi, MD Anderson, Harvard tıp fakültesi gibi dünyanın önde giden üniversite hastaneleri bünyelerinde kurdukları tamamlayıcı tıp birimlerinde hastalara doktor kontrolünde bu uygulamaları yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/2065479/stress-main_Full.jpg" alt="[Resim: stress-main_Full.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sinirlenen veya aşırı stresli bir kişide tansiyonun yükseldiğine çoğu kez şahit olmuşuzdur. Bu mekanizmanın temeli bütün canlıları korumaya yönelik olan 'savaş ya da kaç' yanıtıdır. Canlıların hayatlarını tehdit eden durumlarda harakete geçen bu sistem kalp atımı hızlandırıp, tansiyonu yükseltmekte ve damar çevresindeki sinirleri kasarak iç organlardaki kanı bacaklara yönelterek daha hızlı koşmaya yönelik bir istemsiz sinir sistemi refleksidir. Kan basıncı yüksek seyreden ve bu nedenle de kan damarlarının daraldığı ve elastikiyetinin bozulduğu kişilerde, günümüz şehir hayatının getirdiği anlık veya süregen stresler de bu 'savaş ya da kaç' yanıtını uyarıp bu yüksek tansiyona dayanamayan beyin damarlarında çatlamalara sebep olabilmektedir. Bu sebeple Biofeedback uygulamaları istemsiz sinir sisteminin, strese karşı egzersizlerle eğitilmesi ve bu sayede tansiyonun 'savaş ya da kaç' yanıtına bağlı olan yükselmelerini önlemeye yardımcı olmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar nefes biofeedback uygulamalarının tansiyonu dengelemeye yardımcı olduğu kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/18979/o/r_m7kdvtei6kqgrzy6ziy2.jpg" alt="[Resim: r_m7kdvtei6kqgrzy6ziy2.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansiyon için biofeedback uygulamalarının temelini oluşturan nefes egzersizleri bir çok kültürde uzun eğitimler sonunda kazanılabilecek bir yetidir. Canlılarda nefes yavaşlaması, tansiyon düşmesi ve metabolizmanın yavaşlaması birlikte senkronize gelişen olgulardır. Örneğin Koala, nefesini yavaşlatıp, metabolizmasını da yavaşlatmakta ve enerji ihtiyacını azaltmaktadır. Biz insanlarda uyumaya yakın nefesimizi yavaşlatıp, tansiyonumuzu düşürüp metabolizmamızı en düşük seviyede çalıştırarak uykuya geçmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.stens-biofeedback.com/images/nexus_neurofeedback1.jpg" alt="[Resim: nexus_neurofeedback1.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağlar boyunca canlıların nefes alma tekniklerini gözlemleyen bir çok kültür kendine özgü nefes alma egzersizleri geliştirmişlerdir. Bütün bu gerçeklerden temel alan biofeedback, seneler boyu egzersizler sonucu elde edilebilecek düzgün, yavaş nefes alıp verme yetisini, kısa sürede kolayca kişilerinin uygulamasını sağlayan bir tamamlayıcı tıp uygulamasıdır. Nefes biofeedbackinin düzenli uygulanması sonucunda yüksek tansiyonun normale yakın değerlere düşürüldüğü yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur uygulamaları, sinir sistemini kullanarak beyin sapında istemsiz sinir sisteminin kalp-damar sistemini yönlendiren merkezlerinin aşırı uyarı çıkarmalarını engellediği Kaliforniya Üniversitesi başta olmak üzere bir çok üniversitede yapılan bilimsel çalışmalarca kanıtlanmıştır. Bunun da ötesinde, bu merkezlerin sadece aşırı değil gereğinden az çalışmasını da normalleştiren akupunktur, anestezi sonrası gelişebilen aşırı tansiyon düşmelerini de engellediği Japonya'da yapılan bilimsel çalışmalarca kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;img src="http://img.blogcu.com/uploads/drbars_akupunktur.gif" alt="[Resim: drbars_akupunktur.gif]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Düzenli uygulanan elektroakupunktur uygulamalarının kötü kan yağlarını da azalttığı yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır. Bütün bu pozitif etkileri ile elektroakupunktur, hipertansiyon'da en önemli tamamlayıcı tıp uygulamalarından bir tanesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı günler dileği ile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzm.Dr.Yusuf Ozgur Çakmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alinti : &lt;a href="http://www.drcakmak.com/irisdetay.aspx?id=18" target="_blank"&gt;http://www.drcakmak.com/irisdetay.aspx?id=18&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica nefes ve enerji teknikleri icin bknz &lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/forumdisplay.php?fid=43" target="_blank"&gt;TAMAMLAYICI TIP&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-505813148158378238?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/505813148158378238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/tamamlayc-tp-ve-tansiyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/505813148158378238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/505813148158378238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/tamamlayc-tp-ve-tansiyon.html' title='Tamamlayıcı tıp ve Tansiyon'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-8667547521190963075</id><published>2009-03-12T14:43:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:45:42.754-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>ZSG SİNERJİK ŞİFA YÖNTEMİ</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;ZSG SİNERJİK ŞİFA YÖNTEMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src="http://www.timrobins.net/images/pic_about_eft_meridian.jpg" alt="[Resim: pic_about_eft_meridian.jpg]" border="0" /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeni evrensel zekanın bizzat insanlar tarafından en çok tartışılan ürünüdür. Dünya üzerinde yaşayan tüm varlıklar arasında, en fazla düşünme yeteneğine sahip olan varlıktır insan. Düşünme, seçme, anlama ve algılama yetenekleri aracılığıyla, dünyanın tek yöneticisi konumunu elde etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın gelişme, ilerleme yeteneği, merakından kaynaklanır. Merakı sağlayan şey ise daha iyi, daha özel olma isteğini destekleyen egodur. Tarih boyunca tüm yaklaşımlar “ben kimim” sorusunun ardından doğan birer akımdan ibarettirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya her kişi kendi bulunduğu konum ve bakış açısına uygun birer yanıt vermeye çabalamıştır. Düşünen kişi, çeşitli dışsal etkenlerin ışığında yoğrulan düşüncelerini kendi bakış açısından görebildiği uygun kanıtlarla süsleyip mantığa uygun bir biçime büründürerek diğerlerinin beğenisine sunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar birarada ve keyif içinde yaşama içgüdüsüne sahip olsalar da, diğerlerinden daha ünlü, daha başarılı, daha zengin ya da daha herhangi başka bir şey olma isteklerini körükleyen egoları yüzünden BİR’lik bilinci yerine “ayrılık” bilinci içinde yaşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların barış ve savaş, eğlence ve üzüntü, neşe ve sıkıntı içinde yaşamaları hep bu ayrılık bilincinin birer doğal sonucudur. Ne kadar zengin, kültürlü, akıllı, üstün olduğumuzun mutluluğumuz üzerinde hiçbir katkısı olmuyor ne yazık ki.&lt;br /&gt;Ayrılık bilinci aynı ulusun çocuklarını yıllarca bu duvarla ayrımıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrılık bilinci zamanla beynimizin içini kemiren bir kurda dönüşüyor. Bu kurt “yetersizsin, öyleyse sevilmezsin” düşüncesini beynimizin en ücra köşelerine kadar öylesine işliyor ki, sonunda kendimiz hakkında “ben hiçbir işe yaramayan zavallının biriyim” inancına sahip olmaya başlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık dediğimiz ve mükemmel sağlık durumumuzun altına inmemizi sağlayan durum, kendimizle ilgili bu inancımızın bir sonucudur aslında. Bir başka deyişle hastalık “bir biliş” halidir. Ancak bizler bu biliş halimizin farkında değilizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamla ilgili bir temel inancımız daha küçük yaşlarda beynimizin alt tabakalarına yerleşir ve oraya giren tohum zamanla filiz sürer ve hatta zamanı geldiğinde bir ağaç haline gelir. Dalları budakları zihnimizin her yanını sarar. Baktığımızda gördüğümüzü bulanıklaştırır. Yaşamın en içine bile bakıyor olsak, ancak o dalların budakların izin verdiği ölçüde nettir görüşümüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bir gün gelir fizik bedenimiz bu dal/budaklardan sıkılır. Onların aralarından bakmak yerine kendilerine bakıp, bulundukları yerden temizlememiz için bizim adına “hastalık” dediğimiz durumu yansıtır. Yani fizik bedenimiz zihnimizin içindeki kirliliğin dışa yansıdığı zamanlarda hasta olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern teknoloji ile donatılmış, en ağır ameliyatların bile neredeyse çocuk oyuncağı durumuna geldiği Batı Dünyası Tıbbı, insanı yürüyen, konuşan, karnını doyuran, ciğerlerini oksijenle dolduran bir makine olarak görmekte ısrar etmektedir. Her hangi bir hastalık belirtisinin ortadan kalkması bu yaklaşım için oldukça büyük bir başarı olarak öngörülür. Baş, mide ya da bacak ağrısından şikayet edenlerin bu ağrıları ortadan kaldırıldığında, kendisi “iyileşmiş insan” olarak kabul görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan Geleneksel Çin ve/veya Hint Tıbbı, insanı böylesi bir makineden çok, düşünceleri aracılığıyla duygularını, duyguları aracılığıyla da fizik bedenini olumlu/olumsuz etkileyen bir bütün olarak kabul eder. Hasta insanı aslında “zihinsel olarak yanlış yerlere takıldığından, duygularını da olumlu olmayan bir biçimde yaşayan ve fizik bedeninde bunun yansımalarını gören kişi” olarak algılarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı dünyasında “her şey insan için” (bu konudaki görüşlerim için; &lt;a href="http://www.derki.com/" target="_blank"&gt;http://www.derki.com&lt;/a&gt; 1.sayıya veya &lt;a href="http://www.zsg.gen.tr/yazilar/insan_icin.htm" target="_blank"&gt;http://www.zsg.gen.tr/yazilar/insan_icin.htm&lt;/a&gt; bakabilirsiniz) yaklaşımı vardır. Doğuda ise, “her şey bütün” için yaklaşımı önem kazanır. Batıda sürekli olarak “en iyi” olmayı dayatan bir yarış, doğuda ise bütünün içinde eriyecek kadar “tevazu ve teslimiyeti” gerektiren bir dinginlik gözlemlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarafsızca gözlemleyen bir insan, her iki yaklaşımın da yeterince dengeli olmadığını kolayca ayrımsar. Biri madde dünyasındaki yerimizi sağlamlaştırdığımızda mutlu olacağımızı savunurken, diğeri maddenin organizma üzerinde hiç de olumlu olmayan etkileri olduğunu, maddeden tamamen ayrılmanın asıl mutluluğu sağlayacağını savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa evrende her şey denge üzerine kuruludur. Yemek, uyumak, ısınmak, giyinmek gibi temel gereksinmelerinin karşılanmadığı insanların gerçek anlamda mutlu olmaları olanaksızdır. Tıpkı, sevgi ve ilgiden yoksun olan kişilerin, zenginlikleri ile ters orantılı ölçüde mutsuz olmaları gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kullandığım yöntem, bu insanların zihnini, ruhunu ve fizik bedenini tek tek ele alıp, orada var olan düzensizlikleri dengelemek açısından oldukça işe yarayan bir tekniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur haritalarından anlayabildiğimiz kadarıyla, fizik bedenimizi idare eden ve ondan beslenen bir de enerji bedenimiz bulunmakta. Bu haritada meridyen adı verilen bazı kanallar organlar tarafından üretilen ve yine organlar tarafından rahatça depolanan bir tür enerjinin bedenin en ücra köşelerine dek rahatça ulaşmasını sağlayacak biçimde konuşlanmışlardır. Beynimiz de çok enerji üretir, hatta düşünmeyi sağlayan parçamız olduğu için, en fazla enerjiyi üretir. Buna karşılık, ürettiği enerjiyi depolamak konusunda “hazine organlar” olarak kabul edilen “karaciğer, kalp, dalak/pankreas, akciğer ve böbrek” karşısında çok yetersiz kalır. Aslına bakarsanız Geleneksel Çin Tıbbı’na göre beyin ayrı bir organ bile değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur noktaları aynı zamanda bedenin içine sızmakta ve zarar verici etki taşıyan enerjilere karşı birer sigorta şalteri görevini üstlenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bazı açıklamalar yapmakta yarar görüyorum. Enerji bedenle ilgili çalışma yapan insanlarla karşılaşmış iseniz, onların olumlu olmayan titreşimlere biraz da takık olduklarını ayrımsamışsınızdır. Bu takıntı –ne yazık ki- biraz da bilgisizlikten kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeni sayılamayacak kadar çok enerji türünün bir arada yaşamasına olanak veren bir organizmadır. Kendi ürettiği enerjiler vardır. Aileden gelen ve genetik kodlamalar aracılığıyla, beden içinde yer alan bazıları aktif, bazıları pasif (potansiyel) enerjiler bunlarla birliktedirler. Aldığımız gıdalardan bedenimize giren enerjiler sağlığımıza olumlu/olumsuz katkıda bulunurlar. Düşüncelerimizin duygularımız üzerindeki etkisi sonucu üreyen, duygularımız nedeniyle ortaya çıkan ve yukarıda saydıklarımıza oranla daha yüksek titreşimli enerjiler de oradadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok insan “üzüntü” enerjisine katlanamayacağını sanarak, bu enerjiyi bloke eder. Oysa, en derin üzüntümüz en yüksek titreşimli enerjiyi üretiyor olabilir pekala. Bastırıldığında ise, yaşanamayan tüm duygular gibi acıya dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bedenimizin dışından bize doğru akan farklı enerjiler de daima oradadırlar. Bunlar olumlu olabilirler. Bazıları da olumsuzdurlar. Bu grupta kısaca, bir insanın, hayvanın, eşyanın enerjisi olabileceği gibi, cep telefonu, televizyon, bilgisayar gibi elektronik aletlerden yayılan ve genellikle “sağlığa zararlı” kabul edilen enerjilerden biri de olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada asıl dikkat edilmesi gereken şey, hangisi ve ne kadar olumsuz olursa olsun, dışarıdan içeriye doğru gelen enerjinin kişinin genetik kodlaması üzerindeki etkisidir. Diyelim ki, atalarınızdan biri, elektrik enerjisine benzeyen bir enerjiyle karşılaştı ve bunun sonucu zarar gördü. Sizin de elektrik enerjisiyle ilgili bir sorununuz olabilir. Enerji alanınızın içine kadar sızabilecek güçte ya da yakınlıkta benzer bir enerjiyle karşılaştığınızda, bedeninizde kaydı tutan ilgili gen “tehlike sinyali” alır ve harekete geçer. Tehlike sinyali beyne ulaştığında, nörotransmiterler aracılığıyla bilgi tüm bedene ulaştırılır. Enerjinin bedene giriş yapabileceği alana yakın olan akupunktur noktaları da bu sinyali alır ve hemen kendilerini kapatırlar. Noktaların buradaki amacı bedeni dışarıdan gelen tehlikeli enerjiye karşı korumak, içeriye sızmasına engel olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir bedende, tehlike ortadan kalktığı andan itibaren, savunma gereksinmesinin ortadan kalktığı bilgisi yayılmaya başlar. Bilgi kapanan noktalara ulaştığında, onlar da otomatik olarak kendilerini açar ve doğal akışa geri dönerler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Korku enerjisinin aşırı yayıldığı ve bedeniçi enerji alanını aşırı zayıflattığı durumlarda ise, bu işlemi gerçekleştirmek için gerekli enerjiyi bulamayan noktalar kendilerini açamazlar. Böylece doğal akış tıkanır. Bir ya da birkaç organa yeterince enerji gitmez. Bir anlamda organın/organların ışığı söner. Tıpkı karanlıkta kalan bir insan gibi, organ da bir süre sonra depresyona girer ve çalışamaz hale gelir. Bir başka deyişle “hastalanır”.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, ilk olarak enerji akışını doğal haline geri getirmek adına bir işlem yapar, sonra da bu kodlamayı silmek için özel bir yol araştırırız. Silme işlemi için bir yol bulduğumuzda, kişinin “farkında olmadığı biliş” hali ortadan kalktığından, mükemmel sağlık durumu geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada yazılanları okuyunca “Allah, buldum işte, beni bu kişi iyileştirecek” diye bir şeyi gerçek sanmayın. Bizim söylediklerimizi yerine getirmemiz o kadar da kolay değil. Genellikle sağlık durumu bozuk olan kişinin kendi “zihinsel ve duygusal yapısı” üzerinde ciddi çalışmalar yapması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir enerji beden dengeleme uzmanı, kişinin enerji durumuna bakarak, onun zihinsel yapısı hakkında yaklaşık da olsa bir görüş elde eder. Bu durumda, danışan kişiye “zihinsel durumu” hakkında bilgi vermek ve bu “çarpık biliş halini” iyileştirici bazı çalışmalar önermek durumunda kalır. Danışan kişinin bu söylenenleri kabul edip, verilen ödevleri yerine getirmesi çalışmayı hızlandırır. Ya da iş sadece enerji dengelenmesine kalırsa, hastalık bir süreliğine ortadan kalksa da ilk tetikleyici karşısında yeniden ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte, bu ödevleri ilk verdiğimizde ortaya öyle bir direnç mekanizması çıkar ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi bırakın iyileşmeyi, yalnızca bu durumu “görmemeyi” seçmesi yüzünden daha da kötü bir duruma bile gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, gerçekten iyileşmek isteyenler Mozaik Yayınları’ndan çıkan “Hastalık İyileşmeye Giden Yoldur” kitabını özümsedikten sonra bir “enerji dengeleme işlemine” girişsinler diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ve ışıkla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZSG&lt;br /&gt;alıntı &lt;a href="http://zsg.gen.tr/zsg_sistem.htm" target="_blank"&gt;http://zsg.gen.tr/zsg_sistem.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.reikilink.com/reusui.htm" target="_blank"&gt;http://www.reikilink.com/reusui.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.enerjibedendengesi.com/yazilar.htm" target="_blank"&gt;http://www.enerjibedendengesi.com/yazilar.htm&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-8667547521190963075?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/8667547521190963075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/zsg-sinerjik-sifa-yontemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8667547521190963075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/8667547521190963075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/zsg-sinerjik-sifa-yontemi.html' title='ZSG SİNERJİK ŞİFA YÖNTEMİ'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-1305860312078632642</id><published>2009-03-12T14:41:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:42:39.218-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Bioenerjist Murat soyerden Sağlık için önemli  tavsiyeler</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Bioenerjist Murat soyerden Sağlık için önemli  tavsiyeler &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_6724"&gt;      &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;             Bütün değerli hekimlerin öncelikle önem verdikleri konu koruyucu hekimliktir. Şayet ; Oluşmuş bir hastalık varsa onun da çözümü için tedavi gayretine girişilir. Ancak; Atatürk’ün yeni Türkiye Devletinde sağlık işlerini “Koruyucu Hekimlik” anlayışına düzenlediğini hatırlayarak, biz de bugün aynı anlayışı sergilemeyi milletimize bir borç bilmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bu bölümde Sayın Halkımıza sağlığı koruyucu anlamda bir takım önerilerimi sunuyorum. Dikkate alınmasını dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Her gün mutlaka üç litre su içiniz ( Bu miktar yetişkinler içindir ). Suyun yaptığı hayat verici desteği başka herhangi bir sıvı yapamamaktadır. Yeterli su içilmekle damarlarımızdaki kan daha akışkan hale gelerek, dokulara rahatlıkla oksijen ve gıda ulaştırabilmekte ve önceden verilmiş olup, atık hale dönmüş bulunan karbondioksit ve atık gıdaları tahliye noktalarına daha rahat olarak taşıyabilmektedir. Bu anlamda örneğin beynimizin yeterli gaz ve gıdayla doyurulması sayesinde unutkanlık ve bunama denilen problemler görülmemektedir. Yaşlıların bunama illetine ( hatırlama güçlüğü hastalığı ) düşmelerinin sebebi, bazılarının zannettiği gibi yaşın ilerlemesinden değil, vücudun susuz bırakılmasındandır. Suyun sağlık için ne kadar önemli olduğunu anlatmak için ciltlerle kitap yazılabilir. Ben burada kısaca SU HAYATTIR demekle yetineceğim.  Vücudumuzun dışını su ile nasıl yıkıyorsak , içini de öylece su ile yıkamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Admin notu : böbrek yetmezliği veya diyaliz hastasiysaniz doktorunuzun tavsiye ettigi miktarda içiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Teknik nefes uygulamasını günde üç öğün şeklinde mutlaka yapınız ( Yakında görüntülü olarak video sunumuyla bu noktada okuyucularımıza bilgi sunulacaktır. Teknik nefes uygulaması hareketli olarak gösterilecektir). Yüce Tanrı hayat kaynağı olan en mühim ilacı bizleri saran havanın içine bolca yerleştirmiştir. Havadaki oksijen....... Ne kadar bol soluyabilirsek, o derecede sağlıklı ve zinde olabiliriz.&lt;br /&gt;Nefes uygulamaları için &lt;a href="http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=1095" target="_blank"&gt;http://gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=1095&lt;/a&gt; bakabirsiniz&lt;br /&gt;● Çağımız elektrik-elektronik çağı olduğundan onun pek güzel nimetlerini kullanmaktayız. Ancak bunların istenmeyen etkilerinden de sağlığımızın bozulması neticesi doğmaktadır. En önemli sağlık bozucu etki radyasyon kirliliğidir. Bilindiği gibi televizyon, bilgisayar, cep telefonu kullanımı nedeniyle ve ayrıca her türlü uydu yayınları, telefon baz istasyonları etkileri vb. gibi pek çok yerden ister istemez radyasyona maruz kalmaktayız. Dağlarda sürülerini gezdiren masum bir çoban bile bu radyasyon tehdidinden uzak değildir. Dünyanın üzerindeki her nokta bu durumdadır. Bu nedenle madem ki radyasyon etkisinden kaçış imkansızdır, öyle ise bu zarardan bedenimizi korumak amacıyla yapılabilecek bilimsel bir uygulamaya ihtiyaç vardır. İşte bu anlamda bedeninizi radyasyondan temizlemek için günde bir çay kaşığı kadar KİMYON yiyiniz. Kimyon aşırı radyasyonu toplayıp, idrar yoluyla bedenden atılmasını sağlar. (Bkz. Çevresel negatifler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Ne yazık  ki; hızlı ve çok kazançlı üretim yapmak hırsıyla gıdalarımız sağlık bozucu etki yapan hormonlu gübre ve yemlerle hazırlanmaktadır. Bu yabancı hormonların vücutta muhtelif yerlerde yuvalanması sonucunda ani sağırlık, ani körlük, her türlü kistler ve daha pek çok rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Meyve, sebze, hayvani ürün türü gıdalarla ister-istemez aldığınız yabancı hormonlardan bedeninizi temizlemek için, günde bir tutam KEKİK yeyiniz. Kekik; bedende biriken yabancı hormonları toplayıp, idrar yoluyla atılmasını sağlar.( Bkz. Çevresel negatifler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Bedeniniz size idrar sinyali verdiğinde , hiç ertelemeden hemen gidip idrarınızı yapınız. Sıkıştığınız halde beklemeniz durumunda ;idrar torbasında sarkmalar, idrar kesesini kontrol eden kaslarda şekil bozulmaları, idrar kaçırma problemleri, idrarın üreterden böbreklere geri yürümesi ve erkeklerde prostat problemi oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Oluşmuş prostat problemini ortadan kaldırmak veya hiç oluşmamasını sağlamak amacıyla sıkça BROKOLİ yeyiniz. Haşlayıp hem brokoliyi yeyiniz, hem de suyunu içiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Yeni doğan bebeklerin de doğal olarak suya ihtiyaçları vardır. Her canlı suya muhtaçtır. Bunun istisnası yoktur. Anne sütünün yanı sıra bebeğe su da içirilmelidir. Bebek kendi ihtiyacı derecesinde suyu içer. Bebeklere su içirilmemesi kafatasında bulunan eklemlerin (bıngıldak) yaratılışta programlanmış olan vakitden erken kapanmasına yol açar. Bu da çocuğu ileride çözümsüz berbat hastalıklara götürür. Bebeklere su içirilmemesi yolundaki telkinler kesinlikle bilim dışıdır. Çünkü her canlının suya ihtiyacı vardır, su hayattır. Binlerce yıldır bebeklere su içirilir. İnsanın beden yapısı (Anatomisi) da değişmediğine göre değerli annelerin bu konuyu ciddiyetle düşünmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEKLER VE SU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem düzenin bir parçası olarak, bebek, anne karnında doğanın kudretli eliyle, annenin müdahalesi dışında beslenir, gelişir, korunur. Doğduğu andan itibaren ise annesinin seçimleriyle beslenecek ve korunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olmanın verdiği heyecan ve en iyisini yapmaya çalışmanın verdiği tedirginliği lehinize çevirmek sizin elinizdedir. Her zaman olması gerektiği gibi, lütfen bu önemli dönemde de verilen tavsiyeleri uygulamadan önce akıl süzgecinizden geçirin, içinize danışın; tavsiyeleri veren ister doktorunuz olsun, ister bir komşunuz, asla düşünmeden hareket etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yaygın söylemlerin aksine, bebeklerin de yetişkinler kadar suya ihtiyaçları vardır. Su hayattır. Dörtte üçünü suyun oluşturduğu bedenimizi sudan mahrum bırakmak ancak bilgi eksikliği sebebiyle olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinize ilk günden itibaren su içirin. İçme suyunu 2-3 dk kaynatıp soğuttuktan sonra günde 3-4 çay kaşığı vererek başlayabilir, zamanla bu miktarı arttırabilirsiniz. Suyun ayrı bir tadı olmadığı için bebek tarafından yadırganıp reddedilmesi olağandır. Ama bebeğiniz birkaç ay içinde alışacak, suyu sevip ihtiyacı kadar içecek duruma gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Yaşam boyunca daima fiziksel bedeninizin sesini dinleyiniz.... O , size her halini bir şekilde hissettirerek söyler... Acıktığını, doyduğunu, üşüdüğünü, yorulduğunu, uykuya ihtiyacı olduğunu, tuvalete çıkmak istediğini vs. Bu sesi duyduğunuzda onun isteklerine uyunuz. Sizi yıllardır içinde taşıyan fiziksel bedene saygı gösteriniz... Onunla iddialaşmayınız ve çatışmayınız. Hayat yolculuğunda sizi taşıyan fiziksel bedeninizle ahenk içinde birlikte yaşama kültürüne sahip olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Bilindiği gibi erkeklerde ve dişilerde aynı anda hem erkeklik hem de kadınlık hormonları mevcut olup, bunlardan bir türün ileri çıkmasıyla kişide erkeklik veya dişilik özelliği netleşmektedir. Bu anlamda çok önemli bir uyarı yapmak istiyorum : Erkeklerin kulak memelerine küpe takmaları halinde , o bölge bir akupunktur noktası olduğundan , bedende dişilik (kadınlık) hormonu salgılanmasına yol açar. Masum bir aksesuar kullanmak amacıyla yapılan bu işlem, erkeğin cinsel kimliğinde giderek bir kaymaya sebebiyet verir. Bir erkeğin hayatında pek ağır mutsuzluklara yol açabilecek böyle bir tehlike hakkında sevgili gençlerimizin bilgilendirilmesini diledim. Eski çağlarda uzun süreli seferlere çıkan denizciler kadınlardan uzak olarak geçecek olan  sefer boyunca cinsel dürtülerinin basıncından korunabilmek amacıyla, denize açıldıklarında kulak memelerine metal küpeler takmışlardır. Bu işlem de anlattığımız nedenle yapılmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız çocuklarına henüz çok küçük yaşlarında küpe takılması da aynı amaca dayanır. Yani ; Kulak memelerine takılan metal çivinin etkisi sayesinde dişilik hormonu baskın durumda salgılansın ve çocuk cinsel kimliğine sağlam şekilde uygun gelişsin amacıyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Moda akımları, toplum bireylerinin giyim anlayışında da ileri derecede etkin olmaktadır. Bireysel hakkı gereği herkes kendi anlayışına göre giyinmekte özgürdür. Ben konunun yalnızca sağlığı etkileyen yönü üzerinde görüş bildirmek istiyorum. Düşük bel pantolon ve kısa blüz giyerek karın bölgesini açık bırakan hanımefendiler, farkında olmadan ağır bir tehlikeye maruz kalmaktadırlar.  Bir kadının göbek bölgesini açık bırakarak , fark etse de etmese de karnını üşütmesi , o bölgede bulunan üreme sistemini ( rahim ve yumurtalıklar ) olumsuz etkilemekte ve KISIRLIK problemine yol açabilmektedir.  Her kadının doğal hakkı olan annelik mutluluğunu ondan alacak bir tehdit oluşturan bu giyim şeklinin zararlarını insanlık adına değerli vatandaşlarımıza haber vermek istedim. Güzelleşme ve süslenme hakkını kullanan bayanların aynı zamanda sağlığı koruma anlayışını da taşımaları gerekir. Ayrıca ; Bu giyim şekli bayanlarda sistit, böbrek iltihabı ve hazımsızlık problemlerini de oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Giyim anlayışı içerisinde türban kullanan hanımefendilere tıbbi anlamda bir uyarıda bulunmak istiyorum. Beni bu uyarıyı yapmaya iten husus aşağıda belirttiğim şikayetler nedeniyle merkezimize pek çok hanımefendinin başvuru yapmış olmalarıdır.  Türban takılmasında hep birlikte kullanılan büyük eşarp, onun altına takılan ikinci örtü malzemesi ve türbana arzu edilen şekli kazandırmak amacıyla kullanılan diğer sert malzemenin sebep olduğu kapalı bölgeyi havasız bırakma etkisi yüzünden;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri derecede yoğun olarak saç dökülmesi, kulaklarda mantar oluşumu ve boyun ve ense bölgesinde mantar oluşumu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık anlamında değerli hanımefendilere bilgi olarak sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Kız çocuklarının bebeklikten itibaren ayakları daima sıcak tutulmalıdır. Çorap, terlik, ayakkabı giyilmesine çok önem verilmelidir. Dikkat ve özen gösterilmemesi durumunda ileride KISIRLIK tehlikesi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● ÖFKELENMEYİNİZ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın okuyucularıma öfkelenme hadisesinin vücuda yaptığı darbeyi bir benzetme ile anlatmaya çalışayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şahsa, küçük bir dinamit lokumunun fitilini ateşleyerek verseler ve onu yutmasını isteseler.... Dinamitin fitili lokum mideye indiği sırada tamamen yanmış olsa ve infilak ( Patlama ) gerçekleşse.... işte bir öfke anında vücuda verilen zarar neredeyse böyle olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öfke nedeniyle felç olup yere yıkılan, kalp krizi geçiren, gözde retina yırtılması yaşayan, ayrıca sayamayacağımız kadar doku ve organ hasarı ile karşılaşan pek çok kişinin hikayelerini bilmekteyiz. Yıllar içinde bu zarara uğrayarak merkezimize başvuran pek çok kişilerin hikayelerinden de öfkenin bunu yaşayan kişiye yaptığı zararı en açık şekilde tespit etmiş bulunuyoruz. Bu bilgiyi de paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca öfkeye yenik düşerek hareketlerinin kontrolünü kaybeden kişinin muhataplarına verdiği zararları da düşündürmek isterim. Bir anlık öfke ile cinayet işleyen, aile birliğinin bozulmasına yol açan, toplum içinde itibarsız bir kişi haline düşen kimselerin pek çok örnekleri sizlerce de bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak : &lt;a href="http://www.bioenerji.org/" target="_blank"&gt;http://www.bioenerji.org/&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-1305860312078632642?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/1305860312078632642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerjist-murat-soyerden-saglk-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/1305860312078632642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/1305860312078632642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/bioenerjist-murat-soyerden-saglk-icin.html' title='Bioenerjist Murat soyerden Sağlık için önemli  tavsiyeler'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7497950235822556474</id><published>2009-03-12T14:33:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:39:12.969-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ms'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mshastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Multi Skleroz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Yoga ve Reiki yaparak MS'i yendim!</title><content type='html'>&lt;div class="haberin_bolum_alani"&gt;&lt;div style="float: left; width: 90px;"&gt;&lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/index.html"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/ekler_gunaydin_logo.gif" alt="Günaydın" title="Günaydın" height="32" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="haber_baslik baslik_renk" style="float: left; padding-top: 4px;"&gt;&lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/bolum,sag.html" class="haber_baslik bolum_baslik"&gt;Sağlık&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt; &lt;!----&gt;   &lt;div class="pad10"&gt;        &lt;!--~hb~--&gt;     &lt;div class="haber line_height_def"&gt;                   &lt;div style="float: left; width: 208px; background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;         &lt;div style="width: 208px; height: 363px;"&gt;&lt;div style="padding-bottom: 8px; padding-right: 8px;"&gt;&lt;img src="http://www.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/im/18D68B4F90172740A4AFFDBEr.jpg" alt="" title="" height="355" width="200" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="width: 208px;"&gt;&lt;div class="pad10b resim_alti"&gt;Sema Türkel, her gün en az iki saat yoga yapıyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;         &lt;!-- Güncel Haberler --&gt; &lt;div style="width: 210px; float: left;" class="iliskili_haber_bgcolor print_hidden"&gt;   &lt;div style="border: 1px solid rgb(205, 205, 205); margin-right: 10px; margin-bottom: 10px;"&gt;     &lt;!-- Haber işlemleri --&gt; &lt;div style="width: 198px;"&gt;   &lt;div style="border-bottom: 1px solid rgb(216, 216, 216);"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/_hdr_etkilesim_kutusu.gif" alt="Etkileşim kutusu" title="" height="30" width="198" /&gt;&lt;/div&gt;   &lt;div style="border-bottom: 1px solid rgb(216, 216, 216);"&gt;     &lt;div style="padding: 5px 0px 0px 10px; color: rgb(113, 173, 32);" class="kalin ari11"&gt;Haberi Dinle&lt;/div&gt;     &lt;div style="height: 35px;"&gt;  &lt;script type="text/javascript" language="javascript"&gt;  &lt;!--  writeNewsSoundPlayer("http://213.74.5.120/2007/04/09/32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC_22", 198, );  //--&gt;  &lt;/script&gt;     &lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;   &lt;div style="padding: 5px 4px 0px 6px; background-color: rgb(235, 235, 235);"&gt;     &lt;div style="float: left; width: 95px; height: 25px;"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="popupHaberDinle('32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC');" onfocus="this.blur();"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/haberidinle.gif" alt="Haberi Dinle" title="Haberi Dinle" height="20" width="91" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div style="float: left; width: 91px; height: 25px;"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="popupYorumYap('32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC');" onfocus="this.blur();"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/yorumyap.gif" alt="Yorum Yap" title="Yorum Yap" height="20" width="91" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div style="float: left; width: 95px; height: 25px;"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="popupEditorEposta('32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC');" onfocus="this.blur();"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/editoreposta.gif" alt="Editöre e-posta" title="Editöre e-posta" height="20" width="91" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div style="float: left; width: 91px; height: 25px;"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="popupHaberGonder('32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC');" onfocus="this.blur();"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/yaziyigonder.gif" alt="Yazıyı Gönder" title="Yazıyı Gönder" height="20" width="91" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div style="float: left; width: 95px; height: 25px;"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="doHaberYazdir('32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC');" onfocus="this.blur();"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/ciktial.gif" alt="Çıktı Al" title="Çıktı Al" height="20" width="91" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div style="float: left; width: 91px; height: 20px;"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="20" width="91" /&gt;&lt;/div&gt;     &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;                 &lt;div class="pad10lrb" style="border-top: 1px solid rgb(205, 205, 205);"&gt;       &lt;div class="iliskili_haber_baslik_renk ari12 kalin" style="padding-top: 10px; padding-bottom: 7px;"&gt;İLİŞKİLİ HABERLER&lt;/div&gt;                                                                         &lt;div style="position: relative;" class="iliskili_haber_renk_visited ver11"&gt;         &lt;div style="float: left; width: 8px; margin-top: 5px;"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/_bullet.gif" alt="Bullet" height="4" width="4" /&gt;&lt;/div&gt;         Yoga ve Reiki yaparak MS'i yendim!       &lt;/div&gt;                                                                                     &lt;div style="padding-top: 4px; position: relative;"&gt;         &lt;div style="float: left; width: 8px; margin-top: 5px;"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/_bullet.gif" alt="Bullet" height="4" width="4" /&gt;&lt;/div&gt;         &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,04D183E7A0BB4978BE441B4AA8CF581E.html" class="iliskili_haber_renk ver11" style="line-height: 14px;"&gt;         MS'le ilgili son tedavi teknikleri         &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;                                                                                     &lt;div style="padding-top: 4px; position: relative;"&gt;         &lt;div style="float: left; width: 8px; margin-top: 5px;"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/_bullet.gif" alt="Bullet" height="4" width="4" /&gt;&lt;/div&gt;         &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,D6546AA3BE2D400A9A156855353E06B6.html" class="iliskili_haber_renk ver11" style="line-height: 14px;"&gt;         MS tablosuyla dünyanın en iyisi oldu         &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;                                                                                     &lt;div style="padding-top: 4px; position: relative;"&gt;         &lt;div style="float: left; width: 8px; margin-top: 5px;"&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/i2/_bullet.gif" alt="Bullet" height="4" width="4" /&gt;&lt;/div&gt;         &lt;a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,5C39FE8B4A324640B67759732F57C9B9.html" class="iliskili_haber_renk ver11" style="line-height: 14px;"&gt;         Tıbbi tedavi yetmez rehabilitasyon şart         &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;                         &lt;/div&gt;         &lt;/div&gt;       &lt;/div&gt;       &lt;/div&gt;                   &lt;div class="haber_baslik pad10b baslik_renk"&gt;         Yoga ve Reiki yaparak MS'i yendim!       &lt;/div&gt;                   &lt;div&gt;         &lt;div style="border-top: 1px dotted rgb(216, 216, 216);"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;                 &lt;div style="margin-right: 5px;" class="ver10 spot_renk float_right"&gt;           ESRA TÜZÜN         &lt;/div&gt;                         &lt;div style="border-bottom: 1px dotted rgb(216, 216, 216); margin-bottom: 10px; clear: right;"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;       &lt;/div&gt;    &lt;div class="clear_right"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;           &lt;/div&gt;         &lt;div class="haber_spot line_height_def"&gt; "Kronik bir hastalıktır, MS'in tedavisi yoktur" tezini çürüterek "Ben iyileştim" diyen Sema Türkel'in umut veren reçetesi: Medikal tedavinin yanı sıra reiki, meditasyon ve yoga yaparak düşünce kalıplarımı değiştirdim. Asıl gücün iyileşmeye olan inançta olduğunu gördüm ve sonunda iyileştim.. &lt;/div&gt;     &lt;div class="mar10tb" style="border-bottom: 1px dotted rgb(216, 216, 216);"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;             &lt;div class="haber haber_renk line_height_def"&gt; Hayatın bir döneminde aniden ortaya çıkan, felce neden olan ve hastayı yatağa sürükleyen Multipl Skleroz yani MS hastalığında 48 yaşındaki emekli resim öğretmeni Sema Türkel'in öyküsü umut veriyor. Türkel, aynı zamanda Türkiye MS Derneği'nin İzmir Başkanı. MS'li hasta ve yakınlarına hastalıkla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda dersler veriyor. Bu konuda konferanslara katılıyor hatta ödüller kazanıyor. 'Kronik bir hastalıktır, MS'in tedavisi yoktur' diye bilinen tezi çürütüyor. Sema Türkel, bir sinir sistemi hastalığı olarak tanımlanan MS'i yendiğini söylüyor ve bunun yollarını anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* &lt;i&gt;MS kronik ve tedavi edilemez bir hastalık olarak biliniyor; siz tamamen iyileştiğinize emin misiniz?&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;15 yıl boyunca 'iyileşmesi mümkün değil' denilen MS'le mücadele ettim. Yatağa bağlı olarak yaşadığım zamanlar oldu, tekerlekli sandalye bile bana lükstü; ama son üç yıldır tek bir ilaç kullanmadan hayatımı sürdürebiliyorum. MS plaklarım (sinir dokusu içindeki alerjik iltihabi alanlar) tamamen düzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ÖNCE DÜŞÜNCE DEĞİŞMELİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* &lt;i&gt;MS hastalığının sizde ilk belirtisi ne olmuştu?&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;İlk belirti denge kaybıydı, çünkü plaklarım denge merkezindeydi. Yürüme yeteneğimi kaybettim. Aylarca yatakta yattım, yıllarca ilaç tedavisi gördüm. Bence hastalığa neden olan; yaşam biçimi ve kafamızda oluşturduğumuz düşünce kalıpları. Benim bunu fark etmek 13 yılımı aldı. 3 yıldır çok iyiyim ve MS'e dair hiçbir bulgu yok vücudumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* &lt;i&gt;MS'i nasıl yendiğinizi düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Ben tamamlayıcı tedavilere çok inanıyorum. Tabii ki medikal tedaviyi kabul ediyorum ama asıl gücün iyileşmeye olan inanç olduğunu düşünüyorum. Ben bu hastalıkla hayatıma yeni bir yön verdim. Medikal tedavinin yanı sıra yaptığım reiki (Uzakdoğu felsefesine göre şifa verici enerjinin uygulamasına yönelik teknikler), meditasyon ve yoga; hem ilaçların yan etkilerini azalttı hem de beni hastalığa yol açan düşünce kalıplarımdan kurtardı. Bu yöntemler, hücre bazında, DNA'nızda sizi etkiliyor. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinemiyor ancak hastalara baktığınızda; aslında onları hastalığa iten şeyin yanlış düşünce kalıpları, kendilerine değer vermemek ve kendilerini yeterince sevmemek olduğunu görüyorsunuz. Tamamlayıcı tıpla kendi kendime tekrar değer vermek için çalışmalar yaptım. Beş yıl boyunca düzenli olarak yoga yaptım. Hala günde en az iki saat yoga yaparım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ARTIK HİÇ YORULMUYORUM&lt;br /&gt;* &lt;i&gt;MS'li hastalara nasıl yardım ediyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Biz dernek olarak üyelere psikolojik testler uyguluyoruz ve rehabilitasyon ile terapinin önemini çok açık görüyoruz. Çünkü bütün hastaların kafasında, benzer kalıplar var; hastalığı hemen kabullenmek, kendini 'işe yaramaz ve değersiz' hissetmek, hastalığa sığınarak sürekli ilgi ve bakım beklemek... Ailesi veya kendisi tarafından tecrit edilmek istenen MS'lileri sosyalleştirmeye çalışıyoruz. Bütün kas gruplarını çalıştırarak, iş yapabilir hale getiren bir rehabilitasyon programı bu. Hastalığı oluşturan düşünce kalıplarından sıyrılarak güçlenmeyi öğreniyor ve hastalığı yeniyoruz. Ben de beş yıl boyunca bu teknikleri öncelikle kendimde uyguladım ve sonunda iyileştiğimi fark ettim. İyileştiğimi hissettiğim andan beri de vücudum iğneleri kabul etmedi. Bütün gün çalışıyorum ve yorulmuyorum. Sıcak ve soğuktan etkilenmiyorum. Sağlıklı besleniyorum. Dinlenmem gerektiğinde dinleniyor ve stresten uzak durmaya çalışıyorum. Bunlar benim tamamen iyileştiğimi gösteriyor. &lt;/div&gt;      &lt;!--~hs~--&gt;         &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" height="1" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;     &lt;!----&gt; &lt;div class="print_only mar10t" style="border-top: 1px solid rgb(0, 0, 0); page-break-inside: avoid;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Yayın tarihi:&lt;/b&gt; 9 Nisan 2007, Pazartesi&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Web adresi:&lt;/b&gt; &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/2007/04/09/gny/haber,32E1D9D7E6004588A040509DD6E3B3CC.html"&gt;http://www.sabah.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7497950235822556474?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7497950235822556474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/o.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7497950235822556474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7497950235822556474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/o.html' title='Yoga ve Reiki yaparak MS&apos;i yendim!'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-7082619151855527194</id><published>2009-03-12T14:32:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T14:33:24.137-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Kanser,Ameliyat ve Reiki</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Kanser,Ameliyat ve Reiki &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_5272"&gt;      &lt;img src="http://www.derki.com/images/dokuzuncu/reiki.gif" alt="[Resim: reiki.gif]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.derki.com/images/dokuzuncu/kanserreiki1.jpg" alt="[Resim: kanserreiki1.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kanser hastalığını deneyimlemiş birini tanır. Çoğu insan hayatında en az bir kez ameliyat olmuştur.Bu yazıda kanser ve/veya ameliyat deneyimlerini yaşamanın farklı bir yolunu paylaşmak istiyorum sizlerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser ve ameliyat (ve bunların sadece düşüncesi bile) insanda ölüm korkusu, çirkinleşme korkusu ve o anda sahip olunan hayat tarzını kaybetme korkusu uyandırabilir. Ameliyata gireceğini bilmek veya kanser teşhisi konmak duyguların, düşüncelerin, fiziksel hassaslıkların aynı zamanda yaradanla bağlantımızın sorgulanmasının da işin içine karıştığı bir deneyimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı tıbbının izlediği yol semptomları tedavi etmek veya problemi kesmektir. Bu çözümler vücudu daha fazla dengesizleştirir çünkü vücut yeni ilaça ve yan etkilerine alışmak veya vücuttan alınan bölgeyle ilgili olarak fonksiyonunu değiştirmek zorundadır. Tedavi genellikle kişiye bu problemle ilk karşılaştığı andan daha fazla problem yaratır. Mesela kemoterapi veya radyasyon vücut için gerekli zehirlerdir ve kendi ızdıraplarını yaratırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat, kanser teşhisi ve tedaviye değişik bir yaklaşım Reiki kullanılmasıdır. Reiki doğu kaynaklı eski bir şifa tekniği olarak vücudu tekrar dengeler. Her deneyimin fiziksel, duygusal, mental ve ruhsal seviyelerinde çalışır. Duygusal olarak sakinleştirir, fiziksel acıyı azaltır veya kaldırır, endişeyi azaltır ve ruhsallığımızla tekrar iletişim kurmamızı sağlar. Aynı zamanda vücudu toksinlerden temizler ve kendini iyileştirecek gücü tekrar kazanmasını sağlar. Kemoterapi, radyasyon veya ameliyat deneyimlerini daha dayanılabilir yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi uygulamalarımda pek çok kanser hastası görürüm: erken safhalarında, ameliyattan önce, kemoterapi veya radyason tedavisi sırasında ve ameliyattan sonra. Aynı zamanda değişik tip ameliyatlara hazırlanan pek çok kişide görürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahim ameliyatına hazırlanan bir kaç bayan bunun daha iyi bir deneyim olmasını dileyerek bana geldiler. Bunun çalışması için ameliyattan önce bir kaç kez Reiki seansı uygulanır. Bu vücudu daha iyi bir forma sokar. Yapılan, ameliyatın verdiği hasarlardan önce sistemi temizlemek veya güçlendirmek gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyatlarından önce Reiki alanlar daha az acı hissederler, ameliyat sırasında kan kayıpları minimum olur ve ameliyattan kısa bir süre sonra ayağa kalkarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda çok az veya hiç acı deneyimlemezler.Ameliyattan bir kaç hafta sonrasına kadar Reiki seanslarına devam ederler, bu da iyileşmeyi destekler ve hızlandırır.Bir sonraki doktor ziyaretlerinde ne kadar hızlı iyileştikleri ve her ne yapıyorlarsa devam etmeleri söylenilir.Birlikte çalıştığım, şu anda kemoterapi veya radyasyon tedavisi gören insanlar Reikinin kendilerini iyi hissetmelerinde yardımcı olduğunu söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki, tedavinin toksinlerinin atılmasında ve hissedilen rahatsızlığın azaltılmasında yardımcı olabiliyor.Reiki aynı zamanda sakinleştiriyor, yorgunlukla daha iyi başa çıkılabilmesini sağlıyor ve hastayı güçlendirerek bu zor zamanlarda ayakta kalmalarını sağlıyor.Bazı insanlar Reiki tedavisinden sonra mide bulantısının ve kuşmanın azaldığını bile söylediler.Reiki aynı zamanda hastaya bakan ve destekleyen kişi içinde faydalı.Onların sevdiklerinin yanında daha güçlü olmalarını sağlayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp ameliyatı veya ciddi bir müdahale sırasında enerjiyle şifanın ne kadar etkili olabileceği New York Columbia Presbyterian Hastane’sinde kalp cerrahi Mehmet Öz’le birlikte çalışan Julie Motz’un “Hands of Life” adlı kitabında anlatıldı. İlk olarak 1995 yılının Ağustos ayında New York Times’ta "synthesiş of high-tech mediçine and ancıent healing wişdom” adında bir yazı yayınladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ms. Motz kitabında vücudun kendine olan şey için nasıl tümüyle hazırlık olduğunu ve kimsenin bu zorlu durumdan geçerken gösterdiği cesaret yüzünden vücudunun tümüne veya bir parçasına teşekkür etmediğini söylüyor.Bu olaya bakmanın başka bir şekli.Bu yüzden eğer bir ameliyata girmek üzereyseniz veya kanser tedavisi için hazırlanıyorsanız vücudunuzu düşünün.Onu nasıl güçlendirebilirsiniz, destekleyebilirsiniz ve bu deneyimden sonra nasıl iyileşmesini sağlayabilirsiniz? Neden eski bir şifa uygulaması olan Reiki’yi düşünmüyorsunuz? Vücudunuz, aklınız ve ruhunuz onu sevdiğiniz ve bu proses sırasında desteklediğiniz için teşekkür edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Kathie Lipinski Reiki Master’i ve hemşiredir. Louisvilee[1] Kentucky’de yaşamaktadır. Yazısı da Reikinews dergisinin izniyle &lt;a href="http://www.reiki.org/" target="_blank"&gt;www.reiki.org&lt;/a&gt; adresinden alınmıştır.&lt;br /&gt;alinti : &lt;a href="http://www.derki.com/sayfalar9/kanserreiki.html" target="_blank"&gt;http://www.derki.com/sayfalar9/kanserreiki.html&lt;/a&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-7082619151855527194?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/7082619151855527194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/kanserameliyat-ve-reiki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7082619151855527194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/7082619151855527194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/kanserameliyat-ve-reiki.html' title='Kanser,Ameliyat ve Reiki'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-2291160343633606073</id><published>2009-03-12T14:30:00.002-07:00</published><updated>2009-03-12T14:32:24.263-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Biyoterapi</title><content type='html'>&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;strong&gt;Biyoterapi &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="post_body" id="pid_6690"&gt; Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm'e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Şematik olarak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çİ" .................enerji-şekil&lt;br /&gt;DAO&lt;br /&gt;"YİN-YANG" ....... sema-toprak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1633199406870380982-2291160343633606073?l=kendikendinetedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/feeds/2291160343633606073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/biyoterapi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2291160343633606073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1633199406870380982/posts/default/2291160343633606073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kendikendinetedavi.blogspot.com/2009/03/biyoterapi.html' title='Biyoterapi'/><author><name>fantasticvolk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06933470522670388050</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_xV8lWtbCw-8/SmmKIbOsKRI/AAAAAAAAABA/LUBhAoDAysI/S220/fantasticvolk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1633199406870380982.post-1614068224571604188</id><published>2009-03-12T14:30:00.001-07:00</published><updated>2009-03-12T14:30:49.648-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatiftıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütünsel tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çare'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternatif'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reiki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapunktur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamlayıcıtıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesteknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioenerji'/><title type='text'>Hastanelerde Reiki</title><content type='html'>Reiki Amerika'daki klinikler ve hastanelerde müşteri hizmet kalitesini arttırmak için yararlı ve uygun maliyetli bir tedavi yöntemi olarak geçerlilik kazanmaya başladı. Manhattan Göz, Kulak ve Boğaz Hastalıkları Hastanesinde özel hemşire olarka görev yapan Marilyn Vega'nın deyimiyle "Reiki seansları hastaların daha az acı çekerek daha hızlı iyileşmelerrini sağlıyor". Reiki cerrahi müdahaleler sonrasında toparlanma sürecini hızlandırıyor, hastanın zihinsel olarak iyileşme sürecine katılımını kolaylaştırıyor ve ilaç tedavilerinin yan etkilerini azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Reiki Master olan Vega, Reiki'yi sıradan bakım sürecinin bir parçası olarak uyguluyor. Hastalar Reiki'den hoşlandıkları için de bu tedavi hastalar ve hastane çalışanları arasında ağızdan ağıza yaygınlık kazanıyor. Birçok hasta Vega'dan onlara operasyon sırasında ve iyileşme sürecinde Reiki uygulamasını istiyorlar. Ayrıca Memorial Sloan Kettering Hastanesindeki kanserli hastalar, kemik iliği nakli yapılanlar dahil olmak üzere Vega'nın kendilerine Reiki vermesini talep ediyorlar. Reiki'nin değerini idrak eden 6 doktor ve 25 hemşire, Vega ile birlikte Reiki eğitimi almaya başlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Amerika'da Gelişmeye Başlayan Tamamlayıcı Tedavi Anlayışı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan kamuoyu Reiki dahil olmak üzere her çeşit tamamlayıcı tedavi ile giderek daha yakından ilgilenmeye başlıyor. Esasen Boston Beth Israel Hastanesi'nden Dr. David M. Eisenberg'in yaptığı bir çalışma her üç Amerikalı'dan bir tanesinin bu tür alternatif tedavilerle ilgilendiğini ve sadece 1990 yılında bu tür tedavilere harcanan toplam miktarın 14 milyar doalrı bulduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;Reiki, tıp kurumlarında da daha geniş bir farkındalık oluşturmaya ve kabul görmeye başlıyor. Bazı hastaneler Reiki'yi bakım hizmetlerinin arasına dahil ediyor ve Reiki eğitimi almış fizik tedavi uzmanları, hemşireler ve destek elemanlarını işe alıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://derki.com/images/dorduncu/BANDAGE.jpg" alt="[Resim: BANDAGE.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastaneler Reiki'yi Neden Seviyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan hastaneleri bir değişim süreci yaşıyorlar. Maliyetleri düşürürken bir yandan da verilen hizmet kalitesini arttırmak gibi bir meydan okuma ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Pahalı tedavi yöntemlerine dayalı geleneksel tıp modelleri ile karşı karşıya oldukları bu rekabet sorunu onları tam bir çözümsüzlüğe itiyor. Bu noktada Reiki ve diğer yardımcı tedavi yöntemleri onların imdadına yetişiyor. Reiki uygulamaları için teknolojik yatırıma gerek yok. Üstelik birçok Reiki uzmanı hizmetlerini ücret almadan ya da düşük ücretlerle veriyor. Bu nednele Reiki bir yandan maliyetleri düşürmelerini sağlarken öte yandan hastalardan çok olumlu tepkiler alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York Columbia Presbiteryan Hastanesinin ünlü kardiyografi cerrahlarından Dr. Mehmet Öz ile birlikte çalışan ve Reiki eğitimi almış olan şifacı Julie Motz, hastaların operasyonlar sırasındaki enerji dengesini korumak için, Reiki ve diğer hassas (subtle) enerji tekniklerini kullanıyor. Motz, doktor Öz'e açık kalp ameliyatları ve kalp nakilleri sırasında destek veriyor. Motz'un girdiği 11 operasyonun hiçbirinde, hastaların yaygın olarak görülen operasyon sonrası depresyona girmedikleri, bypass hastalarının operasyon sonrasında ağrı ve bacaklarda görülen zayıflık gibi sorunları yaşamadıkları ve organ nakli yapılan hastalarda vücudun organı reddetmesi sorununun ortadan kalktığı tespit ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marin Independent Journal dergisi Motz'un California Marin General Hospital'daki çalışmalarını yakından takip ediyor. Motz bu hastanede operasyon göre hastalara hassas (subtle) enerji teknikleri uyuguluyor. Şefkat yüklü konuşmalarında yer aldığı seanslarında hastalara pozitif duygular aşlıyan Motz özellikle mastektomi hastalarıyla çalışmak konusund ahastane tarafından destekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marin General'da onkolojist olarka görev yapan Dr. David Guillion, "Hastalar için gücümüzün yettiği her hizmeti vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bizler modern tıbbın tüm imkanlarını hastalarımızın önüne seriyoruz ancak şifa çok karmaşık bir süreç... Pozitif enerjinin kullanılmasıyla iyileşme sürecinin tetikleneceği düşüncesini destekliyorum" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tucson Tıp Merkezindeki Reiki Kliniği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arizona'daki Tucson Medical Center (TMC) Reiki uygulamacılarından oluşan bir ekibe sahip. Program Onkoloji Servisi Destek Birimini yöneten Sally Soderlund tarafından idare ediliyor. Program devreye girdiğinden beri bir parçası olan Arlene Siegel Reiki isteyenlerle aylık destek alışmaları yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMC programı Mayıs 1995'de başlatıldı. Tucson Reiki birliğinden üç usta bir Reiki kliniği kurulması için girişimde bulundular, ancak yer bulmak konusunda fona ihtiyaçları vardı. Bu sorunu çözmeye çalışırlarken hastanenin yöneticisi olan Sandy Haywood ile ilişki kurdular ve hastalara Reiki seansları vermeyi önerdiler. Tamamlayıcı tedaviler konuusnda olumlu bir yaklaşımı olan Haywood bu programın başlatılmasını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program önce kanser bakım ünitesinde devreye girdi, ama o günden bu yana hastanenin birçok biriminde yaygınlaşmaya başladı. Önceleri Reiki uygulaması için fizik tedavi uzmanının onayı gerekiyordu. Ancak artık hemşirenin talepte bulunması yeterli oluyor. Reiki seasnları iki kişilik bir ekip tarafından veriliyor ve bu hem hastalarda hem de ekipte daha güçlü bir güven ve rahatlık duygusu oluşmasını sağlıyor. Hastanı odasında ve yatağında bu seansı alabilmesi için rıza gösterdiğini belirten bir dokümanı imzalaması yeterli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki'nin içeriğini seanstan önce hastaya açıklayıp açıklamamak Reiki veren ekibin tercihine bağlı. Ama ekipler tecrübelerine dayanarak kendilerini tanıtıp, yapacakları tedaviyi anlatan bir konuşmanın daima faydası olduğunu söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yapacakları işi açıklarken ilk adımda hemen Reiki sözcüğünü kullanmamanın, bunun yerine şifa enerjisi ifadesine başvurmanın daha olumlu tepki aldığını da görmüşler. Hastaya, şifa enerjisinin aslında bedenlerimizde varolan, fakat hastalıklarla birlikte bloke olmuş bir enerji olduğunu, bu enerjinin seviyesini yükselterek hastaya destek vereceklerini anlatıyorlar. Daha sonra buna Reiki dendiğini hastaya açıklıyor ve seans boyunca tedavi edici Reiki müziği de çalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*Not: Reiki uygulamalarını hastanelerde yapmak ve hastaya Reiki'nin ne olduğunu çok iyi anlatmak ve ancak hasta tarafından onay görüyorsa uygulamaya geçmek şart. Ayrıca, Reiki'nin doğası itibariyle spiritüel bir özelliği olduğunu, sevgi ve sefkat eenrjisi içerdiğini, bunun belli bir dinle alakası olmadığını, Reiki ekiplerinde çalışan farklı dinlerden birçok insan olduğunu ve bu enerjinin dinleriyle ters düşen bir yanını göremediklerini ifade etmek de çok yararlı oluyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reiki kliniklerindeki gönüllüler, hastalarla ve hastane görevlileri ile konuşurken metafizik terimler kullanmamaya, aura, çakralar, enerji bedenleri gibi konudan uzak olanların kafasını karıştıracak ve olumsuz tepki uyandırabilecek sözcükleri sarfetmemeye özen gösteriyorlar. Bunun yerine Reiki'yi günlük yaşamın içinden sözcüklerle açıklamak ve dokunmanın herkese huzur ve mutluluk veren bir enerjisi olduğunu söylemek daha yararlı oluyor. Reiki tedavisi yerine Reiki seanslar tanımının daha olumlu bir etki yarattığını da gözlemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Reiki gönüllüleri hastaneye geldikleri zaman Soderlund onlara ayrıntılı bir soru formu doldurtuyor ve bunu imzalattırıyor. Gönüllülerin, hastane dışında hastalarla Reiki seansı vermek için anlaşma yapmamaları gerekiyor. Daha sonra ''gölgelemek'' olarak tanımlanan ikili ekip çalışmalarına katılıyorlar. Altı gölgeleme çalışmasından sonra, Soderlund idari ayarlamaları yapıyor ve gönüllüye hastanenin işleyişi, çalışanlar ve hastalarla ilişkiler konusundaki yönergeleri aktarıyor. Ortaya çıkabilecek farklı durumlarda nasıl davramaları gerektiği konusunda da eğitim alıyorlar. Daha sonra da kendileri gibi bir gönüllü ile birlikte iki kişilik bir ekip oluşturuyorlar. Halihazırda hastanede ikili ya da dörtlü gruplar halinde seanslara giren 20 kişilik bir ekip var.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://derki.com/images/dorduncu/reiki3.jpg" alt="[Resim: reiki3.jpg]" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Siegel Reiki gönüllüleri ile aylık toplantılar yapıyor. Bu toplantılarda hedef belirliyor, deneyimlerini paylaşıyor ve giyim tarzı, yönetim esasları gibi konularda fikir tartışmaları yapıyorlar. Yeni hastaların potansiyel tepkilerine hazırlıklı olmak için de karşılıklı senaryolar düzenleyip oynayarak, adaptasyon yeteneklerini geliştiriyorlar. Bu toplantılarda Reiki seansı almakta olan hastaların gelişmelerini takip eden formlar da inceleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siegel, her hastaya özel bir yaklaşım geliştirmek gerektiğine inanıyor. Birçoğunun hastalığı çok ileri durumda oluyor, kimileri ölümlerini bekliyorlar ve içinde yaşadıkları duruma farklı tepkiler geliştirmiş oluyorlar. Reiki kliniğinde ele alınan hastalıklar arasında kanser, ağrı, kronik vakalar, operasyon sonrası cerrahi müdahaleler ve gebelik de yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siegel "Hastanın oda
